Dolar/TL47,90
0.08%
Euro/TL55,55
0.31%
Gram Altın6.860,77
0.48%
BIST 10014.082,10
0.64%
Brent Petrol$88,62
0.11%
Gümüş/Ons$65,86
1.16%
Gedik Yatırım
Gelişmekte Olan Piyasalar

IMF ve Dünya Bankası Toplantılarından Hayal Kırıklığı: Gelişmekte Olan Ülkeler Çözüm Beklerken Sorularla Döndü

IMF ve Dünya Bankası toplantıları gelişmekte olan ülkelere somut çözüm sunamadı. Borç servisi kamu gelirlerinin %14'üne ulaşırken büyüme yavaşlıyor.

19 Ekim 2026

IMF ve Dünya Bankası Toplantılarından Hayal Kırıklığı: Gelişmekte Olan Ülkeler Çözüm Beklerken Sorularla Döndü

Bangkok'ta düzenlenen IMF ve Dünya Bankası yıllık toplantıları, gelişmekte olan ülkelerin artan borç yükü, İran savaşı, enerji fiyatları ve yapay zekâ balonu risklerine karşı somut bir çözüm ortaya koyamadı. IMF Başkanı Kristalina Georgieva, gelişmekte olan ülkelerin borç servisi ödemelerinin kamu gelirlerinin yüzde 14'üne ulaştığını açıkladı. Dünya Bankası ise gelişmekte olan ekonomilerde büyümenin yüzde 4,4'ten yüzde 3,6'ya gerilediğine dikkat çekti.

Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası'nın geçen hafta Bangkok'ta gerçekleştirilen yıllık toplantıları, gelişmekte olan ülkeler açısından beklentileri karşılamadı.

Orta Doğu'da yayılan savaş, Ukrayna'daki çatışmalar, yükselen borçlanma maliyetleri ve yapay zekâ sektöründe oluşabilecek finansal balon, toplantıların gündemini belirledi.

Ancak gelişmekte olan ülkelerin karşı karşıya olduğu sorunlara yönelik yeni ve kapsamlı bir uluslararası destek mekanizması açıklanmadı.

Bunun yerine IMF ve Dünya Bankası, hükümetlere bütçe açıklarını azaltmaları, ekonomik reformları hızlandırmaları ve özel sektör yatırımlarını artırmaları yönündeki geleneksel tavsiyelerini yineledi.

Uzmanlara göre bu yaklaşım, küresel ekonomideki yeni risklerin boyutları karşısında yetersiz kalıyor.

Georgieva: Asıl bütçe sorunu gelişmiş ülkelerde

IMF Başkanı Kristalina Georgieva, küresel kamu maliyesindeki dengesizliklere ilişkin dikkat çekici bir değerlendirme yaptı.

Gelişmekte olan ülkelerde kamu borcunun son yıllarda gerilediğini belirten Georgieva, buna rağmen küresel tahvil faizlerindeki yükselişin bu ülkelerin borçlanma maliyetlerini artırdığını söyledi.

IMF Başkanı'na göre bütçe dengesizlikleri açısından en ciddi sorunlar gelişmiş ekonomilerde yaşanıyor.

Gelişmiş ülkelerin yüksek bütçe açıkları ve borçlanma ihtiyaçları, uluslararası sermaye piyasalarında faizlerin yükselmesine katkıda bulunurken gelişmekte olan ülkeler de bu gelişmeden olumsuz etkileniyor.

Georgieva, düşük ve orta gelirli ülkelerde ortalama borç servisi ödemelerinin son on yılda iki kattan fazla arttığını açıkladı.

Bu ödemelerin kamu gelirlerine oranı yüzde 14'e ulaştı.

Artan faiz ve anapara ödemeleri, hükümetlerin eğitim, sağlık, altyapı ve diğer temel kamu hizmetlerine ayırabilecekleri kaynakları azaltıyor.

IMF Başkanı'ndan yapay zekâ uyarısı: Cevaplardan çok sorular var

Georgieva, toplantılar kapsamında cumartesi günü katıldığı panelde, küresel ekonominin geleceğine ilişkin belirsizliklerin arttığını söyledi.

Özellikle yapay zekâ teknolojilerinin ekonomik büyüme, istihdam ve gelir dağılımı üzerindeki etkilerinin henüz yeterince anlaşılamadığını vurguladı.

"Yanıtlarımızdan çok daha fazla sorumuzun olduğu bir noktadayız. Herkese uyarım şu: Bütün cevaplara sahip olduğunu iddia edenlere inanmayın. Sizi kandırıyorlar" dedi.

Yapay zekâ yatırımlarındaki hızlı büyüme, gelişmiş ekonomilerde verimlilik artışı beklentilerini güçlendirirken gelişmekte olan ülkelerin teknolojik dönüşümün gerisinde kalma riskini de artırıyor.

Öte yandan yapay zekâ şirketlerinin yüksek değerlemeleri ve yatırımların sürdürülebilirliği konusunda oluşan soru işaretleri, olası bir finansal düzeltmenin küresel piyasalara yayılabileceği endişesini doğuruyor.

Atlantic Council: IMF ve Dünya Bankası fırsatı kaçırdı

Atlantic Council Uluslararası Ekonomi Başkan Yardımcısı Josh Lipsky, yıllık toplantıların gelişmekte olan ülkelere yol göstermek açısından başarısız olduğunu savundu.

Lipsky'ye göre gelişmiş ülkelerin kendi mali sorunlarını çözmekte zorlanması, uluslararası kalkınma gündemini ikinci plana itiyor.

"Gelişmiş ekonomiler kendi işlerini düzene koyamamışken ve mali kriz riskiyle karşı karşıyayken gelişmekte olan dünyayı konuşmak zor" değerlendirmesini yaptı.

Gelişmiş ülkelerdeki siyasi gelişmelerin de kalkınma yardımlarına verilen önemi azalttığını belirtti.

Kolombiya'nın eski Maliye Bakanı ve Columbia Üniversitesi araştırmacısı Mauricio Cardenas da toplantılardan çıkan tabloyu eleştirdi.

Cardenas, birçok ekonomi politikası yapıcısının ciddi bir kriz yaşanabileceği hissiyle toplantılardan ayrıldığını, ancak böyle bir gelişmeye karşı uygulanabilecek somut bir yol haritası bulamadığını söyledi.

IMF ve Dünya Bankası'nın yeni ekonomik döneme yeterince hazırlıklı olmadığını savunan Cardenas, kurumların yapay zekâ konusunda uzmanlarla çalışmasına rağmen ülkelerin nasıl hazırlanması gerektiğine ilişkin belirgin öneriler sunamadığını ifade etti.

Jeopolitik gerilimler toplantılara damga vurdu

Bangkok'taki toplantılarda küresel siyasi gerilimlerin uluslararası ekonomik işbirliğini zorlaştırdığı da görüldü.

Rusya'nın 2022'de Ukrayna'yı işgalinden bu yana IMF ve Dünya Bankası içindeki görüş ayrılıkları derinleşirken, bu durum ortak politika geliştirme çabalarını da etkiliyor.

IMF'nin yönlendirme komitesindeki toplantıda Rusya Maliye Bakanı konuşmaya başladığında delegelerin yaklaşık yarısı salonu terk etti.

Orta Doğu'daki savaşın etkileri ise toplantılara katılımı doğrudan etkiledi.

Husilerin Riyad Havalimanı'na yönelik saldırıları nedeniyle IMF komitesinin başkanı olan Suudi Arabistan Maliye Bakanı Muhammed el-Cedan'ın seyahati aksadı.

El-Cedan, Bangkok'a ulaşabilmek için kara yoluyla Katar'a geçerek oradan uçmak zorunda kaldı.

Toplantılara ev sahipliği yapan Tayland da gelişmekte olan ülkelerin karşı karşıya olduğu sorunları somut biçimde yansıtıyordu.

Ülkenin bazı bölgelerinde eylül ayında yaşanan sellerin etkileri sürerken, doğal afetin Tayland sanayi sektörüne verdiği zararın yaklaşık 200 milyon dolara ulaştığı belirtildi.

Gelir eşitsizliği uzun vadeli maliyetleri artırabilir

York Üniversitesi Profesörü Kate Pickett, gelişmekte olan ülkelere yönelik ekonomi politikalarının yalnızca bütçe disiplini ve yapısal reformlara odaklanmasını eleştirdi.

Pickett, daha kapsayıcı büyüme politikalarına ihtiyaç olduğunu vurgulayarak gelir eşitsizliği ve yoksulluğun artmasının uzun vadede ekonomik maliyetleri yükselteceğini söyledi.

"Eşitsizlik artarsa, yoksulluk derinleşirse bunun uzun vadeli maliyetleri de artacaktır" dedi.

Bir ekonominin dayanıklı olarak tanımlanmasının tek başına yeterli olmadığını belirten Pickett, büyümenin sağladığı kazanımların toplumun geniş kesimlerine yayılması gerektiğini savundu.

"Bir ekonomiyi dayanıklı olarak tanımlamak yeterli değil. Bu dayanıklılık yalnızca zenginler ve ayrıcalıklı kesimler için geçerli" ifadelerini kullandı.

Dünya Bankası: Gelişmekte olan ülkelerde büyüme yüzde 3,6'ya geriledi

Dünya Bankası Baş Ekonomist Yardımcısı Ayhan Köse, küresel ekonominin ABD ve İsrail'in İran'a karşı yürüttüğü savaşın yarattığı büyük enerji şokunu beklenenden daha iyi atlattığını belirtti.

Köse'ye göre küresel bir resesyondan kaçınılmış olsa da hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ekonomilerin büyüme görünümü önceki döneme kıyasla bozuldu.

Gelişmiş ekonomilerin yaklaşık yarısında büyüme hızı gerilerken gelişmekte olan ülkelerin genelinde büyüme yüzde 4,4 seviyesinden yaklaşık yüzde 3,6'ya yavaşladı.

Köse, küresel ekonominin şimdiye kadar gösterdiği dayanıklılığın gelecekteki şoklara karşı güvence oluşturmadığını vurguladı.

"İnsanlar gerçekten endişeli. Çünkü bugünkü dayanıklılık, yarın da dayanıklı olunacağının garantisi değil" dedi.

Köse, küresel ekonominin neredeyse her üç veya altı ayda bir yeni bir şokla karşılaştığını belirterek bundan sonraki risklerin ne olacağına ilişkin kaygıların arttığını söyledi.

Özel sermaye çözüm olabilir mi?

Dünya Bankası, gelişmekte olan ülkelerin yapay zekâ teknolojilerine uyum sağlamasına yardımcı olmak ve yeni yatırımları finanse etmek amacıyla özel sermayenin daha fazla harekete geçirilmesine odaklanıyor.

Köse, Dünya Bankası'nın kalkınma projelerine yönlendirdiği özel sermaye miktarının 2022'ye göre üç katına çıktığını belirtti.

Ancak resmi kalkınma yardımlarındaki sert düşüş ve gelişmekte olan ülkelere yabancı yatırım çekmenin giderek zorlaşması, bu yaklaşımın önündeki başlıca engeller arasında bulunuyor.

Yüksek faizler ve jeopolitik belirsizlikler, özel yatırımcıların gelişmekte olan ülkelere yönelik risk iştahını da sınırlıyor.

Bu nedenle özel sektör finansmanının kamu kaynaklarındaki azalmayı ne ölçüde telafi edebileceği belirsizliğini koruyor.

Gelişmekte olan ülkeler yeni şoklara karşı savunmasız

IMF ve Dünya Bankası toplantılarının ardından ortaya çıkan temel sorun, küresel ekonomideki risklerin giderek daha karmaşık hale gelmesine rağmen uluslararası finansal kuruluşların somut politika önerilerinin sınırlı kalması oldu.

Gelişmekte olan ülkeler, kendi kontrolleri dışındaki gelişmeler nedeniyle artan borçlanma maliyetleri, enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar, jeopolitik çatışmalar ve teknolojik dönüşümün yarattığı belirsizliklerle mücadele ediyor.

Bu ülkelerden bütçe disiplinini güçlendirmeleri ve reformları hızlandırmaları istenirken, gelişmiş ekonomilerdeki mali dengesizlikler ve azalan kalkınma yardımları da sorunları ağırlaştırıyor.

Bangkok toplantılarının ardından yanıt bekleyen temel soru değişmedi: Yeni bir küresel ekonomik şok yaşanırsa, gelişmekte olan ülkeler bunun maliyetini hangi kaynaklarla karşılayacak?

Reuters

Güldem Atabay ve Atilla Yeşilada tarafından kaleme alınan GADT Raporlarına abone olmak ister misiniz?

 Bize e-mail atın:  istanbulanalytics@gmail com

 Raporlar ücretlidir, yatırım önerisi içermez

Piyasalarda yalnız değilsiniz

Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.

Uzman Desteğine Göz Atın
Paylaş