Dolar/TL47,90
0.08%
Euro/TL55,55
0.31%
Gram Altın6.860,77
0.48%
BIST 10014.082,10
0.64%
Brent Petrol$88,62
0.11%
Gümüş/Ons$65,86
1.16%
Gedik Yatırım
Dünya Ekonomisi

Silikon Vadisi, Pekin'e Karşı: Yapay Zeka Uğruna Trilyonluk Kapışma

ABD ve Çin arasındaki yapay zeka rekabeti, trilyonlarca dolarlık devasa yatırımlarla küresel sermaye, enerji ve iş gücü piyasalarını yeniden şekillendiren ekonomik bir silahlanma yarışına dönüştü. Özel sermayeye dayalı Amerikan modeli ile devlet güdümlü Çin modeli karşı karşıya gelirken, bu devasa altyapı maliyetlerinin gelecekte beklenen kârları karşılayıp karşılamayacağı büyük bir ekonomik risk barındırıyor.

25 Eylül 2026

Silikon Vadisi, Pekin'e Karşı: Yapay Zeka Uğruna Trilyonluk Kapışma

ABD ve Çin arasındaki yapay zeka yarışı, artık sadece en akıllı modeli geliştirme veya en gelişmiş çiplere sahip olma rekabeti olmaktan çıkarak; veri merkezleri, enerji, çipler, robotik ve bilgi işlem altyapısına trilyonlarca doların akıtıldığı, tek bir teknolojiyle bağlantılı en büyük yatırım dalgalarından birine dönüştü.

Brookings Enstitüsü tarafından yayımlanan ve Amerikan Wall Street Journal (WSJ) gazetesinde yer alan ekonomist Stijn Van Nieuwerburgh'un tahminlerine göre, yalnızca ABD'de veri merkezlerine ve yapay zeka altyapısına yapılan yatırımların 2025 ile 2032 yılları arasında yaklaşık 10,3 trilyon dolara ulaşması bekleniyor. Bu rakam, yıllık Gayrisafi Yurt İçi Hasıla'nın (GSYİH) ortalama %3,6'sına denk geliyor.

Bu hacim, geçmişte Amerikan ekonomisini değiştiren büyük projelerin aldığı payı geride bırakıyor. 1870-1890 yılları arasındaki demiryolu patlaması yatırımları GSYİH'nin %2,24'üne, elektrik %1,13'üne, otoyollar %1,1'ine ve 90'ların sonundaki fiber optik yatırımları %0,66'sına denk geliyordu.

Ancak 10,3 trilyon dolarlık bu rakam halihazırda harcanmış bir tutarı değil, 8 yıllık bir yatırım sürecine dair bir tahmini ifade ediyor. WSJ, nihai değerin belirgin şekilde daha düşük olabileceğine de dikkat çekiyor. Yine de mevcut yatırımlar, Washington ve Pekin'in farklı finansman ve yatırım modelleriyle rekabet ettiği bir dönemde, bu yarışın teknoloji sektörünü aştığını ve sermaye, elektrik ile iş gücünün ekonominin farklı sektörleri arasında yeniden dağıtılmasına yol açtığını gösteriyor.

Tek Bir Sektöre Akan Trilyonlar

Amerika'daki bu yatırım patlamasına teknoloji devleri ve sermaye piyasaları öncülük ediyor. Finansal veri şirketi FactSet'in tahminlerine göre, sadece 5 şirketin (Alphabet, Amazon, Meta, Microsoft ve Oracle - hepsi Amerikan şirketi) sermaye harcamalarının 2029'da sona erecek dört yıllık dönemde 4,2 trilyon doları bulabileceği öngörülüyor. Goldman Sachs bankası ise yapay zeka yatırımlarının 2026 yılında ABD ekonomisinin büyüklüğünün %1,9'una ulaşmasını bekliyor.

Sermaye harcaması, bir şirketin faaliyetlerini genişletmek ve gelecekteki kârlarını artırmak amacıyla uzun yıllar elinde tutacağı kalıcı ve önemli varlıkları satın almak veya mevcut varlıklarını geliştirmek için harcadığı paralardır.

Bu durum sadece teknoloji şirketlerinin borsalardaki değerlemelerinin artmasıyla sınırlı kalmıyor, devasa bir altyapıya yönelik fiili bir harcamayı da kapsıyor. ABD Ticaret Bakanlığı verilerine göre, geçen Temmuz ayına kadar özel veri merkezlerinin inşasına yönelik mevsimsellikten arındırılmış yıllık harcamalar, geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık 9 milyar dolar artarak 37 milyar dolara ulaştı.

Buna karşılık evler, apartmanlar ve alışveriş merkezleri de dahil olmak üzere diğer tüm özel inşaat kategorilerine yapılan harcamalar bir önceki yıla göre yaklaşık 46 milyar dolar daha az oldu. Bu uçurum, diğer inşaat faaliyetlerindeki harcamalar daralırken, sermaye, iş gücü ve kaynakların bir kısmının veri merkezlerine doğru kaydığını ortaya koyuyor.

Diğer Sektörlerle Rekabet

Rekabet; veri merkezlerinin büyük miktarlarda ihtiyaç duyduğu elektrik, arazi ve uzman iş gücüne de sıçrıyor ve sektörü aynı kaynaklara bağımlı olan diğer endüstrilerle doğrudan rekabete sokuyor.

WSJ'ye göre, ABD'nin güneyindeki Mississippi eyaleti yaklaşık bin kalıcı iş imkanı sağlayacak bir alüminyum izabe tesisi için adaydı ancak önerilen alanlardan birinin yakınında duyurulan bir veri merkezi, projenin ihtiyaç duyduğu elektriği rezerve edince izabe tesisi sonunda ülkenin ortasındaki Oklahoma eyaletine taşındı.

Ağır sanayi yer seçimi danışmanı Didi Caldwell, veri merkezlerinin sanayiyi sıkıştırmaya ve arazi fiyatlarını yükseltmeye başladığını söylerken, Richmond Merkez Bankası da bu merkezlerin inşasının kendi bölgelerindeki iş gücü mevcudiyeti üzerinde baskı yarattığını belirtti.

Bu gelişmeler patlamanın başka bir yüzünü ortaya koyuyor. Tek bir sektördeki hızlı genişleme yeni yatırımlar ve istihdam yaratıyor ancak aynı zamanda diğer sektörlerin ihtiyaç duyduğu kaynakların maliyetini artırabiliyor ve bu kaynakları onlardan uzaklaştırabiliyor.

Yüksek Maaşlı İşler

Öte yandan bu patlama, iş gücü piyasasında net kazanımlar sağlıyor. LinkedIn'in tahminlerine göre, yapay zeka 2023'ten 2026'ya kadar ABD'de şimdiden 750 binden fazla yeni iş imkanıyla ilişkilendirildi. Teknolojiyle bağlantılı işler için ilan edilen ortalama maaş, genel işlerdeki 80 bin dolara kıyasla 180 bin dolar civarında seyrediyor.

Bu durumdan sadece mühendisler ve programcılar faydalanmıyor. Veri merkezlerinin genişlemesi, inşaat işleri hariç olmak üzere 2024'ün başından bu yana yaklaşık 117 bin kalıcı iş ekledi. Washington bölgesinde, sendikalara bağlı elektrikçilerin sayısı 9 binden 17,5 bine çıkarak neredeyse iki katına ulaştı; deneyimli bazı elektrikçilerin saatlik ücretleri ise fazla mesailer hariç 62 dolara kadar çıkıyor.

Böylelikle yapay zeka patlaması, iş gücü piyasasının diğer kısımları daha zayıf kalırken, dijital altyapıyla bağlantılı işlerde maaşları yükselterek iş gücü talebini yeniden şekillendiriyor.

Teknoloji Patlaması ve Fiyatlar

Yapay zekanın uzun vadede verimliliği artırması ve birçok işletmenin maliyetlerini düşürmesi beklense de, bunun için gereken altyapının inşası kısa vadede çipler, elektrik, ücretler ve finansman yoluyla enflasyonist baskılar ekliyor.

Veri merkezlerinde kullanılan bellek çipleri ve bileşenlere yönelik artan talep tedarik darboğazlarına yol açtı. ABD'li ithalatçıların bilgisayarlar, çevre birimleri ve yarı iletkenler için ödedikleri fiyatlar geçen Ağustos ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre %20 arttı. Bu maliyetler akıllı telefonlar ve oyun konsolları gibi tüketici ürünlerine de yansımaya başladı.

Chicago Merkez Bankası Başkanı Austan Goolsbee, veri merkezlerine yapılan yatırımların bunlarla bağlantılı alanlarda ücretleri artırdığı konusunda uyardı. Ayrıca ABD Merkez Bankası (Fed) eski yetkilisi Kevin Warsh da, teknoloji devlerinin borçlanmasının veri merkezlerinin yoğunlaştığı bazı bölgelerde artan elektrik faturalarıyla eş zamanlı olarak uzun vadeli faiz oranlarını yüksek tutan faktörlerden biri olduğuna dikkat çekti.

Paradoks, maliyet ve getiri arasındaki zamanlama farkında yatıyor. Çip, elektrik, ücret ve finansman baskıları şimdiden hissedilirken, bunları daha sonra telafi etmesi beklenen verimlilik kazanımları henüz tam olarak gerçekleşmemiş bir iddia olmaya devam ediyor.

Eşitsiz Servet ve Kazançlar

Patlama finansal piyasalara da sıçradı. Yapay zekayla bağlantılı hisse senetlerindeki yükseliş dalgası, Fed verilerine göre Amerikalıların sahip olduğu hisse senedi ve yatırım fonlarının değerini 2026'nın ikinci çeyreğinde 63 trilyon dolara çıkararak 2022 sonundaki seviyesinin neredeyse iki katına ulaştırdı.

Varlık değerlerindeki artış, enflasyondan arındırıldıktan sonra zayıf seyreden ücret büyümesine rağmen tüketici harcamalarını desteklemeye yardımcı oldu; ancak kazanımlar daha ziyade en yüksek gelire sahip olan ve elinde en çok hisse senedi bulunduran ailelerde yoğunlaştı.

Bu uçurum emlak piyasasında da kendini gösteriyor. Ulusal çapta konut satışları 4 yıldır durgunluk yaşarken, Silikon Vadisi'ndeki bölgeler, yapay zeka servetlerinin yönlendirmesiyle lüks gayrimenkullere yönelik talepte güçlü bir artışa tanık oluyor.

Borçlar Yarışa Dahil Oluyor

Teknoloji şirketlerinin sermaye harcamalarının giderek artan bir kısmının borca dayanmasıyla birlikte, Amerikan büyümesini finanse etme yöntemindeki en büyük risk noktalarından biri ortaya çıkıyor. Van Nieuwerburgh, teknoloji şirketlerinin bazen halka açıklığın sınırlı olduğu anlaşmalar kapsamında bankalardan ve özel kredi şirketlerinden borç almak için bilanço dışı kuruluşlar kullandığı konusunda uyarıyor.

Veri merkezleri, gelecekteki gelirlerini elde etmeden önce devasa yatırımlara ihtiyaç duyuyor; bu da yeterli getiri sağlama kapasitelerini bu genişlemenin sürdürülebilirliğinde belirleyici bir faktör haline getiriyor. Eğer gelirler, altyapı inşasında kullanılan borçların ödenmesi için gerekenin altında kalırsa, yansımalar finansal sistemin diğer kısımlarına yayılabilir.

İşte bu nedenle en büyük 5 teknoloji şirketinin 4,2 trilyon dolarlık harcama tahmini, paranın kendi hacmini aşarak finansman kaynağını ve bu yatırımlardan beklenen getiriyi de kapsayan bir önem kazanıyor.

Teknoloji farklı bir risk türü daha ekliyor. ABD Para Birimi Denetleme Ofisi, Kongre'yi yapay zekanın finansal kurumlara yönelik siber saldırıların hızını, boyutunu ve karmaşıklığını artırdığı konusunda uyarırken; The Atlantic, gelişmiş modellerin güvenlik açıklarını keşfetme ve istismar etme yeteneğinin arttığına, bunun da bankalara ve özellikle daha küçük finans kuruluşlarına ek yükler getirdiğine işaret ediyor.

Çin ve Farklı Model

Çin bu rekabete farklı bir modelle giriyor. Çin devleti; şirketlere ve sermaye piyasalarına temelden bel bağlamak yerine kamu fonları, bankalar, vergi teşvikleri ile araştırma ve altyapı finansmanı aracılığıyla yatırımı yönlendirmede merkezi bir rol oynuyor.

Amerikan New York Times gazetesine göre, devlet öncülüğündeki fonlar 2000-2023 yılları arasında yapay zeka şirketlerine 184 milyar dolardan fazla para pompaladı; Pekin yönetimi ve devlete ait bankalar ise yüz milyarlarca dolar daha taahhüt etti. Karşılaştırmak gerekirse, yalnızca ABD özel sektörü 2025 yılında yapay zekaya 285 milyar dolar yatırdı.

Pekin yönetimi, daha önce elektrikli araç ve güneş enerjisi sektörlerinde benimsediği teşvik araçlarını kullanıyor. Şanghay'da bir bölge, teknolojik bir atılım gerçekleştiren şirketlere 29 milyon dolara kadar destek sunarken; Çin'in güneyindeki Shenzhen'de kurulan bir endüstriyel parkın maliyeti 6 milyar doları aştı. Ayrıca ileri teknoloji kuruluşu olarak sınıflandırılan şirketlerin kurumlar vergisi de %25'ten %15'e düşürüldü.

İki Milyon Robot ve Çip Engeli

Çin modelinin sonuçları özellikle endüstriyel alandaki yayılışta açıkça görülüyor. Resmi istatistiklere göre 2025 sonu itibarıyla ülkede 6 binden fazla yapay zeka şirketi vardı ve sektörün değeri yaklaşık 171 milyar doları buluyordu. Çin fabrikalarında çalışan 2 milyonu aşkın robot, dünyanın geri kalanındaki toplam robot sayısından daha fazla.

Ancak Çin devletinin para pompalama yeteneği teknolojik sınırlarla karşılaşıyor. Georgetown Üniversitesi Güvenlik ve Gelişen Teknolojiler Merkezi'nde araştırma analisti olan Cole McFaul'a göre, elektrikli araçlar ve güneş enerjisindeki zorluklar büyük ölçüde üretimi genişletmek ve maliyetleri düşürmekle bağlantılıydı. Oysa yapay zekadaki üstünlük, finansal desteğin tek başına garanti edemeyeceği teknolojik buluşlara daha fazla dayanıyor.

New York Times'a göre Pekin'in yerli çip endüstrisini geliştirmek için on yıl boyunca 150 milyar dolardan fazla para harcamasına rağmen en gelişmiş teknolojilerden bazılarında büyük atılımlar yapamaması üzerine, gelişmiş çipler en büyük kısıtlama ve zorluk olmaya devam ediyor. Çinli "DeepSeek" şirketinin kurucusu Liang Wenfeng, şirketinin daha fazla paradan ziyade gelişmiş çiplere ihtiyaç duyduğunu söyleyerek, bilgi işlem gücü sorununu çözmek için sadece sermayenin yeterli olmadığına işaret ediyor.

Ekonomik Silahlanma Yarışı

Böylece ABD ile Çin arasındaki rekabet, her ne kadar ekonomik araçlar kullanılsa da bir silahlanma yarışının mantığına yaklaşıyor. Her iki taraf, gelecekteki ekonomik üstünlük için belirleyici olarak görülen bir teknolojiye olağanüstü kaynaklar aktarırken, birinin yatırım hızını artırması diğerini de kapasitesini genişletmeye zorluyor.

Ancak riskler farklı şekilde dağılmış durumda. ABD'de şirketler, sermaye piyasaları ve kredi verenler riskin daha büyük bir kısmını üstleniyor; baskılar ise borçlar, varlık fiyatları, elektrik, faizler ve diğer sektörleri sıkıştırma noktalarında ortaya çıkıyor. Çin'de ise devlet sermayeyi ve riski yönlendirmede daha büyük bir rol üstleniyor ve teknolojinin geniş çapta kullanımını teşvik edebiliyor, ancak gelişmiş çipler, yetenekli iş gücü ve finansal desteği teknolojik buluşlara dönüştürme kapasitesi konusunda kısıtlamalarla karşılaşıyor.

Rakamlar şimdilik hangi modelin daha fazla ekonomik getiri sağlayacağını veya Amerikan harcamalarının gerçekten de 10,3 trilyon dolara ulaşıp ulaşmayacağını netleştirmiş değil. Ancak yarışın etkileri çoktan hissedilir hale geldi: Veri merkezlerinin sermaye, elektrik ve iş gücü için fabrikalar ve evlerle rekabete girmesi, çip talebinin fiyatlar üzerinde baskı yaratması, patlamayla bağlantılı sektörlerde ücretlerin artması ve yeni altyapı projelerinin finansmanına borçların giderek daha fazla dahil olması bunun somut örnekleri.

Temel mesele, gelecekte elde edilecek kârların ve verimlilik kazanımlarının bu maliyeti haklı çıkaracak düzeyde olup olmayacağı. Eğer beklentiler gerçekleşirse, bugün pompalanan trilyonlarca dolar, etkisi bakımından demiryolları ve elektriğe benzeyen yeni bir ekonomik çağın temelini atabilir. Ancak getiriler beklentilerin altında kalırsa, geriye atıl kapasiteler, borçlar ve geri dönüşü zor devasa yatırımlar kalabilir.

Her iki durumda da, yapay zeka yarışı artık sadece en gelişmiş teknolojiye sahip olma rekabeti olmaktan çıkmış; sermaye, enerji, iş gücü, endüstriyel kapasite ve finansman mücadelesine, aynı zamanda dünyanın en büyük iki ekonomisinin nihai getirileri netleşmeden önce yeni teknoloji çağının altyapısını kurma maliyetini karşılama kapasitelerini sınadıkları tarihi bir teste dönüşmüştür.

Piyasalarda yalnız değilsiniz

Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.

Uzman Desteğine Göz Atın
Paylaş

İlgili Haberler

Bloomberg: ABD, Çin ile Girdiği Ticaret Savaşını Ağır Şekilde Kaybediyor
Dünya Ekonomisi

Bloomberg: ABD, Çin ile Girdiği Ticaret Savaşını Ağır Şekilde Kaybediyor

Cato Enstitüsü uzmanı ve ekonomi yazarı Scott Lincicome, Bloomberg için kaleme aldığı analizde, Washington'ın Çin'i hedef alan sekiz yıllık gümrük vergileri, ihracat kısıtlamaları ve sanayi politikalarının hedeflenen sonuçları vermediğini belirtti. Lincicome, ABD'nin doğrudan Çin'den yaptığı ithalatı azaltıp bazı ileri teknolojilere erişimini engellesse de kendi belirlediği temel stratejik hedeflerin gerisinde kaldığını vurguladı.

24 Eylül 2026
Küresel Piyasaların Gözü ABD Tahvillerinde: 2007’den Bu Yana En Yüksek Seviye
Dünya Ekonomisi

Küresel Piyasaların Gözü ABD Tahvillerinde: 2007’den Bu Yana En Yüksek Seviye

ABD’de üst üste gelen güçlü ekonomik veriler ve tırmanan enerji fiyatları, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) sıkı para politikasını sürdürerek ilave faiz artışlarına gideceği yönündeki öngörüleri kuvvetlendirdi. Bu durum, piyasalarda küresel borçlanma maliyetleri açısından kritik bir gösterge kabul edilen ABD 10 yıllık Hazine tahvili faizinin yüzde 5,148 seviyesine kadar çıkmasına yol açtı. Böylece 10 yıllık tahvil getirileri, 2007 yılından bu yana kaydedilen en yüksek seviyeyi görmüş oldu.

24 Eylül 2026
HSBC’den Avrupa Borsalarında Rota Değişimi: Dev Banka Hedef Fiyatları ve Ülke Notlarını Güncelledi
Dünya Ekonomisi

HSBC’den Avrupa Borsalarında Rota Değişimi: Dev Banka Hedef Fiyatları ve Ülke Notlarını Güncelledi

Küresel finans devi HSBC, Avrupa hisse senedi piyasalarına yönelik beklentilerini revize ederek bölgenin önde gelen endeksleri için yıl sonu hedeflerini yukarı taşıdı. Ülke bazlı stratejilerinde de dikkat çeken değişikliklere giden banka; Fransa’nın notunu düşürürken, İtalya için daha iyimser bir tablo çizdi.

23 Eylül 2026