Dolar/TL49,92
0.02%
Euro/TL55,88
0.18%
Gram Altın6.425,42
0.67%
BIST 10011.165,44
0.13%
Brent Petrol$112,17
1.24%
Gümüş/Ons$51,37
1.93%
Gedik Yatırım
Gündem

FON SKANDALINDA ÜÇ ŞOK GELİŞME: Devletin siber güvenliği, Muğla Valisi ve emeklilik fonları tartışmanın merkezinde

Fon skandalında Tera'nın siber güvenlik ortaklığı, Muğla Valisi hakkındaki iddialar ve emeklilik fonlarının Kontrolmatik yatırımları gündemde.

30 Ekim 2026

FON SKANDALINDA ÜÇ ŞOK GELİŞME: Devletin siber güvenliği, Muğla Valisi ve emeklilik fonları tartışmanın merkezinde

Özet: Türkiye'yi sarsan fon skandalında yeni iddialar, soruşturmanın sermaye piyasalarının ötesine uzandığını gösteriyor. Yeni Parti Milletvekili Ümit Özlale, kamu kurumlarına siber güvenlik hizmeti veren Barikat'ın Tera Grubu ile ortaklık ilişkisini gündeme taşıdı. Muğla Valisi İdris Akbıyık'ın Tera fonlarında yatırım yaptığı iddiası siyasi tartışma yaratırken, eski AKP Milletvekili Şamil Tayyar valiyi istifaya çağırdı. Özlale ayrıca Türkiye Hayat ve Emeklilik fonlarının ödeme sıkıntısı yaşayan Kontrolmatik'in tahvillerinde 12 milyon dolarlık pozisyon taşıdığını açıkladı. Ekonomist Kerim Rota ise düzenleyici kurumların sorumluluğunu ve mağdurlar için hazırlanan çözüm önerilerini eleştirdi.

1. ŞOK: Devletin dijital güvenliği Tera Grubu'na mı emanet edildi?

Türkiye'de fon soruşturmaları kapsamında gündeme gelen Tera Grubu'nun, kamu kurumlarına siber güvenlik hizmeti veren bir şirkette hâkim ortak olması yeni bir tartışma başlattı.

Yeni Parti İzmir Milletvekili Prof. Dr. Ümit Özlale, Barikat Siber Güvenlik'in ortaklık yapısını gündeme getirerek kamu kurumlarının veri güvenliği ve denetim mekanizmalarına ilişkin açıklama istedi.

Özlale'nin paylaştığı bilgilere göre Barikat Siber Güvenlik'in yüzde 63,1 hissesi, yönetim kurulu başkanlığını Emre Tezmen'in yaptığı Tera Yatırım Teknoloji Holding'e (TEHOL) ait.

Şirketin müşterileri arasında Türkiye'nin en önemli kamu kurumları ve stratejik kuruluşları bulunuyor.

Özlale'nin aktardığı açık kaynak ihale kayıtları ve şirket referanslarına göre Barikat'ın hizmet verdiği kuruluşlar arasında şunlar yer alıyor:

  • Adalet Bakanlığı

  • İçişleri Bakanlığı

  • Ticaret Bakanlığı

  • Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK)

  • Borsa İstanbul

  • Türk Telekom

  • Türk Hava Yolları

Özlale, şirketin Aralık 2025'te stratejik kamu kurumlarının da aralarında bulunduğu müşterilerinden toplam 650 milyon TL tutarında yeni sipariş aldığını Kamuyu Aydınlatma Platformu'na (KAP) bildirdiğini hatırlattı.

Tera ve Barikat'a TMSF kayyımı atanmıştı

Fon soruşturmaları kapsamında Tera Grubu'nun yöneticisi Emre Tezmen tutuklanmıştı.

Özlale'nin açıklamasına göre 14 Ekim'de alınan mahkeme kararıyla Tera Yatırım Teknoloji Holding ve Barikat Siber Güvenlik'in yönetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) kayyımına geçti.

Bu gelişme, Barikat'ın kamu kurumlarıyla yürüttüğü siber güvenlik faaliyetlerinin nasıl denetlendiği sorusunu gündeme taşıdı.

Özlale ayrıca Emre Tezmen'in geçmişte Merkezi Kayıt Kuruluşu'nun (MKK) yönetim kurulunda görev yaptığını hatırlattı.

MKK, Türkiye'de yatırımcıların menkul kıymet ve pay kayıtlarının tutulduğu merkezi altyapı kuruluşu olarak faaliyet gösteriyor.

Özlale, Tezmen'in hangi kurumun kontenjanından ve kimin referansıyla MKK yönetim kuruluna seçildiğini Hazine ve Maliye Bakanlığı'na sorduklarını, ancak henüz yanıt alamadıklarını söyledi.

Kamu verilerine erişim yetkileri incelendi mi?

Özlale, Tera Grubu'nun Barikat'taki hâkim ortaklığı ile sermaye piyasalarındaki faaliyetlerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini savundu.

Milletvekili, kamu kurumlarının veri güvenliğinin yalnızca teknik bir mesele olmadığını, şirket sahipliği ve erişim yetkileri açısından da bağımsız denetim gerektirdiğini belirtti.

Özlale'nin yanıtlanmasını istediği soruların başında şunlar geliyor:

  • Barikat, ilgili bakanlıklara, Borsa İstanbul'a, Türk Telekom'a ve THY'ye hangi siber güvenlik hizmetlerini sağladı?

  • Şirkete hangi kritik sistemlere ve veri tabanlarına erişim yetkisi verildi?

  • Tera Grubu'nun hâkim ortaklığının ardından herhangi bir güvenlik veya çıkar çatışması değerlendirmesi yapıldı mı?

  • Şirketin erişim kayıtları bağımsız siber güvenlik uzmanları tarafından incelendi mi?

  • Yetkisiz erişim veya veri sızıntısı olup olmadığı araştırıldı mı?

  • TMSF kayyımı atanmasının ardından hizmetlerin kesintisiz sürdürülmesi için hangi tedbirler alındı?

  • KAP'ta açıklanan 650 milyon TL'lik siparişlerin ne kadarı kamu kurumlarından geldi?

Özlale, devletin en hassas kurumlarının dijital güvenliğini sağlayan şirketlerin kimler tarafından denetlendiğinin açıklığa kavuşturulmasını istedi.

Bununla birlikte Barikat'ın ortaklık yapısı veya yöneticilerine ilişkin soruşturma, şirketin kamu sistemlerinden yetkisiz veri aldığı ya da veri sızıntısına neden olduğu anlamına gelmiyor.

Bu yönde doğrulanmış bir bulgu, aktarılan açıklamalarda yer almıyor.

Tartışmanın merkezinde, kamu kurumlarının kritik sistemlerine erişebilen özel şirketlerin sahiplik yapısının ve denetim süreçlerinin yeterince şeffaf olup olmadığı sorusu bulunuyor.

2. ŞOK: Muğla Valisi'nin Tera fonuna yatırım yaptığı iddiası

Fon skandalındaki ikinci gelişme, Muğla Valisi İdris Akbıyık'ın adının Tera fonlarıyla ilgili iddialarda geçmesi oldu.

Akbıyık'ın Tera fonuna yatırım yaptığı ve parasını geri alamadığı ileri sürüldü.

Nefes gazetesinin sorularını yanıtlayan Vali Akbıyık, yatırımına ilişkin iddiaları ayrıntılı biçimde açıklamak yerine konunun özel hayatıyla ilgili olduğunu söyledi.

Akbıyık, gazeteye verdiği yanıtta şu ifadeleri kullandı:

“Cevap vermek zorunda mıyım kardeşim? Benim özel hayatım, hukuki haklarımı da arıyorum.”

Valinin açıklaması, özellikle kamu görevlilerinin finansal işlemlerine ilişkin şeffaflık tartışmalarını gündeme taşıdı.

Şamil Tayyar'dan istifa çağrısı

Eski AKP Milletvekili Şamil Tayyar, Akbıyık'ın açıklamasına sert tepki gösterdi.

Tayyar, sosyal medya üzerinden yaptığı değerlendirmede valinin fon işlemlerine ilişkin iddialara kamuoyuna açıklama yapması gerektiğini savundu.

Tayyar'ın aktardığı iddialar arasında Akbıyık'ın fona 20 milyon TL yatırdığı ve yatırımının değerinin 50 milyon TL'ye ulaştığı da bulunuyor.

Ancak bu rakamlar bağımsız biçimde doğrulanmış değil.

Tayyar ayrıca Akbıyık'ın eski AKP'li Bakan Fatma Betül Sayan Kaya ve Tera yöneticisi Emre Tezmen ile yakın ilişkisi bulunduğuna yönelik iddiaların konuşulduğunu belirtti.

Bu ilişkilerin niteliğine veya fon işlemleriyle bağlantısına ilişkin doğrulanmış bir bulgu aktarılmadı.

Tayyar, valinin açıklamasını yetersiz bulduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Evet, cevap vermek zorundasınız Vali Bey.”

Eski milletvekili, fon işlemlerinin kamu görevi açısından değerlendirilmesi gerektiğini savunarak Akbıyık'a görevinden ayrılması çağrısında bulundu.

Kamu görevlilerinin yatırım işlemleri tartışılıyor

Vali Akbıyık hakkındaki iddialar, fon krizinin kamu görevlileriyle bağlantılı olası boyutlarını yeniden gündeme getirdi.

Bir kamu görevlisinin yatırım fonuna para yatırması tek başına hukuka aykırı bir işlem anlamına gelmiyor.

Ancak söz konusu fonların soruşturma konusu olması, kamu görevlilerinin yatırım kararlarında herhangi bir ayrıcalık, çıkar çatışması veya kamu görevinin sağladığı bilgi avantajı bulunup bulunmadığı sorularını gündeme taşıyabiliyor.

Akbıyık'ın yatırımının büyüklüğü, işlemlerin tarihleri ve varsa elde ettiği kazançlara ilişkin iddiaların açıklığa kavuşturulması önem taşıyor.

Mevcut açıklamalarda valinin herhangi bir yasa dışı işlem yaptığına ilişkin kesinleşmiş bir yargı kararı veya doğrulanmış bulgu bulunmuyor.

3. ŞOK: Emeklilik fonlarında Kontrolmatik tahvilleri

Fon skandalında üçüncü önemli gelişme, kamu bağlantılı emeklilik fonlarının ödeme sıkıntısı yaşayan şirketlerin borçlanma araçlarına yatırım yapıp yapmadığına ilişkin tartışma oldu.

Yeni Parti Milletvekili Ümit Özlale, TMSF tarafından yönetimine kayyım atanan Kontrolmatik'in tahvil ihracında Türkiye Hayat ve Emeklilik'e ait fonların pozisyonunu gündeme taşıdı.

Özlale'nin açıkladığı verilere göre Kontrolmatik'in 20 milyon dolarlık tahvil ihracının 12 milyon dolarlık nominal bölümü, Türkiye Hayat ve Emeklilik'e ait üç fonda bulunuyordu.

Bu tutar, söz konusu tahvil ihracının yüzde 60'ına karşılık geliyor.

Şirket ödeme sıkıntısını açıklamıştı

Özlale, Kontrolmatik'in mayıs ayında diğer borçlanma araçlarına ilişkin ödemelerini gerçekleştiremediğini açıkladığını hatırlattı.

Buna rağmen şirketin tahvillerinin haziran ayı sonunda da ilgili emeklilik fonlarının portföylerinde bulunduğunu belirtti.

Milletvekili, bu durumun yatırım kararları ve risk yönetimi açısından açıklanması gerektiğini savundu.

Özlale, kamuoyuna yaptığı açıklamada şu soruyu yöneltti:

“Devletin parasının batık Kontrolmatik'te ne işi var?”

Ancak emeklilik fonlarının portföylerindeki varlıklar, fon katılımcılarının birikimlerini de içerdiğinden, bu yatırımların tamamını doğrudan bütçe kaynağı veya devletin kendi parası olarak değerlendirmek doğru olmayabilir.

Tartışmanın temelinde, emeklilik birikimlerinin hangi risk kriterleriyle yönetildiği bulunuyor.

12 milyon dolarlık pozisyonun akıbeti ne olacak?

Kontrolmatik'in tahvillerindeki nominal pozisyonun büyüklüğü, fonların gerçek zararını tek başına göstermiyor.

Zararın hesaplanabilmesi için tahvillerin edinim fiyatları, portföy değerlemeleri, geri ödeme koşulları ve olası tahsilat miktarlarının bilinmesi gerekiyor.

Bununla birlikte ödeme sıkıntısı açıklayan bir şirketin borçlanma araçlarının emeklilik fonlarında tutulmaya devam etmesi, risk yönetimi ve yatırımcıların korunması açısından önemli sorular doğuruyor.

Özlale'nin açıklamaları çerçevesinde şu konuların netleştirilmesi gerekiyor:

  • Türkiye Hayat ve Emeklilik fonları Kontrolmatik tahvillerini ne zaman ve hangi fiyatlardan satın aldı?

  • Şirketin ödeme sıkıntısına ilişkin açıklamalarından sonra risk değerlendirmesi güncellendi mi?

  • Tahvillerin haziran sonunda portföylerde tutulmasının gerekçesi neydi?

  • Fon katılımcılarının birikimleri açısından oluşabilecek zarar nasıl hesaplanıyor?

  • Yatırım kararlarının alınmasında ve denetlenmesinde hangi kurumlar sorumluydu?

Bu sorular, fon krizinin yalnızca bireysel yatırımcıları değil, emeklilik birikimlerini yöneten kurumsal yatırımcıları da ilgilendiren boyutuna dikkat çekiyor.

Kerim Rota: Skandal herkesin gözü önünde yaşandı

Fon krizinin denetim boyutu da ekonomi çevrelerinde tartışılmaya devam ediyor.

Yeni Parti Ekonomi Koordinasyon Kurulu Üyesi ekonomist Kerim Rota, Karar gazetesinin canlı yayımlanan Gündem Özel programında Taha Akyol ve Elif Çakır'ın sorularını yanıtladı.

Rota, fon piyasasındaki risklere yaklaşık 10 ay öncesinden dikkat çektiğini belirterek düzenleyici kurumların neden zamanında etkili müdahalede bulunmadığını sorguladı.

Ekonomiste göre sorun, kayıt dışı veya denetimden tamamen uzak bir yapıda ortaya çıkmadı.

Fonların işlemleri KAP'a bildiriliyor, fon değerleri günlük olarak açıklanıyor ve portföy içerikleri aylık olarak yatırımcılarla paylaşılıyordu.

Rota, bazı şirketlerin piyasa değerlerinin Türkiye'nin en büyük sanayi kuruluşlarının altı-yedi katına ulaşmasının da kamuya açık veriler üzerinden izlenebildiğini söyledi.

SPK neden daha erken müdahale etmedi?

Rota, Sermaye Piyasası Kurulu'nun (SPK) ve diğer denetim kurumlarının Ağustos-Eylül 2026 dönemine kadar attığı adımların piyasa bozucu işlemleri durdurmakta yetersiz kaldığını savundu.

Bu değerlendirmeye göre riskli fiyat hareketleri ve fonların yatırım stratejilerindeki sorunlar daha erken tespit edilip incelenebilirdi.

Rota, Ponzi benzeri yapıların kendiliğinden sona ermesini beklemenin zararı büyütebileceği uyarısında bulundu.

Ekonomistin eleştirileri, fon krizinin ardından gündeme gelen temel sorulardan birine odaklanıyor:

Denetim kurumları, kamuya açık verilerde görülebilen olağan dışı işlemler karşısında neden daha erken ve daha etkili önlem almadı?

Şimşek'in tasfiye açıklamaları ve mağdurların durumu

Programda Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in fonların tasfiye sürecine ilişkin açıklamaları da değerlendirildi.

Aktarılan bilgilere göre Şimşek, 131 fondan 66'sının normal tasfiyesinin tamamlandığını belirtti.

Bakan ayrıca 10 milyon TL ve üzerinde haksız kazanç sağlayanların mal varlıklarına yönelik işlemler yapılacağını açıkladı.

Özel sektör tahvillerinden kaynaklanan zararlar için Hazine kaynağı kullanılmayacağını da ifade etti.

Bu yaklaşım, kamu kaynaklarının hangi zararların karşılanmasında kullanılabileceği ve mağdur yatırımcıların nasıl korunacağı konusundaki tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.

Bir milyon liralık ödeme sınırı hukuki sorun yaratabilir

Kerim Rota, mağduriyetlerin giderilmesi için gündeme gelen 1 milyon TL'lik üst sınır ve ön ödeme formüllerini eleştirdi.

Rota'ya göre bu tür düzenlemeler, mağdur yatırımcı sayısını azaltmayı amaçlasa bile hukuki sorunlara neden olabilir.

Yatırım fonlarında banka mevduatlarına benzer bir devlet garantisi bulunmadığını hatırlatan Rota, tasfiye sürecinde yatırımcıların fon varlıkları üzerinde payları oranında hak sahibi olduğunu belirtti.

Bu nedenle sonradan yapılacak bir yasal düzenlemeyle bazı yatırımcıların diğerlerine göre öncelikli hale getirilmesinin mülkiyet hakkı ve eşitlik ilkesi açısından tartışma yaratabileceğini savundu.

Rota, kanunun geçmiş işlemlere uygulanması ve yeni alacaklı öncelikleri oluşturulması halinde yüz binlerce davanın açılabileceği uyarısında bulundu.

Ekonomiste göre mağdurların zararlarının karşılanması ile hukuki haklarının korunması birlikte ele alınmalı.

Fon krizinde üç yeni tartışma alanı

Son açıklamalar, fon skandalının etkilerinin yalnızca yatırım fonlarının tasfiyesiyle sınırlı kalmadığını ortaya koyuyor.

Birinci tartışma, kamu güvenliği. Tera Grubu'nun kamu kurumlarına siber güvenlik hizmeti veren Barikat'taki hâkim ortaklığı, kritik sistemlere erişim ve bağımsız denetim süreçlerinin açıklanması taleplerine neden oldu.

İkinci tartışma, kamu görevlileri ve şeffaflık. Muğla Valisi İdris Akbıyık'ın fon yatırımlarına ilişkin iddialar, kamu görevleri ile kişisel finansal işlemler arasındaki sınırların nasıl değerlendirileceği sorusunu gündeme taşıdı.

Üçüncü tartışma, emeklilik birikimlerinin güvenliği. Türkiye Hayat ve Emeklilik fonlarının Kontrolmatik tahvillerindeki pozisyonları, kurumsal yatırımcıların risk yönetimi ve denetim süreçlerine yönelik soruları artırdı.

Bu başlıkların ortak noktası, fon krizinin finansal zararların ötesinde kamu yönetimi, denetim ve yatırımcı güvenliği açısından da sonuçlar doğurabilecek olması.

Sonuç: Soruşturma derinleşirken denetim soruları büyüyor

Türkiye'deki fon skandalı, yeni iddialar ve açıklamalarla farklı alanlara yayılmaya devam ediyor.

Tera Grubu'nun kamu kurumlarına siber güvenlik hizmeti veren bir şirketteki ortaklığı, Muğla Valisi hakkındaki yatırım iddiaları ve emeklilik fonlarının Kontrolmatik tahvillerindeki pozisyonları, ayrı ayrı incelenmesi gereken gelişmeler olarak öne çıkıyor.

Bununla birlikte iddiaların varlığı, ilgili kişi ve kurumların hukuka aykırı işlem yaptığının kanıtı olarak değerlendirilemez.

Özellikle kamu verilerine yetkisiz erişim, kamu görevlilerinin ayrıcalıklı yatırım işlemleri ve emeklilik fonlarında usulsüzlük gibi konularda kesin değerlendirme yapılabilmesi için bağımsız denetim sonuçlarına ve somut bulgulara ihtiyaç bulunuyor.

Kerim Rota'nın açıklamaları ise krizin ortaya çıkmasından önceki denetim süreçlerinin ve tasfiye döneminde uygulanacak hukuki düzenlemelerin de sorgulandığını gösteriyor.

Fon krizinin bundan sonraki aşamasında yalnızca kimlerin ne kadar para kaybettiği değil, risklerin nasıl büyüdüğü, hangi kurumların denetim sorumluluğu taşıdığı ve yatırımcı haklarının nasıl korunacağı da belirleyici olacak.

KARAR, Cumhuriyet

Güldem Atabay ve Atilla Yeşilada tarafından kaleme alınan GADT Raporlarına abone olmak ister misiniz?

Bize e-mail atın: istanbulanalytics@gmail com

Raporlar ücretlidir, yatırım önerisi içermez.

Piyasalarda yalnız değilsiniz

Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.

Uzman Desteğine Göz Atın
Paylaş

İlgili Haberler

İLBANK'tan CHP'Lİ Cevdet Akay'ın Kamu Kaynakları Zararı İddialarına Cevap: “131 Fonun Hiçbirinde Yatırımımız Yok”
Gündem

İLBANK'tan CHP'Lİ Cevdet Akay'ın Kamu Kaynakları Zararı İddialarına Cevap: “131 Fonun Hiçbirinde Yatırımımız Yok”

İller Bankası (İLBANK), CHP Karabük Milletvekili Cevdet Akay’ın kamu kaynaklarının tasfiye sürecindeki yatırım fonlarına aktarılarak kuruma zarar verildiği yönündeki iddialarını yalanladı. Banka tarafından yapılan açıklamada, söz konusu iddiaların gerçeği yansıtmadığı vurgulanarak "Tasfiyeye konu edilen 131 yatırım fonunun hiçbirinde yatırımımız bulunmamaktadır." ifadelerine yer verildi.

29 Ekim 2026
Trabzonspor Maçındaki 100 Milyon TL İddiası Sonrası Nevzat Aydın'a Şantaj Şoku!
Gündem

Trabzonspor Maçındaki 100 Milyon TL İddiası Sonrası Nevzat Aydın'a Şantaj Şoku!

Yemeksepeti'nin kurucusu Nevzat Aydın, oğlunun Mohamed Salah ile sahaya çıkmasının ardından gündeme gelen tartışmaların ardından daha da korkunç bir olayla sarsıldı. Kulübe 100 milyon TL ödediği iddialarıyla günlerce konuşulan ünlü iş insanı, bu kez bir suç örgütü tarafından ölümle tehdit edildiğini belirterek polise sığındı.

29 Ekim 2026