Dolar/TL47,90
0.08%
Euro/TL55,55
0.31%
Gram Altın6.860,77
0.48%
BIST 10014.082,10
0.64%
Brent Petrol$88,62
0.11%
Gümüş/Ons$65,86
1.16%
Gedik Yatırım
Para Politikası

TEPAV'dan TCMB'ye Uyarı: Fon Krizi Nedeniyle Faiz İndirimi Ertelenmeli

TEPAV, fon krizi ve MSCI riskleri nedeniyle TCMB'nin faizi yüzde 37'de tutmasını önerdi. Raporda enflasyon ve finansal istikrar uyarıları öne çıktı.

20 Ekim 2026

TEPAV'dan TCMB'ye Uyarı: Fon Krizi Nedeniyle Faiz İndirimi Ertelenmeli

TEPAV Para Politikası Çalışma Grubu, ekim ayı değerlendirme notunda Merkez Bankasına faizleri sabit tutma çağrısında bulundu. Rapora göre fon krizi yaşanmasaydı politika faizi 200 baz puan indirimle yüzde 35'e çekilebilirdi. Ancak finansal piyasalarda güven kaybı, MSCI'nın Türkiye'ye ilişkin kararı ve şirket bilançolarında büyüyen riskler nedeniyle politika faizinin yüzde 37'de korunması öneriliyor. TEPAV, enflasyon hedeflerindeki tutarsızlıkların da para politikasının güvenilirliğini zayıflattığı görüşünde.

TEPAV: Fon krizi faiz indiriminin önüne geçti

Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) Para Politikası Çalışma Grubu, Ekim 2026 tarihli 31'inci Para Politikası Değerlendirme Notu'nu yayımladı.

Raporda, son Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısından bu yana yaşanan fon krizinin finansal piyasalara ve Türkiye ekonomisine duyulan güveni olumsuz etkilediği vurgulandı.

TEPAV'a göre enflasyon hedefinin yukarı yönlü güncellenmesi ve eylül ayı enflasyon gerçekleşmesi, normal koşullarda Merkez Bankasına faiz indirimi için alan sağlayabilirdi.

Ancak fon krizinin yarattığı belirsizlikler, para politikasında daha ihtiyatlı bir yaklaşımı zorunlu kılıyor.

Çalışma Grubu, fon krizi yaşanmamış olsaydı politika faizinin 200 baz puan indirilerek yüzde 37'den yüzde 35'e çekilebileceğini belirtti.

Buna karşılık mevcut koşullarda politika faizinin yüzde 37'de sabit tutulmasının daha doğru olacağı görüşünü dile getirdi.

Raporda, kasım ve aralık aylarında baz etkisi nedeniyle yıllık enflasyondaki iyileşmenin durabileceği olasılığına da dikkat çekildi.

Fon krizinin bilanço etkileri büyüyebilir

TEPAV, fon krizinin yalnızca hisse senedi piyasalarındaki kayıplarla sınırlı kalmayabileceği uyarısında bulundu.

Rapora göre finansal piyasalarda yaşanan güven kaybı, önümüzdeki dönemde şirketlerin ve finansal kuruluşların bilançolarına da yansıyabilir.

Özellikle geri dönmeyen kredilerde artış, şirketlerde likidite sıkıntısı ve çeşitli bilanço zafiyetleri önemli riskler arasında gösterildi.

Çalışma Grubu, bu sorunların ağırlaşmasını önlemek amacıyla gerekli ihtiyati tedbirlerin değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

TEPAV, Merkez Bankasının söz konusu riskleri Finansal İstikrar Komitesi gündemine taşımasını önerdi.

Bu yaklaşım, para politikasının yalnızca enflasyon ve faiz göstergeleri üzerinden değil, finansal sistemin sağlığı açısından da değerlendirilmesi gerektiğine işaret ediyor.

MSCI'nın Türkiye kararı yeni bir risk kaynağı

TEPAV'ın değerlendirmesinde MSCI'nın Türkiye'ye ilişkin son kararı da önemli yer tuttu.

Küresel portföy yatırımcılarının yakından takip ettiği endeks sağlayıcısı MSCI, 15 Ekim 2026 tarihinde Türkiye endekslerindeki belirli değişiklikleri dondurma kararı almıştı.

Raporda, bu kararın fon krizine ilişkin belirsizliklerle birlikte Türkiye ekonomisi açısından yeni ve önemli bir risk oluşturduğu belirtildi.

MSCI'nın tutumu, yabancı yatırımcıların Türkiye sermaye piyasalarına yönelik güveni bakımından da önem taşıyor.

TEPAV, finansal piyasalarda bu tür krizleri önlemekle görevli kurumların gerekli yasal yetkilere sahip olmalarına rağmen fon krizinin yaşanmış olmasının özellikle sorgulanması gerektiğini vurguladı.

Çalışma Grubu'na göre bu durum, finansal sistemin sağlıklı işleyişine ilişkin kurumsal sorunların varlığına işaret ediyor.

Bu nedenle Merkez Bankasının, piyasalarda güveni yeniden sağlayacak tedbirler alınana kadar fon krizinin yarattığı riskleri para politikası kararlarında dikkate alması gerekiyor.

Enflasyon yüzde 30 civarında sıkıştı

TEPAV'ın raporunda enflasyonla mücadelede kaydedilen ilerlemenin sınırlı kaldığına da dikkat çekildi.

Eylül 2026'da yıllık tüketici enflasyonu yüzde 29,73 olarak gerçekleşti.

Bu oran, Türkiye'yi G20 ülkeleri arasında en yüksek enflasyona sahip ekonomilerden biri konumunda tutuyor.

Eylül ayında tüketici fiyatları aylık yüzde 1,84 yükselirken, mevsimsel etkilerden arındırılmış aylık enflasyon yüzde 1,61 oldu.

Raporda, Temmuz 2025-Eylül 2026 döneminde yıllık enflasyonun yüzde 29,7 ile yüzde 33,5 arasında dar bir bantta hareket ettiği hatırlatıldı.

Bu görünüm, enflasyondaki düşüş sürecinin belirgin biçimde yavaşladığına işaret ediyor.

TEPAV'a göre enflasyon beklentilerinin hedefler etrafında çıpalanamaması, fiyatlama davranışlarındaki katılığı sürdürüyor.

Çalışma Grubu, 2026 yıl sonu enflasyonunun güncellenmiş hedefi aşmasını bekliyor.

Ekonomi programının eksiklikleri ve yaklaşan seçimler nedeniyle 2027 yılı için belirlenen yüzde 21'lik enflasyon hedefine ulaşılması da zor görülüyor.

OVP ile Merkez Bankasının enflasyon hedefleri uyuşmuyor

Raporda para politikasının güvenilirliğini zedeleyen bir diğer unsur olarak resmi enflasyon hedefleri arasındaki farklılık gösterildi.

2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program'da (OVP), 2027 yıl sonu enflasyon hedefi yüzde 21 olarak belirlendi.

Buna karşılık TCMB, 13 Ağustos 2026 tarihinde yayımladığı Enflasyon Raporu'nda 2027 yılı için yüzde 15'lik hedefini korudu.

TEPAV, ekonomi yönetiminin iki temel politika belgesinde farklı hedeflerin bulunmasının para politikasına duyulan güveni azalttığını belirtti.

Rapora göre ekonomi programının enflasyonu kalıcı biçimde düşürmeye yönelik yeterli politika adımlarını içermemesi, hedeflerin sık sık yukarı yönlü güncellenmesine yol açıyor.

Bu durum, ekonomik aktörlerin enflasyon beklentilerinin resmi hedeflerin üzerinde kalmasına neden oluyor.

Beklentilerin yüksek seyretmesi ise ücret, kira ve mal fiyatlarının belirlenmesinde geçmiş enflasyonun etkisini güçlendirerek dezenflasyon sürecini zorlaştırıyor.

Küresel koşullar da faiz indirimini zorlaştırıyor

TEPAV, Türkiye'nin para politikası kararlarında küresel finansal koşullardaki bozulmanın da dikkate alınması gerektiğini vurguladı.

Raporda küresel risk algısını olumsuz etkileyen gelişmeler arasında enflasyondaki yeniden yükseliş, merkez bankalarının faiz artırım döngüsüne yönelmesi ve gelişmiş ülkelerin tahvil faizlerindeki artış sayıldı.

Ayrıca teknoloji ve yapay zekâ sektörlerindeki hisse senedi fiyatlarında görülen sert dalgalanmaların da küresel finansal koşulları zorlaştırdığı belirtildi.

Bu ortamda gelişmekte olan ülkelerin dış finansman koşullarının daha kırılgan hâle gelebileceği değerlendiriliyor.

Dolayısıyla TEPAV'ın temkinli para politikası çağrısı, yalnızca Türkiye'deki fon krizine değil, uluslararası piyasalardaki risklere de dayanıyor.

Hukuk, yargı ve kurumsal bağımsızlık vurgusu

TEPAV, enflasyonla mücadelede kalıcı başarı için yalnızca faiz politikasının yeterli olmayacağını belirtti.

Raporda hukukun üstünlüğünün güçlendirilmesi, adil ve hızlı işleyen bir yargı sisteminin oluşturulması ve yeni bir kalkınma stratejisinin geliştirilmesi gerektiği vurgulandı.

Çalışma Grubu, özellikle finansal sistemin denetiminden sorumlu kurumların bağımsızlığını güçlendirecek yasal düzenlemelere dikkat çekti.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) ve Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) gibi kurumların siyasi baskılardan bağımsız çalışabilmesinin önemi vurgulandı.

TEPAV'a göre finansal sistemden sorumlu kurumların görevlerini etkin biçimde yerine getirmesini engelleyen unsurlar belirlenmeli ve ortadan kaldırılmalı.

Fon krizinin ortaya çıkışı, mevcut denetim ve gözetim mekanizmalarının etkinliğinin yeniden değerlendirilmesini gerektiriyor.

Maliye politikasında kapsamlı reform çağrısı

TEPAV'ın önerileri arasında maliye politikasının enflasyonla mücadeleyi daha güçlü biçimde desteklemesi de bulunuyor.

Bu kapsamda kapsamlı bir vergi reformunun gerçekleştirilmesi, kayıt dışı ekonomiyle mücadelenin güçlendirilmesi ve kamu harcamalarının etkinlik temelinde yeniden yapılandırılması önerildi.

Raporda ayrıca kamunun üstlendiği koşullu gelir garantilerinin gözden geçirilmesi gerektiği belirtildi.

Çalışma Grubu, Merkez Bankası rezervlerinin yakından izlenmesini ve rezerv yönetiminin finansal istikrar açısından öneminin korunmasını da tavsiye etti.

Uzun vadeli kalkınma politikaları kapsamında verimlilik artışı, yeşil dönüşüm, eğitim ve gelir eşitsizliği alanlarında yapısal reformların sürdürülmesi gerektiği ifade edildi.

Merkez Bankasına şeffaflık çağrısı

TEPAV, Merkez Bankası Kanunu'nun 42'nci maddesinde yer alan yükümlülüğün de yerine getirilmesini istedi.

Söz konusu düzenleme, enflasyon hedeflerine ilan edilen sürelerde ulaşılamayacağının anlaşılması durumunda bunun nedenlerinin ve alınması gereken önlemlerin kamuoyuna açıklanmasını öngörüyor.

Çalışma Grubu, enflasyon hedeflerinden sapmaların nedenlerinin açık biçimde anlatılmasının para politikasının hesap verebilirliği ve güvenilirliği açısından önem taşıdığını belirtti.

Bu çerçevede TCMB'nin hem hedeflere ilişkin belirsizlikleri gidermesi hem de enflasyonla mücadelede izlenecek yol haritasını kamuoyuna daha açık biçimde sunması gerektiği vurgulandı.

TEPAV'ın mesajı: Önce güven, sonra faiz indirimi

TEPAV'ın Ekim 2026 Para Politikası Değerlendirme Notu'nun temel mesajı, mevcut koşullarda faiz indiriminden önce finansal istikrarın ve yatırımcı güveninin korunması gerektiği yönünde.

Enflasyon görünümü normal koşullarda 200 baz puanlık bir indirime imkân tanıyabilecek olsa da fon krizinin yarattığı belirsizlikler ve MSCI'nın kararı, para politikasında ihtiyatlı davranılmasını gerektiriyor.

Bu nedenle TEPAV, TCMB'nin politika faizini yüzde 37'de sabit tutmasını, olası bilanço ve likidite sorunlarına karşı önlem alınmasını ve finansal piyasalarda güveni yeniden tesis edecek kurumsal reformlara öncelik verilmesini öneriyor.

Rapora göre Türkiye'nin enflasyonla mücadelede kalıcı başarı elde etmesi, para politikasının ötesinde mali disiplinin, kurumsal bağımsızlığın ve kapsamlı yapısal reformların güçlendirilmesine bağlı.

Güldem Atabay ve Atilla Yeşilada tarafından kaleme alınan GADT Raporlarına abone olmak ister misiniz?

Bize e-mail atın: istanbulanalytics@gmail com

Raporlar ücretlidir, yatırım önerisi içermez.

Piyasalarda yalnız değilsiniz

Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.

Uzman Desteğine Göz Atın
Paylaş