Trump'ın Övgüleri Gerçeği Ne Kadar Yansıtıyor? ABD Ekonomisi Gerçekten Söylendiği Kadar Güçlü mü?
Trump'ın 2025'te "Kurtuluş Günü" ilan ederek yürürlüğe koyduğu geniş kapsamlı gümrük vergilerinin ardından ABD ekonomisi beklenenden daha dirençli bir performans sergilemiş olsa da veriler farklı bir tabloya işaret ediyor. Korumacı ticaret politikaları ve ABD-İsrail’in İran ile yaşadığı çatışmaların etkisiyle enflasyon yeniden tırmanışa geçerken, Amerikan ailelerinin büyük bölümü artan maliyetlerin yükünü hissediyor.
21 Ekim 2026

ABD Başkanı Donald Trump, Kongre ara seçimleri öncesinde ülke ekonomisinin performansını övmeyi sürdürüyor. Gelir seviyelerinin yükseldiğini, enflasyonun düştüğünü ve istihdam yaratıldığını savunan Trump, hemen her fırsatta "Dünyanın en dinamik ekonomisine sahibiz" söylemini tekrarlıyor.
Trump'ın 2025'te "Kurtuluş Günü" ilan ederek yürürlüğe koyduğu geniş kapsamlı gümrük vergilerinin ardından ABD ekonomisi beklenenden daha dirençli bir performans sergilemiş olsa da veriler farklı bir tabloya işaret ediyor. Korumacı ticaret politikaları ve ABD-İsrail’in İran ile yaşadığı çatışmaların etkisiyle enflasyon yeniden tırmanışa geçerken, Amerikan ailelerinin büyük bölümü artan maliyetlerin yükünü hissediyor.
BBC Teyit Hattı (Fact Check), ABD Başkanı'nın ekonomik iddialarını resmi veriler ışığında inceledi.
1. Büyüme Rakamları Güçlü Seyrediyor
ABD ekonomisi, ülkenin yakın geçmişteki tarihsel ortalamalarına kıyasla iyi bir büyüme performansı sergiliyor.
Son veriler, ekonominin büyüklüğünü ölçmekte kullanılan Gayrisafi Yurtiçi Hasıla'nın (GSYH) yıllık bazda %2,2 oranında büyüdüğünü gösteriyor. Ekonomideki toplam büyüme ise Trump'ın ikinci başkanlık döneminin hemen öncesinden (2024 sonundan) bu yana yaklaşık %3,2 olarak gerçekleşti.
Bu oran, aynı dönemde G7 ülkeleri (dünyanın en gelişmiş yedi ekonomisi) arasında kaydedilen en yüksek büyüme hızı oldu. ABD ekonomisi, Trump'ın 2 Nisan 2025'te ithal ürünlere yönelik yeni tarifeleri açıklamasının ardından Uluslararası Para Fonu'nun (IMF) yaptığı karamsar tahminlerin de üzerinde bir performans gösterdi. IMF, gümrük vergilerinin tüketici harcamaları ve yatırımlar üzerindeki baskısı nedeniyle büyüme beklentilerini düşürmüştü; ancak Trump'ın karardan birkaç ay sonra tarifeleri önemli ölçüde yumuşatması olası olumsuz etkileri sınırladı.
Ayrıca Amerikan teknoloji devlerinin yapay zekâ altyapısına ve ülke genelindeki veri merkezlerine yaptığı devasa yatırımlar büyümeyi doğrudan destekledi. Yalnızca veri merkezi binalarının inşası için yapılan harcamalar (donanım hariç) Ağustos 2026’da 5 milyar dolara ulaşarak Trump’ın göreve geldiği dönemin neredeyse iki katına çıktı.
2. Enflasyon Kabusu Yeniden Hortladı
2024 başkanlık seçimlerinde seçmenlerin Joe Biden'ı cezalandırmasındaki en büyük etken, pandemi sonrası yaşanan yüksek enflasyon ve hayat pahalılığıydı.
ABD'de mevcut yıllık enflasyon %3,7 seviyesinde bulunuyor. Bu oran, Biden döneminde (2022) görülen %9’luk zirvenin oldukça altında olsa da Trump’ın Ocak 2025’te görevi devraldığı dönemdeki %3’lük seviyenin üzerinde.
Ekonomistler, gümrük vergilerinin getirilmemiş olması halinde enflasyonun düşüş eğilimini sürdüreceğini öngörüyor. Bununla birlikte İran ile yaşanan savaşın küresel enerji fiyatları üzerindeki etkisi ve Orta Doğu’dan gelen petrol/yakıt tedarikindeki aksamalar ABD içindeki fiyatları doğrudan yukarı çekti.
Tarım ve sanayi sektörünün temel girdisi olan motorinin (dizel) galon fiyatı Eylül ayında 6,52 dolarla tarihi rekor kırdı. Kırmızı et ve kahve gibi temel gıda ürünlerinde fiyat artışları devam ederken, perakende devleri enerji maliyetlerindeki tırmanışın raf fiyatlarına yansımaya devam edeceği konusunda uyarıda bulunuyor.
3. Hanehalkı Gelirinde Büyüme Zayıf Kaldı
Amerikan ailelerinin gelirleri artmaya devam etse de enflasyon ve yeni düzenlemeler kazançları eritiyor.
Enflasyondan arındırılmış ortalama hanehalkı reel geliri 2025 yılında %2,6 artarak 87.460 dolar ile tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı. Ancak Vergi ve Ekonomi Politikası Enstitüsü'nün (ITEP); Trump'ın vergi indirimleri, dar gelirli ailelere sağlanan sağlık sigortası sübvansiyonlarının sona ermesi ve gümrük vergileri ile savaştan kaynaklanan ek fiyat artışlarını hesaba katarak yaptığı analize göre tablo değişiyor:
Orta Gelir Grubu: Enstitü verilerine göre, orta gelir dilimindeki (ortadaki %20'lik kesim) bir aile, bu politikalar olmasaydı 2026 yılında sahip olacağı servete kıyasla ortalama 1.700 dolar daha fakirleşti.
Dar Gelirliler: En alt %20'lik dilimdeki dar gelirli ailelerin kaybı ortalama 750 dolar oldu.
En Zenginler: En üst %1'lik gelir grubunda yer alan zengin kesim ise Trump'ın vergi indirimleri sayesinde ortalama 12.560 dolar kazanç sağladı.
4. İstihdam Artışı Yavaşladı
Trump, uygulamaya koyduğu tarifelerin üretim sektörünü ABD'ye geri getireceğini ve milyonlarca yeni istihdam yaratacağını vaat etmişti.
Ancak Trump'ın göreve gelmesinden bu yana ekonomiye aylık ortalama 34 bin yeni istihdam eklendi. Bu rakam, Biden döneminin son yılında kaydedilen aylık 122 binlik istihdam artışının çok gerisinde kaldı. İmalat sektöründe çalışan sayısı ise Eylül 2026 itibarıyla 12,6 milyon kişiyle Trump'ın göreve başladığı dönemin hafif altında seyrediyor.
Buna rağmen işsizlik oranı %4,2 ile görece düşük seviyesini koruyor. İşsizliğin yükselmemesindeki temel etken ise Trump yönetiminin sertleştirdiği göçmen politikaları ve sınır dışı programı oldu. İş gücü arzının daralması nedeniyle, işsizlik oranının sabit kalması için artık her ay daha az sayıda yeni istihdam yaratılması yeterli oluyor.
5. Borçlanma Maliyetleri ve Faizler Yükselişte
Trump’ın geniş kapsamlı vergi indirimleri, ABD hükümetinin borçlanma ihtiyacını rekor seviyelere çıkardı.
Eylül 2026'da sona eren mali yılda ABD federal bütçe açığı 2 trilyon dolara (GSYH'nin yaklaşık %6'sı) ulaştı. Bütçe açığının 2030 yılına kadar GSYH'nin %8'ini aşacağı tahmin ediliyor. Hükümet harcamalarındaki bu artış büyümeyi kısa vadede desteklese de IMF, tırmanan ulusal borç stokunun gelecekte tüm Amerikan ailelerini etkileyecek bir finansal kriz riski doğurduğu konusunda uyarıyor.
Sürekli büyüyen bütçe açığı, devletin borçlanma maliyetlerini de yukarı çekiyor. ABD 10 yıllık tahvil faizleri Trump’ın göreve geldiği Ocak 2025’ten bu yana hızla yükselerek %5 seviyesini aştı ve 2007 küresel finans krizinden bu yana en yüksek seviyesine ulaştı.
Devlet borçlanma faizlerinin yükselmesi doğrudan konut kredilerine (mortgage) yansıyor. ABD'de 30 yıl vadeli yeni bir konut kredisinin yıllık ortalama faizi, Trump’ın göreve devraldığı dönemdeki %6,9 seviyesinden %7,4’e yükseldi. Bu durum, yeni ev alıcılarının bütçesini zorlarken, mevcut ev sahiplerinin de düşük faizli eski kredilerini kaybetmemek adına evlerini satmaktan kaçınmasına ve konut piyasasında kilitlenmeye yol açıyor.
Piyasalarda yalnız değilsiniz
Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.




