Dolar/TL47,90
0.08%
Euro/TL55,55
0.30%
Gram Altın6.861,87
0.50%
BIST 10014.113,96
0.41%
Brent Petrol$89,12
0.68%
Gümüş/Ons$65,78
1.03%
Türkiye Siyaset Haber Analiz

Yavuz Baydar Yazdı: Türkiye Siyaseti 2026/Anket Çöplüğü ve "Akıntı Medyası"; Bilgi Kirliliğine Karşı Ne Yapılmalı?

Anketçilik de habercilik de ciddiyet isteyen mesleklerdir. Çürümenin parçası oldukları ölçüde halkı yanıltır, seçmeni canından bezdirir, ülkenin geleceğini karartırlar...

16 Ağustos 2026

Yavuz Baydar Yazdı: Türkiye Siyaseti 2026/Anket Çöplüğü ve "Akıntı Medyası"; Bilgi Kirliliğine Karşı Ne Yapılmalı?

Türkiye’de siyaset ne denli —negatif anlamda— döngüsel ise, siyaset haberciliğinin de ondan aşağı kalır yeri yok. Hele günümüzde, önemli bir yanı iyice çürümüş olan, öte yanda kendisini “muhalif” diye konumlayan (ama aslında partizanlaşmış olan) medyanın, kokuşmuş siyaset izlemesi iyice marazi bir hal aldı.

Çok az istisna dışında, tipik bir bileşik kaplar olgusu ile karşı karşıyayız.

Bunun en tipik —ve döngüsel— örneğini kamuoyu anketlerinde görmekteyiz. Son dönemde, özellikle CHP’den kopanların kurduğu Yeni Parti’nin siyasi alana girmesiyle ve öte yanda AKP’nin 25. yıldönümü vesilesiyle anketler üstüste yığılmaya başladı. Seçim gündemde olmadığı halde, medyada yeniden bir hezeyan ve kutuplaşma dalgası yükselişe geçti.

Hastalığın iki belirtisi dikkat çekici. Anket enflasyonu içinde bir kesimde Yeni Parti 5 ila 10 puan farkla AKP’nin önünde görünürken, diğer kesimde tersi söz konusu: AKP 5 ila 10 puan önde. Birbiriyle böyle kavga eden anketlerin boy gösterdiği bir ortamda güvenilirliğin dibe vurduğunu söylemek abartı sayılmaz.

Aynı hata da tam gaz devam etmekte: Bir siyasi partinin “bizdeki veriler” diye paylaştığı ayrıntılarda “haber değeri” görülüyor ve bunlar yayınlanıyor!

Oysa, malum, “Kimse ayranım ekşi demez.” Siz herhangi bir ülkede bir siyasi partinin “bizdeki anketlere göre ötekilerden kötü dürümdayız” dediğini duydunuz mu? Dolayısıyla, bu tür, partilerden kaynaklanan veriler haber değeri açısından çöptür, yayınlanmaz.

Bu arada, “only in Turkey” dedirten yeni bir duruma da tanıklık ettik. Son Temmuz bulgularını paylaşan Metropoll, araştırma tam da Yeni Parti’nin kuruluş ilanına denk geldiği için, doğrusunu yaparak, tercih tablosunu kararrız ve protesto oranını (% 22.7) vererek, ve bu yüksek oranı dağıtmadan paylaştı.

Ama bu, Yeni Parti yandaşı veya fanatik AKP karşıtı olan birileri tarafından alınıp, —muhtemelen Yapay Zeka aracılığıyla— dağıtıldığı için, aniden kendimizi “tamam işte Yeni Parti % 40’a vurdu!” furyasının ortasında bulduk. Tam da Türkiye’ye özgü bir işgüzarlık, kurnazlık ve ahlaksızlık gösterisi... Daha da ileri gidersek, Özgür Özel ve kurucu ekibin önündeki riskleri de (fezlekeler, gözaltı konusu) katlamaktaydı.

Metropoll bu yüzden bir yazılı açıklama yapma gereği duydu.

Ülkede anket meselesi tamamen çığrından çıkmış durumda. Her gün, adı sanı duyulmamış bazı isimler, uzun süredir şeffaflığa uymayan ve rastgele sonuç yayınlayan anketçilere katılmakta ve bağımsız gözlemciler için analiz yapmak bulanık suda balık avlamaktan beter.

Türkiye dış dünyada da epeydir gözden çıkarıldığı, haber değerini büyük ölçüde kaybettiği için ne saygın uluslararası bir anket kuruluşu devreye giriyor, ne de herhangi bir küresel finans kuruluşu.

Ortalık bilgi kirliliği yayan, çöp niteliğindeki yerli ve milli anketçilerin (birkaç ciddi istisna dışında) istilası altında. Ve korkarım FB-GS derbilerinde yaşanana benzer bir takım tutma fanatizmi, parti holiganizmi, siyaseti rehin tutmaya devam edecek.

Tek olumlu işaret, kararsız/protesto kategorisindeki seçmenin bu manipülasyona kanmayarak oranını % 20-33 arasında tutmayı sürdürmesi. Anket şirketlerinin çoğu, bu yüksek oranları saklayarak ve bilimselliğe aykırı şekilde dağılım yaparak medyayla paylaşsa da, medyadaki (her iki taraftaki) heveskarlar bunların üzerine atlasa da, konu belli: Seçmenin dörtte biri ile üçte biri mevcut siyasi kokuşmuşluk tablosundan tiksinti halinde, bezgin ve güvensiz.

Faydası olmayacak ama, ben yine de, bu konuda önemli bir uyarı niteliğinde birkaç yıl önce Diken’de yayınlanmış yazıdan bazı parçaları paylaşayım. Makalenin yazarı, ABD Kamuoyu Araştırmaları Derneği’nde “Anketlerin İtibarsızlaştırılmasını İnceleme ve Güvenilirlik Algısı Komitesi” üyesi Ozan Kuru.

Şu saptama ve uyarıları, yol gösterici:

  • Her anket bilimsel değildir. Sunulan sonuçların bilimsel güvenirliliği anketten ankete farklılık gösterir. Birçok şirketin ve bir sürü anketin bulunduğu bir pazarda bazı anketlerin iyi bazılarının düşük kalitede olması diğer ülkelerde de olan bir durum. Bu noktada çeşitli siyasi partilerin anketlerinin ve şirketler tarafından yapılan bilimsel metodu zayıf anketlerin seçmen davranışını etkilemek için medya ile paylaşılması da önemli bir sorun olarak karşımıza çıkıyor.

  • İster siyasal bir amaçla yapılan stratejik anket olsun ister bilimsel anket olsun, anketlerin yapılış sürecine dair bilimsel ve istatistiki detayların kamuoyuyla paylaşılması gerekir. Çünkü, anketlerin sağladığı sonuçların güvenilirliği bilimsel ve kabul gören standartlara sahip metotlarla yapılmış olmalarına bağlı.

  • İlk sorun ne kadar anket yapıldığına dair kamuoyunda açık net bir bilgi kaynağının olmaması. Çoğu siyasi parti anket şirketlerine kendilerine özel anket yaptırıyor ama medyayla hepsini paylaşmıyor. Siyasi eğilimi güçlü olan medya kanalları da aynı şekilde sadece sonuçlarını beğendikleri anketleri paylaşma eğiliminde.

  • Daha büyük sorun ise siyasi partiler ve anket şirketlerince açıklanan anket sonuçlarının bilimsel detayları şeffaflıktan uzak bir şekilde medya ve kamuoyu ile yeterince ve düzenli olarak paylaşılmaması.

Peki, anketçiler ve sonuçları haberleştiren medya için temel kriterler ne olmalı?

Yazıda “şu detaylar anket haberlerinde düzenli olarak bulunmalıdır” başlığı altında öne çıkanlar şöyle:

Anketin uygulandığı vatandaşlar nasıl seçilmiş? Bilimsel rastgele örnekleme metotları uygulanmış mı? Anket ne zaman uygulanmış? Ankete kişiler telefonla mı adrese göre mi yoksa internette mi seçilmiş? Ankete kaç kişi cevap vermiş? Temas kurulan insan sayısıyla cevap veren insan sayısı arasındaki oran nedir?

Sorular tam olarak nasıl sorulmuş? Hangi cevap seçenekleri verilmiş? Kelime seçimleri net ve objektif mi yoksa yönlendirici bir durum var mı? Anket sonuçlarının hepsi açıklanmış mı? Verilen anket sonuçlarının istatistiki hata payları nelerdir? Sonuçlar doğru şekilde aktarılmış mı?

Sonuçların hesaplanmasında ne gibi istatistiki analizler yapılmış? Seçmen demografisine ve rastgele örnekleme metotları prensiplerine göre ağırlıklama hesapları nasıl yapılmış? Kararsız şeklindeki cevaplar analizde nasıl değerlendirilmiş?

Ve öneriler:

Anket detayları genel okuyucunun anlayabileceği basitlikte bilimsel terimlerin az kullanıldığı şekilde verilmeli. Daha detaylı bilgilerin bulunduğu anket şirketlerinin web sitelerine link verilebilir, okuyucular yönlendirilebilir.

Sadece bilgiyi sağlamak yetmez, açıklamak da gerekir. Özellikle internet ortamındaki haberlerde, bazı bilimsel terim ve kavramlar basit şekilde bilgi kutucuklarında ve okuyucuyla daha fazla etkileşime giren grafiklerle açıklanmalı.

Haberlerde diğer anket sonuçları ve anket ortalamaları da okuyucularla paylaşılarak sonuçlar arasında karşılaştırma yapılması anketlerin eleştirel şekilde ele alınmasını da arttıracaktır.

Fakat anketlerin bilimsel detaylarının düzenli şekilde paylaşılmadığı bir ortamda anket ortalamaları da pek işe yaramaz. Eğer ortalamaya dahil edilen anketlerin bilimselliğinde sistematik bir sorun varsa onların ortalaması da bize yanıltıcı sonuçlar sunacaktır.

Haberciler anketin güvenirliğini ve kalitesini değerlendirmesi için analist, anketçi ve akademisyen gibi uzmanların görüşlerine haberlerinde yer vermeli. Televizyonda anketlerin incelendiği analiz ve tartışma programlarında hem anket şirketlerinden kişiler hem bağımsız akademisyenler arasından uzmanlar bulunmalı ve anket kalitesine de odaklanılmalı.

Umudum çok az, ama bu alıntıları, en azından not düşmek için buraya aldım. Anketçilik de habercilik de ciddiyet isteyen mesleklerdir. Çürümenin parçası oldukları ölçüde halkı yanıltır, seçmeni bezdirir, ülkenin geleceğini karartırlar.

Bunun açık örneğini 2023 genel seçimleri sırasında yaşamadık mı?

Yavuz BAYDAR