Dolar/TL47,90
0.08%
Euro/TL55,55
0.31%
Gram Altın6.860,77
0.48%
BIST 10014.082,10
0.64%
Brent Petrol$88,62
0.11%
Gümüş/Ons$65,86
1.16%
Gedik Yatırım
Dünya Ekonomisi

Yapay zekâ balonu patlarsa küresel finans krizi çıkar mı? Uzmanlardan 2008 uyarısı

Yapay zekâ balonu patlarsa 2008 benzeri küresel finans krizi yaşanır mı? Yeni rapor, döngüsel finansman, özel kredi ve teknoloji şirketlerinin borçlarına dikkat çekiyor.

23 Ekim 2026

Yapay zekâ balonu patlarsa küresel finans krizi çıkar mı? Uzmanlardan 2008 uyarısı

ABD'de teknoloji hisselerinde yaşanan sert satışlar, yapay zekâ yatırımlarının finansal sistem açısından yarattığı riskleri yeniden gündeme taşıdı. Open Markets Institute ve Americans for Financial Reform Education Fund tarafından yayımlanan rapor, yapay zekâ şirketlerinin giderek büyüyen borçları, karmaşık finansman ilişkileri ve şeffaflık eksikliğinin yeni bir finansal krize zemin hazırlayabileceği uyarısında bulunuyor. Ancak yapay zekâ hisselerindeki sert düşüşün otomatik olarak 2008 benzeri bir küresel krize dönüşeceğini söylemek için henüz yeterli kanıt bulunmuyor.

Yapay zekâ yatırımlarının finansmanı alarm veriyor

Küresel hisse senedi piyasalarında yapay zekâ ve teknoloji şirketlerinin öncülüğünde yaşanan satış dalgası, finansal sistemin dayanıklılığına ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirdi.

Open Markets Institute ve Americans for Financial Reform Education Fund tarafından hazırlanan Brace for Impact: Protecting People and the Economy When the AI Bubble Bursts başlıklı rapor, yapay zekâ sektöründeki finansal risklerin yalnızca teknoloji şirketleriyle sınırlı kalmayabileceğini savunuyor.

Rapora göre Alphabet, Amazon, Anthropic, Meta, Microsoft, OpenAI, Oracle ve SpaceX gibi şirketlerin yapay zekâ altyapısına yönelik devasa yatırımları, sektörün finansman ihtiyacını hızla artırıyor.

Veri merkezleri, gelişmiş yarı iletkenler, enerji altyapısı ve yapay zekâ modellerinin işletilmesi için trilyonlarca dolarlık kaynak ayrılıyor.

Ancak raporun temel iddiası, bu harcamaları karşılayacak gelirlerin aynı hızda oluşmadığı.

Araştırmacılar, yatırım harcamaları ile elde edilen gelirler arasındaki farkın giderek daha karmaşık ve riskli finansman yöntemleriyle kapatılmaya çalışıldığını ileri sürüyor.

Raporda üç büyük tehlikeye dikkat çekiliyor

Araştırmanın yazarları Matthew Scherer ve Maya Jenkins, yapay zekâ sektöründeki finansal kırılganlıkların üç temel alanda yoğunlaştığını belirtiyor.

Birincisi, döngüsel finansman ilişkileri.

Yapay zekâ ekosisteminde bazı şirketler, hem başka şirketlere yatırım yapıyor hem de yatırım yaptıkları şirketlerin müşterisi veya tedarikçisi olarak faaliyet gösteriyor.

Bu tür ilişkiler, sermayenin şirketler arasında dolaşmasına ve sektörün gerçek gelir yaratma kapasitesinin değerlendirilmesinin zorlaşmasına neden olabiliyor.

Rapora göre döngüsel finansman düzenlemeleri, yatırımcıların sektörün gerçek ekonomik performansını olduğundan güçlü algılaması riskini taşıyor.

İkincisi, büyüyen ve yeterince şeffaf olmayan borç yükü.

Veri merkezi yatırımlarının önemli bir bölümü borçlanmayla finanse ediliyor.

Özel kredi fonları, altyapı yatırımcıları ve çeşitli finans kuruluşları bu yatırımlara kaynak sağlıyor.

Ancak borçların hangi kurumların bilançolarında toplandığı ve olası zararların finansal sistem içinde nasıl dağılacağı her zaman açık biçimde görülemiyor.

Üçüncüsü, finansal risklerin giderek daha fazla birbirine bağlanması.

Yapay zekâ şirketleri, teknoloji altyapısı sağlayıcıları, özel kredi fonları, bankalar ve kurumsal yatırımcılar arasındaki ilişkiler güçlendikçe bir şirketin ödeme güçlüğü daha geniş bir finansal zinciri etkileyebilir.

Rapor, bu bağlantıların ciddi bir piyasa düzeltmesi sırasında finansal istikrarsızlığı artırabileceği uyarısında bulunuyor.

Fitch ve IMF de yapay zekâ risklerine dikkat çekiyor

Raporda, yapay zekâ sektörüne ilişkin uyarı işaretlerinin şimdiden ortaya çıkmaya başladığı savunuluyor.

Kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings'in yapay zekâ hisselerinde yaşanabilecek sert bir düzeltmenin ABD ekonomisini resesyona sürükleyebileceği uyarısına yer veriliyor.

Uluslararası Para Fonu'nun (IMF) da yapay zekâ kaynaklı bir piyasa düzeltmesini finansal istikrar açısından önemli riskler arasında değerlendirdiği belirtiliyor.

Raporda ayrıca OpenAI'ın yıllıklandırılmış gelirine ilişkin açıklanan rakamın, kısa süre önce yaygın biçimde aktarılan bir tahminin 20 milyar dolar altında kaldığına dikkat çekiliyor.

Nvidia ve Blackstone tarafından desteklenen Firmus Technologies'in Avustralya'da planladığı halka arzdan vazgeçmesi de yatırımcıların değerlemeler ve şirketlerin iş modelleri konusunda daha seçici hale geldiğinin örneklerinden biri olarak gösteriliyor.

Bu gelişmeler, yapay zekâ sektöründeki büyüme beklentileri ile şirketlerin mevcut finansal performansları arasındaki farkın giderek daha fazla sorgulandığına işaret ediyor.

“Balon patlarsa bedelini yalnızca milyarderler ödemeyecek”

Open Markets Institute araştırmacısı Matthew Scherer, Silikon Vadisi ve Wall Street'in yapay zekâ üzerine son derece büyük finansal bahisler yaptığını belirtti.

Scherer'e göre şirketler, yatırım harcamalarını sürdürebilmek için giderek daha riskli finansman yöntemlerine başvuruyor.

Araştırmacı, olası bir yapay zekâ krizinin yalnızca teknoloji şirketlerinin hissedarlarını etkilemeyeceği görüşünde.

Hisse senedi fiyatlarındaki büyük kayıplar, çalışanların emeklilik birikimlerini azaltabilir, şirketlerin istihdam kararlarını olumsuz etkileyebilir ve yerel ekonomilerde ciddi sonuçlar doğurabilir.

Americans for Financial Reform Education Fund analisti Maya Jenkins ise döngüsel finansman, şeffaf olmayan borçlanma ve muhasebe uygulamalarının finansal kırılganlığı artırdığını savundu.

Jenkins, Trump yönetiminin finansal düzenlemeleri gevşetmesinin riskleri büyüttüğünü ileri sürdü.

Raporun yazarları, olası bir kriz durumunda kamu kaynaklarının yapay zekâ şirketlerini veya onları finanse eden kuruluşları kurtarmak için kullanılmaması gerektiğini de savunuyor.

2008 küresel finans krizi tekrarlanabilir mi?

Raporda dile getirilen riskler ciddi olmakla birlikte, yapay zekâ hisselerindeki sert satışların 2008 benzeri bir küresel finans krizine dönüşmesi kaçınılmaz değil.

Bu sorunun yanıtı için iki farklı gelişmeyi birbirinden ayırmak gerekiyor:

  • Hisse senedi piyasasında aşırı değerlemelerin düzeltilmesi.

  • Finansal kuruluşların ödeme gücünü tehdit eden sistemik bir kredi krizinin ortaya çıkması.

Birinci durum, yatırımcıların büyük zararlar yaşamasına ve ekonomik büyümenin yavaşlamasına neden olabilir.

İkinci durum ise bankaların ve diğer finansal kuruluşların birbirlerine güvenini kaybetmesi, kredi piyasalarının donması ve ödeme sistemlerinin aksaması gibi çok daha ağır sonuçlar doğurabilir.

2008 krizinin temelinde konut kredileri, bu kredilere dayalı menkul kıymetler ve finans kuruluşları arasındaki karmaşık borç ilişkileri bulunuyordu.

Yapay zekâ kaynaklı mevcut riskler ise öncelikle teknoloji hisselerinin değerlemelerinde, veri merkezi yatırımlarında ve bu yatırımları finanse eden şirketlerin borçlarında yoğunlaşıyor.

Bu fark, olası bir yapay zekâ krizinin etkilerini değerlendirirken büyük önem taşıyor.

2000 yılındaki teknoloji balonu önemli bir örnek

Yapay zekâ hisselerindeki olası bir çöküşü değerlendirirken 2000 yılında patlayan internet balonu da dikkate alınmalı.

O dönemde teknoloji şirketlerinin piyasa değerlerinde trilyonlarca dolarlık kayıp yaşandı.

Birçok şirket iflas etti, yatırımlar durdu ve ABD ekonomisi resesyona girdi.

Ancak teknoloji hisselerindeki çöküş, 2008'deki gibi küresel bankacılık sisteminin genelinde bir ödeme gücü krizine dönüşmedi.

Bunun temel nedenlerinden biri, teknoloji şirketlerinin zararlarının bankacılık sisteminde aynı ölçekte ve aynı yapıda birikmemiş olmasıydı.

Bugün de büyük bankaların sermaye tamponları, 2008 öncesindeki döneme kıyasla genel olarak daha güçlü.

Dolayısıyla teknoloji hisselerindeki büyük değer kayıpları tek başına küresel bankacılık sisteminin çökeceği anlamına gelmiyor.

Bununla birlikte yapay zekâ yatırımlarının giderek daha fazla borçlanmayla finanse edilmesi, mevcut dönemi 2000 yılındaki teknoloji balonundan farklılaştırabilecek önemli bir unsur.

Asıl tehlike özel kredi piyasasında olabilir

Yapay zekâ yatırımlarından kaynaklanabilecek sistemik risklerin en önemli aktarım kanallarından biri özel kredi piyasası.

Büyük teknoloji şirketleri ve altyapı yatırımcıları, veri merkezleri, gelişmiş işlemciler ve enerji tesisleri için yüz milyarlarca dolarlık borçlanmaya başvuruyor.

Bu yatırımların finansal sürdürülebilirliği, yapay zekâ hizmetlerinden elde edilecek gelirlerin önümüzdeki yıllarda hızla artacağı varsayımına dayanıyor.

Ancak gelir artışı beklentilerin altında kalırsa borçların geri ödenmesi zorlaşabilir.

Böyle bir durumda ilk baskı, büyük teknoloji şirketlerinden ziyade belirli veri merkezi projelerine ve yapay zekâ altyapısına yoğunlaşmış finansman kuruluşlarında görülebilir.

Şirket tahvillerinin risk primleri yükselirken bazı altyapı şirketleri yeniden finansman güçlüğü yaşayabilir.

Özel kredi fonlarında yatırımcıların para çekme taleplerinin artması veya likidite kısıtlamalarının gündeme gelmesi, sorunun daha geniş finansal piyasalara yayılmasına neden olabilir.

Bu nedenle yapay zekâ sektöründeki asıl sistemik risk, hisse senedi fiyatlarının düşmesinden çok borçların geri ödenememesi ve zararların finansal kuruluşlar arasında yayılmasıdır.

Algoritmik işlemler satış dalgasını büyütebilir

Modern finans piyasalarında otomatik işlem sistemlerinin ağırlığı da önemli bir risk unsuru.

Trend takip eden fonlar, risk dengesi stratejileri ve algoritmik yatırım modelleri, piyasalardaki sert fiyat hareketlerine otomatik olarak tepki verebiliyor.

Hisse senetlerinde büyük düşüşler yaşandığında bu sistemler pozisyonlarını azaltabiliyor.

Teminat tamamlama çağrıları ve zorunlu satışlar da farklı varlık sınıflarında eş zamanlı fiyat düşüşlerine yol açabiliyor.

Bu mekanizma, kısa süreli likidite sıkışıklıkları ve aşırı oynaklık yaratabilir.

Ancak algoritmik satışların hızlanması ile finansal kuruluşların ödeme gücünü kaybetmesi aynı şey değil.

Piyasadaki sert fiyat hareketlerinin kalıcı bir kredi krizine dönüşüp dönüşmediği, borçluların ödeme kapasitesine ve finans kuruluşlarının zararları karşılayabilme gücüne bağlı olacak.

ABD tahvil faizlerindeki düşüş ne anlatıyor?

Son piyasa hareketlerinin dikkat çekici özelliklerinden biri, teknoloji hisselerinde sert satışlar yaşanırken ABD Hazine tahvillerine talebin artması.

Yatırımcıların güvenli liman arayışıyla ABD devlet tahvillerine yönelmesi, tahvil fiyatlarını yükseltirken getirileri aşağı çekiyor.

Bu hareket, klasik bir riskten kaçış davranışına işaret ediyor.

ABD Hazine tahvillerine yönelik güçlü talep, finansal sistemin temel güvenli liman mekanizmasının çalışmaya devam ettiğini gösteriyor.

Bu durum, henüz genel bir kredi piyasası donması yaşandığına ilişkin güçlü bir kanıt bulunmadığı görüşünü destekliyor.

Ancak tahvil faizlerinin düşmesi, finansal sistemde hiçbir sorun olmadığı anlamına da gelmiyor.

Özellikle özel kredi piyasalarında ve yapay zekâ altyapısını finanse eden şirketlerde yaşanabilecek gelişmelerin ayrıca izlenmesi gerekiyor.

Küresel kriz riskini değerlendirmek için hangi göstergelere bakılmalı?

Yapay zekâ kaynaklı bir piyasa düzeltmesinin sistemik krize dönüşüp dönüşmediğini anlamak için üç gösterge özellikle önem taşıyor.

1. Şirket tahvillerinin risk primleri

Teknoloji ve telekomünikasyon şirketlerinin yüksek getirili tahvillerinde risk primlerinin hızla yükselmesi, yatırımcıların kredi geri ödeme kapasitesine ilişkin endişelerinin arttığını gösterebilir.

2. Özel kredi fonlarının likiditesi

Yapay zekâ altyapısı ve veri merkezi projelerine kredi sağlayan fonlarda para çekme kısıtlamaları veya ciddi likidite sorunları ortaya çıkması, finansal bulaşma riskinin arttığına işaret edebilir.

3. Fed ve merkez bankalarının tepkisi

Fed'in faiz politikası, repo piyasasına ilişkin uygulamaları ve likidite koşullarına yönelik açıklamaları, finansal piyasalardaki riskten kaçışın düzenli biçimde devam edip etmeyeceğini belirleyecek.

Bu göstergelerde eş zamanlı bozulma yaşanması, hisse senedi piyasasındaki düzeltmenin daha geniş bir kredi krizine dönüşebileceğine ilişkin uyarı niteliği taşıyacak.

Rapordan politika yapıcılara çağrı: Şeffaflık artırılmalı

Open Markets Institute ve Americans for Financial Reform Education Fund, olası bir yapay zekâ krizinin ekonomik etkilerini azaltmak için düzenleyici kurumlara bir dizi öneride bulunuyor.

Bunların başında yapay zekâ ekosistemindeki finansman ilişkilerinin daha şeffaf hale getirilmesi geliyor.

Araştırmacılar, şirketlerin borç yüklerinin ve karşılıklı finansal bağlantılarının daha açık biçimde raporlanmasını istiyor.

Muhasebe uygulamalarındaki boşlukların kapatılması, yanıltıcı finansal işlemlerin önlenmesi ve yapay zekâ yatırımlarını finanse eden kuruluşların daha sıkı denetlenmesi de öneriler arasında.

Rapor ayrıca olası bir çöküşte kamu kaynaklarının riskli yatırım kararları alan şirketleri kurtarmak için kullanılmaması gerektiğini savunuyor.

Bu öneriler, 2008 küresel finans krizinin ardından gündeme gelen finansal düzenleme tartışmalarını yeniden hatırlatıyor.

ANALİZ: Yapay zekâ balonu patlayabilir, ancak 2008'in tekrarı kaçınılmaz değil

Yapay zekâ sektöründe son yıllarda yaşanan yatırım patlaması, küresel ekonominin en önemli büyüme kaynaklarından biri haline geldi.

Ancak bu yatırımların sürdürülebilirliği konusunda giderek daha fazla soru işareti oluşuyor.

Şirketlerin veri merkezlerine, işlemcilere ve enerji altyapısına ayırdığı kaynaklar hızla artarken yapay zekâ uygulamalarından elde edilen gelirlerin bu harcamaları ne ölçüde karşılayacağı belirsizliğini koruyor.

Bu durum, teknoloji hisselerinde ciddi bir değerleme düzeltmesini mümkün kılıyor.

Daha önemli soru ise söz konusu düzeltmenin finansal sisteme nasıl yansıyacağı.

Open Markets Institute ve Americans for Financial Reform Education Fund'ın raporu, yapay zekâ sektöründeki döngüsel finansman ilişkilerinin, büyüyen borçların ve şeffaflık eksikliğinin sistemik risk yaratabileceğini savunuyor.

Bu uyarıların ciddiye alınması gerekiyor.

Bununla birlikte mevcut piyasa hareketlerinden doğrudan 2008 benzeri bir küresel finans krizinin başladığı sonucunu çıkarmak doğru olmaz.

Büyük bankaların sermaye yapılarının görece güçlü olması ve yatırımcıların ABD Hazine tahvillerine yönelmeye devam etmesi, finansal sistem açısından önemli dengeleyici unsurlar.

Öte yandan özel kredi piyasasının büyümesi ve yapay zekâ altyapısının giderek daha fazla borçla finanse edilmesi, geçmiş teknoloji balonlarından farklı riskler yaratıyor.

Dolayısıyla önümüzdeki dönemde izlenmesi gereken asıl gösterge Nasdaq'ın ne kadar düştüğü değil, yapay zekâ şirketlerinin ve altyapı yatırımcılarının borçlarını geri ödeyip ödeyemediği olacak.

Şirket tahvillerinde temerrütlerin artması, özel kredi fonlarında likidite sorunlarının ortaya çıkması ve bankaların kredi verme isteğinin zayıflaması halinde küresel kriz riski ciddi biçimde yükselebilir.

Buna karşılık satışlar ağırlıklı olarak hisse senedi değerlemelerinin düzeltilmesiyle sınırlı kalırsa ekonomik büyüme yavaşlasa bile 2008 ölçeğinde bir finansal çöküş yaşanması gerekmeyebilir.

Sonuç: Yapay zekâ balonunun patlaması küresel ekonomiye ağır zarar verebilir. Ancak bir borsa çöküşünü küresel finans krizine dönüştüren temel mekanizma, fiyat kayıplarından çok borçların ödenememesi ve finansal sistemde güvenin kaybolmasıdır.

Free Markets Institute, ParaAnaliz

Güldem Atabay ve Atilla Yeşilada tarafından kaleme alınan GADT Raporlarına abone olmak ister misiniz?

Bize e-mail atın: istanbulanalytics@gmail com

Raporlar ücretlidir, yatırım önerisi içermez.

Piyasalarda yalnız değilsiniz

Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.

Uzman Desteğine Göz Atın
Paylaş

İlgili Haberler