FT Analizi: Hükümetler bütçe disiplininden vazgeçti, tahvil piyasaları ise şimdilik sessiz
Financial Times'a göre hükümetler artan borç ve bütçe açıklarını görmezden geliyor. Tahvil piyasaları ise şimdilik mali gevşemeye tepki vermiyor.
4 Ağustos 2026

Dünya genelinde hükümetler artan jeopolitik riskler, enerji krizi, savunma harcamaları, yaşlanan nüfus ve iklim değişikliği gibi devasa sorunlarla mücadele etmek için giderek daha fazla borçlanıyor. Ancak Financial Times ekonomi editörü Chris Giles'a göre asıl dikkat çekici gelişme, piyasaların bu mali gevşemeyi hâlâ büyük ölçüde tolere ediyor olması.
Giles'ın değerlendirmesine göre hükümetler artık bütçe açıklarını azaltmayı öncelik olmaktan çıkardı. Bunun yerine her yeni kriz, daha fazla kamu harcaması ve daha yüksek kamu borcu ile karşılanıyor. Ortaya çıkan maliyet ise gelecekteki hükümetlere bırakılıyor.
IMF'nin tavsiyesi dinlenmedi Uluslararası Para Fonu (IMF), yılın başında enerji krizine karşı hükümetlere destek paketlerinin "zamanında, hedefe yönelik ve geçici" olması tavsiyesinde bulunmuştu.
Gerçekleşen ise bunun tam tersi oldu.
Haziran ortasına kadar 170 ülkede yaklaşık 900 farklı destek programı devreye alınırken, bunların büyük bölümü geniş kapsamlı, süresiz ve enerji tüketimini teşvik eden sübvansiyonlardan oluştu.
FT'ye göre bu politikalar yalnızca bütçe açıklarını büyütmekle kalmadı, aynı zamanda enerji tasarrufu teşviklerini de zayıflattı.
Borçlanma artık standart politika haline geldi Chris Giles, son yıllarda kamu borçlanmasının kriz dönemlerine özgü geçici bir araç olmaktan çıktığını savunuyor.
ABD uzun yıllardır yüksek bütçe açıklarıyla yaşamaya alışırken, Fransa Avrupa Birliği bütçe kurallarını karşılayamıyor.
Almanya altyapısını yenilemek ve savunma harcamalarını artırmak amacıyla borçlanma kararı aldı.
Japonya yeni vergi indirimleri ve dev yatırım programları açıklarken, İngiltere Başbakanı Andy Burnham da mali kurallardaki esnekliği kullanarak daha fazla borçlanmaya hazırlanıyor.
Ortak nokta ise aynı: Yeni sorunlar, yeni borçlarla çözülüyor.
G20 ortak politika üretemiyor FT analizine göre küresel mali disiplinin zayıflamasının nedenlerinden biri de uluslararası koordinasyonun çökmesi.
G20 ülkeleri artık birçok konuda ortak karar alamıyor.
Nisan ayında yapılan maliye bakanları toplantısında üyeler, artan kamu harcamalarının doğru olup olmadığı konusunda ortak bir bildiri yayımlamayı bile başaramadı.
Oysa 2010 Toronto Zirvesi'nde tüm büyük ekonomiler 2008 küresel krizinin ardından kamu maliyesini yeniden disipline etme sözü vermişti.
Bugün ise bu yaklaşımın yerini tamamen farklı bir anlayış aldı.
Borç yükü hızla büyüyor IMF verileri de bu değişimi doğruluyor.
2010 yılında gelişmiş ülkelerde kamu borcu milli gelirin yaklaşık %94'ü, gelişmekte olan ülkelerde ise %37'si seviyesindeydi.
Bu yıl ise oranların sırasıyla %108 ve %77 seviyesine ulaşması bekleniyor.
Daha yüksek borç yükü aynı zamanda daha yüksek faiz anlamına geliyor.
Bu da kamu maliyesini giderek daha kırılgan hale getiriyor.
Eski mali disiplin mekanizması çalışmıyor Chris Giles'ın dikkat çektiği önemli değişimlerden biri de siyaset ile kamu borcu arasındaki ilişkinin kopmuş olması.
IMF ve Uluslararası Ödemeler Bankası'nın (BIS) araştırmalarına göre geçmişte kamu borcu yükseldiğinde hükümetler harcamaları kısmaya veya vergileri artırmaya yöneliyordu.
Bugün ise tam tersi yaşanıyor.
Ekonomi kötüleştiğinde bütçe teşvikleri artırılıyor.
Ekonomi toparlandığında ise bütçe fazlası vermek yerine vergi indirimleri ve yeni harcamalar tercih ediliyor.
Başka bir ifadeyle hükümetler artık "iyi zamanlarda tasarruf" yaklaşımını büyük ölçüde terk etmiş durumda.
Neden artık kimse tasarruf etmiyor?
FT'ye göre bunun ilk nedeni 2010'lu yıllardaki düşük faiz ortamıydı.
Ucuz finansman hükümetlere daha fazla borçlanma konusunda rahatlık sağladı.
Ancak bugün faizler yükselmiş durumda.
Buna rağmen mali disiplin geri dönmedi.
Chris Giles'a göre bunun nedeni artık çok daha yapısal.
Yeni dönemin dev harcama kalemleri Analize göre hükümetleri sürekli daha fazla harcamaya zorlayan dört büyük eğilim bulunuyor: Jeopolitik gerilimler: Rusya-Ukrayna savaşı, ABD-İran çatışması ve Çin ile artan rekabet savunma harcamalarını kalıcı biçimde yükseltiyor.İklim değişikliği: Hem uyum yatırımları hem de karbon dönüşümü milyarlarca dolarlık kamu harcaması gerektiriyor.Yaşlanan nüfus: Emeklilik sistemleri, sağlık hizmetleri ve sosyal bakım giderleri hızla büyüyor.Yapay zekâ dönüşümü: Teknolojik dönüşüm uzun vadede büyümeyi desteklese de işini kaybeden çalışanlar için yeni kamu destekleri gerektirebilir.
Uluslararası iş birliği zayıflıyor Giles teorik olarak uluslararası iş birliğinin bu maliyetlerin önemli bölümünü azaltabileceğini belirtiyor.
Daha fazla güven ortamı savunma harcamalarını azaltabilir.
İklim konusunda ortak hareket edilmesi dönüşüm maliyetlerini düşürebilir.
Daha etkin göç politikaları yaşlanan nüfus sorununu hafifletebilir.
Ancak yazar bu ihtimali oldukça düşük görüyor.
Jeopolitik kutuplaşma; ticaret, güvenlik, iklim, göç ve vergi politikalarında ortak çözüm üretme kapasitesini büyük ölçüde ortadan kaldırmış durumda.
Ülke içindeki siyasi kutuplaşma da hükümetlerin bütçe disiplini sağlayacak zor kararları almasını giderek güçleştiriyor.
Tahvil piyasaları ne zaman tepki verecek?
Peki mali disiplini yeniden kim sağlayacak?
Chris Giles bu sorunun yanıtını tahvil piyasalarında arıyor.
Şimdilik yatırımcılar hükümetlere karşı oldukça hoşgörülü davranıyor.
Tahvil piyasaları zaman zaman faizleri yükselterek uyarı verse de hükümetleri mali disipline zorlayacak sert bir tepki henüz görülmüyor.
Ancak FT yazarı bu durumun kalıcı olmayabileceği uyarısında bulunuyor.
Jeopolitik riskler, yaşlanan nüfus ve iklim yatırımları gibi uzun vadeli eğilimler kamu maliyesi üzerindeki baskıyı artırmaya devam ediyor.
Bu nedenle piyasalardaki mevcut "sessiz ateşkes" uzun süre korunabilir, ancak sonsuza kadar sürmesi beklenmemeli.
Bütçe açıklarını görmezden gelen tahvil yatırımcılarının sabrı tükenmeye başladığında ise birçok ülke için kamu maliyesi çok daha zorlu bir sınavla karşı karşıya kalabilir.
Piyasalarda yalnız değilsiniz
Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.




