Dolar/TL49,79
0.03%
Euro/TL55,54
0.20%
Gram Altın6.426,94
0.55%
BIST 10011.151,91
0.00%
Brent Petrol$110,83
0.08%
Gümüş/Ons$53,45
1.64%
Gedik Yatırım
Para Politikası

Fed Zorda: Faiz Artırmak ya da Artırmamak, İşte Bütün Mesele Bu!

Fed, yükselen petrol fiyatları ve YZ sektöründeki satışlar arasında sıkıştı. ABD tahvil faizleri düşerken stagflasyon riski büyüyor.

27 Ekim 2026

Fed Zorda: Faiz Artırmak ya da Artırmamak, İşte Bütün Mesele Bu!

ABD Merkez Bankası (Fed), giderek karmaşıklaşan bir ekonomik ikilemle karşı karşıya. İran savaşıyla yeniden yükselen enerji fiyatları enflasyonu körüklerken, yapay zekâ (YZ) yatırımlarına ilişkin endişeler Wall Street'te satışları tetikliyor. ABD tahvillerine güvenli liman talebi artarken, ekonomide büyümenin yavaşlaması ve enflasyonun yüksek kalması anlamına gelen stagflasyon riski yeniden gündeme geliyor. Fed'in önündeki kritik soru şu: Enflasyonu kontrol altına almak için faizleri artırmak mı, yoksa ekonomideki olası yavaşlamayı dikkate alarak beklemek mi?

Wall Street'te YZ Endişesi: Tahvillere Dönüş Başladı

ABD finans piyasalarında son aylarda etkili olan dinamikler değişmeye başladı.

Yılın büyük bölümünde ABD tahvil piyasası üç önemli baskıyla karşı karşıyaydı: İran savaşı nedeniyle yükselen enerji fiyatları, federal bütçeye ilişkin kaygılar ve YZ yatırımlarının yarattığı ekonomik büyüme beklentileri.

Bu gelişmeler ABD Hazine tahvillerinin getirilerini yükseltirken, yatırımcıların güvenli liman arayışı sınırlı kalmıştı.

Ancak şimdi tablo değişiyor.

YZ sektörüne ilişkin iyimserliğin zayıflaması, Wall Street'teki yükselişi durdururken yatırımcıların yeniden ABD devlet tahvillerine yönelmesine yol açıyor.

ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi geçen perşembe günü bir aydan uzun süredir ilk kez yüzde 5'in altına geriledi.

Üstelik bu düşüş, enerji fiyatlarının yeniden yükselmeye başladığı bir dönemde gerçekleşti.

Normal koşullarda petrol fiyatlarındaki sert artışın enflasyon beklentilerini yükselterek tahvil faizlerini de yukarı çekmesi beklenirdi.

Ancak yatırımcılar artık yalnızca enflasyonu değil, YZ sektöründeki olası bir düzeltmenin ekonomik büyümeye verebileceği zararı da fiyatlıyor.

Yapay Zekâ Balonunda Çatlaklar mı Oluşuyor?

Wall Street'teki yön değişiminin merkezinde YZ yatırımlarına ilişkin artan kuşkular bulunuyor.

Büyük teknoloji şirketlerinin son bilanço açıklamaları, YZ altyapısına yönelik devasa sermaye harcamalarının devam edeceğini gösterdi.

Veri merkezleri, gelişmiş işlemciler, enerji altyapısı ve bulut sistemleri için ayrılan kaynakların büyüklüğü, bu yatırımların ne zaman yeterli gelir ve kâr yaratacağı sorusunu yeniden gündeme taşıdı.

YZ yatırımlarını finanse eden borç piyasalarında da dalgalanmalar yaşanıyor.

Piyasalardaki olumsuz havayı başlatan tek bir gelişme bulunmuyor. Ancak teknoloji şirketlerinin açıkladığı yüksek yatırım bütçeleri, uzun süredir devam eden değerleme ve finansman endişelerini güçlendirmiş durumda.

Bu değişim geçici bir düzeltme olabilir.

Bununla birlikte yatırımcı psikolojisinde önemli bir kırılma yaşandığı görülüyor: Daha önce YZ sektörüne ilişkin olumlu yorumlanan gelişmeler, artık risk unsuru olarak değerlendirilmeye başlanıyor.

YZ yatırımlarının ABD borsaları ve ekonomik büyüme üzerindeki etkisi düşünüldüğünde, sektördeki ciddi bir yavaşlama yalnızca teknoloji hisseleriyle sınırlı kalmayabilir.

Şirket yatırımları, istihdam, finansman koşulları ve tüketici güveni de bu süreçten etkilenebilir.

Böyle bir senaryoda yatırımcıların riskli varlıklardan çıkarak ABD Hazine tahvillerine yönelmesi şaşırtıcı olmayacaktır.

Petrol Yeniden 110 Doların Üzerinde

YZ sektörüne ilişkin endişeler artarken enerji piyasalarında ise tam tersi yönde bir hareket yaşanıyor.

ABD ham petrol vadeli kontratları geçen hafta yüzde 10 yükselerek varil başına 110 doların üzerine çıktı ve son altı ayın zirvesine ulaştı.

İran savaşı nedeniyle enerji arzına ilişkin belirsizliklerin devam etmesi, küresel petrol ve doğal gaz fiyatlarını yüksek tutuyor.

Bu durum ABD'de enflasyonun kalıcı hale gelmesi riskini artırıyor.

2026 yılı boyunca enerji fiyatları ile ABD tahvil faizleri arasında güçlü bir ilişki gözlenmişti.

ABD 10 yıllık tahvil faizinin yıl içindeki en düşük günlük kapanışı, ABD ve İsrail'in İran'a saldırmasından bir gün önce, 27 Şubat'ta yüzde 3,96 olarak gerçekleşmişti.

Savaşın başlamasının ardından petrol, doğal gaz ve akaryakıt fiyatlarında yaşanan yükseliş, enflasyon beklentilerini güçlendirdi.

Bunun sonucunda 10 yıllık ABD tahvil faizi bu ayın başlarında yüzde 5,36'ya kadar çıkarak yirmi yılı aşkın sürenin en yüksek seviyelerine ulaştı.

Ancak son haftalarda bu ilişki bozulmaya başladı.

Eylül ortasından itibaren petrol fiyatları birkaç hafta gerilerken tahvil faizleri yükselmeye devam etti.

Şimdi ise petrol fiyatları yeniden sert biçimde yükselmesine rağmen tahvil getirileri düşüyor.

Geçen perşembe günü 10 yıllık tahvil faizinde yaşanan 20 baz puanlık gerileme, yatırımcıların ekonomik büyümeye ilişkin kaygılarının güçlendiğini gösteriyor.

Tahvil Piyasası Neden Enflasyondan Çok Resesyondan Korkuyor?

Normal koşullarda büyük bir enerji şoku iki farklı etki yaratır.

Bir yandan üretim ve ulaşım maliyetlerini artırarak enflasyonu yükseltir. Diğer yandan tüketicilerin satın alma gücünü azaltarak ekonomik büyümeyi yavaşlatır.

2026'nın büyük bölümünde YZ yatırımlarının yarattığı güçlü büyüme beklentileri, enerji fiyatlarındaki artışın ekonomi üzerindeki olumsuz etkilerini dengelemişti.

Wall Street'teki yükseliş ve teknoloji şirketlerinin yüksek yatırım harcamaları da ekonomik faaliyetleri destekliyordu.

Ancak YZ sektörüne ilişkin beklentiler bozulursa bu denge değişebilir.

Yatırımcılar artık yüksek petrol fiyatlarının yanında teknoloji hisselerinde ciddi değer kayıpları yaşanması ve YZ yatırımlarının yavaşlaması ihtimalini de dikkate alıyor.

Bu nedenle tahvil piyasasında güvenli liman talebi güçleniyor.

Yine de tahvil faizlerindeki düşüşün kalıcı olacağı kesin değil.

ABD'nin zayıflayan mali görünümü ve yüksek enerji fiyatları, tahvil getirilerini yeniden yukarı itebilecek önemli riskler olmaya devam ediyor.

Fed'in Kâbusu: Stagflasyon Geri mi Dönüyor?

Fed açısından en zor senaryo, ekonomik büyümenin yavaşladığı ancak enflasyonun yüksek kalmaya devam ettiği bir ortam.

Ekonomi literatüründe bu durum stagflasyon olarak adlandırılıyor.

Stagflasyon dönemlerinde merkez bankalarının geleneksel para politikası araçları arasındaki tercihleri zorlaşıyor.

Faiz artırımları enflasyonu kontrol altına almaya yardımcı olabilir. Ancak aynı zamanda yatırımları, tüketimi ve istihdamı baskılayarak ekonomik yavaşlamayı derinleştirebilir.

Faizlerin sabit tutulması veya düşürülmesi ise ekonomik büyümeyi destekleyebilir. Buna karşılık enflasyon beklentilerinin yükselmesine ve fiyat artışlarının kalıcı hale gelmesine neden olabilir.

Fed, eylül ayında politika faizini artırmıştı.

Piyasalar, çarşamba günü yapılacak toplantıda yeni bir faiz artırımı beklemiyor. ABD'de gelecek hafta düzenlenecek ara seçimler öncesinde Fed'in beklemede kalacağı görüşü ağırlık taşıyor.

Ancak yatırımcılar önümüzdeki aylarda yeniden parasal sıkılaştırmaya gidilebileceğini düşünüyor.

Bu beklenti, enerji fiyatlarının yarattığı enflasyon baskısının YZ sektöründeki zayıflamanın büyüme üzerindeki etkilerinden daha ağır basacağı varsayımına dayanıyor.

İşte Fed'in karşı karşıya olduğu temel belirsizlik de burada ortaya çıkıyor.

Enflasyon Beklentileri Yeniden Yükseliyor

Piyasalardaki enflasyon göstergeleri, kısa vadeli fiyat baskılarının güçlendiğine işaret ediyor.

Geçen hafta enflasyon swapları üzerinden hesaplanan bir yıllık enflasyon beklentisi yüzde 2,80'e yükseldi.

Bu, haziran ayından bu yana görülen en yüksek seviye.

Buna karşılık daha uzun vadeli enflasyon beklentilerindeki yükseliş daha sınırlı kaldı.

Bu ayrışma, yatırımcıların enerji fiyatlarındaki artışın kısa vadede enflasyonu yükselteceğini düşündüğünü, ancak şokun mal ve hizmet fiyatlarına kalıcı biçimde yansıyacağı konusunda henüz aynı ölçüde endişelenmediğini gösteriyor.

Fed yetkilileri de enerji fiyatlarındaki artışın geçici kalmasını umut ediyor olabilir.

Ancak son veriler bu yaklaşımın risklerini ortaya koyuyor.

ABD'de üretici fiyatları son dört yılın en hızlı artışını kaydediyor.

Üretici ve tüketici fiyat enflasyonu arasındaki fark da dört yılın en yüksek seviyesine ulaşmış durumda.

Üretici maliyetlerindeki artışın tüketici fiyatlarına gecikmeli yansıması halinde enflasyon önümüzdeki aylarda yeniden hızlanabilir.

Üstelik ABD'de tüketici fiyat enflasyonu yaklaşık altı yıldır Fed'in yüzde 2'lik hedefinin üzerinde seyrediyor.

Bu nedenle Fed'in enerji kaynaklı fiyat artışlarını tamamen geçici kabul etmesi kolay olmayacak.

UBS: Enflasyonda İlkbahara Kadar Belirgin Rahatlama Beklemiyoruz

UBS ekonomistleri, önümüzdeki aylarda ABD enflasyon göstergelerinin yeniden yükselmesini bekliyor.

Banka ekonomistlerine göre geçen yıl ekim ve kasım aylarında yaşanan hükümet kapanmasının yarattığı baz etkileri, yıllık enflasyon oranlarının yükselmesine katkıda bulunacak.

UBS, gelecek yılın ilkbaharına kadar enflasyonda belirgin bir gerileme beklemiyor.

İlkbahardan itibaren ise İran savaşının başlangıcında enerji fiyatlarında yaşanan yükselişin yıllık karşılaştırmalarda baz etkisi yaratmasıyla enflasyon oranlarında bir miktar rahatlama görülebilir.

Bu değerlendirme, Fed'in önümüzdeki birkaç ay boyunca hem yüksek enflasyon hem de ekonomik büyümeye ilişkin artan belirsizliklerle mücadele etmek zorunda kalabileceğine işaret ediyor.

Fed'in Önündeki Üç Kritik Risk

Fed'in faiz kararlarını zorlaştıran gelişmeler üç temel başlıkta toplanıyor.

Birincisi, enerji kaynaklı enflasyon baskısı. Petrol fiyatlarının yeniden 110 doların üzerine çıkması, üretim ve tüketim maliyetlerinin yüksek kalabileceğini gösteriyor.

İkincisi, YZ yatırımlarındaki olası yavaşlama. Teknoloji şirketlerinin devasa yatırım harcamalarının sürdürülebilirliği sorgulanırken, sektördeki bir düzeltmenin borsalara ve reel ekonomiye yayılması ihtimali güçleniyor.

Üçüncüsü, ABD'nin mali görünümü. Yüksek kamu borcu ve bütçe açıklarına ilişkin endişeler ortadan kalkmış değil. Bu sorunlar, güvenli liman talebine rağmen tahvil faizlerinin kalıcı biçimde düşmesini zorlaştırabilir.

Fed'in bu üç gelişmenin ekonomi üzerindeki etkilerini aynı anda değerlendirmesi gerekiyor.

Faiz Artırmak mı, Beklemek mi?

Fed'in çarşamba günkü toplantısında faizleri sabit tutması bekleniyor.

Ancak asıl önemli konu, kararın kendisinden çok Fed'in bundan sonraki döneme ilişkin vereceği mesajlar olacak.

Merkez bankası enerji fiyatlarındaki yükselişi geçici bir enflasyon şoku olarak değerlendirebilir.

Bu yaklaşım, YZ sektöründeki olası yavaşlamanın ekonomiye verebileceği zararı sınırlamak için faizlerin bir süre daha sabit tutulmasına imkân sağlayabilir.

Öte yandan enflasyon beklentilerinin yükselmeye devam etmesi ve üretici fiyatlarındaki artışın tüketicilere yansıması halinde Fed yeniden faiz artırmak zorunda kalabilir.

Bu durumda zaten kırılganlaşmaya başlayan finans piyasaları üzerinde ek baskı oluşabilir.

Sonuç olarak Fed, enflasyonla mücadele ile ekonomik büyümeyi koruma hedefleri arasında giderek zorlaşan bir tercihle karşı karşıya.

Petrol fiyatları yükselirken YZ yatırımlarının yarattığı büyüme desteğinin zayıflaması, ABD ekonomisini stagflasyon riskine daha açık hale getiriyor.

Tahvil piyasasındaki son hareketler de yatırımcıların bu olasılığı giderek daha fazla dikkate almaya başladığını gösteriyor.

Fed'in önündeki soru artık yalnızca faizlerin ne kadar yükselmesi gerektiği değil.

Asıl soru, enflasyonla mücadelede yeni bir faiz artırımının ekonomideki olası yavaşlamayı ne ölçüde derinleştireceği.

Reuters

Güldem Atabay ve Atilla Yeşilada tarafından kaleme alınan GADT Raporlarına abone olmak ister misiniz?

Bize e-mail atın: istanbulanalytics@gmail com

Raporlar ücretlidir, yatırım önerisi içermez.

Piyasalarda yalnız değilsiniz

Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.

Uzman Desteğine Göz Atın
Paylaş

İlgili Haberler

Anketler: TCMB faiz indirecek mi?
Para Politikası

Anketler: TCMB faiz indirecek mi?

TCMB'nin 22 Ekim faiz kararı öncesinde AA Finans, Bloomberg HT ve CNBC-e anketleri 100 baz puan indirim bekliyor. Yıl sonu faiz tahmini yüzde 35, enflasyon beklentisi yüzde 29,63 oldu.

22 Ekim 2026