Güçlü dolar, Trump'ın ara seçimlerde en büyük düşmanı olabilir
Dolar 18 ayın zirvesinde. Güçlü dolar, Trump'ın ihracat ve sanayi hedeflerini zorlarken yüksek enflasyon Cumhuriyetçilerin seçim şansını azaltıyor.
17 Ekim 2026

ABD'de 3 Kasım'da yapılacak Kongre ara seçimlerine haftalar kala Başkan Donald Trump'ın ekonomi politikaları ciddi bir çelişkiyle karşı karşıya. Trump, Amerikan sanayisini yeniden canlandırmak, ihracatı artırmak ve dış ticaret açığını küçültmek istiyor. Ancak dolar, başlıca para birimleri karşısında son 18 ayın en yüksek seviyelerine tırmanıyor. Güçlü dolar, Trump'ın ekonomik hedeflerini zorlaştırırken yüksek enflasyon, artan enerji maliyetleri ve gerileyen reel ücretler Cumhuriyetçilerin seçim şansını tehdit ediyor.
Trump'ın ekonomi politikaları seçmenin gözünde sınıfta kalıyor
ABD Başkanı Donald Trump, ikinci başkanlık döneminin ilk iki yılında uyguladığı ekonomi politikalarının siyasi sonuçlarıyla yüzleşiyor.
Kamuoyu araştırmaları, seçmenlerin Trump'ın ekonomi yönetimine verdiği desteğin son derece düşük seviyelerde bulunduğunu gösteriyor.
Bahis piyasaları ise Cumhuriyetçi Parti'nin 3 Kasım'daki ara seçimlerde Temsilciler Meclisi'ndeki çoğunluğunu kaybedebileceğine, hatta Senato kontrolünün de tehlikeye girebileceğine işaret ediyor.
Trump açısından sorun yalnızca enflasyon veya yüksek faizler değil.
ABD ekonomisinin uluslararası gücünün sembolü olarak görülen doların değer kazanması da Beyaz Saray'ın ekonomik hedefleriyle çelişiyor.
Dolar Endeksi (DXY), son dönemde istikrarlı biçimde yükselerek başlıca para birimleri karşısında 18 ayın zirvesine ulaştı.
Normal koşullarda güçlü para birimi, uluslararası yatırımcıların bir ülkenin ekonomisine duyduğu güvenin göstergesi olarak yorumlanabilir.
Ancak Trump yönetimi için durum farklı.
Beyaz Saray'ın Amerikan sanayisini yeniden ayağa kaldırma stratejisi, daha rekabetçi bir dolar kuruna ihtiyaç duyuyor.
Güçlü dolar neden Trump'ın planlarını bozuyor?
Trump yönetiminin ekonomi politikasının merkezinde üç hedef bulunuyor: Amerikan imalat sanayisini güçlendirmek, ihracatı artırmak ve dış ticaret açığını azaltmak.
Ancak doların değer kazanması, Amerikan ürünlerini yabancı alıcılar için pahalılaştırıyor.
Aynı zamanda ithal ürünlerin dolar cinsinden maliyetini düşürerek Amerikan şirketlerinin dış rekabet karşısındaki konumunu zorlaştırıyor.
Bu nedenle güçlü dolar, Trump'ın gümrük tarifeleriyle desteklemeye çalıştığı yerli üretim hedefiyle ters yönde hareket ediyor.
Üstelik ABD'nin dış ticaret dengesi de yönetimin beklediği şekilde iyileşmiyor.
Yapay zekâ yatırımlarının hızlanmasıyla birlikte Amerikan şirketlerinin çip, teknoloji ekipmanı ve diğer sermaye malları ithalatı rekor seviyelere ulaştı.
Bu gelişme dış ticaret açığının yeniden büyümesine yol açıyor.
Hedge fon Point72'nin ekonomistlerinden Dean Maki'ye göre, yılın başlarında milli gelirin yüzde 2,7'si düzeyinde bulunan ABD dış ticaret açığı, gelecek yıl GSYH'nin yüzde 4'üne yaklaşabilir.
Dolayısıyla Trump'ın ithalatı sınırlama ve ticaret açığını küçültme politikası henüz beklenen sonuçları vermiş değil.
Dolar neden düşmek yerine yükseliyor?
Aslında Trump'ın ikinci döneminin ilk yılında dolar ciddi baskı altındaydı.
Yüksek gümrük tarifeleri, bütçe açıkları ve ABD'nin ekonomik güvenilirliğine ilişkin tartışmalar, uluslararası yatırımcılar arasında Amerikan varlıklarından uzaklaşma eğilimini güçlendirmişti.
Piyasalarda bir dönem doların değer kaybı ve Amerikan varlıklarının satılması senaryoları konuşuluyordu.
Ancak bu eğilim tersine döndü.
Bunun temel nedeni, döviz piyasalarının mutlak değil göreli ekonomik performansa göre hareket etmesi.
ABD'nin kamu borcu ve bütçe açığı ciddi sorunlar yaratıyor. Fakat diğer gelişmiş ekonomilerin durumu da parlak değil.
Avrupa ve Japonya'nın sorunları doları destekliyor
Fransa'nın kamu maliyesine ilişkin kaygılar, euro üzerinde baskı oluşturuyor.
Yatırımcılar, Paris yönetiminin bütçe açığını kontrol altına almak için gerekli ancak siyasi açıdan maliyetli önlemleri uygulamakta zorlanacağından endişe ediyor.
Japonya'da ise devasa kamu borcu, faiz oranlarının yükselmesi halinde borç servis maliyetlerinin sürdürülebilirliği konusunda soru işaretleri yaratıyor.
Bu kaygılar yenin tarihsel olarak zayıf seviyelerde kalmasına katkıda bulunuyor.
Sonuç olarak dolar, yalnızca Amerikan ekonomisinin gücü nedeniyle değil, rakip ekonomilerin zayıflıkları sayesinde de değer kazanıyor.
Piyasalardaki ifadeyle dolar, kirli gömlekler arasındaki en temiz gömlek olmaya devam ediyor.
Buna bir de ABD'nin yapay zekâ sektörüne yönelen uluslararası sermaye akımları ekleniyor.
Amerikan teknoloji şirketlerinin devasa yatırım programları, dolar cinsinden varlıklara talebi canlı tutuyor.
Böylece Trump'ın zayıflatmak istediği dolar, küresel sermayenin ABD'ye yönelmesi ve diğer büyük ekonomilerin sorunları nedeniyle güçleniyor.
Trump ve Bessent aslında daha zayıf dolar istiyor
Trump ile Hazine Bakanı Scott Bessent'in ekonomik hedefleri, doların daha rekabetçi bir seviyeye gerilemesini gerektiriyor.
Ancak ABD'de güçlü dolar politikasının uzun bir geçmişi bulunuyor.
1990'lı yıllarda Hazine Bakanı Robert Rubin döneminde yerleşen güçlü dolar yaklaşımı, Washington'ın ekonomi politikasının önemli ilkelerinden biri haline gelmişti.
Bu nedenle ABD yönetimlerinin açıkça doların değer kaybetmesini istediklerini söylemeleri kolay değil.
Trump yönetiminin düşünsel çerçevesini anlamak için ekonomist Stephen Miran'ın yaklaşık iki yıl önce hazırladığı rapora bakmak gerekiyor.
Miran, Hudson Bay Capital Management'ta görev yaptığı dönemde Küresel Ticaret Sisteminin Yeniden Yapılandırılması İçin Kullanıcı Rehberi başlıklı 41 sayfalık bir çalışma yayımlamıştı.
Daha sonra Trump yönetiminde Ekonomik Danışmanlar Konseyi Başkanlığı görevini üstlenen ve kısa bir süre Fed Yönetim Kurulu üyeliği yapan Miran'ın çalışması, yönetimin ticaret ve kur politikalarına ilişkin önemli ipuçları sunuyor.
Mar-a-Lago Anlaşması: Yeni bir Plaza mümkün mü?
Miran'ın yaklaşımı, piyasalarda Mar-a-Lago Anlaşması olarak adlandırılıyor.
Bu isim, 1985 yılında dünyanın önde gelen ekonomilerinin doların değerini düşürmek amacıyla vardığı Plaza Anlaşması'na gönderme yapıyor.
Miran'a göre mevcut uluslararası ekonomik düzene yönelik Amerikan hoşnutsuzluğunun temel nedenlerinden biri, doların sürekli olarak aşırı değerli kalması.
Güçlü dolar Amerikan ihracatının rekabet gücünü azaltıyor, ithalatı ucuzlatıyor ve imalat sanayisini dezavantajlı konuma getiriyor.
Nitekim Trump'ın Ocak 2025'te ikinci kez başkanlık görevine başladığı dönemde doların geniş kapsamlı reel efektif kuru, 30 yılı aşkın sürenin en yüksek seviyesindeydi.
Miran, küresel ticaret ve finans sisteminin ABD lehine yeniden düzenlenebileceğini savunuyor.
Ancak bunun son derece dikkatli planlama, hassas uygulama ve olumsuz yan etkilerin sınırlandırılmasını gerektirdiğini de kabul ediyor.
Sorun şu ki Trump'ın bu uzun vadeli dönüşümü gerçekleştirmek için yeterli siyasi zamanı olmayabilir.
İran savaşı ve gümrük tarifeleri seçmeni vuruyor
ABD ekonomisi büyümeye devam ederken işsizlik oranı görece düşük seviyelerde bulunuyor.
Buna rağmen Amerikan hanehalkı Trump yönetiminin ekonomi politikalarının olumsuz sonuçlarını hissediyor.
New York Fed'in yakın tarihli bir araştırmasına göre gümrük tarifeleri ithal ürünlerin maliyetini artırdı.
Şubat ayında başlayan ABD-İran savaşı ise enerji fiyatlarında sert yükselişlere yol açtı.
Özellikle dizel fiyatlarının rekor seviyelere ulaşması, taşımacılık ve üretim maliyetleri üzerinden ekonomiye ek baskı oluşturdu.
Sonuçta ABD'de enflasyon yüksek seyretmeye devam ediyor.
Tahvil faizleri yaklaşık çeyrek yüzyılın zirvesine ulaşırken reel ücretler gerilemeye başladı.
Bu tablo, Trump'ın seçim kampanyalarında verdiği ekonomik refah vaatleriyle çelişiyor.
Seçmen açısından doların uluslararası piyasalardaki gücünden çok, market fiyatları, akaryakıt maliyetleri ve satın alma gücü önem taşıyor.
Dolayısıyla güçlü doların Amerikan ekonomisine duyulan güveni yansıtması, Cumhuriyetçilerin seçimlerde avantaj elde edeceği anlamına gelmiyor.
Tam tersine, doların değer kazanması imalat sanayisinin rekabet gücünü zayıflatarak Trump'ın ekonomik vaatlerini gerçekleştirmesini zorlaştırıyor.
Doları düşürmek neden bu kadar zor?
Trump yönetimi açısından asıl güçlük, doların değerini finansal piyasalarda ciddi bir sarsıntı yaratmadan düşürebilmek.
Tarihsel deneyimler, büyük döviz kuru değişimlerinin çoğu zaman uluslararası koordinasyon gerektirdiğini gösteriyor.
Ancak Trump'ın Önce Amerika yaklaşımı, çok taraflı ekonomik iş birliğine mesafeli.
ABD Hazine Bakanlığı'nın Japonya ile yenin desteklenmesine yönelik müdahalesi gibi ikili girişimlerin ise doların küresel değerinde kalıcı bir değişim yaratması zor.
Bununla birlikte yeni müdahaleler ihtimal dışı değil.
Eurizon SLJ Asset Management CEO'su Stephen Jen, daha önce yayımladığı değerlendirmesinde doların değerini düşürmek için hedefli ve sürpriz müdahalelerin kullanılabileceğini savunmuştu.
Jen'e göre Trump yönetiminin amacı, Amerikan imalat sanayisinin yeniden güçlenmesini sağlayacak daha zayıf bir dolar yaratmak.
Ancak bunun sermaye piyasalarında paniğe yol açmadan gerçekleştirilmesi gerekiyor.
Jen, küçük ölçekli ve tekrarlanan müdahalelerin dolar üzerinde kademeli baskı oluşturabileceğini düşünüyor.
Bunun başarıya ulaşıp ulaşmayacağı ise müdahalelerin büyüklüğüne, sıklığına ve yatırımcıların vereceği tepkiye bağlı.
Tarihsel deneyim: Plaza ve Louvre anlaşmaları
ABD'nin diğer büyük ekonomilerle koordinasyon içinde döviz piyasalarına müdahale etmesi oldukça nadir görülen bir gelişme.
Bu yılki yen müdahalesinden önce ABD ve Japonya'nın doları satıp yeni desteklemek için koordineli hareket ettiği son dönem 1998 yılıydı.
Fed'in Avrupa Merkez Bankası ve diğer otoritelerle birlikte euroyu desteklemek için müdahalede bulunduğu son önemli örnek ise 2000 yılına uzanıyor.
Dalgalı kur sistemine geçilmesinden bu yana doların küresel değerini değiştirmeye yönelik en kapsamlı iki uluslararası girişim 1980'lerde gerçekleşti.
1985 Plaza Anlaşması, aşırı değerlenmiş doların düşürülmesini amaçlıyordu.
1987 Louvre Anlaşması ise doların değer kaybının aşırıya gitmesini önlemeye yönelikti.
Ancak günümüz koşulları 1980'lerden oldukça farklı.
Dolar, o dönemdeki kadar aşırı değerli değil.
Daha önemlisi, büyük ekonomiler arasında kapsamlı iş birliğinin sağlanması bugün çok daha güç.
Bu nedenle Trump yönetiminin yeni bir Plaza benzeri anlaşma oluşturması kolay görünmüyor.
ANALİZ: Güçlü dolar Trump'ın siyasi geleceğini zorlaştırıyor
Trump yönetiminin karşı karşıya bulunduğu temel çelişki giderek belirginleşiyor.
Başkan, Amerikan sanayisini canlandırmak, ihracatı artırmak ve dış ticaret açığını azaltmak istiyor.
Ancak küresel yatırımcılar dolar almaya devam ediyor.
Dolar güçlendikçe Amerikan ihracatının rekabet gücü zayıflıyor.
Öte yandan gümrük tarifeleri ithalat maliyetlerini yükseltirken İran savaşı enerji fiyatlarını artırıyor.
Yüksek enflasyon, tarihi zirvelere yaklaşan tahvil faizleri ve gerileyen reel ücretler de seçmenlerin ekonomik memnuniyetsizliğini büyütüyor.
Trump'ın önünde iki zorlu seçenek bulunuyor.
Ya güçlü dolarla yaşamayı kabul ederek sanayi ve dış ticaret hedeflerinde sınırlı ilerlemeyle yetinecek ya da doların değerini düşürmeye çalışırken finansal piyasalarda yeni dalgalanmalar yaratma riskini üstlenecek.
Üstelik bütün bunlar, Cumhuriyetçilerin Kongre'deki çoğunluklarını kaybetme ihtimalinin yükseldiği bir seçim ortamında yaşanıyor.
3 Kasım ara seçimleri yalnızca Trump'ın siyasi gücünü değil, ikinci başkanlık döneminin kalan iki yılında ekonomik programını ne ölçüde uygulayabileceğini de belirleyebilir.
Sonuçta doların güçlü kalması, ABD'nin küresel finans sistemindeki üstünlüğünü ortaya koyarken Trump'ın sanayi ve ticaret politikalarının önünde önemli bir engel oluşturuyor.
Trump'ın ekonomik milliyetçilik programının en büyük paradoksu şu: Dünyanın güvenli liman olarak gördüğü dolar, Amerikan Başkanı'nın ekonomi politikasının en büyük rakiplerinden birine dönüşmüş durumda.
Reuters
Güldem Atabay ve Atilla Yeşilada tarafından kaleme alınan GADT Raporlarına abone olmak ister misiniz?
Bize e-mail atın: istanbulanalytics@gmail com
Raporlar ücretlidir, yatırım önerisi içermez
Piyasalarda yalnız değilsiniz
Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.




