Petrol 115 Doları Aştı, Wall Street'te Satış Dalgası Büyüyor: İran Savaşı Küresel Piyasaları Sarsıyor
Brent petrol 115 dolarla beş ayın zirvesine çıkarken Dow Jones 805 puan geriledi. İran savaşı, Husi saldırıları ve yapay zekâ şirketlerinin borçluluğu küresel piyasaları baskılıyor.
23 Ekim 2026

Ortadoğu'da savaşın yeniden şiddetlenebileceği endişesi petrol fiyatlarını beş ayın zirvesine taşırken, ABD borsalarında satışlar ikinci güne yayıldı. Brent petrol 115 dolar seviyesine yükselirken, Batı Teksas tipi ham petrol (WTI) 100 doların üzerine çıktı. Suudi Arabistan'a yönelik Husi saldırıları ve ABD ile İsrail'in İran'a yeni operasyonlar düzenleyebileceğine ilişkin haberler, enerji arzı konusundaki endişeleri artırdı. Wall Street'te Dow Jones endeksi 800 puandan fazla gerilerken, yapay zekâ şirketlerinin yüksek borçluluğuna ilişkin kaygılar da hisse senetleri üzerinde baskı oluşturdu.
Küresel finans piyasaları haftanın son işlem gününde iki önemli riskle karşı karşıya kaldı: Ortadoğu'da genişleyebilecek savaş ve teknoloji sektöründeki yüksek borçlanmanın yarattığı finansal kırılganlıklar.
Petrol fiyatlarının yeniden yükselişe geçmesi, enflasyonun daha uzun süre yüksek kalabileceği beklentilerini güçlendirirken, yatırımcıların riskli varlıklardan uzaklaşmasına neden oldu.
ABD borsalarında perşembe günü teknoloji hisseleri öncülüğünde başlayan satışlar, cuma günü daha geniş sektörlere yayıldı.
Brent petrol beş ayın zirvesinde: Yıllık artış yüzde 85'i aştı
Brent petrolün varil fiyatı cuma günü 115 dolar civarına yükselerek mayıs ayından bu yana en yüksek seviyesine ulaştı.
Küresel petrol göstergesi haftalık bazda yaklaşık yüzde 4 değer kazanırken, yükseliş üçüncü haftasına taşındı.
ABD tipi WTI petrolü ise 100 dolar eşiğini aşarak 100,90 dolar seviyesine çıktı.
Brent petrol, şubat sonunda başlayan ABD-İran savaşının etkisiyle yılbaşından bu yana yüzde 85'in üzerinde yükseldi.
Yaklaşık dokuzuncu ayına yaklaşan savaş, küresel enerji piyasalarındaki belirsizliği artırmaya devam ediyor.
Petrol fiyatlarındaki yükselişin temel nedenleri arasında İran'la çatışmanın yeniden şiddetlenebileceği beklentisi, Suudi Arabistan'a yönelik saldırılar ve bölgedeki enerji altyapısının güvenliğine ilişkin endişeler bulunuyor.
Özellikle hafta sonu öncesinde yatırımcıların petrol fiyatlarının düşeceği yönündeki pozisyonlarını kapatması, fiyatlardaki yükselişi hızlandırıyor.
Piyasa katılımcıları, hafta sonu yaşanabilecek yeni bir askeri gelişmeye hazırlıksız yakalanmak istemiyor.
Husiler Suudi Arabistan'ın petrol tesislerini ve limanlarını hedef aldı
İran destekli Husiler, Suudi Arabistan'ın Kızıldeniz kıyısındaki Yanbu Limanı'na yönelik son saldırıların sorumluluğunu üstlendi.
Militan grup ayrıca ülkedeki bir petrol sahasına ve havalimanına düzenlenen, can kayıplarına yol açan saldırıları da üstlendi.
Yanbu Limanı, Suudi Arabistan'ın enerji ihracatı açısından stratejik önem taşıyor.
Basra Körfezi'ndeki sevkiyat güzergâhlarının risk altında olduğu dönemlerde Kızıldeniz üzerinden yapılan petrol ihracatı, alternatif bir çıkış imkânı sunuyor.
Bu nedenle Yanbu'nun hedef alınması, petrol piyasaları açısından yalnızca Suudi Arabistan'a yönelik bir güvenlik tehdidi anlamına gelmiyor.
Aynı zamanda Hürmüz Boğazı'na alternatif ihracat güzergâhlarının da tehlikeye girebileceği endişesini artırıyor.
Bloomberg'in aktardığı bilgilere göre Suudi Arabistan'ın devlet petrol şirketi Aramco, perşembe günü bir alarmın ardından Dahran'daki genel merkezini tahliye etti ve çalışanlarından evden çalışmalarını istedi.
Alarmın nedeni ise açıklığa kavuşmadı.
Husilerin son aylarda Suudi Arabistan'a yönelik saldırılarını sürdürmesi, bölgedeki çatışmanın daha geniş bir coğrafyaya yayılabileceği kaygılarını güçlendiriyor.
Trump'tan İran'a yeni askeri operasyon sinyali
ABD Başkanı Donald Trump, perşembe günü Beyaz Saray'da gazetecilere yaptığı açıklamada İran'ın askeri kapasitesine ağır darbe vurduklarını söyledi.
Trump, ABD'nin gerekirse operasyonlarını daha ileri götürebileceğini de belirtti.
Ancak olası yeni askeri adımların kapsamına ilişkin ayrıntı vermedi.
New York Times'ın bu hafta yayımladığı habere göre ABD ve İsrail, kasım ayı başındaki Amerikan ara seçimlerinden sonra İran'a yönelik yeni saldırılar düzenlenmesi için planlar hazırladı.
Bu iddia, savaşın yakın zamanda sona ermeyebileceğine ilişkin beklentileri artırdı.
ABD'nin Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Mike Waltz da Financial Times'a yaptığı açıklamada Washington'ın İran'la uzun süreli bir çatışmaya hazırlandığını belirtti.
Waltz'a göre mevcut askeri çıkmaz bir yıl sonra da devam edebilir.
ABD Donanması'nın İran limanlarına uyguladığı ablukayı öngörülebilir gelecekte sürdürebileceğini söyleyen Waltz, Washington'ın Tahran üzerindeki ekonomik baskıyı artırdığını ifade etti.
Bu açıklamalar, petrol piyasasında kısa vadeli bir normalleşme beklentisini zayıflatıyor.
Hürmüz'den petrol akışı toparlandı ama fiyatlar neden düşmüyor?
Petrol piyasasındaki en dikkat çekici gelişmelerden biri, Hürmüz Boğazı'ndan yapılan ham petrol sevkiyatının savaş öncesi seviyelere yaklaşmasına rağmen fiyatların yüksek kalması.
Bloomberg'e göre Basra Körfezi'nden ham petrol akışları son dönemde belirgin biçimde arttı.
Bu toparlanma, fiziksel petrol piyasasında bir miktar rahatlama yarattı.
Ancak vadeli petrol fiyatları yükselmeye devam ediyor.
Citigroup analistleri, bu görünürdeki çelişkiye dikkat çekiyor.
Francesco Martoccia'nın da aralarında bulunduğu Citi analistlerine göre, birkaç günlük güçlü sevkiyat verisini ihracatın tamamen normale döndüğü şeklinde yorumlamak yanlış olabilir.
Analistler, artan sevkiyatın depolardaki stokların kullanılması veya daha önce bekletilen petrolün piyasaya sunulmasından kaynaklanabileceğini belirtiyor.
Dolayısıyla geçici sevkiyat artışları, üretim ve ihracat kapasitesinin kalıcı biçimde toparlandığını kanıtlamıyor.
Petrol fiyatları üzerinde yalnızca mevcut arz miktarı değil, gelecekteki arz kesintilerinin olasılığı da etkili oluyor.
Bu nedenle piyasalar, Hürmüz'deki geçişlerin toparlanmasına rağmen savaşın yeniden şiddetlenmesi ihtimalini fiyatlamayı sürdürüyor.
Dizel piyasasında sıkışıklık sürüyor
Ham petrol sevkiyatındaki toparlanmaya karşın rafine petrol ürünlerinde arz sorunları devam ediyor.
Özellikle dizel fiyatları, ham petrol fiyatlarından daha hızlı yükseldi.
Basra Körfezi'nden yapılan petrol ürünü sevkiyatlarının sınırlı kalması, küresel akaryakıt piyasasındaki sıkışıklığı artırıyor.
Buna Ukrayna'nın Rus rafinerilerine yönelik saldırılarının yoğunlaşması da ekleniyor.
Rusya'nın rafinaj kapasitesine yönelik saldırılar, uluslararası dizel ve diğer petrol ürünleri piyasalarındaki arz risklerini büyütüyor.
Bu gelişmeler karşısında bazı hükümetler stratejik stoklarını kullanmaya başladı.
Trump yönetimi de ara seçimler öncesinde enerji fiyatlarını düşürmeye yönelik girişimlerini sürdürüyor.
Bloomberg'in haberine göre bu girişimler arasında Moskova ile dizel tedarikine ilişkin bir anlaşma da bulunuyor.
Ancak rafine ürün piyasalarındaki sıkışıklığın devam etmesi, ham petrol akışındaki toparlanmanın tüketici fiyatlarına aynı ölçüde yansımamasına neden olabilir.
Wall Street'te ikinci satış günü: Dow Jones 805 puan geriledi
Petrol fiyatlarındaki yükseliş, ABD hisse senedi piyasalarındaki satış baskısını artırdı.
Cuma günü işlemler sırasında Dow Jones Sanayi Endeksi 805 puan, yaklaşık yüzde 1,5 geriledi.
S&P 500 endeksi yüzde 0,6, teknoloji ağırlıklı Nasdaq ise yüzde 0,3 değer kaybetti.
Perşembe günü büyük teknoloji şirketleri öncülüğünde başlayan satışlar, cuma günü diğer sektörlere de yayıldı.
Yatırımcıların endişeleri yalnızca enerji fiyatlarındaki yükselişle sınırlı değil.
Yapay zekâ yatırımlarının yüksek borçlanmayla finanse edilmesi ve tahvil faizlerinin yüksek seyretmesi, teknoloji şirketlerinin değerlemelerini de baskılıyor.
Petrol fiyatlarının 100 doların üzerinde kalması, enflasyonun yeniden hızlanabileceği ve Fed'in para politikasında daha uzun süre sıkı kalmak zorunda olabileceği endişelerini artırıyor.
Böylece hisse senetleri aynı anda hem yüksek finansman maliyetleri hem de jeopolitik risklerle karşı karşıya kalıyor.
Microsoft ve Meta düşerken çip hisseleri toparlandı
Cuma günü büyük teknoloji şirketleri arasında Microsoft ve Meta hisseleri geriledi.
Buna karşılık yarı iletken sektöründe sınırlı bir toparlanma görüldü.
Micron Technology ve Advanced Micro Devices hisseleri yüzde 1'in üzerinde yükseldi.
Ancak bu toparlanma, yapay zekâ sektörünün finansman modeline ilişkin endişeleri ortadan kaldırmadı.
Özellikle veri merkezi yatırımlarında kullanılan yüksek miktardaki borç, yatırımcıların dikkatini çekiyor.
Bu tartışmanın merkezindeki şirketlerden CoreWeave, perşembe günü yüzde 10 değer kaybetti.
Şirketin hisseleri cuma günü de sınırlı ölçüde geriledi.
CoreWeave, yapay zekâ altyapısına yönelik yatırımlarını yoğun borçlanmayla finanse eden şirketlerin en çok tartışılan örneklerinden biri haline geldi.
Yapay zekâya yönelik talep güçlü kalsa bile yüksek faiz ortamında bu yatırımların finansman maliyetleri artıyor.
Bu durum, şirketlerin gelecekteki kârlılığına ilişkin belirsizlikleri büyütüyor.
Yardeni: Yapay zekâ balonunun havasının alınması olumlu olabilir
Yardeni Research Başkanı Ed Yardeni, yapay zekâ sektöründeki değerlemeleri bir balon olarak nitelendirdi.
Ancak Yardeni, bu balonun bir miktar havasının alınmasının ekonomi açısından mutlaka olumsuz olmadığını belirtti.
Yapay zekâ hisselerinde yaşanan düzeltmenin genel ekonomiyi sarsacak bir çöküşe dönüşmesini beklemediğini ifade etti.
Yardeni, tahvil piyasasının hisse senetleri açısından önemli bir rakip haline geldiğine dikkat çekiyor.
Yüksek tahvil getirileri, yatırımcılara hisse senetlerine alternatif getiri olanakları sunuyor.
Bu nedenle özellikle yüksek değerlemelerle işlem gören teknoloji hisseleri, faizlerin yüksek kaldığı dönemlerde daha fazla baskı altında kalabiliyor.
ABD 10 yıllık tahvil faizi yeniden yüzde 5'e yaklaştı
Cuma günü ABD'nin 10 yıllık Hazine tahvili getirisi yaklaşık 1 baz puan artarak yüzde 4,9697 seviyesine yükseldi.
30 yıllık tahvil getirisi yatay seyrederken, iki yıllık tahvil getirisi yaklaşık 2 baz puan geriledi.
Perşembe günü yatırımcıların güvenli liman arayışıyla ABD devlet tahvillerine yönelmesi, tahvil getirilerinde belirgin düşüşe neden olmuştu.
Cuma günü ise bu hareketin bir bölümü geri alındı.
ABD 10 yıllık tahvil faizinin yüzde 5 civarında seyretmesi, hisse senetleri açısından önemli bir değerleme baskısı yaratıyor.
Özellikle gelecekte yüksek kâr büyümesi beklenen teknoloji şirketlerinin bugünkü piyasa değerleri, iskonto oranlarındaki artışa duyarlı.
Aynı zamanda yüksek tahvil getirileri, şirketlerin yeni borçlanma maliyetlerini artırıyor.
Bu durum, yapay zekâ yatırımlarının finansmanı açısından da önem taşıyor.
Petrol, faiz ve yapay zekâ riskleri birbirini güçlendiriyor
Küresel piyasalardaki son gelişmeler, üç önemli riskin aynı anda etkili olduğunu gösteriyor.
Birincisi, enerji arzı riski. İran savaşının genişlemesi ve Suudi Arabistan'a yönelik saldırılar, petrol fiyatlarını yüksek tutuyor.
İkincisi, enflasyon ve faiz riski. Petrol fiyatlarının yükselmesi, enflasyon beklentilerini olumsuz etkileyerek merkez bankalarının faiz indirimlerini zorlaştırabilir veya yeni sıkılaştırma ihtiyacını artırabilir.
Üçüncüsü, yapay zekâ yatırımlarının finansman riski. Yüksek faizler ve artan kredi risk primleri, borçla finanse edilen veri merkezi ve teknoloji yatırımlarını daha pahalı hale getiriyor.
Bu riskler birbirinden bağımsız değil.
Petrol fiyatlarındaki yükseliş enflasyonu artırabilir.
Enflasyonun yüksek kalması tahvil getirilerinin düşmesini zorlaştırabilir.
Yüksek tahvil getirileri ise şirketlerin finansman maliyetlerini artırarak hisse senedi değerlemeleri üzerinde baskı oluşturabilir.
Bu nedenle enerji piyasasındaki gelişmeler, teknoloji hisselerinden şirket tahvillerine kadar geniş bir finansal varlık grubunu etkiliyor.
ANALİZ: Petrolün 115 dolarda kalması küresel büyüme için ne anlama geliyor?
Petrol fiyatlarının yüksek seyretmesi, küresel ekonomi açısından çift yönlü bir risk oluşturuyor.
İlk etki enflasyon üzerinden ortaya çıkıyor.
Yüksek enerji maliyetleri taşımacılık, üretim, lojistik ve tüketici fiyatlarına yansıyor.
İkinci etki ise büyüme üzerinde görülüyor.
Enerji ithalatçısı ülkelerde şirketlerin maliyetleri artarken hanehalkının harcanabilir geliri azalıyor.
Bu durum tüketim ve yatırım harcamalarını baskılayabilir.
ABD gibi güçlü iç talebe sahip ekonomiler, enerji şokunu başlangıçta daha kolay karşılayabilir.
Ancak Euro Bölgesi gibi büyümenin zaten yavaşladığı ekonomilerde aynı şok daha ağır sonuçlar doğurabilir.
Petrol fiyatlarındaki yükselişin kalıcı hale gelmesi, küresel ekonomide stagflasyon riskini artırabilir.
Bununla birlikte mevcut fiyat seviyesi tek başına küresel bir resesyonun kaçınılmaz olduğunu göstermiyor.
Belirleyici olan, enerji arzındaki kesintilerin ne kadar süreceği ve merkez bankalarının enflasyon baskılarına nasıl tepki vereceği.
Hürmüz Boğazı'ndaki sevkiyatın kalıcı biçimde normale dönmesi ve bölgedeki çatışmaların hafiflemesi, petrol fiyatları üzerindeki risk primini azaltabilir.
Ancak Suudi Arabistan'ın enerji altyapısına yönelik saldırıların devam etmesi veya İran'a yeni askeri operasyonlar düzenlenmesi, fiyatlarda yeni yükselişleri tetikleyebilir.
Sonuç: Wall Street'te satışların nedeni yalnızca teknoloji hisseleri değil
Cuma günü ABD borsalarında yaşanan satışlar, küresel piyasaların giderek daha karmaşık bir risk ortamına girdiğini gösteriyor.
Yapay zekâ şirketlerinin yüksek borçluluğuna ilişkin endişeler sürerken, Ortadoğu'da çatışmaların yeniden şiddetlenmesi petrol fiyatlarını yukarı taşıyor.
Brent petrolün 115 dolara ulaşması ve WTI'ın 100 doların üzerinde işlem görmesi, enflasyon görünümünü zorlaştırıyor.
ABD 10 yıllık tahvil faizinin yüzde 5'e yaklaşması ise teknoloji hisseleri ve borçla finanse edilen yatırımlar üzerindeki baskıyı artırıyor.
Öte yandan Hürmüz Boğazı'ndan petrol akışının toparlanması, enerji piyasasında bütün sorunların çözüldüğü anlamına gelmiyor.
Rafine ürün sevkiyatlarındaki sıkışıklık, Suudi Arabistan'a yönelik saldırılar ve İran savaşının geleceğine ilişkin belirsizlikler devam ediyor.
Küresel piyasalar açısından temel risk, petrol fiyatlarındaki yükselişin enflasyonu yeniden hızlandırması ve yüksek faizlerle birleşerek hem ekonomik büyümeyi hem de finansal varlık fiyatlarını baskılaması.
Önümüzdeki dönemde İran'a yönelik olası yeni askeri operasyonlar, Suudi enerji tesislerinin güvenliği, Hürmüz'den yapılan sevkiyatlar ve ABD tahvil getirilerinin seyri piyasaların yönünü belirleyen başlıca unsurlar olacak.
CNBC, Bloomberg
Güldem Atabay ve Atilla Yeşilada tarafından kaleme alınan GADT Raporlarına abone olmak ister misiniz?
Bize e-mail atın: istanbulanalytics@gmail com
Raporlar ücretlidir, yatırım önerisi içermez.
Piyasalarda yalnız değilsiniz
Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.




