Dolar/TL47,88
0.11%
Euro/TL55,41
0.42%
Gram Altın6.830,55
0.49%
BIST 10014.172,26
0.28%
Brent Petrol$88,52
1.67%
Gümüş/Ons$65,11
0.18%
Gündem

El Niño dünyayı şimdiden değiştiriyor: Türkiye için sıcaklık, kuraklık ve gıda riski

Güçlenen El Niño dünyada kuraklık ve ürün kayıplarını artırıyor. Türkiye için sıcaklık, su kıtlığı, tarım ve gıda enflasyonu riski büyüyor.

16 Ağustos 2026

El Niño dünyayı şimdiden değiştiriyor: Türkiye için sıcaklık, kuraklık ve gıda riski

Pasifik Okyanusu’nda hızla güçlenen El Niño, henüz yılın sonundaki beklenen zirvesine ulaşmadan küresel hava koşullarını değiştirmeye başladı. Orta Amerika’dan Hindistan’a, Doğu Afrika’dan Güneydoğu Asya’ya kadar kuraklık ve ürün kayıpları görülürken, güçlü El Niño’nun 2027’de sıcaklık rekorları, gıda arzı ve küresel enflasyon açısından ciddi sonuçlar doğurabileceği belirtiliyor. Türkiye ise Pasifik’ten uzak olmasına rağmen sıcak hava dalgaları, kuraklık, orman yangınları ve tarımsal üretim üzerinden risk altında.

El Niño erken güçlendi

Dünyanın hava sistemlerini birkaç yılda bir altüst eden El Niño, bu kez alışılmış takviminden daha erken etkisini göstermeye başladı.

El Niño, tropikal Pasifik’in belirli bölgelerinde deniz yüzeyi sıcaklıklarının olağan seviyelerin üzerine çıkmasıyla oluşuyor. Genellikle iki ila yedi yılda bir görülen fenomen, küresel atmosfer dolaşımını değiştirerek dünyanın birbirinden çok uzak bölgelerinde yağış, sıcaklık ve fırtına düzenlerini etkiliyor.

Bu yılki El Niño’nun modern ölçümlerin tutulduğu yaklaşık 80 yıllık dönemin en güçlülerinden biri olabileceği tahmin ediliyor.

California Üniversitesi Climate Hazards Center Direktörü Chris Funk, mevcut durumu “erken başlayan bir El Niño” olarak nitelendiriyor.

Etkileri şimdiden görülüyor. Normal şartlarda dünyanın en yağışlı ülkelerinden biri olan Panama’nın bazı bölgeleri mayıs başından bu yana büyük bir fırtına görmedi. Etiyopya’nın verimli yüksek kesimleri yaklaşık 40 yılın en kurak yaz dönemlerinden birini geçirirken, Hindistan 1901’den bu yana kaydedilen en kurak beşinci haziran ayını yaşadı.

NOAA: Çok güçlü El Niño ihtimali yüzde 81

Pasifik’teki deniz suyu sıcaklıklarındaki artış dikkat çekici boyutlara ulaşmış durumda.

ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi’ne (NOAA) göre ekim-aralık döneminde El Niño’nun “çok güçlü” kategorisine ulaşma olasılığı yüzde 81.

Tahminler, Pasifik’in El Niño’nun ölçüldüğü bölümünde üç aylık ortalama sıcaklığın normalin 2 derece üzerine çıkabileceğine, bazı günlerde farkın 3 dereceyi aşabileceğine işaret ediyor.

California Üniversitesi’nden iklim modelleme uzmanı Samantha Stevenson-Karl, birkaç derecelik farkın karadaki günlük sıcaklık değişimleri düşünüldüğünde küçük görünebileceğini, ancak okyanuslar açısından bunun olağanüstü büyük bir değişim olduğunu vurguluyor.

El Niño’nun güçlenmesi küresel sıcaklıkları da yukarı itiyor. NOAA verilerine göre geçen ay, Temmuz 2024 ile birlikte ölçümlerin başladığı 1850’den bu yana kaydedilen en sıcak temmuz oldu.

Berkeley Earth iklim bilimcisi Zeke Hausfather, 2026’nın tarihin en sıcak yılı olma ihtimalini yüzde 40 olarak değerlendiriyor. Asıl büyük etkinin ise 2027’de hissedilebileceğini düşünüyor.

Hausfather’a göre 2027, dünyanın 2035 civarında karşılaşabileceği yeni iklim normallerinin bir ön izlemesi niteliğinde olabilir.

50 milyon kişi daha akut açlık riskiyle karşılaşabilir

El Niño’nun en ciddi ekonomik ve insani sonuçlarından biri tarım üzerinden ortaya çıkıyor.

Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı’na göre yıl sonuna kadar El Niño nedeniyle yaklaşık 50 milyon kişi daha akut gıda güvensizliğiyle karşı karşıya kalabilir. Bu, mevcut sayının yaklaşık beşte bir oranında artması anlamına geliyor.

Güneydoğu Asya’da kurak hava Tayland, Kamboçya, Vietnam ve Filipinler’de pirinç ve diğer ürünlerin ekimini geciktirdi.

Hindistan’da muson yağışları son haftalarda bazı bölgelerde toparlanmasına rağmen ülkenin geniş kesimlerinde yağış açığı devam ediyor.

Orta Amerika’da ise El Niño ekim dönemlerini geciktirdi ve ürün gelişimini bozdu. Guatemala’da temmuz yağışları bazı bölgelerde mevsim normallerinin yüzde 85 altında kaldı.

Doğu Afrika da ciddi sorunlarla karşı karşıya. Kenya’nın önemli tahıl üretim bölgelerinde mısır hasadında büyük kayıplar bildiriliyor. Normal şartlarda yaklaşık 2,7 metreye ulaşan mısır bitkilerinin bazı bölgelerde 1,5-1,8 metrede kaldığı belirtiliyor.

Panama Kanalı yeniden tehlikede

Kuraklığın küresel ticaret açısından en önemli sonuçlarından biri Panama Kanalı’nda ortaya çıkabilir.

Kanal, gemilerin havuzlar arasında yükseltilip indirilmesi için yağmur suyuyla beslenen göllere bağımlı. 2023-2024 El Niño dönemindeki ciddi kuraklık, kanaldaki gemi trafiğinin aksamasına neden olmuştu.

Yeni El Niño güçlendikçe Panama Kanalı İdaresi gemilerin taşıyabileceği yük miktarına ilişkin kısıtlamaları sıkılaştırmaya başladı. Günlük gemi geçişlerinin sınırlandırılması ihtimali de gündemde.

Böyle bir gelişme yalnızca nakliye maliyetlerini artırmakla kalmayabilir; enerji, tarım ürünleri ve sanayi hammaddelerinin küresel tedarik zincirlerinde yeni sorunlara neden olabilir.

İklim değişikliği El Niño'yu daha tehlikeli hale getiriyor

Bilim insanları insan kaynaklı iklim değişikliğinin El Niño olaylarını daha sık veya daha güçlü hale getirip getirmediğini hâlâ tartışıyor.

Ancak daha net olan nokta şu: El Niño artık daha sıcak bir dünya üzerinde gerçekleşiyor.

Dolayısıyla küresel ısınmanın zaten güçlendirdiği sıcak hava dalgaları, kuraklıklar, orman yangınları ve aşırı yağışlar El Niño nedeniyle bazı bölgelerde daha da şiddetlenebiliyor.

Bu nedenle mevcut El Niño'nun yalnızca meteorolojik değil, aynı zamanda ekonomik bir şok yaratma potansiyeli bulunuyor. Tarımsal üretimdeki kayıplar gıda fiyatlarını, su sıkıntısı elektrik üretimini, Panama Kanalı gibi kritik geçiş noktalarındaki sorunlar ise küresel navlun maliyetlerini yukarı çekebilir.

Türkiye El Niño’dan nasıl etkilenebilir?

Türkiye Pasifik Okyanusu’ndan binlerce kilometre uzakta olduğu için El Niño’nun etkileri doğrudan değil. Türkiye'nin hava koşullarında Akdeniz, Karadeniz ve Kuzey Atlantik Salınımı gibi bölgesel sistemler çok daha belirleyici.

Ancak El Niño’nun küresel atmosfer dolaşımını değiştirmesi, “teleconnection” olarak adlandırılan uzak bağlantılar üzerinden Türkiye'yi de etkileyebiliyor.

Güçlü bir El Niño döneminde Türkiye açısından öne çıkan risklerin başında normalin üzerinde sıcaklıklar geliyor. Sıcak hava dalgalarının sonbahara doğru uzaması, özellikle eylül ve ekim aylarının mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi mümkün.

İkinci önemli risk kuraklık ve su rezervleri. Ege, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu'da yağışların azalması tarımsal kuraklığı ağırlaştırabilir. Kış aylarında kar yağışlarının yetersiz kalması ise barajların ve yeraltı su kaynaklarının beslenmesini zorlaştırabilir.

Bunun tam tersi biçimde, atmosferdeki değişimler zaman zaman çok kısa sürede aşırı miktarda yağış düşmesine de neden olabilir. Bu durumda özellikle Karadeniz bölgesinde ani sel ve taşkın riski artabilir.

Tarım ve gıda enflasyonu açısından yeni tehdit

Türkiye ekonomisi açısından El Niño'nun belki de en önemli kanalı tarım olacak.

Uzayan sıcak hava dalgaları ve yetersiz yağış; tahıllardan meyve-sebzeye kadar geniş bir ürün grubunda verim kaybı yaratabilir. Hayvancılıkta ise yem maliyetleri, su sıkıntısı ve sıcaklık stresi üreticiler üzerindeki baskıyı artırabilir.

Üstelik sorun yalnızca Türkiye'deki üretimle sınırlı değil. Güneydoğu Asya, Hindistan, Afrika ve Latin Amerika'daki ürün kayıpları dünya gıda fiyatlarını yükseltirse, Türkiye ithalat yoluyla ikinci bir fiyat şokuyla karşılaşabilir.

El Niño aynı zamanda Ege, Akdeniz ve Marmara'da deniz suyu sıcaklıklarını yükselterek deniz ekosistemlerini zorlayabilir. Marmara Denizi'nde yüksek sıcaklıkların durgun deniz koşullarıyla birleşmesi, müsilaj riskini de artırabilecek faktörler arasında.

2027 için alarm zilleri

Henüz zirvesine ulaşmamış olmasına rağmen mevcut El Niño dünya ekonomisinin kırılgan noktalarını görünür hale getirmeye başladı.

Önümüzdeki aylarda Pasifik'teki sıcaklıklar tahmin edildiği ölçüde yükselirse, 2027 yalnızca yeni sıcaklık rekorlarının değil; kuraklık, tarımsal üretim kayıpları, yüksek gıda fiyatları ve küresel tedarik sorunlarının da yılı olabilir.

Türkiye açısından ise özellikle kuraklık, su rezervleri, tarımsal üretim, gıda enflasyonu ve orman yangınları yakından izlenmesi gereken başlıklar olacak.

The Star, ParaAnaliz