Türkiye-İsrail rekabeti Afrika Boynuzu'na sıçradı: Somali ve Somaliland yeni gerilim hattı
Türkiye'nin Somali'ye, İsrail'in Somaliland'a askeri desteği Afrika Boynuzu'nda gerilimi artırıyor. Husi savaşı yeni bir rekabet alanı yaratıyor.
10 Ekim 2026

Yemen'deki Husiler ile Suudi Arabistan arasında tırmanan çatışmalar, Türkiye ve İsrail arasındaki bölgesel rekabeti Afrika Boynuzu'na taşıyor. Ankara, Somali'ye savaş uçakları ve silahlı insansız hava araçlarıyla destek verirken, İsrail tarafından tanınan Somaliland yönetimi Tel Aviv'den hava savunma sistemleri talep ediyor. Uzmanlar, yerel bir egemenlik anlaşmazlığının iki bölgesel güç arasında yeni bir vekâlet mücadelesine dönüşebileceği uyarısında bulunuyor.
Kızıldeniz'deki savaş Afrika Boynuzu'na yayılıyor
Ortadoğu'da giderek genişleyen çatışmalar, Afrika Boynuzu'nda yeni bir jeopolitik gerilim yaratıyor.
Yemen'deki Husiler ile Suudi Arabistan arasındaki çatışmaların şiddetlenmesi, Türkiye ve İsrail'in bölgedeki askeri faaliyetlerini daha hassas hale getirdi.
Ankara bu hafta Suudi Arabistan'a askeri destek taahhüdünde bulunurken, Somali'den bağımsızlığını ilan eden Somaliland yönetimi İsrail'den savunma yardımı talep etti.
Böylece Türkiye ve İsrail'in Gazze, Lübnan ve Suriye üzerinden devam eden rekabeti, Kızıldeniz'in güney girişini kontrol eden stratejik Afrika Boynuzu bölgesine de taşınmış oldu.
Gerilimin merkezinde, Somali'nin toprak bütünlüğünü savunan Ankara ile Somaliland'ı bağımsız devlet olarak tanıyan İsrail'in farklı pozisyonları bulunuyor.
Uzmanlara göre iki ülkenin yerel aktörlere sağladığı askeri destek, uzun süredir çözülemeyen Somali-Somaliland anlaşmazlığını daha geniş bir bölgesel rekabetin parçası haline getirebilir.
Somaliland İsrail'den hava savunma sistemi istiyor
Somali'den 1991 yılında bağımsızlığını ilan eden Somaliland, uluslararası alanda büyük ölçüde tanınmayan bir yönetim.
İsrail, geçen aralık ayında Somaliland'ı bağımsız devlet olarak tanıyan ilk ülke oldu.
Bu adım, Tel Aviv'e Aden Körfezi'nin güney kıyısında stratejik bir ortak kazandırırken, Somaliland'ın güvenlik hesaplarını da değiştirdi.
Somaliland Cumhurbaşkanı Abdirahman Mohamed Abdullahi geçen ay İsrail'den askeri destek talep etti.
Cumhurbaşkanının üst düzey dış politika danışmanı Mohamed Osman Fadal da Middle East Eye'a yaptığı açıklamada taleplerini açıkça dile getirdi:
"Hava savunma sistemlerine ihtiyacımız var."
Somaliland yönetiminin temel kaygısı, Yemen'deki Husilerin İsrail ile kurduğu ilişkiler nedeniyle bölgeyi hedef alması.
Aden Körfezi'nin karşı kıyısında faaliyet gösteren Husiler, daha önce İsrail'e ve İsrail bağlantılı hedeflere saldırılar düzenlemişti.
Somaliland ise İsrail tarafından tanınmasının kendisini bu çatışmanın doğrudan tarafı haline getirebileceğinden endişe ediyor.
Tel Aviv henüz askeri yardım talebine ilişkin resmî açıklama yapmadı.
İsrail açısından Somaliland neden önemli?
Tel Aviv Üniversitesi Ulusal Güvenlik Araştırmaları Enstitüsü'nden Gallia Lindenstrauss'a göre Somaliland'ın coğrafi konumu İsrail açısından giderek daha büyük önem kazanıyor.
Lindenstrauss, Husi tehdidinin artık yalnızca Yemen çevresiyle sınırlı görülmediğini belirterek, Kızıldeniz'e erişimin ve Somaliland'ın Yemen'in karşısındaki konumunun stratejik değer taşıdığını söyledi.
İsrail'in Husi tehdidiyle yalnızca uzaktan mücadele etmesinin güç olduğunu belirten uzman, Afrika Boynuzu'nda müttefiklere sahip olmanın önemine dikkat çekti.
Somaliland'ın İsrail açısından taşıdığı değer, Aden Körfezi ile Kızıldeniz arasındaki deniz ulaşım hatlarına yakınlığından kaynaklanıyor.
Bu güzergâh, Süveyş Kanalı üzerinden Avrupa ile Asya arasındaki ticaretin önemli bağlantılarından biri.
Husilerin bölgedeki gemilere yönelik saldırıları, deniz taşımacılığını ve enerji ticaretini doğrudan etkiliyor.
İsrail'de 27 Ekim'de yapılacak seçimler öncesinde hükümet Somaliland'ın talebine ilişkin sessizliğini koruyor.
Bununla birlikte Lindenstrauss, coğrafi ve stratejik koşullar nedeniyle İsrail'in Somaliland'a bir tür askeri destek sağlamasını bekliyor.
Ancak yardımın kapsamı ve niteliği henüz belli değil.
Türkiye Somali'deki askeri varlığını güçlendiriyor
Somaliland'ın İsrail'den destek istemesinin tek nedeni Husi saldırıları değil.
Bölgenin güvenlik hesaplarında Türkiye'nin Somali'yle geliştirdiği askeri iş birliği de önemli yer tutuyor.
Somali hükümeti Somaliland'ı kendi topraklarının ayrılmaz parçası olarak görüyor ve bağımsızlık iddiasını kabul etmiyor.
Türkiye ise Somali'nin en önemli savunma ortaklarından biri.
Ankara, Somali ordusunun eğitimine ve askeri kapasitesinin geliştirilmesine uzun süredir destek veriyor.
Türkiye'nin yurt dışındaki en büyük askeri eğitim üssü de Somali'de bulunuyor.
Kaynak habere göre Ankara, ocak ayında Somali'ye F-16 savaş uçakları ve gelişmiş silahlı insansız hava araçları konuşlandırarak askeri desteğini daha da artırdı.
Bu gelişmeler Somaliland yönetimi tarafından yakından izleniyor.
Uluslararası Kriz Grubu'nun Afrika Boynuzu uzmanı Omar Mahmood, Somaliland'ın Türkiye-Somali savunma iş birliğini gelecekte kendisine yönelik potansiyel bir tehdit olarak değerlendirdiğini belirtti.
Mahmood'a göre Somaliland'ın İsrail'den askeri destek istemesinde bu güvenlik kaygısı önemli rol oynuyor.
Yerel anlaşmazlık bölgesel güç mücadelesine dönüşüyor
Somali ile Somaliland arasındaki egemenlik anlaşmazlığı onlarca yıldır devam ediyor.
Ancak Türkiye ve İsrail'in farklı taraflarla geliştirdiği ilişkiler, anlaşmazlığın bölgesel boyutunu büyütüyor.
Mahmood, Somali ve Somaliland'ın kendi siyasi hedeflerini gerçekleştirmek amacıyla dış aktörleri bölgeye çektiğini belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:
"Her iki taraf da dış aktörleri kendi yerel anlaşmazlıklarına dahil ediyor. Böylece uzun süredir çözülemeyen yerel bir sorun daha geniş, bölgesel bir meseleye dönüşüyor."
Uzmanlara göre bu durum, iki tarafın askeri kapasitelerini artırırken yanlış hesaplama riskini de büyütebilir.
Somaliland'ın İsrail'den hava savunma sistemleri alması, Ankara tarafından bölgedeki askeri dengeleri değiştiren bir gelişme olarak değerlendirilebilir.
Buna karşılık Türkiye'nin Somali'ye sağladığı savaş uçakları ve SİHA desteği de Somaliland yönetiminin İsrail'le daha yakın güvenlik ilişkileri kurma arayışını hızlandırabilir.
Bu karşılıklı tehdit algısı, Türkiye ile İsrail arasındaki mevcut güvensizliği derinleştirme potansiyeli taşıyor.
Türkiye ve İsrail arasında güvenlik ikilemi
Türkiye-İsrail ilişkileri, Gazze ve Lübnan'daki savaşlar ile Suriye'deki askeri gelişmeler nedeniyle zaten ciddi gerilim altında.
Ankara'nın Hamas'a verdiği siyasi destek ve İsrail'in bölgesel askeri operasyonları, iki ülke arasındaki görüş ayrılıklarını artırıyor.
Lindenstrauss'a göre taraflar arasında bir güvenlik ikilemi oluşuyor.
Bu kavram, bir ülkenin kendi güvenliğini artırmak amacıyla attığı adımların diğer ülke tarafından tehdit olarak algılanmasını ifade ediyor.
Lindenstrauss, Türkiye'nin güvenliğini sağlamak için attığı adımların İsrail'de endişe yarattığını, İsrail'in özellikle Suriye'deki savunma önlemlerinin ise Ankara tarafından tehdit olarak görüldüğünü belirtti.
Somaliland meselesi, bu karşılıklı güvensizliğin yeni bir coğrafyaya taşınmasına neden olabilir.
İsrail'in Somaliland'a askeri sistemler yerleştirmesi, Türkiye'nin Somali'deki askeri varlığıyla aynı bölgede yeni bir rekabet alanı oluşturabilir.
Ancak uzmanlar bunun mutlaka doğrudan çatışmaya yol açacağı görüşünde değil.
Soli Özel: Rekabet var, doğrudan savaş beklemiyorum
Fransa merkezli Institut Montaigne'de Türkiye üzerine çalışan Soli Özel, Somali'nin Ankara açısından taşıdığı stratejik öneme dikkat çekti.
Özel'e göre İsrail'in Somaliland'a füze veya hava savunma sistemleri konuşlandırması Türkiye tarafından istikrarı bozucu bir gelişme olarak değerlendirilebilir.
Ancak Türk savaş uçaklarının veya SİHA'larının Somaliland'a karşı kullanılmasını mevcut koşullarda beklemiyor.
Özel, Türkiye ve İsrail arasındaki sert siyasi söylemler ile sahadaki gerçek askeri hesapların birbirinden ayrılması gerektiğini vurguladı.
İki ülkenin doğrudan savaşmak yerine birbirlerinin hareket alanını sınırlamaya çalıştığını savunan Özel, rekabeti bir tür karşılıklı çevreleme mücadelesi olarak tanımladı.
Uzmanın değerlendirmesine göre İsrail'in Somaliland'la askeri ilişkilerini geliştirmesi ve Türkiye'nin Somali'ye F-16 ile SİHA konuşlandırması, karşı tarafa sınırlarını gösterme amacı taşıyor.
Dolayısıyla bölgede askeri gerilim yükselse bile iki ülkenin doğrudan çatışmadan kaçınması mümkün.
Bununla birlikte yerel aktörlerin dış destek arayışı, istenmeyen bir tırmanma riskini ortadan kaldırmıyor.
Türkiye ve Pakistan'dan Suudi Arabistan'a askeri destek
Afrika Boynuzu'ndaki gelişmeler, Yemen'deki savaşın yeni bir aşamaya girdiği döneme denk geliyor.
Türkiye ve Pakistan, bu hafta Suudi Arabistan'a Husi saldırılarına karşı silahlı destek sağlama taahhüdünde bulundu.
Kaynak habere göre bu destek, ağustos ayında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması kapsamında gündeme geldi.
Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan'ı karşılıklı savunma yükümlülükleriyle ilişkilendiren anlaşmanın uygulama ayrıntıları henüz açıklanmadı.
Bununla birlikte Ankara'nın Suudi Arabistan'a verdiği destek, Türkiye'nin Kızıldeniz ve çevresindeki güvenlik meselelerine daha doğrudan dahil olabileceğine işaret ediyor.
Husilerin Yemen'deki faaliyetleri, yalnızca Suudi Arabistan için değil, İsrail ve uluslararası deniz taşımacılığı açısından da güvenlik sorunu oluşturuyor.
Bu nedenle Türkiye ile İsrail'in bölgede farklı ortaklara sahip olmalarına rağmen Husi tehdidini ortak bir sorun olarak görmeleri mümkün.
Lindenstrauss da Husilerin artık yalnızca İsrail'in karşı karşıya bulunduğu veya İran'ın küçük bir vekil gücü olarak değerlendirilebilecek bir mesele olmadığını belirtti.
Uzman, Husi tehdidine karşı daha geniş uluslararası iş birliğinin gerekli olabileceğini savundu.
Afrika Boynuzu yeni bir vekâlet savaşı alanı olabilir mi?
Türkiye'nin Somali'ye, İsrail'in ise Somaliland'a verdiği veya vermeyi değerlendirdiği destek, Afrika Boynuzu'ndaki güvenlik dengelerini giderek karmaşıklaştırıyor.
Bölgedeki yerel aktörler dış askeri desteği kendi konumlarını güçlendirmek için kullanmak isterken, Türkiye ve İsrail arasındaki rekabetin de tarafı haline gelme riski taşıyor.
Uluslararası Kriz Grubu uzmanı Mahmood, bu tehlikeye özellikle dikkat çekiyor.
Mahmood'a göre Afrika Boynuzu'ndaki yönetimler, yerel rakiplerine karşı avantaj elde etmek amacıyla dış güçleri bölgeye davet ederken kendi coğrafyalarını daha geniş bir vekâlet mücadelesinin sahasına dönüştürebileceklerini hesaba katmalı.
Somaliland'ın İsrail'den askeri destek istemesi, bu riskin somut örneklerinden biri olarak görülüyor.
Bölgenin Kızıldeniz, Aden Körfezi ve Yemen'e yakınlığı ise olası bir tırmanmanın etkilerini yalnızca Somali-Somaliland anlaşmazlığıyla sınırlı bırakmayabilir.
Sonuç olarak Afrika Boynuzu, Türkiye ile İsrail'in doğrudan savaşmadan birbirlerinin nüfuzunu sınamaya başladığı yeni bir rekabet alanına dönüşüyor.
Ancak aynı zamanda Husi tehdidinin iki ülkeye ortak güvenlik çıkarları da yaratması, rekabetin mutlaka açık çatışmaya dönüşeceği anlamına gelmiyor.
Belirleyici soru, Ankara ve Tel Aviv'in yerel ortaklarına sağladıkları askeri desteği hangi sınırlar içinde tutacakları olacak.
rfİ, Dorian Jones
Piyasalarda yalnız değilsiniz
Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.




