FÖŞ yazdı: Ekonomi sieastada

Atilla Yeşilada
3 Ağustos 2026

Her ay başı, kimileri maaş alacağım diye sevinir, kimi kredi kartı taksidi ödeyeceğim diye hayıflanır. CHP’li belediye başkanları acaba sıra bizde mi diye uykusuz geceler geçirir. Biz ekonomistler ise sellelre beslenmiş coşkulu bir ırmak gibi gürleyen veri akımından Türkiye ekonomisinin nabzını tutmaya çalışırız. Bu makale meslektaşım Güldem Atabay’la birlikte kaleme aldığımız, abonlerimize gönderilen GADT Raporu’ndan alıntı.
Özetini vereyim: · Enflasyon %32’ye yerleşti, sittin-sene yerinden kımıldamaz · Ekonomik aktivitede daralma güç kaybetse de, sürüyor.
· Tüketici güven anketlerinin neyi ölçtüğüne emin değilim, ama Temmuz anketlerinin zıttına iç talebin zayıfladığı görüşündeyim.
· Temmuz dış ticaret açığı iyinin kötüsü, yani şu enerji meselesi, ama “idare edilebilir”. TCMB’de artan cari açığa karşın kuru istediği düzyede tutacak cephane ve bilgi birikimi var.
Şimdi gelelim, kritik verilerin analizine: Enflasyon Raporu: Sıfıra sıfır...
TÜİK Temmuz TÜFE beklentinin bir tık altında çıkarken, yıllık bazda hem TÜFE hem de Yİ-ÜFE çok cüzi oranda geriledi. Enflasyon %32'ye yerleşti kaldı. Buradan nereye gidiyoruz?
Enflasyon analizimizi takdim ederken, iki noktanın altını çizelim: • Ağaçlara takılıp ormanı gözden kaçırmayalım.
• Enflasyonu yalnız TÜİK ve İTO verileriyle değil, sektörel anketleri de kapsayacak şekilde inceleyelim.
• Temmuz'da manşet TÜFE'de marjinal bir iyileşme yaşanırken, alt kırılımlarda sadece difüzyon, yani dağılım endeksinin bir miktar iyileştiğini görüyoruz.
• Mal enflasyonunda belirgin yavaşlama var, ancak hizmetler neredeyse %40'a dayandı.
• Aşağıda inceleyeceğimiz İSO imalat sanayi endeksi detaylarına göre, girdi ve çıktı fiyatları hâlâ yükseliyor, ama çok zayıf bir tempoda.
• Tarihi ölçüde yüksek yağış ve ortalamanın üstünde mahsul haberlerine karşın, gıda alt kalemleri incelendiğinde işlenmemiş gıda fiyatları mayıs ve haziran aylarındaki gerilemenin ardından temmuzda %2,4 artış kaydederken, buradaki hızlanmada taze meyve ve sebze fiyatlarında görülen aylık %5,4'lük artış etkili oldu. İşlenmiş gıda fiyatlarındaki aylık yükseliş ise mayıs ayındaki %2,6 seviyesinden %1'e geriledi. Yıllık artışlar ise işlenmemiş gıdada %33,2'den %39,7'ye çıkarken, işlenmiş gıdada %37,5'ten %36'ya indi.
Veri ardından inceleme şansı bulduğumuz üç raporda yıl sonu TÜFE tahmini %30 civarında yoğunlaşıyor. Eğer jeopolitik görünüm faslında incelediğimiz Ukrayna ve Hürmüz savaşları kısa sürede sonlanıp enerji başta, hammadde ve yarı mamul fiyatları hızla gerilemezse, yılı %30 civarında kapatırız. 2027'de de enflasyonu düşürecek sertlikte bir ekonomik politika seti göremiyoruz. Eğer petrol yine 100 dolar/varile çıkarsa, TÜFE %35'i bulabilir.
Gerek TCMB, gerekse Koç Üniversitesi'nin düzenlediği hane halkı enflasyon beklentileri anketlerinde gelecek 12 ay için %45 gibi bir oranla karşılaşıyoruz. İç talep zayıf, eyvallah; fakat gelirini artıran ya da krediye erişebilen her ekonomik birim zam yapacak. Bu beklentiyi kıracak olay ne olabilir, bilmiyoruz.
Üretim anketleri: Temmuz da kayıp ay İSO & S&P Global imalat sanayi PMI A/A 47,1'den 47,7'ye yükseldi, yani daralma bölgesinde kaldı. İmalat sanayi 28 aydır daralma bölgesinde. Öyleyse ekonomi nasıl oluyor da %3 civarında bir yıllık tempoda genişliyor, bir muamma.
İmalat sanayi PMI anketinin detayları da umut verici olmaktan uzak: “Temmuz verileri, piyasa koşullarındaki zayıf seyre ve yavaşlayan yeni siparişlere bağlı olarak Türk imalat sektöründe zorlu koşulların sürdüğüne işaret etti. Buna bağlı olarak, firmalar üretim, istihdam ve satın alma faaliyetlerini azalttı.
Anket katılımcıları, yeni siparişlerdeki azalışı olumsuz piyasa koşullarına ve fiyat baskılarına bağladı. Orta Doğu'daki savaş, üçüncü çeyreğin başı itibarıyla uluslararası talebin de zayıflamasında etkili oldu”.
Maliye politikasının göreceli sıkı olduğu, politika veya fonlama faizinin en erken Eylül'e kadar düşmeyeceği bir gelecekte PMI'da artış beklemiyoruz.
Biz hizmetleri de kapsayan MÜSİAD-SAMEKS'e İSO PMI'dan daha fazla değer atfediyoruz. Temmuz ayında mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış SAMEKS Bileşik Endeksi, bir önceki aya göre 5,1 puan artarak 49,4 seviyesinde gerçekleşti; yani daralma devam ediyor. Hizmetler verisi sadece 48,3, ancak sanayide 53,5'le genişleme var.
Dış talep zayıf, içeride beyaz eşya, konut ve ikinci el oto satışları gibi kritik göstergelerde değişen oranlarda daralma var. Konut ve otoda reel fiyatların Y/Y belirgin şekilde gerilemesi talebi bir miktar destekliyor. Ancak, turizmin bu yıl geçen seneki randımanının biraz altında kalacağı teşhisi ve kredilerdeki daralma bize 3Ç'de de GSYH büyümesinin sıfıra yakın kalacağını anımsatıyor.
BloombergHT tüketici güven endeksi: İkna olmadık Bloomberg HT Tüketici Beklenti Endeksi bir önceki ayın nihai endeksine göre yüzde 7,09 oranında artarak 80,20 değerini aldı. Diğer taraftan, içinde bulunduğumuz dönemin dayanıklı tüketim malları ile otomobil ve konut alımı için uygunluğunu ölçmeye çalışan Bloomberg HT Tüketim Eğilimi Endeksi ise yüzde 2,62 oranında azalarak 71,57 seviyesine indi. Temmuz 2026 Tüketici Güven Endeksi, Haziran ayındaki 87,9 seviyesinden %2,2 artarak 89,8'e yükseldi.
Bu artışları hiç de ikna edici bulmadık. Hile şüphemiz yok, sadece metodolojik bir hata var diyoruz. Temmuz ayını kapsayan İstanbul Ekonomi Araştırmaları anketine göre AKP-MHP seçmeni bile ekonominin kötü durumda olduğunu ve önümüzdeki 12 ayda da iyileşmeyeceğini ifade ediyor. Bizce bu bulgu daha kıymetli. Ekonomiye güven çok zayıf, ancak enflasyon beklentileri çok yüksek ve katı kaldığı için, fiili reel faiz nominalden çok daha düşük. Dolayısıyla, geliri veya krediye erişebilen harcamaya devam edecek.
Dış ticaret verileri: İdare edilebilir Bu yılın Temmuz ayında dış ticaret açığı 7 milyar 368 milyon dolar; Ocak-Temmuz arasındaki dönemde 60 milyar 508 milyon dolar ve son 12 aylık yıllıklandırılmış dönemde ise 96 milyar 758 milyon dolar olarak izlendi.
İhracatın ithalatı karşılama oranı ise Temmuz ayında yüzde 77,7; Ocak-Temmuz döneminde yüzde 72,8 ve son 12 aylık yıllıklandırılmış dönemde yüzde 74,2 oranında gerçekleşti.
Dış ticaret açığı oldukça yüksek, ancak idare edilebilir. Güçlü TL politikasına rağmen, yıllık bazda ihracatın dünya ortalamasına yakın bir oran olan %3 civarında büyüdüğünü görüyoruz. Sorun ithalatta. Zayıf harcanabilir gelir görünümüne rağmen, ithalatın artması büyük ölçüde içeride üretim yapamayan ya da girdi fiyatlarını yüksek bulan sanayicilerin ucuz ithalata yöneldiğini düşünüyoruz.
TCMB aylık dolar/TL devalüasyon oranını %1,2'den %1,70'e yükseltti, ama bu marjinal ayarlama TL'nin hâlâ reel olarak değer kazandığını gösteriyor. Aylar ilerledikçe, devalüasyonun hızlanması ithalatı biraz gevşetebilir, ama ihracatta sorun rantiye ekonomisi, yüksek istihdam maliyetleri ve verimsizlik.
Yine de, elimizdeki geçen Perşembe itibarıyla 10 günlük veri, TCMB'nin anılan dönemde brüt FX rezervlerinde 8 milyar dolara yakın artış kaydettiğini gösteriyor. Hazine ve özel sektör dış borçlanmada çok rahat. Ukrayna ve Hürmüz krizleri daha da tırmanmadığı bir gelecekte cari açık rahatlıkla finanse ediliyor. Ama petrol yine $100/varili aşarsa, rezerv birikimi sezonunu kaybederiz. Rezervlerde olası gerileme, kurumsalların yanında bireyselleri de TL mevduattan FX'a kaymaya ikna edebilir.
Altını kalın çizgilerle çizelim; en kötü şok senaryolarında bile kur krizi beklemiyoruz. Ancak TCMB, sürekli makro ihtiyati tedbirlere yüklenerek kuru kontrol etmeye zorlanacak.
