Husilerden Türkiye ve Pakistan’a sert uyarı: “Suudi Arabistan için savaşa girmeyin”
Husiler, Türkiye veya Pakistan’ın Suudi Arabistan’ın yanında Yemen savaşına doğrudan katılması halinde iki ülkeye askeri karşılık verileceği tehdidinde bulundu.
20 Eylül 2026

Yemen’deki Husiler, Suudi Arabistan’a askeri destek amacıyla Türkiye veya Pakistan’ın bölgeye asker göndermesi halinde karşılık verecekleri tehdidinde bulundu. Üst düzey Husi yetkilisi Mohammed Al-Bukhaiti, Ankara ve İslamabad’ın Yemen’deki çatışmaya doğrudan dahil olması durumunda iki ülkenin de askeri misillemeyle karşılaşacağını söyledi. Açıklama, Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın devreye sokulabileceğine ilişkin tartışmaların arttığı bir dönemde geldi.
Ortadoğu’da ABD-İran savaşı ve Yemen cephesindeki çatışmaların şiddetlenmesiyle birlikte gözler Türkiye ve Pakistan’ın Suudi Arabistan’a verebileceği askeri desteğe çevrildi.
Yemen’deki Husiler ise iki ülkeye doğrudan uyarıda bulundu.
Üst düzey Husi yetkilisi Mohammed Al-Bukhaiti, CNN-News18’e verdiği röportajda Türkiye veya Pakistan’ın Suudi Arabistan’ın yanında Yemen’deki savaşa askeri olarak katılması halinde Husilerin karşılık vereceğini söyledi.
Al-Bukhaiti, olası bir doğrudan askeri müdahalenin Türkiye ve Pakistan’a yönelik “sert ve derhal” misillemeye yol açacağını savundu.
Husi yetkili, Ankara ve İslamabad’ın çatışmaya girmesi halinde Yemen’in buna “demir yumrukla” karşılık vereceği tehdidinde bulundu.
Mekke Ortak Savunma Anlaşması yeniden gündemde
Açıklamanın zamanlaması dikkat çekiyor.
Husilerin uyarısı, Pakistanlı savunma yetkililerinin Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın devreye sokulması ihtimaline ilişkin açıklamalarının ardından geldi.
Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye arasında Ağustos 2026’da imzalanan üçlü kolektif güvenlik anlaşması, taraflardan birine yönelik saldırının diğer taraflara yönelik saldırı olarak değerlendirilmesi esasına dayanıyor.
Bölgedeki çatışmaların genişlemesi ve Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarını artırması, anlaşmanın pratikte nasıl uygulanabileceği sorusunu gündeme taşıdı.
Özellikle Pakistan veya Türkiye’nin Suudi Arabistan’ın savunmasına doğrudan askeri katkı sağlayıp sağlamayacağı tartışılıyor.
Husilerin son açıklaması da esas olarak bu ihtimali caydırmayı hedefliyor.
“Doğrudan müdahale karşılıksız kalmaz”
Al-Bukhaiti, Yemen’deki Husi güçlerinin Suudi Arabistan liderliğindeki askeri operasyonlar ve ekonomik abluka karşısında savunma pozisyonunda olduğunu ileri sürdü.
Ancak Pakistan veya Türkiye’nin çatışmaya doğrudan katılması halinde durumun değişeceğini söyledi.
Husi yetkili, grubun daha önce Batılı donanma unsurlarına ve bölgesel hedeflere yönelik gerçekleştirdiği saldırılara atıfta bulunarak, Yemen’deki savaşa giren yabancı güçlerin hedef haline gelebileceği tehdidinde bulundu.
Al-Bukhaiti, yabancı bir gücün savaşa katılması durumunda Husilerin o ülkeye askeri karşılık vereceğini belirtti.
Bu açıklamalar, Türkiye veya Pakistan’a ait askeri birliklerin ya da askeri sistemlerin Yemen savaş sahasına konuşlandırılması ihtimaline yönelik açık bir caydırıcılık mesajı niteliği taşıyor.
Türkiye ve Pakistan’a “tarafsız kalın” çağrısı
Husi yetkili yalnızca askeri tehditte bulunmakla kalmadı, Ankara ve İslamabad’a çatışmanın dışında kalmaları yönünde çağrı da yaptı.
Al-Bukhaiti, Türkiye ve Pakistan kamuoylarının büyük bölümünün Yemen halkının yaşadığı insani sorunlara sempati duyduğunu ileri sürdü.
Bu nedenle iki hükümetin Suudi Arabistan liderliğindeki askeri operasyonlara katılmaması gerektiğini savundu.
Husi yetkili, Ankara ve İslamabad’ın Suudi koalisyonunun askeri vekilleri gibi hareket etmek yerine tarafsız kalması gerektiğini söyledi.
Pakistan diplomasi kanalını da açık tutuyor
Suudi Arabistan ile savunma ilişkilerini güçlendiren Pakistan’ın aynı zamanda İran ile diplomatik temaslarını sürdürmesi dikkat çekiyor.
İslamabad’ın bölgedeki gerilimi azaltmak amacıyla İran’a üst düzey bir heyet göndermeye hazırlandığı bildiriliyor.
Bu durum Pakistan’ın bir yandan Suudi Arabistan’a yönelik güvenlik taahhütlerini korurken diğer yandan İran ve bölgedeki müttefikleriyle doğrudan çatışmaya girmekten kaçınmaya çalıştığına işaret ediyor.
Türkiye açısından da benzer bir denge sorunu ortaya çıkabilir.
Mekke Ortak Savunma Anlaşması Ankara’nın Suudi Arabistan ve Pakistan ile güvenlik ilişkilerini yeni bir seviyeye taşırken, Yemen savaşına doğrudan askeri katılım çok daha geniş bölgesel sonuçlar yaratabilecek bir adım olacaktır.
Husi ilerleyişi bölgesel dengeleri değiştiriyor
Husilerin uyarısı, Yemen cephesindeki askeri dengelerin hızla değiştiği bir dönemde geldi.
İran destekli grubun son dönemde Kızıldeniz kıyısındaki ilerleyişi ve Suudi Arabistan’a yönelik füze ve insansız hava aracı saldırılarının artması, Riyad üzerindeki askeri baskıyı yükseltti.
Husilerin Bab el-Mandeb Boğazı çevresindeki etkinliğini artırması ise çatışmanın yalnızca Yemen ve Suudi Arabistan açısından değil, küresel ticaret ve enerji güvenliği açısından da önemini büyütüyor.
ABD yönetimi şu ana kadar Suudi Arabistan’a istihbarat ve hedefleme desteği sağlarken Husilere karşı doğrudan Amerikan saldırılarına yeniden başlama konusunda isteksiz davranıyor.
Bu durum, Riyad’ın başka müttefiklerinden askeri destek isteyebileceği yönündeki beklentileri güçlendiriyor.
Ankara için kritik soru: Anlaşma ne kadar ileri gidecek?
Husilerin açıklamasıyla birlikte Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın sınırları da daha önemli hale geliyor.
Bir kolektif savunma anlaşmasının bulunması, tarafların her krizde otomatik olarak savaş birlikleri göndereceği anlamına gelmiyor. Askeri desteğin hava savunması, istihbarat, lojistik, mühimmat veya doğrudan muharip birliklerden hangilerini kapsayacağı siyasi kararlarla şekillenecek.
Husiler ise bu ayrımın kendi açılarından sınırlarını şimdiden çizmeye çalışıyor.
Al-Bukhaiti’nin açıklamalarına göre Ankara veya İslamabad’ın Suudi Arabistan’a verdiği desteğin doğrudan askeri müdahaleye dönüşmesi, Türkiye ve Pakistan’ı Husilerin hedefi haline getirebilir.
Böylece Yemen’deki çatışmanın genişleme riski yeni bir boyut kazanıyor.
Suudi Arabistan’ın Husiler üzerindeki askeri baskıyı artırmak için müttefiklerinden daha fazla destek istemesi halinde Ankara ve İslamabad, kolektif savunma taahhütleri ile Yemen savaşına doğrudan taraf olmanın yaratacağı riskler arasında kritik bir karar vermek zorunda kalabilir.
First Post
Piyasalarda yalnız değilsiniz
Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.




