Petrol ve altın Siyam İkizleri oldu
Petrol ile ABD tahvil faizleri arasındaki korelasyon yüzde 65’e çıkarak 1990 Körfez Savaşı’ndan bu yana en yüksek seviyeye yaklaştı.
30 Eylül 2026

Ortadoğu’daki savaş küresel piyasalarda alışılmış ilişkileri değiştiriyor. Petrol fiyatları ile ABD tahvil faizleri arasındaki korelasyon 1990’daki Birinci Körfez Savaşı’ndan bu yana en yüksek seviyeye ulaştı. Enerji fiyatlarının enflasyonu yeniden körüklemesi, merkez bankalarının faiz artırımlarını gündemde tutarken tahvil yatırımcılarını adeta petrol traderına dönüştürdü.
Petrol fiyatları ile ABD Hazine tahvilleri arasındaki ilişki, Irak’ın 1990 yılında Kuveyt’i işgal etmesinin ardından yaşanan Birinci Körfez Savaşı’ndan bu yana görülmeyen ölçüde güçlendi.
Türev piyasaları şirketi Cboe’nun verilerine göre, ABD tipi West Texas Intermediate (WTI) petrolünün fiyatı ile 10 yıllık ABD Hazine tahvili faizi arasındaki korelasyon eylül ayında yüzde 65’e yükseldi.
Bu oran, Cboe’nun 1985’e kadar uzanan verilerindeki yüzde 66’lık tarihi zirvenin hemen altında bulunuyor. Söz konusu rekor 1990 yılında Irak’ın Kuveyt’i işgal etmesinin ardından kaydedilmişti.
Tahvil fiyatları ile faizleri ters yönde hareket ettiği için petrol fiyatlarındaki yükseliş, son dönemde tahvil fiyatlarının düşmesi ve getirilerin yükselmesiyle neredeyse eş zamanlı gerçekleşiyor.
Küresel piyasaların gözü Hürmüz Boğazı’nda
Petrol ile tahvil faizleri arasındaki ilişkinin bu kadar güçlenmesi, küresel ekonominin ve önemli varlık sınıflarının görünümünün Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmelere ne kadar bağımlı hale geldiğini gösteriyor.
Normal koşullarda dünya petrol ihracatının yaklaşık yüzde 20’si Hürmüz Boğazı üzerinden gerçekleştiriliyor.
Ortadoğu’daki savaşın enerji arzını tehdit etmesi ve petrol fiyatlarında sert dalgalanmalara yol açması, yatırımcıları küresel enflasyon ve faiz görünümüne ilişkin beklentilerini yeniden değerlendirmeye zorluyor.
Fidelity International fon yöneticisi Mike Riddell, tahvil yatırımcılarının normalde ülkelerin ekonomik verilerini ve merkez bankalarının açıklamalarını son derece ayrıntılı biçimde incelediğini belirterek son dönemde durumun tamamen değiştiğini söyledi:
“Son üç-altı aydır temelde petrol traderı olduk.”
Tahvil faizleri petrolü adım adım takip ediyor
Benzer bir ilişki Avrupa tahvil piyasalarında da görülüyor.
Enerji şokuna daha fazla maruz kalan ülkelerin tahvil faizleri, petrol fiyatlarıyla birlikte yükseliyor.
M&G tahvil fonu yöneticisi Richard Woolnough, bu yıl tahvil faizlerinin petrol fiyatlarıyla “neredeyse adım adım” hareket ettiğini belirtiyor.
Ortadoğu’daki savaş boyunca petrol fiyatlarında son derece sert dalgalanmalar yaşandı. Barış görüşmelerine ilişkin beklentilerin güçlenip zayıflamasına paralel olarak petrolün varil fiyatı zaman zaman 100 doların oldukça üzerine çıkarken, bazı dönemlerde 70 dolar civarına kadar geriledi.
Ancak savaşın uzamasıyla birlikte enerji fiyatlarının geçici bir şok yaratacağı beklentisi giderek zayıflıyor.
ABD 10 yıllık tahvil faizi 2007’den beri en yüksek seviyede
Küresel finans piyasalarında trilyonlarca dolarlık varlığın fiyatlanmasında referans kabul edilen ABD 10 yıllık tahvil faizi bu yıl 2007’den bu yana en yüksek seviyesine çıktı.
ABD-İran savaşının yarattığı enerji şokunun güçlü Amerikan ekonomisiyle birleşmesi, enflasyonun yüksek kalacağı endişelerini artırıyor.
Bunun sonucunda yatırımcılar Fed’in faizleri daha da artırmak zorunda kalacağı yönündeki pozisyonlarını güçlendirdi.
TS Lombard analistlerinin hesaplamalarına göre WTI petrol fiyatındaki her 1 dolarlık artış, ABD 10 yıllık tahvil faizine yaklaşık 0,02 puanlık yükseliş olarak yansıyor.
Pazartesi günü petrol fiyatları yüzde 4,5’e kadar yükselirken, ABD 10 yıllık tahvil faizi de 0,09 puana kadar artış gösterdi.
Merkez bankaları enerji şokunu artık görmezden gelemiyor
Savaşın şubat ayından bu yana devam etmesi, yatırımcıların merkez bankalarının enerji kaynaklı enflasyon artışını geçici kabul ederek görmezden geleceği yönündeki beklentilerini de zayıflattı.
Bunun yerine yüksek enerji fiyatları, zaten hedeflerinin üzerinde seyreden enflasyonla mücadele eden merkez bankaları açısından yeni bir sorun haline geliyor.
Fed Başkanı Kevin Warsh bu ay yaptığı açıklamada, “Enflasyon çok yüksek ve çok uzun süredir yüksek kalıyor” demişti.
Fed de eylül toplantısında 2023’ten bu yana ilk kez faiz artırımına gitmişti.
RBC Capital Markets küresel makro stratejisti Peter Schaffrik’e göre kısa vadeli tahvil faizlerini belirleyen temel faktör değişmiş durumda.
Schaffrik, enerji fiyatlarına işaret ederek artık merkez bankalarının para politikasını etkileyen “çok belirgin ve tanımlanabilir bir faktör” bulunduğunu söyledi.
Ekonomik verilerin yerini petrol aldı
Yatırımcılara göre büyüme ve enflasyon gibi geleneksel ekonomik göstergeler tahvil fiyatlarının belirlenmesinde petrolün gerisine düşmeye başladı.
Allspring Global Investments kıdemli portföy yöneticisi Lauren Van Biljon, petrol fiyatlarından enflasyona ve merkez bankası kararlarına uzanan aktarım mekanizmasının son derece belirsiz hale geldiğini belirtiyor.
Bu belirsizlik yatırımcıların faiz hareketlerinin zamanlamasını tahmin etmesini de zorlaştırıyor.
Cboe Türev Piyasaları İstihbarat Başkanı Mandy Xu ise mevcut ilişkinin devam etmesi halinde tahvil faizlerinin yönünün Fed’den çok İran’daki gelişmelere bağlı olabileceğini söylüyor.
Xu’ya göre:
“Bu eğilim devam ederse, faizlerin bundan sonra nereye gideceği Fed’den daha az, İran’daki durumdan daha fazla etkilenecek.”
Avrupa’nın sorunu doğalgaz
ABD piyasalarında petrol fiyatları ön plana çıkarken Avrupa açısından doğalgaz fiyatları çok daha kritik hale gelmiş durumda.
Doğalgazın hanehalkı enflasyonu üzerindeki etkisinin daha yüksek olması nedeniyle Avrupa’daki yatırımcılar gaz fiyatlarını yakından izliyor.
Avrupa doğalgaz fiyatları yılbaşından bu yana yüzde 160 yükselerek, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından görülen seviyelerden bu yana en yüksek noktaya çıktı.
Avrupa Merkez Bankası Başkanı Christine Lagarde da bu ay gerçekleştirilen faiz artırımının ardından yükselen doğalgaz fiyatlarını enflasyon açısından yukarı yönlü önemli risklerden biri olarak gösterdi.
JPMorgan: Savaşın sonunu modelleyemiyoruz
Petrol piyasasının geleceği ise büyük ölçüde savaşın nasıl ve ne zaman sona ereceğine bağlı.
ABD Başkanı Donald Trump cumartesi günü İran’ın önerdiği yeni yedi günlük ateşkesi reddettiğini açıkladı.
Bu gelişme, petrol piyasasındaki belirsizliği daha da artırdı.
JPMorgan küresel emtia stratejisi başkanı Natasha Kaneva liderliğindeki analistler geçen hafta yayımladıkları notta, İran savaşının başlamasından bu yana ilk kez petrol fiyatlarının geleceğine ilişkin temel bir senaryolarının bulunmadığını belirtti.
Analistler durumu şu ifadeyle özetledi:
“Oyunun nasıl sona ereceğini nasıl modelleyeceğimizi bilmiyoruz.”
Ortaya çıkan yeni piyasa rejiminde petrol artık yalnızca enerji veya emtia piyasalarının sorunu değil. Petrol fiyatlarındaki her hareket enflasyon beklentileri, merkez bankalarının faiz politikası ve küresel tahvil faizleri üzerinden hisse senetlerinden döviz piyasalarına kadar hemen her varlık sınıfını etkiliyor.
Bu nedenle yatırımcıların gözü giderek ekonomik verilerden Hürmüz Boğazı ve İran savaşına çevriliyor.
FT
Piyasalarda yalnız değilsiniz
Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.




