Gözler Yeni OVP’de: Enflasyon ve Cari Açık Hedeflerinde Büyük Sapma
Yeni OVP 6 Eylül'de açıklanıyor. Enflasyon ve cari açık hedeflerindeki büyük sapmalar nedeniyle 2026 tahminlerinde önemli revizyonlar bekleniyor.
4 Eylül 2026

Türkiye ekonomisinin önümüzdeki üç yıllık yol haritasını belirleyecek 2027-2029 Orta Vadeli Programı 6 Eylül Pazar günü açıklanacak. Yeni OVP’de özellikle 2026 enflasyon, büyüme ve cari açık tahminlerinin önemli ölçüde revize edilmesi bekleniyor. İş dünyası ise enflasyonla mücadele programının sanayi ve ihracat üzerindeki yükünün azaltılmasını talep ediyor.
Türkiye ekonomisinin gelecek üç yılına ilişkin temel hedef ve politikaları belirleyecek 2027-2029 Orta Vadeli Programı (OVP) için geri sayım başladı.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, yeni programın ayrıntılarının 6 Eylül Pazar günü kamuoyuyla paylaşılmasının planlandığını açıkladı.
Yılmaz, OVP hazırlıkları kapsamında iş dünyasının çatı kuruluşları, sivil toplum örgütleri ve sanayicilerle Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde görüşmeler gerçekleştirildiğini belirtti.
Toplantılarda önümüzdeki üç yıllık dönemin makroekonomik hedefleri, politika çerçevesi ve yapısal reform gündemi ele alındı.
Yeni OVP'nin en dikkat çekici taraflarından biri ise mevcut programdaki 2026 hedefleri ile gerçekleşmeler ve piyasa beklentileri arasındaki büyük fark olacak.
2026 büyüme hedefinin aşağı çekilmesi bekleniyor
Türkiye ekonomisi 2026'nın ikinci çeyreğinde yıllık bazda %2,3 büyüdü. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış verilere göre bir önceki çeyreğe kıyasla büyüme %1,1 oldu.
Ancak yılın tamamına ilişkin beklentiler mevcut OVP hedefinin altında.
TCMB Piyasa Katılımcıları Anketi'nde 2026 büyüme beklentisi %3,1 seviyesinde bulunuyor.
Mevcut 2026-2028 OVP'sinde ise bu yıl için %3,8 büyüme hedeflenmişti.
Bu nedenle pazar günü açıklanacak programda 2026 büyüme tahmininin aşağı yönlü güncellenmesi bekleniyor.
Mevcut OVP, büyümenin 2027'de %4,3'e ve 2028'de %5'e yükselmesini öngörüyordu. Yeni programla birlikte 2027 ve sonrasına ilişkin büyüme patikasının da yeniden şekillenmesi bekleniyor.
Cari açık hedefinden yaklaşık 28 milyar dolarlık sapma
OVP'nin en fazla revizyon gerektiren alanlarından biri cari açık.
Haziran itibarıyla cari açık yaklaşık 38,9 milyar dolar seviyesinde bulunuyor.
Geçen yıl açıklanan OVP'de 2026 yıl sonu cari açık hedefi yalnızca 22,3 milyar dolar olarak belirlenmişti.
TCMB'nin ağustos ayı Piyasa Katılımcıları Anketi'nde ise 2026 yıl sonu cari açık beklentisi 50,2 milyar dolara yükseldi.
Böylece piyasa beklentisi ile mevcut OVP hedefi arasındaki fark yaklaşık 28 milyar dolara ulaşmış durumda.
İran-ABD/İsrail savaşının ardından yükselen enerji fiyatları, dış talepteki zayıflık ve turizm performansının beklentilerin gerisinde kalması cari denge üzerindeki baskıyı artıran faktörler arasında gösteriliyor.
Enflasyon hedefi gerçeklerden koptu
Mevcut OVP ile ekonomik gerçekleşmeler arasındaki en belirgin fark ise enflasyonda görülüyor.
TÜİK verilerine göre tüketici fiyatları ağustos ayında aylık %1,84, yıllık %31,51 arttı.
TCMB Piyasa Katılımcıları Anketi'nde 2026 yıl sonu enflasyon beklentisi %29,5 seviyesinde.
Buna karşılık mevcut OVP hazırlanırken 2026 yıl sonu enflasyon hedefi %16 olarak belirlenmişti.
Dolayısıyla piyasanın mevcut yıl sonu beklentisi resmi OVP hedefinin neredeyse iki katına ulaşmış durumda.
İstanbul Kültür Üniversitesi Ekonomi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sinan Alçın, ağustos enflasyonunun beklentilerin hafif altında kalmasında gıda fiyatlarının etkili olduğunu belirtiyor.
Alçın, geçen yıl görülen zirai don ve kuraklık gibi faktörlerin bu yıl tekrarlanmamasının gıda fiyatlarındaki artışı sınırladığını ifade ediyor.
Ancak yıllık enflasyonun %30 civarındaki katılığının devam ettiğine dikkat çeken Alçın, yıl sonunda %29-%29,5 civarında bir enflasyon bekliyor.
Alçın'a göre yeni OVP'de özellikle enflasyon ve cari açık tahminlerinin revize edilmesi kaçınılmaz.
Sanayiciden ekonomi yönetimine: Bıçak kemiğe dayandı
Yeni OVP yalnızca makroekonomik hedefler açısından değil, iş dünyasının ekonomi politikalarına yönelik artan itirazları açısından da önem taşıyor.
Son haftalarda Türkiye'nin büyük iş dünyası kuruluşlarının yöneticileri, mevcut enflasyonla mücadele programının üretici ve ihracatçı üzerindeki maliyetinin arttığını savunan açıklamalar yaptı.
İstanbul Sanayi Odası (İSO) Başkanı Erdal Bahçıvan, sanayici ve ihracatçının kendisinden kaynaklanmayan enflasyonun bedelini ödediğini belirterek mevcut politikanın sektör üzerindeki yüküne dikkat çekti.
Bahçıvan, “Artık bıçak kemiğe dayandı” sözleriyle sanayinin dayanma gücünün sınırlarına yaklaştığını savundu.
İTO: Kur politikasının faturasını üç yıldır ödüyoruz
İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç'in eleştirilerinin merkezinde ise döviz kuru bulunuyor.
Avdagiç, enflasyonla mücadele kapsamında TL'nin güçlü tutulmasının ihracatçı ve turizm şirketleri üzerinde ağır baskı oluşturduğunu savundu.
Enflasyonla mücadelenin yalnızca döviz kuru üzerinden yürütülmemesi gerektiğini söyleyen Avdagiç, iş dünyasının bu politikanın “çok ciddi faturasını” üç yıldır ödediğini ifade etti.
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe de yeni OVP'de sanayiye daha fazla destek verilmesini isterken, Türkiye'nin ekonomik büyümesinin en az yarısının ihracat ve üretimden kaynaklanması gerektiğini belirtti.
“Türkiye erken sanayisizleşme riski altında”
İstanbul Nişantaşı Üniversitesi Ekonomi ve Finans Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Caner Özdurak ise tartışmayı daha uzun vadeli bir risk üzerinden değerlendiriyor.
Özdurak'a göre Türkiye “erken sanayisizleşme” tehlikesiyle karşı karşıya.
Gelişmiş ekonomilerin yüksek kişi başına gelir seviyelerine ulaştıktan sonra hizmet sektörüne yöneldiğini hatırlatan Özdurak, Türkiye'nin henüz orta gelir tuzağını aşmadan sanayinin istihdam ve katma değer içindeki payını kaybetmesinin uzun vadeli üretkenlik kapasitesini tehdit ettiğini savunuyor.
Özdurak ayrıca sanayinin Marmara Bölgesi ve İstanbul çevresinde yoğunlaşmasının yüksek arsa, kira, işgücü maliyetleri ve deprem riskiyle birleşerek sorunu ağırlaştırdığı görüşünde.
OVP'nin yapısal reform karnesi de tartışılıyor
Orta Vadeli Program yalnızca büyüme, enflasyon veya cari açık tahminlerinden oluşmuyor.
Son yıllardaki programlarda “Öncelikli Reform Alanları Politika ve Tedbirler” başlığı altında eğitimden istihdama, kamu maliyesinden yatırım ortamına kadar çok sayıda yapısal hedef açıklanıyor.
Bunlar arasında Marmara Bölgesi başta olmak üzere afet riski yüksek bölgelerdeki sanayi yoğunluğunun azaltılması, Anadolu'da yeni sanayi büyüme havzalarının oluşturulması ve limanlarla sanayi bölgelerini birbirine bağlayan demiryolu hatlarının tamamlanması gibi hedefler bulunuyor.
Ancak bu alanlarda yeterli ilerleme kaydedilemediği yönündeki eleştiriler de giderek artıyor.
“Tutmayan hedeflerin hesabı verilmiyor”
İktisatçı Prof. Dr. Aziz Konukman ise OVP'nin güvenilirliğini hedeflerin gerçekleşme performansı açısından sorguluyor.
Konukman, OVP'nin Cumhurbaşkanı imzasıyla Resmi Gazete'de yayımlanan resmi bir hükümet programı olduğuna dikkat çekerek, hedefler gerçekleşmediğinde nedenlerinin yeterince açıklanmadığını savunuyor.
Konukman'a göre hemen her yıl önceki OVP'deki bazı hedefler tutturulamıyor, ancak yeni programda bu sapmaların nedenlerine ilişkin kapsamlı bir değerlendirme yerine hedefler yeniden güncelleniyor.
Merkez Bankası'nın enflasyon hedefini tutturamaması durumunda hükümete açık mektup göndererek gerekçelerini açıklamak zorunda olduğunu hatırlatan Konukman, benzer bir hesap verme mekanizmasının OVP için bulunmadığını belirtiyor.
Konukman, bunun zaman içinde OVP'nin resmi politika belgesi olarak ciddiyetini aşındırdığı görüşünde.
Mevcut OVP ne öngörüyordu?
2026-2028 dönemini kapsayan mevcut OVP'de ekonominin bu yıl %3,8, 2027'de %4,3 ve 2028'de %5 büyümesi hedeflenmişti.
Enflasyon hedefleri sırasıyla %16, %9 ve %8 olarak açıklanmıştı.
Bütçe açığının GSYH'ye oranının 2026'da %3,5, program dönemi sonunda ise %2,8 olması öngörülüyordu.
İşsizlik oranı hedefleri 2026 için %8,4, 2027 için %8,2 ve 2028 için %7,8 olarak belirlenmişti.
İhracatın 2026 sonunda 282 milyar dolara, 2027'de 294 milyar dolara ve 2028'de 308,5 milyar dolara ulaşması hedeflenirken; ithalat için sırasıyla 378 milyar, 393 milyar ve 410,5 milyar dolarlık tahminler yapılmıştı.
Yeni OVP'de üç başlık öne çıkacak
6 Eylül'de açıklanacak 2027-2029 OVP'de piyasaların öncelikle enflasyon, büyüme ve cari açık hedeflerinin ne ölçüde revize edileceğine bakması bekleniyor.
İş dünyasının odağında ise farklı bir soru bulunuyor: Enflasyonla mücadele devam ederken sanayi, ihracat ve yatırım üzerindeki baskıyı azaltacak yeni politikalar devreye sokulacak mı?
Üçüncü kritik başlık ise yapısal reformlar olacak. Yeni hedeflerin açıklanmasının yanı sıra önceki programlarda yer alan ancak tamamlanamayan reformların nasıl ve hangi takvimle uygulanacağı OVP'nin güvenilirliği açısından önem taşıyacak.
Piyasalarda yalnız değilsiniz
Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.



