Dolar/TL47,90
0.08%
Euro/TL55,55
0.31%
Gram Altın6.860,77
0.48%
BIST 10014.082,10
0.64%
Brent Petrol$88,62
0.11%
Gümüş/Ons$65,86
1.16%
Gedik Yatırım
Gelişmekte Olan Piyasalar

Fed gelişen piyasaları vurdu: Eylülde 26,3 milyar dolar çıkış, Türkiye’de fon kaybı dikkat çekti

Fed'in şahinleşmesiyle gelişen piyasalardan eylülde 26,3 milyar dolar çıktı. Türkiye'de yabancıların fon portföyü 11,1 milyar dolardan 5 milyara indi.

8 Ekim 2026

Fed gelişen piyasaları vurdu: Eylülde 26,3 milyar dolar çıkış, Türkiye’de fon kaybı dikkat çekti

Fed’in yeniden faiz artırımına başlaması ve ABD tahvil getirilerinin hızla yükselmesi gelişmekte olan piyasalardan sermaye çıkışını tetikledi. IIF verilerine göre yabancı yatırımcılar eylülde gelişmekte olan ülke hisse senedi ve tahvillerinden net 26,3 milyar dolar çekti. Türkiye’de ise aynı dönemde fon manipülasyon krizinin etkileri dikkat çekti: MKK verilerine göre yabancıların yatırım fonu portföyü bir ayda 11,1 milyar dolardan 5 milyar dolara geriledi.

ABD Merkez Bankası'nın (Fed) şahin para politikasına dönüşü gelişmekte olan ülkelerin finans piyasalarında etkisini göstermeye başladı.

Uluslararası Finans Enstitüsü'nün (IIF) aylık raporuna göre yabancı yatırımcılar eylül ayında gelişmekte olan ülke hisse senedi ve tahvillerinden toplam 26,3 milyar dolar çekti.

Böylece gelişmekte olan piyasalar haziran ayından bu yana ilk kez aylık bazda net yabancı sermaye çıkışı yaşadı.

Sermaye hareketlerindeki değişimde Fed Başkanı Kevin Warsh yönetiminde 2023'ten bu yana gerçekleştirilen ilk faiz artışı önemli rol oynadı.

Fed'in faiz artırımına dönmesi ABD tahvil getirilerini hızla yükseltirken doları da güçlendirdi. Bunun sonucunda yatırımcılar gelişmekte olan ülke varlıklarındaki pozisyonlarını yeniden değerlendirmeye başladı.

Fed haftasında satışlar hızlandı

IIF'ye göre satış baskısı özellikle eylül ayının ikinci yarısında belirgin biçimde arttı.

Federal Açık Piyasa Komitesi'nin faiz kararının açıklandığı hafta, dolar ve euro gibi uluslararası rezerv para birimleri cinsinden ihraç edilen gelişmekte olan ülke tahvillerine yatırım yapan fonlarda net çıkış başladı.

Aynı dönemde gelişmekte olan ülkelerin dolar cinsi tahvillerindeki kredi risk primleri de yükseldi.

Böylece Fed'in daha sıkı para politikası sinyali aynı anda üç kanaldan gelişmekte olan piyasaları baskı altına aldı: ABD tahvil faizleri yükseldi, dolar güçlendi ve risk primi arttı.

Tahvillerden 7 milyar dolar çıktı

Varlık sınıflarına bakıldığında gelişmekte olan ülke tahvillerinden eylül ayında 7 milyar dolarlık net yabancı çıkışı gerçekleşti.

Bu, Ortadoğu'daki çatışmaların küresel piyasalarda ciddi dalgalanmaya yol açtığı mart ayından bu yana tahvil piyasasında görülen ilk aylık net çıkış oldu.

IIF'nin dikkat çektiği önemli bir ayrıntı ise satışların bölgesel olarak son derece yaygın olması.

Eylül ayında istisnasız bütün gelişmekte olan piyasa bölgelerinde sabit getirili menkul kıymetlerden yabancı çıkışı kaydedildi.

Bununla birlikte yılın tamamına bakıldığında gelişmekte olan ülke tahvilleri hâlâ güçlü bir performans gösteriyor.

Yabancı yatırımcıların yılbaşından bu yana gelişmekte olan ülke tahvillerine yaptığı toplam net yatırım 246 milyar dolar seviyesinde.

Dolayısıyla eylül ayındaki satış dalgası, yılın önceki bölümünde gerçekleşen güçlü tahvil girişlerini henüz ortadan kaldırmış değil.

Hisse senetlerinde tablo çok daha kötü

Gelişmekte olan ülke hisse senetlerinde ise tablo tahvil piyasasına göre çok daha olumsuz.

Eylül ayında yabancı yatırımcılar gelişmekte olan ülke borsalarından net 19,2 milyar dolar çekti.

Böylece yılbaşından bu yana toplam hisse senedi çıkışı 113,9 milyar dolara ulaştı.

Geçen yılın aynı döneminde bu rakam yalnızca 27,3 milyar dolar seviyesindeydi.

Çin hariç tutulduğunda gelişmekte olan ülke hisse senetlerinden yılbaşından bu yana gerçekleşen toplam çıkış daha da yükselerek 151,5 milyar dolara ulaşıyor.

Bu rakamlar küresel yatırımcıların gelişmekte olan ülke tahvilleri ile hisse senetleri arasında çok farklı pozisyon aldığını gösteriyor.

Tahviller yıl genelinde hâlâ güçlü yabancı girişine sahipken, hisse senetlerinde kalıcı bir yabancı çıkışı yaşanıyor.

Türkiye’de fon krizi tabloyu ağırlaştırdı

Türkiye açısından ise küresel sermaye hareketlerine ek olarak eylül ayında yaşanan fon manipülasyon krizi devreye girdi.

Merkezi Kayıt Kuruluşu verilerine göre ağustos sonunda 11 trilyon TL olan Türkiye'deki toplam yatırım fonu büyüklüğü eylül sonunda 9,5 trilyon TL'ye geriledi.

Dolar bazında toplam fon büyüklüğü 228,2 milyar dolardan 194,4 milyar dolara indi.

Daha çarpıcı hareket yabancı yatırımcıların fon portföyünde görüldü.

Ağustos sonunda yabancı yatırımcıların Türkiye'deki fon portföyünün büyüklüğü 11,1 milyar dolar seviyesindeyken eylül sonunda bu rakam yalnızca 5 milyar dolara geriledi.

Böylece yabancıların fon portföyündeki düşüş bir ayda 6,1 milyar dolara ulaştı.

Yabancı yatırımcı sayısında sınırlı düşüş

Portföy büyüklüğündeki çok sert gerilemeye karşın yabancı yatırımcı sayısındaki değişim oldukça sınırlı kaldı.

MKK verilerine göre ağustos sonunda 57 bin 417 olan yabancı fon yatırımcısı sayısı eylül sonunda 57 bin 44'e geriledi.

Dolayısıyla yatırımcı sayısı yalnızca 373 kişi azalırken yabancıların fon portföyünün dolar bazındaki büyüklüğü yarıdan fazla küçüldü.

Verileri değerlendiren Ekonomist Haluk Bürümcekçi de fon tarafındaki yabancı çıkışının büyüklüğünün azımsanamayacak seviyede olduğuna dikkat çekti.

Türkiye’de iki farklı baskı aynı anda çalıştı

Türkiye'deki eylül verilerinin yorumlanmasında küresel ve yerel faktörleri birbirinden ayırmak gerekiyor.

IIF verileri eylül ayında gelişmekte olan ülkelerin tamamının Fed'in şahinleşmesi, yükselen ABD tahvil faizleri ve güçlü dolar nedeniyle yabancı çıkışı yaşadığını gösteriyor.

Ancak Türkiye'de buna ek olarak yatırım fonları ve portföy yönetim şirketleri etrafında ortaya çıkan yerel kriz de etkili oldu.

Bu nedenle Türkiye'deki fon portföyündeki sert küçülmenin tamamını yalnızca küresel Fed etkisiyle açıklamak mümkün değil.

Petrol gelişmekte olan ülkeler için yeni risk

Gelişmekte olan piyasalar açısından baskı eylül ayıyla da sınırlı kalmayabilir.

Brent petrolün yeniden 100 doların üzerine çıkması özellikle enerji ithalatçısı gelişmekte olan ekonomiler için yeni bir risk oluşturuyor.

Petrol fiyatları yükseldiğinde net enerji ithalatçısı ülkelerin yakıt alabilmek için daha fazla dolar harcaması gerekiyor.

Bu durum cari açığı büyütürken aynı zamanda yurtiçi enflasyonu artırabiliyor.

Sonuç olarak yatırımcılar bu ülkelerin yerel para cinsi tahvillerini ellerinde tutmak için daha yüksek faiz talep ediyor ve para birimleri üzerinde satış baskısı oluşuyor.

Son piyasa hareketlerinde Hindistan rupisi ve Filipinler pesosunun baskı altında kalmasının nedenlerinden biri de bu mekanizma.

ABD tahvilleri gelişmekte olan ülkelere rakip

Sorunun diğer tarafında ABD tahvil faizleri bulunuyor.

ABD Hazine tahvillerinin getirileri yükseldiğinde yatırımcıların gelişmekte olan ülkelerde daha fazla risk üstlenerek elde etmeyi beklediği ek getiri göreli olarak azalıyor.

ABD 10 yıllık tahvil faizinin yüzde 5'in üzerine çıkması, küresel portföy yöneticileri açısından gelişmekte olan ülke varlıklarının cazibesini azaltıyor.

Buna doların güçlenmesi ve petrol fiyatlarının yükselmesi de eklendiğinde gelişmekte olan piyasalar açısından oldukça olumsuz bir kombinasyon ortaya çıkıyor:

Yüksek ABD faizi + güçlü dolar + yüksek petrol = gelişmekte olan piyasalardan sermaye çıkışı riski.

Ekim daha da zor olabilir

Eylül ayındaki 26,3 milyar dolarlık çıkış, Fed'in politika değişiminin gelişmekte olan piyasalar üzerindeki ilk ciddi etkilerinden biri oldu.

Ancak ekim ayında şartlar daha da zorlaşmış durumda.

ABD tahvil getirileri 24 yılın zirvelerine yükselirken Brent petrol yeniden 100 doların üzerine çıktı. Fed yetkilileri ise enflasyonun kontrol altına alınması için ilave faiz artırımlarının gerekebileceğini söylüyor.

Bu ortamda özellikle enerji ithalatçısı, yüksek dış finansman ihtiyacına sahip ve cari açık veren gelişmekte olan ekonomiler küresel sermaye hareketlerine karşı daha kırılgan hale geliyor.

Türkiye açısından ise küresel baskıya bir de fon sektöründe yaşanan güven ve likidite sorunları eklenmiş durumda.

Bu nedenle önümüzdeki dönemde yalnızca yabancı sermaye girişlerinin yönü değil, Türkiye'deki fon sektörünün ne kadar hızlı istikrara kavuşacağı da piyasalar açısından kritik olacak.

Mini Finance, Finimize

Piyasalarda yalnız değilsiniz

Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.

Uzman Desteğine Göz Atın
Paylaş