FT: Erdoğan, 18 milyar dolarlık fon skandalının etkilerini sınırlamaya çalışıyor
FT, Türkiye'deki 18 milyar dolarlık fon skandalını inceledi. Erdoğan hesap verme sözü verirken siyasi bağlantılar ve yatırımcı zararları gündemde.
29 Eylül 2026

Financial Times, Türkiye’de 450 binden fazla yatırımcıyı etkileyen 18 milyar dolarlık fon skandalının siyasi ve ekonomik sonuçlarını mercek altına aldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, manipülasyona karışanların hesap vereceğini açıklarken, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya’nın istifası ve üst düzey bürokratlarla bağlantılı isimlere yönelik soruşturma krizin siyasi boyutunu büyütüyor. Borsa İstanbul’da kayıplar derinleşirken hükümet, sorunun finansal sistemin geneline yayılmadığını savunuyor.
Financial Times (FT), Türkiye’de patlak veren 18 milyar dolarlık fon skandalının Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve ekonomi yönetimi üzerindeki baskıyı artırdığını yazdı.
Gazeteye göre hükümet, yüz binlerce yatırımcıyı etkileyen skandalın hem finansal piyasalardaki hem de siyasi alandaki sonuçlarını kontrol altına almaya çalışıyor.
Pazartesi günü uzun süren kabine toplantısının ardından açıklama yapan Erdoğan, Türkiye ekonomisinin sağlam olduğunu vurgulayarak manipülasyon yoluyla haksız kazanç sağlayan herkesin hesap vereceğini söyledi.
Erdoğan, benzer olayların tekrar yaşanmaması için de çalışmalar yürütüldüğünü belirtti.
Erdoğan: Manipülasyona karışanlar hesap verecek
FT'nin haberine göre, yetkililerin saadet zinciri niteliğinde olduğunu öne sürdüğü yapının bu ay çökmesiyle başlayan kriz, en az bir üst düzey hükümet yetkilisiyle bağlantılı isimleri de kapsayan bir soruşturmaya dönüştü.
Erdoğan, fonlar aracılığıyla haksız kazanç elde etmek amacıyla manipülasyon yapanlar hakkında gerekli soruşturmaların yürütüldüğünü belirtti.
Cumhurbaşkanı, piyasanın işleyişini bozan faaliyetlere karıştığı tespit edilen herkesin hukuk önünde hesap vereceğini vurguladı.
Hükümet aynı zamanda benzer bir krizin yeniden ortaya çıkmasını önleyecek düzenlemeler üzerinde çalışıyor.
Fatma Betül Sayan Kaya'nın istifası siyasi baskıyı artırdı
Skandalın siyasi boyutu, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya'nın pazar günü istifa etmesiyle daha da belirginleşti.
Kaya'nın istifası, bir muhalefet siyasetçisinin kendisi ve eşinin skandala karışan şirketlerden birinin hisselerindeki işlemlerden milyonlarca dolar kazandığını iddia etmesinin ardından geldi.
Kaya ise istifasını Erdoğan'a sunduğunu açıklarken, soruşturma sürecinde bulunduğu makamın tartışma konusu olmasını istemediğini ve soruşturmanın sağlıklı yürütülmesini amaçladığını belirtti.
FT, bu gelişmenin skandalın hükümet üzerindeki siyasi etkilerine ilişkin tartışmaları yoğunlaştırdığını aktardı.
Atilla Yeşilada: Erdoğan'ın yakın çevresine ilişkin algı güçleniyor
Financial Times'a konuşan Global Source Partners analisti Atilla Yeşilada, skandalın Erdoğan açısından siyasi riskler yarattığını değerlendirdi.
Yeşilada, Erdoğan'ın veya yakın çalışma arkadaşlarının manipülatif uygulamalardan haberdar olduğu yönündeki algının giderek güçlendiğini söyledi.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı'nın istifasının da bu algıyı pekiştirdiğini belirtti.
FT'ye göre 450 binden fazla yatırımcının karşı karşıya kalabileceği yüksek zararlar, yıllardır yüksek enflasyon ve reel ücret kayıplarıyla mücadele eden seçmenler arasında Erdoğan'a yönelik memnuniyetsizliği artırabilir.
Bakan yardımcısının damadı hakkında yakalama kararı
Soruşturmanın siyasi ve bürokratik bağlantıları açısından dikkat çeken bir başka gelişme de İskender Balcı hakkında yakalama kararı çıkarılması oldu.
Savcılar, pazartesi günü, kısa süre öncesine kadar skandalla bağlantılı şirketlerden birinde bağımsız yönetim kurulu üyesi olarak görev yapan Balcı hakkında yakalama kararı çıkardı.
Balcı aynı gün yetkililere teslim oldu.
FT, Balcı'nın eski bir Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) yönetim kurulu üyesinin oğlu ve Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Osman Çelik'in damadı olduğuna dikkat çekti.
Balcı ise yaptığı açıklamada şirkette icracı olmayan bağımsız yönetim kurulu üyesi olarak görev aldığını, günlük faaliyetler veya hisse senedi işlemleri üzerinde herhangi bir yetkisi bulunmadığını savundu.
Bazı hisse fiyatı hareketlerinden haberdar olduğunda rahatsızlığını yönetim kuruluna defalarca ilettiğini ve sonunda görevinden istifa ettiğini belirtti.
Gazete, skandala karışan şirketlerin yönetim kurullarında bir üniversite rektörü ve eski bir büyükelçi dahil başka tanınmış isimlerin de yer aldığını aktardı.
131 fon ve 450 binden fazla yatırımcı etkilendi
Fon krizi, Tera Portföy tarafından yönetilen bazı fonların yatırımcıların geri ödeme taleplerini karşılayamamasıyla patlak verdi.
Sorunlar daha sonra diğer portföy yönetim şirketlerine yayıldı. Fonlardan yoğun para çıkışı yaşanırken düzenleyici kurumlar müdahale etmek zorunda kaldı.
FT'nin aktardığı verilere göre kriz, toplam 131 fondaki 450 binden fazla yatırımcının tasarruflarını etkiledi.
Hükümet, finansal hasarı sınırlamak amacıyla İş Bankası ve kamu bankası Ziraat Bankası'nı sorunlu fonların tasfiyesi ve elde edilen gelirlerin yatırımcılara dağıtılması sürecinde görevlendirdi.
Tasfiye sürecinin altı aya kadar uzayabileceği belirtiliyor.
Bu süreçte yatırımcıların ne kadar zarar edeceği ve paralarına ne zaman kavuşacağı önemli belirsizlikler arasında bulunuyor.
Borsa İstanbul'da iki haftalık kayıp yüzde 11'e yaklaştı
Skandalın finansal piyasalardaki etkileri de devam ediyor.
FT'nin haberine göre BIST 100 endeksi pazartesi günü yüzde 2 geriledi. Böylece piyasalardaki satış dalgasının yaklaşık iki hafta önce hızlanmasından bu yana endeksteki toplam kayıp yüzde 11'e yaklaştı.
Buna karşılık döviz piyasalarında görece sakin bir seyir gözleniyor.
Gazete, Türk tasarruf sahiplerinin endişeyle dolara yöneldiğini gösteren belirgin bir sermaye hareketi bulunmadığına dikkat çekti.
Bu durum, hisse senedi ve yatırım fonlarında yaşanan sarsıntının henüz döviz piyasasında benzer büyüklükte bir paniğe dönüşmediğine işaret ediyor.
Hükümet: Sorun sınırlı ve geçici
Hükümet yetkilileri ise fon krizinin Türkiye ekonomisinin genel görünümünü bozacak boyutta olmadığını savunuyor.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, cumartesi günü iş dünyası temsilcilerine yaptığı açıklamada Türkiye ekonomisinde bir sorun bulunmadığını söyledi.
Yılmaz, fon skandalını sınırlı bir alanda ortaya çıkan geçici bir sorun olarak tanımladı ve Türkiye sermaye piyasalarının bu süreçten daha güçlü çıkacağını savundu.
FT'nin haberinde öne çıkan temel mesele ise hükümetin krizi finansal sistemin geneline yayılmadan kontrol altına alıp alamayacağı kadar, soruşturmanın ortaya çıkarabileceği yeni siyasi ve bürokratik bağlantıların yaratacağı sonuçlar oldu.
Piyasalarda yalnız değilsiniz
Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.




