Küresel Servet Rekor Kırıyor Ama Temeller Zayıflıyor
McKinsey raporu uyardı: Küresel servet 1,8 katrilyon dolara ulaştı ancak büyüme giderek hisse senedi balonlarına dayanıyor.
31 Temmuz 2026

Dünya ekonomisinin toplam finansal bilançosu 1,8 katrilyon dolara ulaşırken, ilk bakışta küresel servetin hızla büyüdüğü görülüyor. Ancak McKinsey & Company'nin yeni raporu, bu büyümenin giderek üretimden değil, şişen finansal varlık fiyatlarından kaynaklandığını ortaya koyuyor. Reuters köşe yazarı Mike Dolan'a göre bu eğilim, küresel ekonominin sanılandan çok daha kırılgan hale geldiğine işaret ediyor.
Rapora göre küresel hanehalkı net serveti geçen yıl yaklaşık 570 trilyon dolara yükselirken, artışın büyük bölümü hisse senedi piyasalarındaki değer kazançlarından kaynaklandı. Gerçek yatırımların katkısı ise tarihsel ortalamaların oldukça altında kaldı.
Hanehalkı serveti ekonomiden daha hızlı büyüyor McKinsey'nin küresel bilanço çalışması, dünya genelindeki varlıklar, borçlar ve servet arasındaki ilişkiyi ortaya koyuyor.
Rapora göre son yıllarda hanehalkı serveti küresel milli gelirden (GSYH) belirgin biçimde daha hızlı büyüyor. Bu durum özellikle 2025 yılında daha da belirginleşti.
Geçen yıl küresel hanehalkı serveti %7,3 artarken, bu oran 2000 yılından bu yana görülen %5,9'luk ortalama artışın oldukça üzerine çıktı.
Yapay zekâ rallisi serveti büyüttü Servet artışının en önemli nedeni hisse senedi piyasalarındaki yükseliş oldu.
Yapay zekâ yatırımlarının tetiklediği küresel teknoloji rallisi sayesinde dünya borsaları geçen yıl yaklaşık %20 değer kazandı. Sonuç olarak servet artışının %57'si hisse senetlerinden gelirken, gayrimenkulün katkısı yalnızca %15 seviyesinde kaldı.
Bu tablo, son 25 yılın ortalamasından önemli ölçüde ayrışıyor. Normal koşullarda servet artışının yarısından fazlası gayrimenkul fiyatlarındaki yükselişten kaynaklanıyordu.
Servetin büyük kısmı hâlâ gayrimenkulde Küresel servetin bileşimi de dikkat çekiyor.
Bugün dünya hanehalkı net servetinin yaklaşık yarısı gayrimenkullerden oluşuyor. Hisse senetleri ve yatırım fonlarının payı yaklaşık dörtte bire ulaşırken, tahviller ve emeklilik fonları yaklaşık %20, nakit ve mevduatlar ise benzer büyüklükte yer tutuyor.
ABD'de ise hisse senetlerinin toplam servet içindeki payı üçte bire yaklaşmış durumda.
Asıl risk: Kâğıt üzerindeki servet Raporda en fazla dikkat çekilen konu ise servet artışının giderek "kâğıt üzerindeki" değerlemelerden kaynaklanması.
Geçen yıl küresel hanehalkı servetindeki yaklaşık 40 trilyon dolarlık artışın yalnızca %20'si yeni makine yatırımları, altyapı, konut, fabrika veya fikri mülkiyet gibi üretken yatırımlardan geldi.
Buna karşılık mevcut varlıkların piyasa değerindeki yükseliş, yüksek enflasyonun bile yaklaşık dört puan üzerinde gerçekleşti.
McKinsey: Finansal bilançolar ekonomiyle bağını koparıyor Raporun en önemli uyarısı da burada geliyor.
McKinsey'e göre finansal bilançolar reel ekonomiden daha hızlı büyüdüğünde sistemde ciddi kırılganlıklar oluşabiliyor.
Varlık fiyatlarının milli gelirden daha hızlı yükselmesi, şirketleri yeni yatırım yapmak yerine kendi hisselerini geri almaya yöneltebiliyor. Bu süreç kısa vadede borsa değerlerini artırırken uzun vadeli büyümeyi destekleyen üretken yatırımların azalmasına yol açabiliyor.
Rapor ayrıca yükselen varlık fiyatlarının servet eşitsizliğini de artırdığına dikkat çekiyor. Mevcut varlık sahipleri hızla zenginleşirken, özellikle genç kuşakların konut veya finansal piyasalara giriş maliyeti giderek yükseliyor.
Gözler teknoloji devlerinin bilançolarında Reuters yazısına göre bu tartışma tam da teknoloji devlerinin bilanço açıkladığı bir dönemde yeniden gündeme geliyor.
Yatırımcıların temel sorusu şu: Son yıllarda yapay zekâ yatırımları nedeniyle hızla yükselen hisse senedi fiyatları gerçekten gelecekteki verimlilik artışlarıyla haklı çıkarılabilecek mi?
Eğer cevap olumsuz olursa, özellikle ABD teknoloji hisselerinde yaşanabilecek bir düzeltmenin küresel finansal sistem üzerinde zincirleme etkiler yaratması bekleniyor.
Risk yalnızca ABD ile sınırlı değil Sorun ağırlıklı olarak ABD kaynaklı görünse de etkileri küresel olabilir.
McKinsey verilerine göre incelenen ülkelerdeki toplam hisse senedi varlıklarının yaklaşık yarısı ABD'ye ait. ABD şirketlerinin piyasa değeri geçen yıl net aktiflerinin 2,4 katına ulaşırken, birçok gelişmiş ekonomide bu oran yaklaşık 1 seviyesinde kaldı.
Bununla birlikte ABD şirketlerinin hisselerinin üçte birinden fazlası yabancı yatırımcıların elinde bulunuyor. Dolayısıyla Wall Street'te yaşanabilecek sert bir düzeltme yalnızca Amerikan yatırımcılarını değil, dünyanın dört bir yanındaki tasarruf sahiplerini de etkileyebilir.
Üç olası senaryo McKinsey raporu önümüzdeki döneme ilişkin üç temel senaryo ortaya koyuyor.
İlk ve en iyimser senaryoda yapay zekâ yatırımları gerçekten büyük bir verimlilik devrimi yaratıyor ve bugün ulaşılan yüksek değerlemeleri haklı çıkarıyor.
İkinci senaryoda yüksek enflasyon zaman içinde hem varlık fiyatlarını hem de borçların reel değerini aşındırarak finansal bilançoları yeniden ekonomik büyüklüklerle uyumlu hale getiriyor.
Üçüncü ve en olumsuz senaryo ise finansal piyasalarda sert bir düzeltme yaşanması. Böyle bir durumda hem yatırımcılar hem de reel ekonomi uzun sürecek bir bilanço küçülmesiyle karşı karşıya kalabilir.
Sonuç Son yıllarda küresel servetin rekor seviyelere ulaşması ilk bakışta olumlu görünse de, bu servetin giderek daha büyük bölümünün finansal piyasalardaki değerlemelerden kaynaklanması önemli riskler yaratıyor.
Yapay zekâ devriminin gerçekten üretkenliği artırması halinde mevcut yüksek değerlemeler sürdürülebilir olabilir. Ancak beklenen verimlilik artışı gerçekleşmezse, bugün "kâğıt üzerinde" oluşan servetin önemli bir bölümü hızla eriyebilir. Küresel piyasalar açısından önümüzdeki birkaç yılın en kritik sorusu da tam olarak bu olacak.
Piyasalarda yalnız değilsiniz
Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.



