Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz Yeni OVP'yi Açıkladı: Yıl Sonu Enflasyon Tahmini Yükseldi
Türkiye ekonomisinin gelecek dönem hedeflerini belirleyen Orta Vadeli Program (OVP), Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın başkanlığında gerçekleştirilen basın toplantısıyla kamuoyuna duyuruldu. Ekonomi yönetiminin kritik makroekonomik göstergelerde yaptığı son güncellemeler, yeni programın en dikkat çeken unsurları arasında yer aldı.
6 Eylül 2026

Türkiye ekonomisinin gelecek dönem hedeflerini belirleyen Orta Vadeli Program (OVP), Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın başkanlığında gerçekleştirilen basın toplantısıyla kamuoyuna duyuruldu. Ekonomi yönetiminin kritik makroekonomik göstergelerde yaptığı son güncellemeler, yeni programın en dikkat çeken unsurları arasında yer aldı.
2026 Büyüme ve Enflasyon Hedeflerinde Güncelleme
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, toplantıda yaptığı açıklamada ekonomi politikalarının kararlılıkla sürdürüleceğini vurgulayarak güncellenen makroekonomik verileri paylaştı. Yılmaz, OVP kapsamındaki revizyonlara ilişkin şu ifadeleri kullandı:
Büyüme Oranı: 2026 yılı büyüme beklentisi %3,3 seviyesine çekildi.
Sanayi Üretimi: Sanayi sektöründeki büyüme tahmini %2,3’e geriledi.
Yıl Sonu Enflasyonu: Yıl sonu tüketici enflasyonu tahmini %28,4 olarak güncellendi.
"Ekonomi Programının Ana Çerçevesi Korunuyor"
Rakamlardaki revizyonların ekonomi politikasının eksenini değiştirmediğini belirten Yılmaz, yapılan güncellemelerin OVP’nin temel hedeflerinden ve genel yönünden bir sapma anlamına gelmediğinin altını çizdi. Ekonomi yönetimi, fiyat istikrarı ve sürdürülebilir büyüme odaklı yapının korunduğu mesajını verdi.

Yılmaz'ın konuşmasından öne çıkan önemli başlıklar şu şekilde:
Program, makroekonomik hedef ve tahminlerimizi, gelir ve gider ile borçlanma görünümünü, kamu idarelerinin ödenek teklif tavanlarını ve reform gündemimizi ortaya koymakta; aynı zamanda bütçe sürecinin temel çerçevesini oluşturmaktadır.
Orta Vadeli Program, her yıl olduğu gibi bu yıl da Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığımız ile Hazine ve Maliye Bakanlığımızın müşterek çalışmasıyla hazırlanmıştır. Hazırlık sürecine bakanlıklarımız ile ilgili kamu kurum ve kuruluşlarımız önemli katkı sunmuş; özel sektör ve meslek kuruluşlarımızın görüş ve değerlendirmeleri alınmıştır.
Ortak aklı ve katılımcılığı esas alan bir anlayışla hazırladığımız Programımızda, ilgili tüm taraflarla yürüttüğümüz istişareler de politika ve tedbirlerimize yansıtılmıştır.
2026 yılı büyüme tahminimizi yüzde 3,3 olarak güncelledik. Sanayi büyümesi tahminimiz yüzde 2,3’e gerilerken yıl sonu enflasyon tahminimiz yüzde 28,4’e yükseldi.
Enflasyonun; 2027 yılında yüzde 21’e, 2028 yılında yüzde 13,5’e ve 2029 yılında yüzde 9’a gerileyerek Program dönemi sonunda yeniden tek haneli seviyelere inmesini hedefliyoruz.
Merkez Bankamıza göre savaşın enflasyon üzerindeki doğrudan ve dolaylı etkileri yaklaşık 7 puan olarak hesaplanmıştır.
Büyümenin, kademeli olarak güçlenerek 2027 yılında yüzde 4,2’ye, 2028 yılında yüzde 4,6’ya ve 2029 yılında yüzde 5’e ulaşmasını öngörüyoruz.
Programda, bütçe açığının kademeli olarak düşürülmesini hedefliyoruz. Geçtiğimiz yıl 2026 için yüzde 3,5 olarak öngördüğümüz bütçe açığını aldığımız tedbirlerle yüzde 3,1 olarak gerçekleştirmeyi bekliyoruz.
2026 yılında yüzde 8,1 seviyesinde gerçekleşmesini beklediğimiz işsizlik oranını, 2027’de yüzde 8’e, 2028’de yüzde 7,8’e ve 2029’da yüzde 7,6’ya düşürmeyi hedefliyoruz.
Enerji fiyatlarındaki yükselişin dış dengemiz üzerinde doğrudan etkisiyle enerji ithalatı tahminimiz 63 milyar dolardan 71 milyar dolara yükselirken dış ticaret açığı tahminimiz 96 milyar dolardan 105 milyar dolara çıkmıştır. Buna bağlı olarak cari işlemler açığının millî gelire oranına ilişkin tahminimizi de yüzde 2,6’ya güncelledik. Turizm gelirleri tahminimiz ise yine savaşın etkisiyle 68 milyar dolardan 65 milyar dolara revize edilmiştir.
Bu güncellemeler Programımızın yönünde veya ana çerçevesinde bir değişiklik anlamına gelmemektedir.
Programımızın temel önceliği olan enflasyonla mücadelede önemli mesafe kat ettik. 2024 yılı Mayıs’ında yüzde 75,5 seviyesine yükselen enflasyon, uyguladığımız politikalarla belirgin bir düşüş eğilimine girmiştir.
Uyguladığımız politikalar çerçevesinde TL'ye güven artmaya devam etmiş, TL mevduatımızın toplam mevduat içindeki payının yüzde 31,6 seviyesinden 28 Ağustos itibarıyla yüzde 61,5 seviyesine yükselmesi izlediğimiz politikaların isabetli olduğunun somut göstergesi olmuştur.
Koşullu yükümlülüklerimizden olan KKM’den çıkış kararının alındığı tarihten bu yana, YP mevduatın payı yüzde 38,5 düzeyinde gerçekleşmiştir. Buna karşın, KKM’den sorunsuz bir şekilde çıkış süreci tamamlanmıştır.
Kararlılıkla uyguladığımız politikalarla küresel ekonomik görünümdeki belirsizliklere ve jeopolitik risklere rağmen brüt rezervlerimiz 89,7 milyar dolar artarak 188,2 milyar dolara ulaşmıştır. Rezervlerde sağlanan bu güçlü artış ekonomimizin dış şoklara karşı dayanıklılığını desteklemektedir. Jeopolitik gerilimlere rağmen risk primimiz de önemli ölçüde gerilemiş ve 700’lü seviyelerden 220 seviyesinin de altına inmiştir.
Bu önemli gelişme gerek kamu gerekse özel kesimin yabancı para cinsi borçlanmasında faiz yükünü azaltmıştır.
Program dönemi sonunda milli gelirimizi 2,2 trilyon doların üzerine, mal ve hizmet ihracatımızı ise 450 milyar dolara taşımayı hedefliyoruz.
Vatandaşlarımızın günlük hayatında en doğrudan hissettiği alanlardan biri olan gıda fiyatlarında ise arz yönlü politikaları daha güçlü biçimde devreye alacağız. Tarımsal üretimde verimliliği artırarak üretim planlamasını güçlendirerek ve maliyet baskılarını azaltacak yapısal adımları hızlandırarak gıda fiyatlarındaki oynaklığı sınırlamayı hedefliyoruz. Böylece kaliteli gıdaya makul fiyatlarla erişimi kolaylaştırırken özellikle düşük gelirli vatandaşlarımızın bütçesindeki yükün hafifletilmesini sağlayacağız.
Piyasalarda yalnız değilsiniz
Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.



