Dolar/TL47,90
0.08%
Euro/TL55,55
0.31%
Gram Altın6.860,77
0.48%
BIST 10014.082,10
0.64%
Brent Petrol$88,62
0.11%
Gümüş/Ons$65,86
1.16%
Gedik Yatırım
Politika

Trump, Erdoğan'dan Yemen'e müdahale etmesini isteyebileceğini söyledi. Özgür Özel, Suudi Arabistan'la savunma anlaşmasının Türkiye'yi savaşa çekebileceğini savundu.

Trump, Erdoğan'dan Yemen'e müdahale etmesini isteyebileceğini söyledi. Özgür Özel, Suudi Arabistan'la savunma anlaşmasının Türkiye'yi savaşa çekebileceğini savundu.

13 Ekim 2026

Trump, Erdoğan'dan Yemen'e müdahale etmesini isteyebileceğini söyledi. Özgür Özel, Suudi Arabistan'la savunma anlaşmasının Türkiye'yi savaşa çekebileceğini savundu.
Trump'tan Yemen için Erdoğan'a müdahale çağrısı sinyali: Özgür Özel'den sert tepki

ABD Başkanı Donald Trump, Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik saldırıları nedeniyle Türkiye'den Yemen krizine müdahale etmesini isteyebileceğini söyledi. Trump'ın açıklaması, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan karşılıklı savunma anlaşmasını yeniden gündeme taşıdı. Muhalefet lideri Özgür Özel, anlaşmanın Türkiye'yi yeni bir Orta Doğu savaşına sürükleyebileceği uyarısında bulunarak, “Trump'ın emrindeki askerler olmayı kabul etmiyoruz” dedi. Uzmanlara göre Ankara'nın ilk aşamada doğrudan çatışmalara katılmasından ziyade İHA, istihbarat ve askeri planlama desteği sağlaması daha olası.

Trump: Erdoğan'dan Yemen'e müdahale etmesini isteyebilirim

ABD Başkanı Donald Trump, Yemen'de giderek ağırlaşan güvenlik koşulları ve Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik saldırıları hakkında açıklamalarda bulundu.

Salı günü Alaska'daki seçim mitingine gitmeden önce Beyaz Saray dışında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Trump, Husilerin bölgedeki faaliyetlerini sert sözlerle eleştirdi.

Husilerin "çok kötü davrandığını" söyleyen ABD Başkanı, Suudi Arabistan'a yönelik füze ve insansız hava aracı saldırılarının bölgesel güvenliği tehdit ettiğini belirtti.

Trump, krizin kontrol altına alınması amacıyla Türkiye'nin devreye girmesi ihtimalini de gündeme taşıdı.

ABD Başkanı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'dan Yemen'deki çatışmalara müdahale etmesini isteyebileceğini ifade etti.

Trump'ın açıklaması, Washington'ın Yemen krizinde Türkiye'nin askeri ve diplomatik kapasitesinden yararlanma seçeneğini değerlendirdiğine işaret ediyor.

Ancak ABD Başkanı'nın sözleri, Türkiye'ye resmi bir müdahale talebinde bulunulduğu veya Ankara'nın böyle bir talebi kabul ettiği anlamına gelmiyor.

Trump, Muhammed bin Selman ile görüştüğünü açıkladı

ABD Başkanı, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile doğrudan temas halinde olduğunu da doğruladı.

Görüşmelerde Husilerin saldırılarına karşı ortak önlemler ve savunma stratejilerinin ele alındığını belirtti.

Suudi Arabistan, son dönemde Yemen'deki Husilerin füze ve İHA saldırılarıyla yeniden karşı karşıya kaldı.

Saldırıların hedefleri arasında ülkenin başkenti ve kritik petrol altyapısı da bulunuyor.

İran'la bağlantılı Husi hareketinin saldırıları, Suudi Arabistan ile Yemen'deki güçler arasında yıllardır devam eden çatışmalarda yeni bir tırmanışa yol açtı.

Trump'ın Erdoğan'la ilişkilerine duyduğu güveni vurgulaması ise Washington'ın Türkiye'yi bölgesel güvenlik düzenlemelerinde daha etkin bir konuma çekmek istediği yönünde yorumlandı.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında savunma anlaşması

Trump'ın açıklamaları, Türkiye'nin 7 Ağustos'ta Suudi Arabistan ve Pakistan ile imzaladığı Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın sonuçlarına ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirdi.

Üç ülke arasında imzalanan anlaşma, karşılıklı savunma yükümlülüğü öngörüyor.

Anlaşmanın temel hükmüne göre taraflardan birine yönelik silahlı saldırı, üç ülkeye birden yapılmış saldırı olarak değerlendirilecek.

Bu düzenleme, Türkiye'nin Suudi Arabistan'ın güvenliğine yönelik tehditler karşısında nasıl bir rol üstleneceği sorusunu gündeme getiriyor.

Özellikle Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik saldırılarının yoğunlaşması, anlaşmanın askeri ve siyasi sonuçlarına ilişkin tartışmaları artırdı.

Anlaşmanın karşılıklı savunma hükmünün hangi koşullarda ve hangi yöntemlerle uygulanacağı ise kritik önem taşıyor.

Özgür Özel: Suudilerin sorunu artık bizim sorunumuz olacak

Muhalefet lideri Özgür Özel, partisinin salı günkü Meclis grup toplantısında yaptığı konuşmada savunma anlaşmasına sert tepki gösterdi.

Özel, Türkiye'nin devam eden bir savaşın tarafı olan Suudi Arabistan ile karşılıklı savunma anlaşması imzalamasının ülkeyi doğrudan çatışmanın içine çekebileceğini savundu.

Anlaşmanın hükümlerine dikkat çeken Özel, şu ifadeleri kullandı:

"Üç ülkeden birine yapılan silahlı saldırı, üçünün tamamına yapılmış sayılacak. Yani bundan sonra Suudilerin sorunu bizim sorunumuz olacak."

Özel, hükümetin anlaşma TBMM'de onaylanmadan Türk askerlerinin konuşlandırılmasına yönelik taahhütlerde bulunduğunu da ileri sürdü.

Muhalefet lideri, Türkiye'nin ulusal güvenliğini ilgilendiren böyle bir düzenlemenin Meclis denetimi ve kamuoyu tartışması olmadan hayata geçirilmemesi gerektiğini savundu.

“Trump'ın emrindeki askerler olmayı kabul etmiyoruz”

Özel'in eleştirilerinin bir diğer hedefi ABD Başkanı Trump'ın Orta Doğu politikası oldu.

Türkiye'nin Washington tarafından şekillendirilen yeni bir bölgesel güvenlik düzeninin parçası haline getirilmesine karşı çıkan Özel, Ankara'nın bağımsız dış politika izlemesi gerektiğini söyledi.

Özel, "Trump'ın Orta Doğu düzeninin bir parçası olmayı kabul etmiyoruz" ifadelerini kullandı.

Muhalefet lideri, Türkiye'nin ABD'nin bölgesel stratejilerine askeri destek sağlayan bir ülke konumuna düşmemesi gerektiğini savunarak şunları söyledi:

"Trump'ın emrindeki askerler olmayı kabul etmiyoruz."

Özel'e göre Suudi Arabistan ile yapılan savunma anlaşması, yalnızca diplomatik iş birliği olarak değil, Türkiye'nin gelecekte üstlenebileceği askeri yükümlülükler açısından da değerlendirilmeli.

“Savaş halindeki ülkeyle savunma anlaşması yapmak savaşa taraf olmaktır”

Özel, konuşmasında karşılıklı savunma anlaşmalarının hangi koşullarda yapılması gerektiğine ilişkin görüşlerini de açıkladı.

Bu tür anlaşmaların normal koşullarda barış döneminde imzalandığını ve temel amaçlarının caydırıcılık sağlamak olduğunu belirtti.

Özel, "Karşılıklı savunma anlaşmaları barış zamanında yapılır. Caydırıcılık için kurulur" dedi.

Suudi Arabistan'ın halihazırda Husilerle çatışma içinde bulunduğunu hatırlatan Özel, böyle bir ülkeyle savunma anlaşması imzalanmasının Türkiye açısından ciddi riskler yarattığını savundu.

Muhalefet lideri, "Savaş halinde olan bir ülkeyle bu anlaşmayı imzalamak, doğrudan savaşa taraf olmak demektir" değerlendirmesinde bulundu.

Uzmanlar: Türkiye'nin doğrudan savaşa girmesi beklenmiyor

Trump'ın açıklamaları ve muhalefetin tepkileri, Türkiye'nin Yemen'deki çatışmalarda hangi rolü üstlenebileceği sorusunu öne çıkardı.

Atlantic Council uzmanı Ömer Özkızılcık, The New Arab'a yaptığı değerlendirmede Türkiye ve Pakistan'ın Suudi Arabistan'ın savunmasına yönelik katkılarının zaman içinde artabileceğini belirtti.

Özkızılcık'a göre Mekke anlaşması henüz yeni imzalanmış olmasına rağmen Husilerin saldırıları, karşılıklı savunma yükümlülüklerinin beklenenden erken gündeme gelmesine neden oldu.

Ancak uzman, Türkiye veya Pakistan'ın en azından başlangıç aşamasında Yemen'deki çatışmalara doğrudan askeri birliklerle katılmasını beklemediğini söyledi.

Bunun yerine Suudi Arabistan'ın savunma kapasitesini güçlendirecek teknik ve askeri destek seçenekleri öne çıkabilir.

Türk İHA'ları Suudi Arabistan'ın savunmasında kullanılabilir

Özkızılcık, Türkiye'nin özellikle insansız hava araçlarına karşı savunma konusunda Suudi Arabistan'a önemli katkılar sağlayabileceğini ifade etti.

Türkiye'nin savunma sanayisindeki kapasitesi, Suudi Arabistan'ın Husi saldırılarına karşı korunmasında kullanılabilecek seçenekler arasında değerlendiriliyor.

Bu çerçevede Ankara'nın doğrudan muharip birlik göndermeden askeri teknoloji, savunma sistemleri ve operasyonel destek sağlaması mümkün görülüyor.

Bununla birlikte Türkiye'nin hangi askeri imkânları sağlayacağına ilişkin resmi bir karar açıklanmış değil.

Asıl katkı istihbarat ve stratejik planlama olabilir

Özkızılcık'a göre Türkiye'nin Yemen krizindeki en etkili katkısı, doğrudan hava saldırılarından ziyade istihbarat paylaşımı ve stratejik planlama alanlarında ortaya çıkabilir.

Türkiye'nin iç savaş ortamlarında faaliyet gösterme, yerel aşiretlerle ilişki kurma ve devlet dışı silahlı gruplarla temas yürütme konusunda önemli deneyime sahip olduğunu belirten uzman, Ankara'nın Yemen'deki farklı aktörlerle ilişkilerine dikkat çekti.

Türkiye'nin Suudi Arabistan ile yakın ilişkisi bulunmayan bazı Husi karşıtı Yemenli gruplarla da temas kanallarına sahip olması, diplomatik ve istihbari faaliyetler açısından avantaj sağlayabilir.

Özkızılcık, Türk istihbaratının Suudi Arabistan'a sağlayacağı desteğin doğrudan hava saldırılarından daha etkili sonuçlar doğurabileceğini savundu.

Bu değerlendirmeye göre Türkiye'nin olası rolü, yalnızca Suudi topraklarının korunmasıyla sınırlı kalmayabilir; Yemen'deki güç dengelerini etkilemeye yönelik diplomatik ve stratejik girişimleri de içerebilir.

Yemen çatışması Orta Doğu savaşının yeni cephesi

Yemen'deki gelişmeler, bölgedeki daha geniş askeri ve siyasi gerilimlerden bağımsız değerlendirilmiyor.

İran'la bağlantılı Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik saldırıları, son yıllarda sağlanan göreli sakinliği sona erdirdi.

Suudi destekli Yemenli güçlerle Husiler arasındaki çatışmaların yoğunlaşması, bölgesel savaşın yeni bir cephede genişlemesi riskini artırdı.

Özellikle Suudi petrol altyapısının hedef alınması, çatışmaların enerji piyasaları ve uluslararası ticaret üzerindeki olası etkilerini de gündeme getiriyor.

Bu nedenle Washington ve Riyad, Husilerin saldırı kapasitesini sınırlamaya yönelik yeni savunma ve iş birliği seçeneklerini değerlendiriyor.

Türkiye'nin bu süreçte üstlenebileceği rol ise Ankara'nın bölgesel ilişkileri, savunma anlaşmasından kaynaklanan yükümlülükleri ve iç siyasi tartışmalar çerçevesinde şekillenecek.

Ankara'nın vereceği yanıt kritik

Trump'ın Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Yemen'e müdahale etmesini isteyebileceğini açıklaması, Türkiye'nin Orta Doğu'daki askeri rolüne ilişkin tartışmalara yeni bir boyut kazandırdı.

Bir tarafta Türkiye'nin Suudi Arabistan ve Pakistan ile imzaladığı karşılıklı savunma anlaşması bulunuyor. Diğer tarafta ise muhalefetin Türkiye'nin yeni bir bölgesel çatışmaya sürüklenebileceği yönündeki uyarıları yer alıyor.

Uzman değerlendirmeleri, Ankara'nın ilk aşamada doğrudan savaşa katılmasından ziyade İHA savunması, istihbarat paylaşımı ve stratejik planlama gibi alanlarda destek sağlamasının daha olası olduğuna işaret ediyor.

Ancak Türkiye'nin Yemen'de askeri bir görev üstleneceğine ilişkin açıklanmış bir karar bulunmuyor.

Önümüzdeki dönemde Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Trump'ın olası talebine vereceği yanıt ve Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın nasıl uygulanacağı, Türkiye'nin bölgesel güvenlik politikasında belirleyici olacak.

Kaynak: The New Arab ve aktarılan Trump açıklamaları

Piyasalarda yalnız değilsiniz

Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.

Uzman Desteğine Göz Atın
Paylaş