Dolar/TL47,90
0.08%
Euro/TL55,55
0.31%
Gram Altın6.860,77
0.48%
BIST 10014.082,10
0.64%
Brent Petrol$88,62
0.11%
Gümüş/Ons$65,86
1.16%
Para-banka-finans

Fed üç kez faiz artırabilir: Piyasalarda kırılma nerede yaşanabilir?

Fed’in yıl sonuna kadar üç kez faiz artırabileceği konuşuluyor. ABD 10 yıllık faizinin %5’i aşması YZ yatırımları ve özel kredide baskıyı artırabilir.

13 Eylül 2026

Fed üç kez faiz artırabilir: Piyasalarda kırılma nerede yaşanabilir?

Piyasalar Fed’in gelecek hafta faiz artıracağına büyük ölçüde ikna olmuş durumda. Şimdi tartışma, faiz artışının tek seferle sınırlı kalıp kalmayacağına kayıyor. BMO Capital Markets eylül, ekim ve aralık toplantılarında art arda üç faiz artırımı beklerken Vanguard’a göre üç artırım “oldukça makul bir başlangıç noktası.” Ancak sıkılaşmanın YZ yatırımlarından özel kredi piyasasına kadar finans sisteminin bazı hassas noktalarını zorlayabileceği uyarıları artıyor. ABD 10 yıllık tahvil faizinde %5 seviyesi kritik eşik olarak görülüyor.

ABD Merkez Bankası'nın (Fed) gelecek hafta faiz artıracağı beklentisi finansal piyasalarda büyük ölçüde fiyatlanırken, Wall Street'in gündeminde artık iki soru var:

Fed faizleri ne kadar yükseltecek ve yeni sıkılaşma döngüsü finansal sistemde nerede sorun yaratacak?

Ekonomistler, Fed'in tarihsel olarak tek bir faiz artırımıyla yetinmesinin alışılmış bir durum olmadığına dikkat çekiyor.

BMO Capital Markets ABD faiz stratejisi başkanı Ian Lyngen, bu ay yapılacak 25 baz puanlık faiz artırımının ardından Fed'in hem ekim hem de aralık toplantılarında aynı büyüklükte artışlara gitmesini bekliyor.

Bu senaryo gerçekleşirse Fed 2026 sonuna kadar art arda üç kez faiz artırmış olacak.

Fed faizi yeniden %4,25-%4,50'ye çıkabilir

Üç adet 25 baz puanlık artırım, 2025 yılında eski Fed Başkanı Jerome Powell döneminde yapılan faiz indirimlerini fiilen geri alacak.

Fed'in politika faizi böylece %4,25-%4,50 aralığına yükselecek.

Vanguard kıdemli ABD ekonomisti Josh Hirt de üç faiz artırımı beklentisinin Fed'in olası politikası değerlendirilirken “oldukça makul bir başlangıç noktası” olduğunu söyledi.

Ancak belirsizlik oldukça yüksek.

Hirt'e göre mevcut ekonomik koşullara bağlı olarak Fed'in yapabileceği faiz artırımı sayısı bir ile altı arasında değişebilir.

Dolayısıyla piyasanın gelecek haftaki faiz kararını büyük ölçüde fiyatlamış olması, Fed kaynaklı faiz riskinin sona erdiği anlamına gelmiyor.

Asıl önemli soru, bunun yeni bir faiz artırım serisinin başlangıcı olup olmayacağı.

İlk risk alanı: Trilyon dolarlık YZ yatırım yarışı

Monetary Policy Analytics politika ekonomisti Derek Tang'a göre daha sıkı para politikasının finansal piyasalarda sorun yaratabileceği iki alan özellikle öne çıkıyor.

Bunlardan ilki yapay zekâ (YZ) yatırım döngüsü.

YZ altyapısına yönelik olağanüstü yatırım beklentileri son yıllarda hem teknoloji şirketlerinin değerlemelerini hem de sermaye harcamalarını yukarı taşıdı.

Ancak bu yatırım dalgasının giderek daha büyük bölümü finansman ihtiyacı yaratıyor.

Allianz Investment Management kıdemli portföy yöneticisi Charlie Ripley, YZ yarışının merkezindeki büyük “hyperscaler” teknoloji şirketlerinin önümüzdeki birkaç yıl boyunca yıllık toplam sermaye harcamalarının 1 trilyon dolara ulaşabileceğine ilişkin tahminlere dikkat çekiyor.

Uzun vadeli tahvil faizlerinin yükselmesi bu yatırımların finansman maliyetini de artırıyor.

ABD 10 yıllık faizi %5'e dayanıyor

Piyasalar açısından en önemli eşiklerden biri ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi.

Getiri yaklaşık %4,97 seviyesine yükselmiş durumda ve psikolojik açıdan kritik %5 sınırına oldukça yakın.

Rockefeller International Başkanı Ruchir Sharma, yüksek borçlanma maliyetlerinin YZ yatırım patlamasını sekteye uğratabileceği görüşünde.

Sorunun merkezinde ABD hükümetinin devasa finansman ihtiyacı bulunuyor.

ABD Hazinesi %5 civarında faiz ödeyerek büyük miktarda borçlanırken teknoloji şirketleri de aynı sermaye havuzundan yüz milyarlarca dolarlık finansman bulmaya çalışıyor.

Bunun sonucunda devlet borçlanması özel sektör yatırımlarını dışlayabilir ve şirketlerin sermaye maliyetleri daha da yükselebilir.

Allianz'dan Ripley'e göre ABD 10 yıllık tahvil faizinin %5'e ulaşması piyasalarda satış dalgasını tetikleyebilecek kritik eşiklerden biri.

YZ rallisinin finansman modeli sınanabilir

YZ yatırımlarının ilk aşamasında dev teknoloji şirketlerinin güçlü nakit akımları büyük avantaj sağladı.

Ancak veri merkezleri, enerji altyapısı, gelişmiş çipler ve diğer YZ yatırımlarının ölçeği büyüdükçe şirketlerin finansman ihtiyacı da artıyor.

Bu nedenle Fed'in yeni bir faiz artırım döngüsüne başlaması ile uzun vadeli tahvil getirilerinin yükselmesi birlikte değerlendirildiğinde YZ yatırım temasının finansal zemini daha kırılgan hale gelebilir.

Özellikle risksiz kabul edilen ABD devlet tahvillerinin %5 civarında getiri sunduğu bir ortamda yatırımcıların yüksek değerlemelere sahip teknoloji şirketlerine ayırdığı sermayenin maliyeti yükseliyor.

Bu durum YZ şirketlerinin büyümesini sona erdirmek zorunda değil. Ancak yatırım projelerinde beklenen getiri çıtasını yükselterek daha düşük getirili projelerin ertelenmesine veya iptal edilmesine neden olabilir.

İkinci risk: Özel kredi ve sigorta şirketleri

Fed'in yeni sıkılaşma döngüsünün ikinci hassas noktası ise özel kredi piyasası.

Uluslararası Para Fonu (IMF), özellikle özel sermaye şirketlerinin kısmen veya tamamen sahip olduğu sigorta şirketlerine ilişkin risklere daha önce dikkat çekmişti.

Bu sigorta şirketlerinin daha yüksek getiri sağlamak amacıyla geleneksel devlet ve şirket tahvillerinin dışında daha riskli sabit getirili varlıklara yöneldiği belirtiliyor.

Buradaki sorun piyasanın şeffaflığının sınırlı olması.

Faizlerdeki sert hareketler bu portföylerde değer kayıpları yaratırsa zararların sigorta sektöründen finansal sistemin diğer bölümlerine, hatta bankalara yayılabileceği endişesi bulunuyor.

Tang bu nedenle yatırımcıların hem YZ harcama döngüsünü hem de sigorta şirketlerinin özel kredi pozisyonlarını daha yakından izlemesi gerektiğini düşünüyor.

Yeni bir Silicon Valley Bank vakası gelir mi?

Faiz artırımlarının finansal sistemde kırılma yaratması yeni bir olgu değil.

Fed'in 2022'de başlattığı agresif sıkılaşma süreci, 2023 yılında Silicon Valley Bank'ın (SVB) çöküşünde önemli rol oynayan finansal koşulları yaratmıştı.

Daha eski bir örnek ise 1994 yılında California'daki Orange County'nin iflası.

Ancak Vanguard'dan Hirt, mevcut faiz artırım ihtimalinin bu dönemlerden önemli bir farkı bulunduğunu düşünüyor.

Fed 2022-2024 arasında zaten güçlü bir sıkılaşma döngüsü gerçekleştirdi ve faizler hâlâ tarihsel olarak yüksek seviyelerde.

Dolayısıyla Fed'in yeniden faiz artırması piyasalar açısından tamamen yeni ve ani bir para politikası rejimine geçiş anlamına gelmeyecek.

SVB ve Orange County gibi örneklerde piyasanın faiz beklentilerinde çok daha keskin değişimler yaşanmıştı.

Bugün ise Fed'in amacı para politikasının yönünü tamamen değiştirmekten çok, enflasyonu yeniden aşağı çekebilecek faiz seviyesini bulmak.

Tek faiz artırımı mümkün ama tarihsel olarak istisna

Fed'in bir kez faiz artırıp ardından durması elbette mümkün.

Bunun tarihsel örnekleri de bulunuyor.

Fed 1997 yılında yalnızca bir kez faiz artırmış, ardından 18 ay boyunca herhangi bir değişiklik yapmamış ve sonraki hamlesi faiz indirimi olmuştu.

Ancak bu senaryo daha çok istisna olarak görülüyor.

Enflasyonun yüksek kalmaya devam etmesi halinde Fed'in eylül ayında başlayabilecek sıkılaşmayı ekim ve aralık toplantılarında sürdürmesi daha güçlü bir ihtimal haline gelebilir.

ANALİZ: Kritik eşik Fed'den çok ABD 10 yıllık faizi olabilir

Piyasalar gelecek haftaki Fed kararına yoğunlaşmış olsa da finansal sistem açısından daha önemli değişken uzun vadeli tahvil faizleri olabilir.

Fed'in üç kez faiz artırması kısa vadeli faizleri doğrudan yukarı taşıyacak. Ancak aynı dönemde ABD'nin yüksek bütçe açığı ve ağır borçlanma ihtiyacı uzun vadeli tahvil getirilerini de yüksek tutarsa şirketler çift taraflı bir finansman baskısıyla karşı karşıya kalabilir.

Bu noktada ABD 10 yıllık tahvil faizindeki %5 seviyesi kritik.

%5'in kalıcı biçimde aşılması, risksiz getirinin yatırımcılar açısından çok daha cazip hale gelmesi anlamına gelirken YZ yatırımları gibi sermaye yoğun ve yüksek değerlemelere dayanan alanlarda baskıyı artırabilir.

İkinci hassas nokta özel kredi ve sigorta sektöründeki daha az şeffaf pozisyonlar.

Dolayısıyla Fed'in eylülde 25 baz puan artırıp artırmayacağı artık hikâyenin yalnızca ilk bölümü.

Asıl soru, Fed'in üç veya daha fazla artırıma yönelmesi halinde %5 civarındaki uzun vadeli ABD faizlerinin finansal sistemin hangi noktasını önce zorlayacağı.

Market Watch

Piyasalarda yalnız değilsiniz

Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.

Uzman Desteğine Göz Atın
Paylaş