Dolar/TL47,90
0.08%
Euro/TL55,55
0.31%
Gram Altın6.860,77
0.48%
BIST 10014.082,10
0.64%
Brent Petrol$88,62
0.11%
Gümüş/Ons$65,86
1.16%
KRİPTO

YZ çağının sessiz kazananı Bitcoin olabilir mi?

Jordi Visser'e göre YZ bolluk yaratırken Bitcoin dijital kıtlığı temsil edecek. Tokenizasyon ise kısa vadede Ethereum'u öne çıkarabilir.

10 Eylül 2026

YZ çağının sessiz kazananı Bitcoin olabilir mi?

Makro yatırımcı Jordi Visser’e göre yapay zekânın (YZ) üretkenliği ve ekonomik büyümeyi hızlandırdığı yeni dünyada yatırımcıların en fazla ihtiyaç duyacağı şey “üretilemeyen kıtlık” olacak. Visser, arzı sınırlı Bitcoin’in bu nedenle dijital ekonomide altının tarihsel rolünü üstlenebileceğini savunuyor. Ünlü yatırımcı önümüzdeki bir yılda ise tokenizasyon ve stablecoin büyümesinin Ethereum’u Bitcoin’den daha güçlü hale getirebileceği görüşünde.

Yapay zekânın ekonomide yarattığı dönüşüm yatırımcıları yalnızca teknoloji şirketlerinin geleceğini değil, paranın ve yatırım araçlarının geleceğini de yeniden düşünmeye zorluyor.

Makro yatırımcı Jordi Visser, bu dönüşümün uzun vadede en önemli kazananlarından birinin Bitcoin olabileceğini düşünüyor.

Visser’in temel argümanı oldukça basit: YZ giderek daha fazla mal, hizmet, yazılım ve bilgi üretebilir. Ancak yaratamayacağı şey gerçek kıtlık.

Bitcoin’in toplam arzının sınırlı olması, Visser’e göre kripto parayı YZ ekonomisinde benzersiz hale getiriyor.

YZ bolluk yaratırken Bitcoin kıtlık sunuyor

Visser, The Journeyman podcast’inde yaptığı değerlendirmede YZ’nin ekonomik büyümeyi hızlandırırken geleneksel iş modellerini de ciddi biçimde değiştireceğini söyledi.

Böyle bir dünyada yatırımcıların kolaylıkla çoğaltılamayan veya arzı artırılarak değeri sulandırılamayan varlıklara daha fazla ihtiyaç duyacağını savunuyor.

Visser’e göre Bitcoin tam olarak bu ihtiyacı karşılıyor.

Altın fiziksel ekonomide binlerce yıl boyunca sınırlı arzı nedeniyle değer saklama aracı olarak kullanıldı. Visser, Bitcoin’in dijital ekonomide benzer bir rol üstlenebileceğini düşünüyor.

Bu nedenle Bitcoin ile YZ dönüşümünü birbirinden bağımsız iki yatırım teması olarak görmüyor.

Aksine, YZ ekonomide ne kadar hızlı yayılırsa Bitcoin’in temsil ettiği dijital kıtlığın değerinin de o kadar belirgin hale gelebileceğini savunuyor.

Visser'in dev Bitcoin senaryosu

Visser’in uzun vadeli hesabı son derece iyimser varsayımlara dayanıyor.

Yatırımcı, gelecekte dijital varlık piyasasının toplam büyüklüğünün en az 100 trilyon dolara ulaşabileceğini düşünüyor.

Bitcoin’in bu piyasanın en az üçte birini oluşturacağını varsayıyor.

Bu senaryonun gerçekleşmesi Bitcoin için mevcut seviyelerin çok üzerinde bir piyasa değerine işaret eder.

Ancak burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor: 100 trilyon dolarlık dijital varlık piyasası Visser’in uzun vadeli öngörüsü, gerçekleşmiş veya üzerinde piyasa uzlaşısı bulunan bir tahmin değil.

Visser’in Bitcoin konusundaki kişisel pozisyonu da görüşünün ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor. Yatırımcı bugüne kadar sahip olduğu Bitcoin'lerden hiçbirini satmadığını ve satmayı düşünmediğini söylüyor.

Kısa vadede Ethereum Bitcoin'i geçebilir

İlginç biçimde Visser'in uzun vadeli favorisi Bitcoin olsa da önümüzdeki yaklaşık bir yıllık dönemde Ethereum'un Bitcoin'den daha iyi performans gösterebileceğini düşünüyor.

Bunun arkasındaki temel tema ise tokenizasyon.

Tahvillerin, hisse senetlerinin ve diğer gerçek dünya varlıklarının blokzincir üzerinde temsil edilmesi finans sektörünün giderek daha fazla ilgisini çekiyor.

Stablecoin kullanımının büyümesi de aynı altyapıya yönelik talebi artırıyor.

Visser, Ethereum'u bu açıdan yalnızca bir kripto para olarak değil, blokzincir üzerindeki hesaplama talebine bağlı bir emtia benzeri varlık olarak değerlendiriyor.

Ethereum ağının yıllar içinde oluşturduğu güven ve altyapının, geleneksel bankalar ve finans kuruluşları blokzincir teknolojisine girdikçe önemli bir avantaj yaratabileceğini düşünüyor.

Dolayısıyla Visser'in portföy yaklaşımında iki farklı tez bulunuyor:

Bitcoin uzun vadeli dijital kıtlık yatırımı olurken Ethereum finansal sistemin tokenizasyonundan daha doğrudan yararlanabilecek altyapı yatırımı olarak öne çıkıyor.

Visser ayrıca gizlilik teması nedeniyle Zcash pozisyonu taşıdığını da belirtiyor.

Tokenizasyon yeni küresel yarış olabilir

Visser’in analizindeki belki de Bitcoin kadar önemli ikinci tema tokenizasyon.

Ünlü yatırımcı, finansal varlıkların blokzincir üzerine taşınmasının ülkeler arasında YZ kadar önemli bir rekabet alanına dönüşebileceğini düşünüyor.

Bu görüşe göre tahviller, hisse senetleri ve diğer gerçek dünya varlıklarının tokenizasyonunda geride kalan ülkelerin sermaye piyasaları zaman içinde rakiplerine kıyasla daha düşük likiditeyle karşı karşıya kalabilir.

Tokenizasyonun temel avantajlarından biri finansal varlıkların transferini ve işlem süreçlerini hızlandırma potansiyeli.

Visser, bu dönüşüm yaygınlaştıkça sermayenin dolaşım hızının önemli ölçüde artabileceğini düşünüyor.

Başka bir ifadeyle blokzincir teknolojisinin asıl ekonomik etkisi yalnızca yeni kripto paralar yaratmak olmayabilir.

Mevcut finansal varlıkların işlem gördüğü altyapının kendisi değişebilir.

Tahvil faizlerindeki yükseliş Visser'i korkutmuyor

Küresel piyasalarda son dönemde uzun vadeli tahvil faizlerindeki yükseliş önemli bir endişe kaynağı.

Ancak Visser bu hareketi sistemik bir kriz işareti olarak değerlendirmiyor.

Uzun vadeli ABD Hazine tahvillerini izleyen borsa yatırım fonlarının yılbaşından bu yana kayıplarının yaklaşık yüzde 3 ile sınırlı kaldığına dikkat çekiyor.

Visser'e göre yüksek tahvil faizleri yalnızca enflasyon veya mali kriz beklentisinin sonucu değil.

Güçlü nominal GSYH büyümesi, şirketlerin yüksek kâr marjları ve YZ kaynaklı üretkenlik artışının ilk aşamaları da faizlerin yüksek seyretmesine katkıda bulunuyor olabilir.

Bu nedenle tahvil piyasasındaki hareketi yaklaşan sistemik çöküşün habercisi olarak görmek yerine, daha yüksek nominal büyümenin bir yansıması olarak yorumluyor.

YZ ile kripto aslında aynı hikâyenin parçaları mı?

Visser'in yaklaşımının en ilginç yanı YZ ve kripto para piyasalarını iki ayrı yatırım hikâyesi olarak değerlendirmemesi.

Onun senaryosunda YZ ekonomide bolluk, Bitcoin ise kıtlık yaratıyor.

Tokenizasyon ise bu iki dünyanın finansal altyapıyla birleşmesini sağlıyor.

Eğer YZ üretkenliği önemli ölçüde artırır ve dijital ekonomi küresel ekonomik faaliyetin daha büyük bölümünü oluşturmaya başlarsa, yatırımcıların dijital ortamda kıtlığı temsil eden varlıklara olan talebi de artabilir.

Bitcoin tezinin temelinde bu düşünce yatıyor.

Ethereum tarafındaki tez ise farklı.

Burada değer önerisi kıtlıktan çok, giderek daha fazla finansal işlemin blokzincir üzerinde gerçekleşmesi halinde ortaya çıkabilecek ağ ve hesaplama talebine dayanıyor.

Sonuç: Çok güçlü bir tez, çok büyük varsayımlar

Visser'in senaryosu Bitcoin açısından son derece iyimser.

Dijital varlık piyasasının 100 trilyon dolara ulaşması ve Bitcoin'in bunun en az üçte birini kontrol etmesi, küresel finansal sistemin bugünkünden çok daha fazla blokzincir tabanlı hale gelmesini gerektiriyor.

Bunun gerçekleşeceğinin hiçbir garantisi yok.

Ancak Visser'in ortaya koyduğu daha geniş soru yatırımcılar açısından dikkate değer:

YZ'nin üretim maliyetlerini düşürdüğü, bilgi ve dijital içeriği neredeyse sınırsız hale getirdiği bir ekonomide gerçek kıtlığın değeri artar mı?

Eğer cevap evetse Bitcoin'in sabit arzı önemli bir yatırım teması haline gelebilir.

Buna paralel olarak finansal varlıkların tokenizasyonu hızlanırsa Ethereum gibi blokzincir altyapıları da dönüşümün başka bir ayağından faydalanabilir.

Bu açıdan Visser’in tezi “YZ mi, Bitcoin mi?” sorusuna dayanmıyor.

Tam tersine:

YZ ne kadar başarılı olursa, dijital kıtlığı temsil eden Bitcoin'e duyulan ihtiyaç da o kadar artabilir.

Benzinga

Piyasalarda yalnız değilsiniz

Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.

Uzman Desteğine Göz Atın
Paylaş