Fed'den piyasaları rahatlatan mesaj: Williams 2027'de faiz artışı beklemiyor
Fed'in önemli ismi John Williams 2027'de faiz artışına ihtiyaç olmayabileceğini söyledi. Gözler ABD enflasyonunda.
14 Ekim 2026

New York Fed Başkanı John Williams, ABD Merkez Bankası'nın bu yıl bir kez daha faiz artırmasının uygun olabileceğini, ancak mevcut ekonomik görünüm altında 2027 yılında yeni bir faiz artışına ihtiyaç duyulmayabileceğini söyledi. Enflasyonun gelecek yıl yüzde 2 hedefine yaklaşacağını öngören Williams, petrol fiyatları, gümrük tarifeleri ve yapay zekâ yatırımlarının yarattığı fiyat baskılarının kalıcı olmayabileceğini belirtti. Açıklamaların ardından ABD tahvil getirileri geriledi.
Williams: Bu yıl bir faiz artışı daha yeterli olabilir
ABD Merkez Bankası'nın (Fed) para politikasında bundan sonraki adımları tartışılırken, New York Fed Başkanı John Williams'tan piyasaları rahatlatan açıklamalar geldi.
Bloomberg News'e New York Fed'de verdiği röportajda Williams, 2026 yılı bitmeden bir faiz artışının daha uygun olabileceği yönündeki görüşünü koruduğunu söyledi.
Ancak 2027 yılında ilave faiz artırımlarına ihtiyaç duyulacağına ilişkin şu anda bir gerekçe görmediğini belirtti.
Williams, “Bir faiz artışının daha uygun olabileceği yönündeki görüşüm değişmedi. Ancak şu anda bunun ardından daha fazlasını yapmamız gerekeceğine inanmam için bir neden görmüyorum” dedi.
Bu değerlendirme, finansal piyasalarda Fed'in gelecek yıl da faiz artırımlarını sürdüreceğine ilişkin beklentilerle farklılaşıyor.
Vadeli işlem piyasalarındaki fiyatlamalara göre yatırımcılar, Fed'in aralık ayında bir faiz artışına gitmesini ve 2027'de iki kez daha faiz yükseltmesini bekliyor.
Williams'ın açıklamaları ise daha sınırlı bir parasal sıkılaştırma sürecine işaret ediyor.
Fed içinde faiz konusunda görüş ayrılıkları var
Fed, eylül ayındaki toplantısında politika faizini 25 baz puan artırmıştı.
Toplantının ardından yayımlanan faiz projeksiyonlarının medyanı, yıl sonuna kadar bir artış daha yapılabileceğini gösteriyordu.
Williams'ın değerlendirmeleri, Fed yetkililerinin medyan beklentisiyle uyumlu bulunuyor.
Ancak merkez bankası içinde daha sıkı bir para politikasını savunan isimler de var.
Cleveland Fed Başkanı Beth Hammack ve Dallas Fed Başkanı Lorie Logan, enflasyonun yeniden yüzde 2 hedefine döndürülmesi için birden fazla ilave faiz artışının gerekli olabileceğini ifade etmişti.
Bu görüş ayrılıkları, Fed'in önümüzdeki aylarda açıklanacak enflasyon ve istihdam verilerine ne kadar bağımlı olacağını gösteriyor.
Williams da ekonomik görünümün yüksek belirsizlik içerdiğini vurguladı.
Henüz ekim ayının ortasında olunduğunu hatırlatan Williams, ekonominin aynı anda birçok farklı gelişmeden etkilendiğini ve verilerin yakından izlenmesi gerektiğini söyledi.
ABD tahvil faizleri geriledi
Williams'ın açıklamalarının ardından ABD Hazine tahvillerinin getirilerinde düşüş görüldü.
Fed'in kısa vadeli faiz politikasına en duyarlı araçlardan biri olan iki yıllık ABD tahvilinin getirisi, gün içinde kaydettiği üç baz puana varan yükselişi geri verdi.
Piyasaların tepkisi, Williams'ın 2027 yılı için ek faiz artışı öngörmemesinin yatırımcılar tarafından daha ılımlı bir para politikası sinyali olarak değerlendirildiğini gösterdi.
Ancak Fed'in bundan sonraki adımlarına ilişkin beklentilerin kesinleşmesi için yeni enflasyon verilerinin görülmesi gerekiyor.
ABD'de çarşamba günü açıklanacak tüketici fiyat endeksi, 27-28 Ekim tarihlerinde yapılacak Fed toplantısından önce yayımlanacak son enflasyon raporu olacak.
Bu nedenle verinin piyasalardaki faiz beklentileri üzerinde belirgin etkisi olabilir.
İran savaşı ve petrol fiyatları Fed'in hesabını değiştirdi
Williams, eylül ayındaki faiz artışını güçlü biçimde desteklemesinin arkasında iki önemli gelişmenin bulunduğunu anlattı.
İlk olarak, İran savaşının sona ereceği ve petrol fiyatlarının gerileyeceği yönündeki önceki beklentilerin fazla iyimser kaldığını söyledi.
İkinci olarak, ham petrol fiyatları ile rafine petrol ürünlerinin fiyatları arasındaki farkın son aylarda belirgin biçimde açıldığını belirtti.
Bu gelişme, özellikle akaryakıt maliyetlerinde ilave bir yükselişe neden oldu.
Williams, enerji piyasalarında yaşananların daha yüksek yakıt maliyetleri şeklinde yeni bir fiyat şoku yarattığını ifade etti.
İran savaşının enerji arzı üzerindeki etkileri, Fed'in enflasyon görünümünü değerlendirirken dikkate aldığı temel risklerden biri olmaya devam ediyor.
Ham petrol fiyatlarının yanı sıra benzin, motorin ve diğer rafine ürünlerin maliyetlerindeki artış, tüketici fiyatlarına ve işletmelerin üretim giderlerine yansıyabiliyor.
Williams'a göre bu gelişmeler kısa vadeli enflasyon görünümünü olumsuz etkilese de uzun vadeli dezenflasyon beklentisini henüz ortadan kaldırmış değil.
Williams: Enflasyon gelecek yıl yüzde 2 hedefine yaklaşabilir
New York Fed Başkanı, enerji fiyatları ve gümrük tarifelerinden kaynaklanan baskıların zaman içinde azalmasını bekliyor.
Bu etkilerin zayıflamasıyla birlikte ABD enflasyonunun 2027 yılında Fed'in yüzde 2 hedefine belirgin biçimde yaklaşabileceğini öngörüyor.
Williams, ekonomide dezenflasyonist güçlerin hâlâ etkili olduğunu belirtti.
Gümrük tarifeleri, enerji fiyatları ve YZ yatırımlarının fiyatlar üzerinde baskı yarattığını kabul etmekle birlikte, temel enflasyon göstergelerinde genel bir hızlanma görmediğini söyledi.
Aksine, bazı temel enflasyon ölçümlerinin gerilediğine dikkat çekti.
Williams'ın değerlendirmesine göre mevcut enflasyon baskıları, ekonominin tamamına yayılan aşırı talepten ziyade belirli arz ve maliyet şoklarından kaynaklanıyor.
Bu ayrım, Fed'in para politikası açısından önem taşıyor.
Çünkü geçici maliyet şoklarının neden olduğu fiyat artışları ile ekonominin genelinde talebin aşırı güçlenmesinden kaynaklanan kalıcı enflasyon baskıları, farklı politika tepkileri gerektirebiliyor.
İş gücü piyasasında aşırı ısınma görmüyor
Williams, ABD iş gücü piyasasının enflasyonu besleyecek ölçüde dengesiz olduğuna ilişkin bir işaret bulunmadığını da söyledi.
ABD ekonomisinin genel olarak aşırı ısınma içinde olmadığını belirten Williams, mevcut enflasyon baskılarının belirli şoklarla bağlantılı olduğunu ifade etti.
“Bu, genel olarak aşırı ısınan bir ekonomi değil” diyen Williams, fiyat baskılarının enerji, tarifeler ve YZ yatırımları gibi belirli alanlarda yoğunlaştığını anlattı.
Bu değerlendirme, Fed'in daha agresif faiz artırımlarına ihtiyaç duyup duymayacağı tartışmasında önemli bir yere sahip.
Ekonominin genelinde talep ve istihdam kaynaklı güçlü bir enflasyon baskısı bulunmaması, para politikasının daha sınırlı sıkılaştırılabileceği görüşünü destekliyor.
Bununla birlikte Williams, ekonomik görünümün değişebileceğini ve yeni verilerin dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
YZ yatırımları enflasyonu artırıyor, ancak verimlilik kazancı da sağlayabilir
Williams'ın özellikle dikkat çektiği alanlardan biri yapay zekâ (YZ) altyapısına yapılan büyük yatırımlar oldu.
Veri merkezleri, enerji altyapısı ve ilgili teknoloji yatırımlarında talebin arzın önüne geçtiğini belirten Williams, bu dengesizliğin kısa sürede ortadan kalkmasını beklemediğini söyledi.
YZ altyapısına yönelik harcamaların ekonominin belirli bir bölümünde olağanüstü güçlü bir faaliyet yarattığını ifade etti.
Williams, ekonominin bir alt sektörünün tam kapasite çalışmasının ve bu durumun bir süre daha devam etmesinin alışılmadık bir gelişme olduğunu söyledi.
Ancak para politikası değerlendirmelerinde yalnızca YZ sektörüne değil, ekonominin geneline bakılması gerektiğini vurguladı.
YZ yatırımlarının kısa vadede enerji, altyapı ve çeşitli üretim girdileri üzerinde fiyat baskısı oluşturabileceğini kabul eden Williams, uzun vadede farklı bir etki bekliyor.
Teknolojinin üretkenliği artırması halinde, ekonomide maliyetlerin düşmesine ve enflasyonun yavaşlamasına katkı sağlayabileceğini düşünüyor.
Bununla birlikte söz konusu verimlilik kazanımlarının ne zaman ortaya çıkacağını tahmin etmenin son derece zor olduğunu belirtti.
Fed nötr faiz seviyesine yaklaşıyor olabilir
Williams, faizlerin ekonomiyi ne canlandırdığı ne de yavaşlattığı düzeyi ifade eden nötr faiz oranına ilişkin değerlendirmelerini de paylaştı.
Son yıllarda nötr faiz tahmininin bir miktar yükseldiğini belirten Williams, enflasyondan arındırılmış reel nötr faiz oranını yaklaşık yüzde 1 veya biraz üzerinde hesapladığını söyledi.
Williams, nötr faiz oranının tahmin edilmesinde yaygın biçimde kullanılan akademik modellerden birinin ortak yazarları arasında yer alıyor.
New York Fed Başkanı, ABD ekonomisinin önümüzdeki yıl kendi öngördüğü şekilde gelişmesi durumunda politika faizinin nötr seviyeden çok uzak olmayacağını ifade etti.
Bu açıklama, enflasyonun gerilemesi halinde Fed'in mevcut sıkılaştırma döngüsünü daha fazla uzatmasına ihtiyaç kalmayabileceği görüşünü destekliyor.
Ancak nötr faiz doğrudan gözlemlenebilen bir oran değil; ekonomik koşullara ve kullanılan tahmin yöntemlerine göre değişebiliyor.
Ekim toplantısında faiz artışı için acele edilmeyecek mi?
Williams, 29 Eylül'de yaptığı ve piyasalardaki faiz artışı beklentilerini azaltan konuşmasına da açıklık getirdi.
Söz konusu konuşmada, eylül ayındaki faiz artışının hemen ardından yeni bir sıkılaştırma adımı atılması konusunda aciliyet bulunmadığını belirtmişti.
Fed Başkan Yardımcısı Philip Jefferson'ın da benzer mesajlar vermesi, yatırımcıların ekim toplantısına ilişkin beklentilerini değiştirmişti.
Bazı piyasa gözlemcileri, Williams ve Jefferson'ın açıklamalarının Fed Başkanı Kevin Warsh ile koordineli biçimde yapılmış olabileceğini değerlendirmişti.
Williams ise salı günkü röportajında, konuşmasının yalnızca kendi görüşlerini yansıttığını söyledi.
Piyasa fiyatlamalarının yararlı bilgiler sunduğunu kabul etmekle birlikte, açıklamalarının yatırımcı beklentilerini yönlendirmek amacıyla ortaklaşa hazırlanmış bir mesaj olduğunu doğrulamadı.
Eylül ayındaki faiz artışının ardından iki aylık ekonomik verinin değerlendirilmesi için zaman bulunduğunu belirten Williams, bu sürecin temel eğilimleri anlamak açısından önemli olduğunu ifade etti.
Fed Başkanı ile düzenli görüştüğünü de doğrulayan Williams, bu görüşmelerin içeriği hakkında ayrıntı vermedi.
Fed'in en etkili isimlerinden biri
John Williams'ın açıklamaları, Fed içindeki konumu nedeniyle piyasalarda yakından izleniyor.
New York Fed Başkanı, Federal Açık Piyasa Komitesi'nde (FOMC) sürekli oy hakkına sahip.
Ayrıca komitenin başkan yardımcılığı görevini yürütüyor.
New York Fed Başkanı, Fed Yönetim Kurulu Başkanı ve Başkan Yardımcısı ile birlikte merkez bankasının para politikası liderliğinde geleneksel olarak en etkili üç isim arasında değerlendiriliyor.
Bu nedenle Williams'ın 2027 yılında yeni faiz artışlarına ihtiyaç duyulmayabileceği yönündeki değerlendirmesi, piyasa beklentileri açısından önem taşıyor.
Ancak Williams'ın görüşü, Fed'in kesinleşmiş bir politika taahhüdü anlamına gelmiyor.
Piyasaların gözü enflasyon verisinde
Williams'ın açıklamaları, Fed'in faiz artışlarına ilişkin tartışmalarda iki farklı yaklaşımın bulunduğunu gösteriyor.
Bir tarafta, petrol fiyatları ve YZ yatırımlarından kaynaklanan maliyet baskılarının enflasyonu yüksek tutabileceğini düşünen yetkililer bulunuyor.
Diğer tarafta ise temel enflasyon göstergelerindeki yavaşlamanın devam edeceğini ve mevcut fiyat şoklarının zamanla hafifleyeceğini öngören isimler yer alıyor.
Williams ikinci görüşe daha yakın duruyor.
New York Fed Başkanı'na göre bu yıl bir faiz artışı daha gerekebilir, ancak 2027'de ilave sıkılaştırmaya ihtiyaç duyulmayabilir. Bunun gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini ise İran savaşının enerji fiyatlarına etkisi, YZ yatırımlarının yarattığı talep baskısı ve enflasyonun temel eğilimi belirleyecek.
Çarşamba günü açıklanacak ABD enflasyon verisi, 27-28 Ekim Fed toplantısı öncesinde bu tartışmaya yeni bir yön verebilir.
Piyasalarda yalnız değilsiniz
Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.




