Ekonomistler anketi: 12 ay sonra dünya ekonomisini neler bekliyor?
WEF ekonomist anketinde yüzde 56 istikrar veya iyileşme bekliyor. Jeopolitik riskler, hayat pahalılığı ve YZ yatırımları gündemin başında.
10 Ekim 2026

Dünya Ekonomik Forumu'nun (WEF) önde gelen ekonomistlerle gerçekleştirdiği anket, küresel ekonomiye ilişkin beklentilerde sınırlı bir iyileşmeye işaret ediyor. Katılımcıların yüzde 56'sı önümüzdeki 12 ayda ekonomik koşulların istikrarlı kalmasını veya iyileşmesini bekliyor. Ancak jeopolitik gerilimler, hayat pahalılığı ve finansal piyasalardaki düzeltme riski gündemdeki yerini koruyor. Ekonomistlerin yüzde 97'si jeopolitik çatışmaları küresel ekonominin en önemli risklerinden biri olarak görüyor.
Küresel ekonomide kötümserlik azalıyor
Dünya Ekonomik Forumu'nun küresel ekonomik görünüm araştırması, dünya ekonomisine ilişkin beklentilerin mayıs ayına kıyasla bir miktar iyileştiğini ortaya koydu.
Araştırmaya katılan önde gelen ekonomistlerin yüzde 56'sı, önümüzdeki 12 ay içinde küresel ekonomik koşulların mevcut düzeyinde kalacağını veya iyileşeceğini düşünüyor.
Mayıs 2026 anketine göre ekonomik koşulların kötüleşmesini bekleyenlerin oranı belirgin biçimde geriledi.
Enflasyonun yeniden hızlanmasına yönelik kaygılarda da azalma yaşandı.
Bununla birlikte ekonomistler, küresel ekonominin yeni şoklara karşı yeterince dayanıklı hale geldiği görüşünde değil.
Ankete katılanların yalnızca sınırlı bir bölümü, dünya ekonomisinin gelecekteki krizlere karşı daha dirençli olacağını düşünüyor.
WEF'in değerlendirmesine göre ekonomik görünümdeki görece istikrar, risklerin ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Riskler giderek farklı alanlarda yoğunlaşıyor.
Ekonomistlerin yüzde 97'si jeopolitik gerilimlerden endişeli
Anketin en dikkat çekici sonucu, jeopolitik riskler konusunda ekonomistler arasında oluşan geniş görüş birliği.
Katılımcıların yüzde 97'si, jeopolitik gerilimleri küresel ekonomi açısından önemli bir risk olarak değerlendiriyor.
Savaşlar, uluslararası siyasi anlaşmazlıklar ve ülkeler arasındaki ekonomik rekabet, büyüme beklentileri üzerinde baskı yaratıyor.
Ekonomistlerin dikkat çektiği diğer riskler ise şöyle:
Yüzde 58: Bazı finansal varlıkların yüksek fiyat seviyelerinden gerilemesi riski.
Yüzde 44: Hızlı teknolojik değişim ve ekonomi politikalarındaki belirsizlikler.
Yüzde 42: Ticaret ve yatırım kısıtlamalarının küresel büyümeyi olumsuz etkilemesi.
Özellikle finansal varlıklardaki değerleme seviyeleri, önümüzdeki dönemde piyasalarda düzeltme yaşanabileceği endişesini artırıyor.
Teknolojik dönüşüm ise bir taraftan verimlilik artışı fırsatları sunarken diğer taraftan yatırımların gelecekteki getirilerine ilişkin belirsizlik yaratıyor.
Hükümetlerin ekonomiye destek kapasitesi azalıyor
WEF raporu, 2020 yılından bu yana kamu harcamalarının ve devlet desteklerinin ekonomik krizlerin etkilerini hafifletmede önemli rol oynadığını hatırlattı.
COVID-19 salgını ve sonrasındaki ekonomik şoklar sırasında birçok hükümet, şirketleri ve hanehalklarını desteklemek amacıyla kapsamlı maliye politikaları uyguladı.
Ancak artan kamu borçları, bütçe açıkları ve finansman maliyetleri, benzer desteklerin sürdürülmesini zorlaştırıyor.
Ankete katılan ekonomistlerin yalnızca yüzde 28'i, hükümetlerin önümüzdeki dönemde ekonomiye aynı düzeyde destek vermeye devam edebileceğini düşünüyor.
Bu sonuç, gelecekte yaşanabilecek ekonomik şoklara karşı kamu maliyesinin hareket alanının daraldığına işaret ediyor.
Ekonomistlerin yüzde 78'i ise ekonomik faaliyetlerin çeşitlendirilmesini ve tedarik zincirlerinin şoklara karşı güçlendirilmesini ekonomik dayanıklılığı artırmanın en etkili yolları arasında görüyor.
Yenilikçilik ve teknolojik gelişme de uzun vadeli dayanıklılık açısından öne çıkıyor.
Enflasyon düşse de hayat pahalılığı devam edecek
Raporda enflasyon ile hayat pahalılığı arasındaki fark özellikle vurgulandı.
Enflasyon oranının gerilemesi, fiyatların eski seviyelerine döneceği anlamına gelmiyor. Yalnızca fiyatların daha yavaş artmasını ifade ediyor.
WEF anketine göre ekonomistlerin büyük çoğunluğu, temel mal ve hizmetlerin fiyatlarının önümüzdeki 12 ayda yükselmeye devam etmesini bekliyor.
<box gap={2}> <text weight="medium" color="secondary" size="xs">Önümüzdeki 12 ayda fiyat artışı bekleyen ekonomistlerin oranı</text> <Chart content={{"chartType":"bar","meta":{"footer":"Kaynak: WEF ekonomist anketi"},"xKey":"category","series":[{"dataKey":"value","label":"Artış bekleyenler","valueSuffix":"%"}],"yAxisMin":0,"yAxisMax":100,"layout":"vertical","data":[{"category":"Gıda","value":88},{"category":"Elektrik","value":83},{"category":"Ulaşım","value":77},{"category":"Yakıt ve ısınma","value":71}]}}/> </box>
Bu beklentiler, enflasyonun yavaşlamasına rağmen hanehalklarının satın alma gücü üzerindeki baskının süreceğine işaret ediyor.
Rapora göre hayat pahalılığı sorununun özellikle Ortadoğu ve Kuzey Afrika, Avrupa, Latin Amerika ve Karayipler'de belirgin olması bekleniyor.
Enerji ve gıda fiyatları, bu bölgelerde tüketici bütçeleri açısından önemli risk unsurları arasında yer alıyor.
YZ büyümeyi destekleyecek, ancak istihdam aynı hızda artmayabilir
WEF anketinde yapay zekânın (YZ) ekonomik etkilerine geniş yer ayrıldı.
Ekonomistlerin yüzde 69'u, YZ teknolojilerinin daha yaygın kullanılmasının verimlilik artışı sağlayacağını düşünüyor.
Katılımcıların yüzde 78'i ise veri merkezi yatırımlarının küresel ekonomik büyümeyi desteklemesini bekliyor.
Ancak bu yatırımların istihdama katkısı konusunda aynı ölçüde iyimserlik bulunmuyor.
Ekonomistlerin yüzde 61'i, veri merkezlerine yapılan yatırımların ekonomik katkılarıyla karşılaştırılabilir ölçekte yeni istihdam yaratmasını beklemiyor.
Bu sonuç, YZ kaynaklı büyümenin geleneksel yatırımlardan farklı bir istihdam yapısı oluşturabileceğine işaret ediyor.
Teknoloji ve altyapı yatırımlarının ekonomik değeri hızla artarken, aynı oranda yeni iş yaratılmayabilir.
Bu durum, verimlilik kazanımlarının ücretlere ve istihdama nasıl yansıyacağı sorusunu gündeme getiriyor.
Veri merkezlerinin enerji ve su tüketimi tartışma yaratıyor
YZ teknolojilerinin yaygınlaşması, elektrik ve su talebini de artırıyor.
Ankete katılan ekonomistlerin yüzde 79'u, veri merkezlerinin yüksek elektrik ve su tüketimi nedeniyle yerel düzeyde toplumsal muhalefetle karşılaşabileceğini düşünüyor.
Özellikle büyük veri merkezi projeleri, enerji altyapısının kapasitesi ve doğal kaynakların kullanımı konusunda yeni tartışmalara yol açabilir.
WEF'e göre YZ altyapısının büyümesi, enerji üretiminde ve elektrik şebekelerinde büyük ölçekli yatırımlar gerektirecek.
Ekonomistlerin enerji yatırımlarına ilişkin beklentileri şöyle:
Yüzde 83'ü nükleer enerji yatırımlarının artacağını öngörüyor.
Yüzde 80'i yenilenebilir enerji yatırımlarında büyüme bekliyor.
Yüzde 70'i fosil yakıtlara yönelik yatırımların da artacağını düşünüyor.
Bu sonuçlar, YZ kaynaklı elektrik talebinin yalnızca yenilenebilir enerjiyle karşılanmasının beklenmediğini gösteriyor.
Nükleer enerji ve fosil yakıtlar da büyüyen enerji ihtiyacını karşılamak için yatırım yapılması beklenen alanlar arasında bulunuyor.
YZ yatırımlarında balon riski mi oluşuyor?
Raporda dikkat çeken bir başka başlık, YZ ve veri merkezi yatırımlarında aşırı kapasite oluşması ihtimali.
Ankete katılanların yüzde 42'si, gelecekteki talebe ilişkin belirsizlik nedeniyle YZ bağlantılı altyapıya gereğinden fazla yatırım yapılabileceğini düşünüyor.
Veri merkezleri, yarı iletkenler ve enerji altyapısı için yapılan büyük harcamaların beklenen getirileri sağlayamaması, yatırımcılar açısından risk oluşturabilir.
Özellikle teknoloji şirketlerinin yüksek sermaye harcamaları, gelecekteki gelir artışlarının bu yatırımları ne ölçüde karşılayacağı sorusunu gündemde tutuyor.
Ancak anketteki sonuçlar, ekonomistlerin çoğunluğunun bir YZ yatırım balonu oluştuğunu düşündüğü anlamına gelmiyor.
Veriler, katılımcıların önemli bir bölümünün aşırı yatırım olasılığını dikkate aldığını gösteriyor.
Küresel ticarette parçalanma hızlanacak
WEF raporu, dünya ekonomisinin giderek daha fazla ekonomik ve siyasi bloklara ayrıldığına dikkat çekti.
Katılımcıların yüzde 77'si, önümüzdeki 12 ay içinde küresel ekonomideki parçalanmanın artmasını bekliyor.
Buna karşılık yüzde 67'si uluslararası ticaret hacminin büyüyeceğini öngörüyor.
Ekonomistlerin yüzde 83'ü ise Çin'in ihracatının artmasını bekliyor.
Bu sonuçlar, küreselleşmenin tamamen sona ermesinden ziyade ticaretin yeniden şekillendiğine işaret ediyor.
Ülkeler stratejik sektörlerde daha fazla korumacı politika uygularken, uluslararası mal ve hizmet ticareti büyümeye devam edebilir.
Tedarik zincirlerinin farklı ülkelere kayması ve bölgesel ticaret bağlantılarının güçlenmesi, bu dönüşümün önemli unsurları arasında bulunuyor.
Hindistan ve Güneydoğu Asya büyümede öne çıkıyor
WEF anketine göre bölgesel büyüme beklentileri açısından Hindistan ve Güneydoğu Asya en güçlü görünüme sahip bölgeler arasında yer alıyor.
Çin, Avrupa ve ABD'ye ilişkin beklentiler ise büyüme, enflasyon ve ekonomi politikalarının seyrine göre farklılaşıyor.
Hindistan ve Güneydoğu Asya'nın öne çıkmasında üretim kapasitesindeki genişleme, iç talep ve uluslararası ticaret bağlantıları etkili olabilecek unsurlar arasında.
Buna karşılık gelişmiş ekonomilerde yüksek yaşam maliyetleri, maliye politikalarındaki kısıtlar ve teknolojik dönüşümün yarattığı belirsizlikler önemini koruyor.
Önümüzdeki 12 ayın temel sorusu: İstikrar mı, yeni şoklar mı?
WEF'in ekonomist anketi, dünya ekonomisinde beklentilerin önceki döneme göre bir miktar iyileştiğini gösteriyor.
Ancak bu iyileşme, güçlü ve risksiz bir büyüme dönemine girildiği anlamına gelmiyor.
Jeopolitik gerilimler, finansal varlıkların yüksek değerlemeleri, ticaret kısıtlamaları ve kamu maliyesindeki sınırlamalar temel riskler olmayı sürdürüyor.
Diğer taraftan YZ yatırımları ve teknolojik yenilikler büyüme ile verimliliği destekleme potansiyeli taşıyor.
Bununla birlikte yüksek enerji ihtiyacı, istihdam üzerindeki belirsizlikler ve aşırı yatırım olasılığı, teknolojik dönüşümün yeni kırılganlıklar da yaratabileceğini gösteriyor.
Anketin temel mesajı şu: Dünya ekonomisine ilişkin kötümserlik azalıyor, ancak ekonomistler önümüzdeki 12 ayda hayat pahalılığının, jeopolitik risklerin ve teknolojik dönüşümün yarattığı belirsizliklerin devam etmesini bekliyor.
Bu nedenle ülkelerin ekonomik faaliyetlerini çeşitlendirmesi, tedarik zincirlerini güçlendirmesi ve teknoloji ile enerji altyapısına yatırım yapması, yeni şoklara karşı dayanıklılık açısından kritik önem taşıyor.
Piyasalarda yalnız değilsiniz
Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.




