Dolar/TL49,93
0.04%
Euro/TL55,72
0.10%
Gram Altın6.258,95
3.25%
BIST 10010.759,56
3.63%
Brent Petrol$113,43
2.37%
Gümüş/Ons$49,28
5.93%
Gedik Yatırım
Dünya

Nobel Ödüllü Daron Acemoğlu'ndan Liberallere Uyarı

Nobel ödüllü Daron Acemoğlu, Bloomberg'e liberal demokrasinin krizini, merkez solun işçi sınıfından kopuşunu ve YZ yarışındaki riskleri anlattı.

1 Kasım 2026

Nobel Ödüllü Daron Acemoğlu'ndan Liberallere Uyarı
İşçi Sınıfını Kaybettiniz, YZ Yarışında Yanlış Hedefe Odaklandınız

Özet: Nobel Ekonomi Ödülü sahibi Prof. Dr. Daron Acemoğlu, Bloomberg'e verdiği kapsamlı röportajda liberal demokrasinin krizini, merkez solun işçi sınıfından uzaklaşmasını ve yapay zekâ (YZ) yarışının geleceğini değerlendirdi. Acemoğlu'na göre liberal demokrasinin en büyük sorunu yalnızca sağ popülizmin yükselişi değil, kendi içindeki ekonomik ve toplumsal zayıflıklar. Merkez solun kültürel kimlik tartışmalarına ağırlık verirken çalışanların ekonomik sorunlarını ihmal ettiğini savunan ekonomist, sermaye gelirlerinin daha fazla vergilendirilmesini ve YZ'nin insan emeğini ikame etmek yerine çalışanların verimliliğini artıracak biçimde geliştirilmesini önerdi.

Acemoğlu: Liberal demokrasinin krizi kendi içinden kaynaklanıyor

2024 Nobel Ekonomi Ödülü'nü kazanan Prof. Dr. Daron Acemoğlu, liberal demokrasinin karşı karşıya olduğu sorunların yalnızca aşırı sağ hareketlerin yükselişiyle açıklanamayacağını söyledi.

Bloomberg'den Mishal Husain'e konuşan Acemoğlu, What Happened to Liberal Democracy? (Liberal Demokrasiye Ne Oldu?) adlı yeni kitabında, liberal düşüncenin günümüz koşullarına nasıl uyarlanabileceği sorusuna yanıt aradığını belirtti.

Kitabının sağ popülist hareketlere karşı alternatif bir yönetim anlayışı geliştirmeyi amaçladığını söyleyen Acemoğlu, tartışmanın merkezine Donald Trump'ı veya aşırı milliyetçi hareketleri yerleştirmek istemediğini ifade etti.

Ekonomiste göre liberal demokrasinin zayıflamasında, kendi savunucularının yaptığı siyasi ve ekonomik tercihlerin önemli payı bulunuyor.

Acemoğlu bu durumu Roma İmparatorluğu'nun çöküşüne ilişkin tarihsel tartışmaya benzetti.

Roma'nın yalnızca dışarıdan gelen saldırılar nedeniyle değil, iç zayıflıkları yüzünden savunmasız hale geldiğini hatırlatan ekonomist, liberal demokrasinin de benzer biçimde kendi sorunları nedeniyle popülist hareketlere karşı güç kaybettiğini savundu.

Acemoğlu'nun liberalizmden kastettiği siyasi gelenek, özellikle Franklin D. Roosevelt'in Yeni Düzen politikaları ve Avrupa sosyal demokrasisiyle ilişkilendirilen merkez sol anlayış.

Bu yaklaşımın tarihsel olarak ekonomik refahı ve toplumsal ilerlemeyi desteklediğini belirten Acemoğlu, günümüzde aynı işlevi yeniden üstlenebilmesi için kapsamlı biçimde yenilenmesi gerektiğini söyledi.

Merkez sol işçi sınıfını neden kaybetti?

Acemoğlu'na göre merkez solun karşı karşıya olduğu temel sorunlardan biri, geleneksel seçmen tabanı olan işçi sınıfıyla arasındaki bağların zayıflaması.

Son yarım yüzyılda üniversite mezunlarının toplum içindeki ağırlığının ve siyasi etkisinin arttığını belirten ekonomist, bu dönüşümün merkez sol partilerin seçmen yapısını değiştirdiğini anlattı.

Geçmişte ağırlıklı olarak işçi sınıfından destek alan merkez sol partiler, zamanla üniversite mezunlarının daha güçlü biçimde temsil edildiği siyasi hareketlere dönüştü.

Buna karşılık işçi sınıfının önemli bir bölümü merkez sağa ve bazı ülkelerde daha sert sağ hareketlere yöneldi.

Acemoğlu, bu değişimin yalnızca siyasi söylemlerden kaynaklanmadığını, küreselleşme ve dijital teknolojilerin ekonomik yapıyı dönüştürmesiyle yakından ilişkili olduğunu söyledi.

Sanayi sonrası ekonomide şirketler yeni teknolojiler sayesinde üretimlerini ve kârlarını artırabilirken aynı zamanda istihdamı azaltabildi.

Böylece ekonomik büyümenin yarattığı kazançların çalışanlar arasında paylaşılması zorlaştı.

Acemoğlu'na göre liberal demokrasinin temel vaatlerinden biri olan ortak refah anlayışı da bu süreçte zayıfladı.

Üniversite mezunları kültürel konulara yöneldi, ekonomik sorunlar geri planda kaldı

Acemoğlu, üniversite eğitiminin yaygınlaşmasının önemli bir toplumsal ilerleme olduğunu kabul etmekle birlikte, herkesin üniversite mezunu olmasının ne mümkün ne de gerekli olduğunu vurguladı.

Üniversite mezunlarının merkez sol siyasette daha etkili hale gelmesiyle göç, azınlık hakları ve kültürel çeşitlilik gibi konuların daha fazla önem kazandığını belirtti.

Ancak bu dönüşümün çalışanların ücretleri, iş güvencesi ve ekonomik geleceklerine ilişkin sorunların ihmal edilmesine yol açtığını savundu.

Acemoğlu, ABD'de 1980 ile yaklaşık 2013 yılları arasında üniversite diploması olmayan erkeklerin enflasyondan arındırılmış ücretlerinin gerilediğine dikkat çekti.

Üstelik bu gerileme, ABD ekonomisinin genel olarak büyüdüğü bir dönemde gerçekleşti.

Ekonomiste göre çalışanların satın alma gücü zayıflarken geleneksel değerlerinin de eleştirilmesi, toplumun belirli kesimlerinde güçlü bir tepki yarattı.

Acemoğlu, sağ popülizme yönelişin arkasında bu ekonomik ve kültürel gerilimin bulunduğunu düşünüyor.

Kimlik siyasetine eleştiri: Sorun hedeflerde değil, yöntemlerde

Acemoğlu, ayrımcılıkla mücadelenin ve toplumsal kapsayıcılığın önemli kazanımlar sağladığını belirtti.

Ancak bu hedeflere ulaşmak için benimsenen yöntemlerin bazı toplum kesimlerinde tepki yarattığını savundu.

Özellikle çeşitlilik, eşitlik ve kapsayıcılık politikalarının yukarıdan aşağıya dayatılmasını eleştiren ekonomist, ekonomik ve toplumsal güce sahip grupların diğer kesimlerin değerlerini değiştirmeye çalışmasının ters sonuçlar doğurabileceğini söyledi.

Acemoğlu, çeşitlilik ve kapsayıcılık hedeflerine karşı olmadığını, ancak geleneksel işçi sınıfı topluluklarının değerlerinin küçümsenmesini yanlış bulduğunu ifade etti.

Bu nedenle liberal siyasetin yalnızca üniversite mezunlarına ve kentli seçmenlere seslenen bir anlayıştan uzaklaşması gerektiğini savundu.

Çözüm önerisi: İşçi sınıfını merkeze alan liberalizm

Acemoğlu, yeni kitabında önerdiği yaklaşımı işçi sınıfı liberalizmi olarak tanımlıyor.

Bu anlayışın temelinde ekonomik refahın daha geniş toplum kesimlerine yayılması ve çalışanların siyasi karar alma süreçlerinde yeniden etkili hale gelmesi bulunuyor.

Acemoğlu'na göre liberal demokrasinin yeniden güçlenebilmesi için yalnızca sosyal hakların savunulması yeterli değil.

Vergi sisteminin, teknolojik gelişmenin ve ekonomik büyümenin çalışanlar üzerindeki etkilerinin de yeniden değerlendirilmesi gerekiyor.

Ekonomist, özellikle sermaye ve emek gelirleri arasındaki vergi farklılıklarına dikkat çekti.

“Sermaye gelirlerini yeterince vergilendirmiyoruz”

Acemoğlu, birçok ülkenin kamu hizmetlerini finanse etmek için daha fazla vergi gelirine ihtiyaç duyduğunu belirtti.

Ancak bunun yalnızca mevcut vergi oranlarının artırılmasıyla değil, vergi tabanının genişletilmesiyle sağlanabileceğini savundu.

Ekonomiste göre mevcut sistemlerde sermaye gelirleri çoğu zaman emek gelirlerinden daha avantajlı biçimde vergilendiriliyor.

Bir şirket sahibinin elde ettiği kazancı emek geliri yerine sermaye geliri olarak göstermesi, daha düşük vergi ödemesine olanak sağlayabiliyor.

Acemoğlu, gelirlerin emek veya sermaye olarak sınıflandırılmasına bakılmaksızın kaynağında vergilendirilmesini önerdi.

Böyle bir yaklaşımın vergi sistemini sadeleştirebileceğini ve farklı gelir türleri arasındaki eşitsizlikleri azaltabileceğini belirtti.

Ekonomist ayrıca sermayeye tanınan vergi avantajlarının şirketleri çalışan istihdam etmek yerine otomasyona yönelmeye teşvik edebildiğini söyledi.

Sermaye ve emek gelirleri arasındaki vergi farkının azaltılması, bu teşvikin de zayıflamasını sağlayabilir.

Servet vergisinde toplumsal uzlaşma vurgusu

Acemoğlu, yüksek değerli gayrimenkuller ve servet üzerinden alınacak vergilere ilişkin soruları da yanıtladı.

New York'ta değeri 5 milyon doların üzerindeki ikinci konutlara vergi uygulanması önerisi hakkında konuşan ekonomist, bu tür düzenlemelerin tek bir doğru cevabı olmadığını belirtti.

Yerel koşulların ve toplumsal uzlaşmanın önemine dikkat çekti.

Acemoğlu'na göre yüksek servet vergileri, toplumun geniş kesimlerinin desteği olmadan yalnızca belirli bir siyasi grubun tercihi olarak uygulanırsa tepki yaratabilir.

Vergi mükelleflerinin başka bölgelere taşınması da bu durumda önemli bir sorun haline gelebilir.

Buna karşılık vergi yükünün adil paylaşılması gerektiğine ilişkin ortak bir anlayış oluşursa daha yüksek vergilerin kabul görmesi kolaylaşabilir.

Acemoğlu, savaş dönemlerinde toplumların daha fazla vergi ödemeyi ve daha çok çalışmayı kabul etmesini ortak sorumluluk duygusuyla açıkladı.

New York Belediye Başkanı Mamdani'ye övgü ve uyarı

Röportajda New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani'nin siyasi yaklaşımı da gündeme geldi.

Acemoğlu, Mamdani'nin güçlü bir iletişim yeteneğine sahip olduğunu ve hayat pahalılığı gibi önemli sorunları etkili biçimde gündeme taşıdığını söyledi.

Ancak Mamdani'nin siyasetinin New York'un kendine özgü siyasi ortamından beslendiğini belirtti.

Ekonomiste göre sosyalizmi ve üniversite mezunu ilerici aktivistlerin önceliklerini öne çıkaran bu yaklaşım, ülkenin diğer bölgelerindeki işçi sınıfı seçmenlerine aynı ölçüde hitap etmeyebilir.

Acemoğlu, Demokrat Parti'nin yalnızca ılımlılar ile ilericiler arasında bir tercih yaparak sorunlarını çözemeyeceğini savundu.

Ekonomik politikalarda köklü değişikliklere ihtiyaç olduğunu, buna karşılık geniş bir seçmen koalisyonu oluşturmak için kültürel ve toplumsal konularda daha kapsayıcı bir yaklaşım benimsenmesi gerektiğini söyledi.

Acemoğlu'na göre ilerici hareketlerin yaptığı temel hatalardan biri, siyasi tartışmalarda kabul edilebilir görüşlerin sınırlarını daraltmak oldu.

YZ konusunda uyarı: Teknolojinin yayılması sanıldığı kadar hızlı değil

Röportajın önemli bölümlerinden biri YZ teknolojilerinin ekonomik etkilerine ayrıldı.

Acemoğlu, YZ'nin çok güçlü bir teknoloji olduğunu kabul etmekle birlikte, üretim süreçlerine entegrasyonunun kamuoyunda düşünüldüğü kadar hızlı ilerlemediğini savundu.

YZ ajanlarının gelişme hızını başlangıçta hafife aldığını kabul eden ekonomist, buna rağmen bireylerin sohbet robotlarını kullanmasıyla şirketlerin üretim süreçlerini köklü biçimde değiştirmesinin birbirinden farklı olduğunu vurguladı.

Acemoğlu'na göre YZ'nin bugüne kadar tamamen dönüştürdüğü tek meslek alanı yazılım kodlama oldu.

Diğer sektörlerde ise teknolojinin iş süreçlerine entegrasyonu daha sınırlı ilerliyor.

Ekonomist, YZ'nin ekonomik etkilerinin büyüklüğü ve gerçekleşme hızı konusunda hâlâ önemli belirsizlikler bulunduğunu belirtti.

“Genel yapay zekâ hedefi yanlış bir yönelim”

Acemoğlu'nun en sert eleştirilerinden biri, ABD'deki teknoloji şirketlerinin yapay genel zekâya (AGI) odaklanmasına yönelikti.

İnsanların çok sayıda bilişsel görevini yerine getirebilecek genel amaçlı sistemler geliştirme hedefinin, YZ için tek seçenek olmadığını savundu.

Acemoğlu'na göre bu hedef, teknolojinin toplumsal açıdan en yararlı kullanım biçimi de olmayabilir.

Ekonomist, YZ'nin çalışanların üretkenliğini artırmak, vatandaşları güçlendirmek ve demokratik katılımı geliştirmek amacıyla kullanılmasına daha fazla önem verilmesi gerektiğini söyledi.

AGI hedefinin aşırı öne çıkarılmasının, başka teknolojik uygulamaların geliştirilmesini yavaşlatabileceğini savundu.

Bu çerçevede ABD ile Çin arasında dikkat çekici bir karşılaştırma yaptı.

Acemoğlu'na göre Çin, büyük dil modellerinde ABD'nin gerisinde olsa da YZ'yi üretim süreçlerine entegre etmek konusunda daha aktif davranıyor.

ABD'de ise AGI hedefinin baskın hale gelmesi, teknolojinin farklı alanlarda kullanımını sınırlayabiliyor.

“YZ'yi çalışanların verimliliğini artırmak için kullanalım”

Acemoğlu, YZ alanında çalışan yetenekli gençlerin önemli bir bölümünün araştırma hedeflerini değiştirmesi halinde teknolojinin gelişim yönünün de değişebileceğini belirtti.

Ekonomiste göre araştırmacıların yalnızca insan zekâsını aşabilecek sistemler geliştirmeye odaklanması yerine, mevcut çalışanların daha verimli olmasını sağlayacak uygulamalar üzerinde çalışması mümkün.

Bu yaklaşımın vatandaşların bilgiye erişimini güçlendirebileceğini ve demokratik katılımı genişletebileceğini savundu.

Acemoğlu, AGI'ye yönelik ilginin bilimkurgu anlatılarından, medya kuruluşlarının haberlerinden ve teknoloji sektöründeki etkili isimlerin söylemlerinden beslendiğini ileri sürdü.

AGI hedefinin gerçekleşmesi halinde olumsuz bir toplumsal geleceğe yol açabileceği uyarısında bulundu.

Hedefe ulaşılamaması durumunda bile bu doğrultuda yapılan çalışmaların başka yararlı teknolojik seçeneklerin ihmal edilmesine neden olabileceğini savundu.

Sam Altman ve Elon Musk eleştirisi: Medya onları daha az ve daha eleştirel biçimde izlemeli

Acemoğlu, teknoloji sektörünün önde gelen yöneticilerinin medyada gördüğü yoğun ilgiyi de eleştirdi.

Röportajda OpenAI CEO'su Sam Altman, Anthropic CEO'su Dario Amodei ve Elon Musk'ın isimlerinin gündeme gelmesi üzerine, medya kuruluşlarının bu kişilere daha az ve özellikle daha az sorgusuz ilgi göstermesi gerektiğini söyledi.

Acemoğlu, teknoloji yöneticilerinin her açıklamasının geniş biçimde haberleştirilmesinin kamuoyundaki tartışmaları belirli isimlerin görüşleri etrafında şekillendirdiğini savundu.

Donald Trump'ın 2015 yılında siyasi gündemin merkezine yerleşmesinde medyanın sürekli ilgisinin rol oynadığını hatırlatarak, benzer bir durumun teknoloji sektöründeki etkili isimler için de geçerli olduğunu öne sürdü.

Ekonomist, teknoloji milyarderlerinin siyasi ve ekonomik fikirlerinin eleştirel biçimde incelenmesi gerektiğini belirtti.

Ayrıca bu kişilerin büyük servetlerinin nasıl vergilendirilmesi gerektiğinin de daha fazla tartışılmasını istedi.

Acemoğlu'nun temel mesajı: Ekonomik reformlarda cesur, toplumsal siyasette kapsayıcı olunmalı

Daron Acemoğlu'nun Bloomberg röportajında iki temel uyarı öne çıktı.

İlki, liberal demokrasinin geleceğinin yalnızca aşırı sağ hareketlerle mücadeleye bağlı olmadığı yönünde.

Acemoğlu'na göre merkez sol, işçi sınıfının ekonomik sorunlarını yeniden siyasetin merkezine taşımadıkça geniş bir toplumsal destek oluşturmakta zorlanacak.

İkinci uyarı ise YZ'nin gelişim yönüyle ilgili.

Ekonomist, teknolojik ilerlemenin kaçınılmaz olarak toplumun geniş kesimlerine refah getirmeyeceğini, bunun YZ'nin hangi amaçlarla geliştirildiğine ve nasıl kullanıldığına bağlı olduğunu savundu.

Bu nedenle vergi sisteminin yeniden düzenlenmesi, çalışanların ekonomik konumunun güçlendirilmesi ve YZ araştırmalarının insan emeğini destekleyecek uygulamalara yönlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Acemoğlu'nun önerdiği siyasi yaklaşım, ekonomik çözümlerde köklü değişiklikleri savunurken kültürel konularda daha geniş toplumsal uzlaşmayı hedefliyor.

Kaynak: Bloomberg, Mishal Husain'in Prof. Dr. Daron Acemoğlu ile gerçekleştirdiği röportaj.

Bloomberg

Güldem Atabay ve Atilla Yeşilada tarafından kaleme alınan GADT Raporlarına abone olmak ister misiniz?

Bize e-mail atın: istanbulanalytics@gmail com

Raporlar ücretlidir, yatırım önerisi içermez.

Piyasalarda yalnız değilsiniz

Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.

Uzman Desteğine Göz Atın
Paylaş

İlgili Haberler

Hamaney’den ABD ve İsrail’e Sert Gözdağı: Hedef Listeleri Güncelleniyor
Dünya

Hamaney’den ABD ve İsrail’e Sert Gözdağı: Hedef Listeleri Güncelleniyor

İran'ın dini lideri Ayetullah Mücteba Hamaney, üst düzey askeri komutanlarla bir araya geldiği kritik toplantıda ABD ve İsrail'e yönelik kapsamlı ve sert askeri talimatlar verdi. Liderin resmi sosyal medya kanallarından Farsça olarak paylaşılan duyuruda, İran Silahlı Kuvvetlerinin savunma ve caydırıcılık stratejisinde en yüksek seviyeye geçmesi gerektiği vurgulandı.

31 Ekim 2026
Esad Sonrası Suriye: Özgürlük Geldi, Ekmek Gitti
Dünya

Esad Sonrası Suriye: Özgürlük Geldi, Ekmek Gitti

Suriye'de Beşar Esad'ın devrilmesinden iki yıl sonra, geçici Hükümet Başkanı Ahmed eş-Şara liderliğindeki ekonomik dönüşüm beklentileri karşılayamadı; halk ciddi bir geçim sıkıntısı ve açlıkla karşı karşıya. Bir çok aile bir günde sadece tek öğün yemek yiyor.

31 Ekim 2026