Dolar/TL47,90
0.08%
Euro/TL55,55
0.31%
Gram Altın6.860,77
0.48%
BIST 10014.082,10
0.64%
Brent Petrol$88,62
0.11%
Gümüş/Ons$65,86
1.16%
Gedik Yatırım
Ekonomi

FÖŞ yazdı: 5 dakikada şipşak ekonomi

Atilla Yeşilada

Atilla Yeşilada

3 Ekim 2026

FÖŞ yazdı: 5 dakikada şipşak ekonomi

Ekonomistler hayatı diğer homo sapienslerden farklı yaşar. Kimileri için önemli bir hatıranın yıldönümü, kimileri için dolunay, Noel, mevsim dönüşleri hayat akışının dönüm noktalarını belirtir. Biz ekonomistler için ise veri. ABD tarım dışı istihdam, Avrupa Merkez Bankası toplantıları, TÜİK enflasyon dönüm noktalarıdır, çünkü geleceğe dair tahminlerimiz ve dolayısıyla dünya bakışımız yeniden şekillenir.

 

Bendeniz için ayın en zahmetli ama aynı zamanda en tatlı heyecanların yaşandığı günler ayın ilk haftasıdır. Türkiye’de İSO PMI, İTO enflasyon, BloombergHT tüketici güven endeksi ve TİM dış ticaret verileri bu dönemde açıklanır.

Bu ay da veriler dünyaya bakışımı değiştirdi, ama Türkiye ekonomisi hakkında temkinli-kaygılı duruşum sabit kaldı. Nedir bu duruş? Zayıf üretim, zayıf tüketim, iyice katılaşan enflasyon ve artık kaygı uyandıran dış açık. Gelin, birlikte 5 dakikada bu verilerle Türkiye ekonomisinin “şipşak” fotoğrafını çekelim.

 

Üretim: İSO – S&P Global imalat sanayi PMI uzun aylardır ekonomik aktivitede daralma/genişleme çizgisi olan 50’nin altında seyrediyor. Yılın ikinci çeyreğinde ortalama 47.5 seviyesinde oluşan endeks, üçüncü çeyrekte ortalama 47.9 oldu. Eylülde yeni siparişlerdeki düşüş Ağustos ayına kıyasla bir miktar belirginleşirken, uluslararası talepteki zayıflığa bağlı olarak yeni ihracat siparişleri de gerilemeye devam etti. Küresel koşullar yılın son çeyreğinde çok da iyiye gitmeyeceği için, bu endeksle ölçülen üretimde daralma beklerim.

Velakin, ben İSO – S&P Global PMI’dan çok MÜSİAD’ın yayınladığı hizmet sektörünü de kapsayan SAMEKS PMI’ı takip ederim. O endekse göre de sanayi üretimi daralıyor, fakat hizmetler sayesinde ekonomik aktivite zayıf da olsa genişliyor. TÜİK’in yayınladığı hizmet üretimi endeksi de pozitifte. Yine TÜİK’in yayınladığı ticaret, hizmetler ve inşaat sektörü beklenti anketleri ise aylardır çok dar bir bantta seyrederken, ileriye yönelik beklentilerde perakende haricinde kötüleşme var.

Özetle, Türkiye kapasitesinin çok altında üretim yapıyor, ciddi bir atıl kapasite var.

 

Ağustos istihdam verileri de bu çıkarımı destekliyor. Manşet işsizlik son yılların en düşük düzeyinde, ama geniş tanımlı işsizlik %30’un üstünde. İşte size atıl kapasitenin tanımı.

Üstelik, üretimdeki bu keyifsiz seyir, izlenen ekonomi politikaları veya dış konjonktürün aleyhimize seyretmesinden de kaynaklanıyor diyemem. Bence Reis’in şefkatle ve ihtimamla geliştirdiği rant ve talan ekonomisi modeli bünyede kalıcı hasar yarattı, tamir kolay değil.

Tüketim tarafında elimizde daha az sayıda veri denizi var. BloombergHT Eylül ilk taramasında, güven 8 puan kadar düşerken, içinde bulunduğumuz dönemin dayanıklı tüketim malları ile otomobil ve konut alımı için uygunluğunu ölçmeye çalışan Bloomberg HT Tüketim Eğilimi Endeksi ise %11.95 oranında azalarak 67.40 seviyesine indi.

 

TCMB’nin yayınladığı haftalık parasal gelişmeler raporuna göre, tüketici kredileri de 3 aydır yavaşlıyor. Ama bence iç talebin çok zayıf seyrettiğine dair en güçlü kanıt Eylül otomotiv satışları: 2026'nın Ocak-Eylül dönemine bakıldığında otomotiv pazarındaki genel küçülme tablosu netleşiyor. Yılın ilk 9 ayında toplam otomobil ve hafif ticari araç pazarı, geçen yılın aynı dönemine göre %13.39 daralarak 803 bin 465 adede geriledi.

 

Aslında, tüketim ve üretimin bu zayıf seyrinin dezenflasyon sürecine destek vermesi gerekir, ama vermiyor işte. İTO TÜFE aylık %2,11. Yıllık %35’ten %33,5’a gerilemiş, ama bu gerileme sayılmaz. Niye zayıf arz-talep enflasyonu düşürmüyor? Çünkü enflasyon büyük ölçüde bozuk beklentilerden kaynaklanıyor.

TCMB sektörel enflasyon anketlerine göre hanehalkının 12 ay sonrası için enflasyon beklentisi %45, iş dünyasının %32. Bu iki kesim aynı zamanda fiyatları da belirliyor. Tabii ki zararına iş yapmazlar. Piyasa hazmedebildiği sürece en az beklentileri kadar zam yapacaklar.

Ben bu satırları sabahın köründe yazıyorum, Eylül öncü dış ticaret verileri ilerleyen saatlerde yayınlanacak. Ama, Ağustos kesin verilerinin ortaya koyduğu manzaranın çok değişeceğini sanmıyorum. İç talep göstergesi olan çekirdek dengede iyileşme var, iç talep zayıf fakat manşet açık genişliyor. Finanse edilmesi gereken de manşet açık. İlerleyen günlerde ödemeler dengesi verileri açıklanınca, Eylül’de cari fazla verdiğimiz ortaya çıkacak. Ama, benim temel senaryom olan kış boyunca gıda ve yakıt fiyatlarının mevsim ortalamalarına göre yüksek seyrettiği bir dünyada, cari açık bu kış için değil, ama 2027 için sorun olmaya doğru ilerliyor.

 

Cari açık sorununun 2 boyutu var. Birincisi, finanse etmenin maliyeti her ay taksimetre gibi yükselirken, TCMB rezervleri de geriliyor. Niye geriliyor? Altın fiyatlarında gerileme önemli bir unsur, ama Fon Skandalı yüzünden swap pazarından ciddi ölçüde yabancı sıcak para kaçarken, yerleşikler de “neme lazım” anlayışıyla portföylerinde dövizin payını artırıyorlar.

 

TCMB havada karada seçim sonrasına kadar döviz kurunu arzu ettiği seviyede belirler, ama piyasanın sizinle ahenk içinde çalıştığı bir “rejimde” kur belirlemek kolay, hatta masrafsız; piyasanın sürekli döviz talep ettiği dönemde, hem faiz yüksek kalır, hem de para ve kredi politikası yanında sopa faktörünü de devreye sokarak en azından kurumların döviz talebini kısmaya çalışırsınız.

 

Bu vesileyle bağlayayım. Bence konsensusun tersine TCMB PPK’nın Ekim toplantısında faiz indirecek alanı yok. Eğer öyle bir hata yaparsa, dövize kaçış hızlanabilir.

Paylaş