Fed'in Yeni Enflasyon Çıkmazı: Yapay Zekâ Yatırımları Fiyatları Artırıyor, Bedelini Diğer Sektörler Ödeyebilir
Fed, yapay zekâ yatırımlarının enflasyonu artırmasından endişeli. Faiz artırımlarının bedelini küçük işletmeler ve tüketiciler ödeyebilir.
20 Ekim 2026
ABD Merkez Bankası (Fed), yapay zekâ yatırımlarındaki patlamanın enflasyonist baskıları artırdığını kabul etmeye başlarken, faiz artırımlarının maliyetini hangi sektörlerin üstleneceği tartışılıyor. Dev teknoloji şirketleri yüksek faizlerden büyük ölçüde etkilenmeden yatırımlarını sürdürürken, küçük işletmeler, konut sektörü ve borçlu tüketiciler para politikasındaki sıkılaşmanın asıl mağdurları olabilir.
Yapay zekâ yatırımları Fed'in işini zorlaştırıyor
ABD ekonomisinde yapay zekâ yatırımlarının yarattığı güçlü talep, Fed'in enflasyonla mücadelesini giderek karmaşıklaştırıyor.
Amazon, Apple ve Anthropic gibi teknoloji devlerinin öncülük ettiği yatırım dalgası, veri merkezlerinden enerji altyapısına kadar geniş bir alanda fiyat baskıları yaratıyor. Ancak bu şirketlerin büyük bölümü, güçlü nakit akışları ve finansman olanakları sayesinde faiz artırımlarından görece az etkileniyor.
Reuters'ın analizine göre Fed, yapay zekâ kaynaklı enflasyonu kontrol altına almak için ekonominin geri kalanında talebi yavaşlatmak zorunda kalabilir.
Ekonomistler, bu durumda yüksek faizlerin maliyetinin özellikle banka kredilerine bağımlı küçük ve orta ölçekli işletmeler ile borçlanarak harcama yapan hanehalkları üzerinde yoğunlaşacağını belirtiyor.
ADP Başekonomisti: Enflasyonla mücadelede seçenekler daralıyor
ADP Başekonomisti Nela Richardson, Fed'in beş yılı aşkın süredir ulaşamadığı yüzde 2'lik enflasyon hedefine dönmek için kullanabileceği kanalların giderek azaldığını söyledi.
Richardson'a göre konut piyasası zaten zayıf durumda. İş gücü piyasası ise ücret artışları üzerinden enflasyonu körükleyen temel bir kaynak olarak görülmüyor.
Bu nedenle para politikasındaki ilave sıkılaşmanın etkisi başka alanlarda hissedilebilir.
Banka kredilerine ihtiyaç duyan küçük işletmeler, kredi kartları ve tüketici kredileriyle harcamalarını finanse eden hanehalkları ve yüksek faizlere duyarlı hisse senedi piyasaları bunların başında geliyor.
Özellikle varlıklı hanehalklarının tüketimini destekleyen borsa kazançlarının tersine dönmesi, tüketim harcamalarını da sınırlayabilir.
Nitekim geçen hafta beklentilerin üzerinde gelen enflasyon verilerinin Fed'in daha fazla faiz artırabileceği beklentisini güçlendirmesi, hisse senetlerinde sert satışlara yol açtı.
Fed Başkanı Warsh: Yapay zekâ ekonomide bir talep şoku yaratıyor
Fed, 27-28 Ekim tarihlerindeki toplantısında politika faizini yüzde 3,75-4,00 aralığında sabit bırakmaya hazırlanıyor.
Ancak Fed yetkilileri enflasyonu kontrol altına almak için ilave faiz artırımlarına ihtiyaç duyulabileceğini belirtiyor. Tartışmalar artık faizlerin ne kadar ve hangi hızda yükseltilmesi gerektiğine odaklanıyor.
Fed Başkanı Kevin Warsh, geçen hafta Tayland'daki Uluslararası Para Fonu toplantısında yaptığı konuşmada, yapay zekâ yatırımlarının fiyatlar ve toplam talep üzerinde bir şok yarattığını kabul etti.
Warsh, yapay zekânın uzun vadede üretkenliği ve ekonomik refahı artırabileceğini belirtirken, merkez bankalarının kısa vadeli talep ve fiyat baskılarını da dikkate almak zorunda olduğunu vurguladı.
Yapay zekâ sektörünün gelecek yıl yaklaşık 1 trilyon dolarlık yatırım yapması bekleniyor. Bu tutar ABD gayrisafi yurt içi hasılasının yaklaşık yüzde 3'üne karşılık geliyor.
Ancak Warsh, söz konusu yatırımların yarattığı enflasyon baskısını gidermek için uygulanacak faiz artırımlarının ekonominin hangi kesimlerini etkileyeceğini henüz ayrıntılı biçimde açıklamadı.
Faiz artırımları işsizliği yükseltmeden enflasyonu düşürebilir mi?
Warsh, geçen ayki Fed toplantısının ardından yaptığı açıklamada, enflasyonu yüzde 2 hedefine indirmek için iş gücü piyasasına zarar vermenin gerekli olmadığını savunmuştu.
Ancak eski Chicago Fed Başkanı Charles Evans bu yaklaşımın daha ayrıntılı biçimde açıklanması gerektiğini düşünüyor.
Evans, faiz artırımlarıyla enflasyonu düşürmenin istihdam ve büyüme üzerinde yaratabileceği olumsuz sonuçların iyi bilindiğini hatırlattı.
Fed'in karşı karşıya olduğu temel soru, işsizliği belirgin biçimde artırmadan enflasyonun nasıl düşürülebileceği.
Pandemi sonrasında yaşanan yüksek enflasyonun gerilemesi, geçmişteki birçok sıkılaşma döneminin aksine işsizlikte yalnızca sınırlı bir artışa yol açtı.
ABD'de işsizlik oranı iki yılı aşkın süredir yüzde 4,0-4,3 aralığında seyrediyor.
Şirketlerin pandemi sırasında bulmakta zorlandıkları çalışanları işten çıkarmak istememesi ve Trump yönetiminin göçmenlik politikalarının iş gücü arzını sınırlaması, istihdam piyasasının güçlü kalmasında etkili oldu.
Bu gelişmeler Fed'e faizleri artırırken işsizliği fazla yükseltmeyebileceği konusunda güven veriyor.
Ancak aynı durum, enflasyonu düşürmenin geleneksel kanallarından biri olan işsizlik artışı ve buna bağlı tüketim yavaşlamasının da sınırlı kalabileceği anlamına geliyor.
Fed yetkilileri beklenti kanalına güveniyor
Richmond Fed Başkanı Tom Barkin ve St. Louis Fed Başkanı Alberto Musalem, enflasyonun büyüme ve istihdamda sert bir yavaşlama yaşanmadan düşürülebileceğini savunuyor.
Bu görüşe göre, enflasyonla mücadelede kararlı ve güvenilir bir merkez bankası, faiz artırımlarını uygulamaya devam ederek şirketlerin fiyatlama davranışlarını ve çalışanların ücret beklentilerini değiştirebilir.
İşletmelerin fiyat artışlarını, çalışanların da ücret taleplerini daha ılımlı düzeylere çekmesi, ekonomide ciddi bir daralma yaşanmadan enflasyonun gerilemesine yardımcı olabilir.
Ancak Cleveland Fed Başkanı Beth Hammack, yapay zekâ yatırımlarının yarattığı talep artışının yalnızca teknoloji şirketleriyle sınırlı kalmadığına dikkat çekiyor.
Hammack, ekonomik büyümeyi durdurmak istemediğini, yalnızca fiyat baskılarını artırmayacak sürdürülebilir bir hıza çekmeyi amaçladığını belirtiyor.
Veri merkezi yatırımları ekonominin geneline yayılıyor
Yapay zekâ yatırımlarının etkisi veri merkezleriyle sınırlı değil.
Elektrik altyapısı, inşaat, soğutma sistemleri, yarı iletkenler ve veri merkezi ekipmanları üreten şirketler de bu yatırım dalgasından yararlanıyor.
Cleveland merkezli KeyCorp'un CEO'su Christopher Gorman, şirketlerin sipariş birikimlerinin son derece güçlü olduğunu söyledi.
Gorman'a göre ticari müşteriler göçmenlik politikaları ve gümrük tarifeleri gibi risklerden söz etseler de ardından işlerinin ne kadar iyi gittiğini anlatıyor, yeni yatırım planlarını ve fiyat artırma niyetlerini paylaşıyor.
Bu durum, yapay zekâ yatırımlarının ekonominin geniş bir bölümünde talebi ve fiyatlama gücünü artırdığını gösteriyor.
Dolayısıyla Fed'in karşı karşıya olduğu enflasyon baskısı, yalnızca birkaç büyük teknoloji şirketinin harcamalarından kaynaklanmıyor. Yatırım patlamasının tedarik zincirlerine yayılması da fiyat baskılarını besliyor.
Petrol, gümrük tarifeleri ve maliye politikası enflasyonu etkileyebilir
Enflasyon görünümünü olumlu yönde değiştirebilecek bazı gelişmeler de bulunuyor.
İran savaşının sona ermesi ve petrol fiyatlarının düşmesi, enerji kaynaklı enflasyon baskılarını hafifletebilir.
Trump yönetiminin yeni gümrük tarifeleri uygulamaktan vazgeçmesi de fiyat artışlarını sınırlayabilir.
Öte yandan veri merkezi projelerine yönelik yerel muhalefetin güçlenmesi, yapay zekâ yatırımlarının daha ölçülü bir hızda ilerlemesine neden olabilir.
Wellington Management Makro Stratejisti Juhi Dhawan, maliye politikasındaki değişikliklerin de enflasyonla mücadeleye katkıda bulunabileceğini belirtiyor.
Dhawan'a göre kamu sağlık yardımlarındaki kesintiler ve süresi dolacak vergi indirimleri, GSYH'nin yaklaşık yüzde 0,5'i büyüklüğünde bir mali sıkılaşma etkisi yaratabilir.
Ancak bu gelişmelerin hiçbiri enflasyonun yüzde 2'ye dönüşünün ekonomik maliyet olmadan gerçekleşeceği anlamına gelmiyor.
Enflasyonun faturasını küçük işletmeler ve dar gelirli tüketiciler ödeyebilir
Dhawan, yapay zekâ alanındaki dev teknoloji şirketleri dışında hisse senedi piyasasının çok güçlü bir görünüm sergilemediğine dikkat çekiyor.
Şirket kârlarının gelecek yıl daha zayıf seyretmesi beklenirken, düşük gelirli tüketicilerin harcamalarını kısmaya yaklaştığına ilişkin işaretler bulunuyor.
Enflasyondan arındırılmış ücretlerin en iyi ihtimalle yatay seyretmesi, hanehalklarının satın alma gücünü sınırlıyor.
Dhawan'a göre enflasyonun düşmesi için konut piyasasında yeni bir gerileme yaşanması, veri merkezleri dışındaki inşaat faaliyetlerinin daha da yavaşlaması ve yapay zekâyla ilişkili olmayan birçok şirketin finansman maliyetlerini karşılamakta zorlanması gerekebilir.
Bu senaryoda yapay zekâ yatırımlarından yararlanan büyük şirketler büyümeyi sürdürürken, ekonominin geri kalanı yüksek faizlerin maliyetini üstlenmek zorunda kalabilir.
Fed'in temel ikilemi de burada ortaya çıkıyor: Enflasyonu körükleyen yapay zekâ yatırım patlamasını doğrudan durduramayan para politikası, fiyat istikrarını sağlamak için diğer sektörlerdeki ekonomik faaliyeti baskılamak zorunda kalabilir.
Reuters
Güldem Atabay ve Atilla Yeşilada tarafından kaleme alınan GADT Raporlarına abone olmak ister misiniz?
Bize e-mail atın: istanbulanalytics@gmail com
Raporlar ücretlidir, yatırım önerisi içermez.
Piyasalarda yalnız değilsiniz
Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.




