Dolar/TL47,90
0.08%
Euro/TL55,55
0.31%
Gram Altın6.860,77
0.48%
BIST 10014.082,10
0.64%
Brent Petrol$88,62
0.11%
Gümüş/Ons$65,86
1.16%
Gedik Yatırım
Gündem

Fon krizinde “geç müdahale” tartışması: Karatepe’den yetkililere kritik sorular

Prof. Dr. Yalçın Karatepe fon krizine neden geç müdahale edildiğini sorguladı. Tartışmanın odağında yüksek tutarlı çıkışlar ve 130 fonun tasfiyesi var.

23 Eylül 2026

Fon krizinde “geç müdahale” tartışması: Karatepe’den yetkililere kritik sorular

Fon piyasasında başlayan tasfiye ve soruşturma sürecinin ardından gözler düzenleyici kurumlara çevrildi. İktisatçı Prof. Dr. Yalçın Karatepe, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in yaklaşık 10 ay önce sektördeki sorunlara dikkat çektiğini hatırlatarak, “Müdahale etmedi mi, edemedi mi? Müdahale edemiyorsa bunu kim önledi?” diye sordu. Karatepe, krizden önce yüksek tutarlı satış yaparak fonlardan çıkan yatırımcıların açıklanması gerektiğini savundu. AKP’li Şamil Tayyar da Pusula Portföy’ün hızlı büyümesine dikkat çekerken, ekonomist Atilla Yeşilada sistemik riskin şimdilik önlendiğini ancak 130 fonun tasfiyesinin Borsa İstanbul üzerinde yeni bir baskı yaratabileceğini söyledi.

Türkiye’de yatırım fonları ve portföy yönetim şirketleri etrafında büyüyen kriz, soruşturmalar ve fon tasfiyelerinin ötesinde yeni bir tartışmayı gündeme taşıdı:

Yetkililer neden daha erken müdahale etmedi?

İktisatçı Prof. Dr. Yalçın Karatepe, yaşananları “fon depremi” olarak nitelendirirken, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in geçen yıl kasım ayında yaptığı açıklamalara dikkat çekti.

Karatepe’ye göre piyasadaki sorunlar uzun süredir biliniyordu ve çeşitli kesimler tarafından dile getiriliyordu.

Buna rağmen kapsamlı müdahalenin yaklaşık 10 ay sonra gelmesi soru işaretleri yaratıyor.

Karatepe: Müdahale etmediler mi, edemediler mi?

Karatepe, sorumluluğun yalnızca bürokratlarla veya fon yöneticileriyle sınırlandırılmaması gerektiğini savundu.

Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın sorunun farkında olduğunu belirten Karatepe şu soruları yöneltti:

“Hazine ve Maliye Bakanı ‘sorun var’ diyor. Müdahale etmesi gereken kurum sorunu fark ediyor. Müdahale etmiyor mu? Edemiyor mu? Müdahale edemiyorsa bunu kim önledi?”

Karatepe’ye göre asıl araştırılması gereken konulardan biri, sorunların bilindiği dönemde bazı yatırımcıların fonlardan yüksek miktarda para çekip çekmediği.

Karatepe, müdahalenin gecikmesinin bazı kişi veya grupların sistemden çıkmasına imkan sağlayıp sağlamadığının araştırılması gerektiğini söyledi.

Bu konuda kamu kurumlarının elinde gerekli kayıtların bulunduğunu belirten Karatepe, yüksek tutarlı satış yaparak sistemden çıkan kişilerin kamuoyuna açıklanması gerektiğini savundu.

“İsviçre’ye para transferleri de araştırılmalı”

Soruşturma kapsamında İsviçre’ye para aktarıldığına ilişkin bulgulara da değinen Karatepe, incelemenin yalnızca fon yöneticileriyle sınırlı tutulmaması gerektiğini söyledi.

Karatepe, olayın siyaset kurumuyla herhangi bir bağlantısı bulunup bulunmadığının da araştırılması gerektiğini savundu.

Ayrıca sorunların gündeme gelmesinden müdahaleye kadar geçen dönemde fonlardan büyük miktarlarda çıkış yapan kişilerin belirlenmesini ve gerekli görülmesi halinde haklarında işlem yapılmasını istedi.

Karatepe, SPK’nın tasfiye kararı alınan fonlar için tasfiye süresini altı aya çıkarmasını da eleştirdi.

Bu kararın, “Müdahalede geç kalan SPK, fonların tasfiyesinde de mi gecikiyor?” sorusunu gündeme getirdiğini söyledi.

Şamil Tayyar: Bu işte bir tuhaflık yok mu?

Fon krizi iktidar cephesinde de tartışılıyor.

AKP’li Şamil Tayyar, Pusula Portföy’ün büyüklüğünün 633 milyar TL’ye ulaştığını belirterek şirketin yönetim yapısına ilişkin dikkat çekici değerlendirmelerde bulundu.

Pusula Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Yarız’ın 28 yaşında ve siyaset bilimi eğitimi aldığını belirten Tayyar, şirketin çok kısa sürede ulaştığı büyüklüğü sorguladı.

Tayyar sosyal medya paylaşımında:

“Bir anda milyar milyar milyar liralık fonları yönetmeye başlamış. Bu işte bir tuhaflık yok mu Allah aşkına. Kim, ne film çeviriyor?”

ifadelerini kullandı.

Yeşilada: Sistemik uçurum şimdilik engellendi

Ekonomist Atilla Yeşilada ise fon krizini finansal sistem açısından değerlendirerek, ilk aşamada ortaya çıkabilecek en kötü senaryoların önlendiğine dikkat çekti.

Yeşilada’ya göre krizin kontrolden çıkması halinde üç büyük risk bulunuyordu.

Borsa İstanbul’da alıcıların tamamen çekilmesi nedeniyle işlemlerin durdurulması ve borsanın birkaç gün kapatılması bunlardan ilkiydi.

İkinci risk, yatırımcıların aynı anda çok sayıda fona yönelerek para çekmek istemesi ve fon yönetim şirketlerinin likidite yetersizliği nedeniyle temerrüde düşmesiydi.

Üçüncü ve daha tehlikeli senaryo ise krizin katılım finans kuruluşlarına, ardından bu kuruluşlarla finansman ilişkisi bulunan bankalara yayılmasıydı.

Yeşilada, ekonomi yönetimi ve düzenleyici kurumların aldığı önlemlerin bu riskleri şimdilik engellediğini belirtti.

Ancak ona göre Borsa İstanbul açısından asıl sorun bundan sonra başlayabilir.

130 fonun tasfiyesi Borsa İstanbul’u nasıl etkileyecek?

Yeşilada’nın dikkat çektiği temel risk, tasfiye sürecindeki yaklaşık 130 fonun portföylerinde bulunan hisselerin satılması zorunluluğu.

Bu fonların portföylerinde yer alan bazı hisselerde yeterli alıcı bulunmaması, satışların hisse fiyatları üzerinde ciddi baskı oluşturması riskini beraberinde getiriyor.

Yeşilada şöyle konuştu:

“Asıl mesele şu 130 tane fon. Bunların portföyünde hangi şirketler olduğunu biliyorsunuz. Bunların satılmak zorunda olduğunu da biliyorsunuz. Kimse almaz ki bunları.”

Yeşilada ayrıca devam eden gözaltı ve soruşturmaların yakından izlenmesi gerektiğini belirterek, daha önce fon tartışmalarında adı geçmeyen bazı şirketlerin de gündeme gelmesine dikkat çekti.

Ona göre piyasa açısından en olumsuz gelişmelerden biri, Mehmet Şimşek ve SPK’nın verdiği güvence sonrasında yeni bir fonun daha ödeme sorunu yaşaması olabilir.

Soykan’dan Destek Faktoring örneği

Gazeteci Timur Soykan ise fon krizinin Borsa İstanbul’daki bazı hisselerde yaşanan olağanüstü fiyat hareketleriyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini savundu.

Soykan, Destek Faktoring örneğine dikkat çekti.

Aktardığı verilere göre şirket Şubat 2025’te hisse başına 47 TL fiyatla halka arz edildi ve o dönemde şirketin piyasa değeri yaklaşık 438 milyon dolar seviyesindeydi.

Temmuz 2026’ya gelindiğinde ise hisse fiyatı 3.960 TL’ye kadar yükseldi.

Soykan’ın hesabına göre halka arz sırasında 100 bin TL’lik Destek Faktoring hissesi alan bir yatırımcının portföy değeri zirve seviyelerde yaklaşık 8,4 milyon TL’ye ulaşmış olacaktı.

Soykan, şirketin piyasa değerinin aynı dönemde yaklaşık 28 milyar dolara çıktığını, buna karşılık Türkiye’nin en büyük sanayi kuruluşlarından Tüpraş’ın piyasa değerinin yaklaşık 11,5 milyar dolar olduğunu belirterek fiyat hareketlerinin boyutuna dikkat çekti.

Fon krizinde ikinci perde: Kim çıktı, kim kaldı?

Soruşturmanın bundan sonraki aşamasında yalnızca fonların nasıl yönetildiği değil, kriz ortaya çıkmadan önce fonlardan kimlerin çıktığı da tartışmanın merkezine yerleşecek gibi görünüyor.

Karatepe’nin gündeme getirdiği temel soru da burada düğümleniyor:

Yetkili kurumlar sorunları önceden biliyorsa neden müdahale için aylarca beklendi?

Bunun bürokratik veya düzenleyici bir gecikmeden mi kaynaklandığı, yoksa başka nedenlerin bulunup bulunmadığı henüz ortaya konmuş değil.

Dolayısıyla bu aşamada siyasi müdahale veya ayrıcalıklı yatırımcıların önceden sistemden çıkarıldığı yönündeki iddialar kanıtlanmış olgular değil, araştırılması istenen iddialar ve sorular niteliğinde.

Öte yandan fonların tasfiye süreci devam ederken piyasa açısından daha somut risk, yüzlerce milyar liralık portföylerde bulunan hisselerin hangi hızda ve hangi fiyatlardan satılabileceği olacak.

Sistemik krizin ilk aşamada önlenmiş olması, fon krizinin Borsa İstanbul üzerindeki etkisinin sona erdiği anlamına gelmiyor.

Çeşitli basın kaynakları

Piyasalarda yalnız değilsiniz

Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.

Uzman Desteğine Göz Atın
Paylaş