Dolar/TL49,73
0.02%
Euro/TL55,74
0.03%
Gram Altın6.408,09
1.28%
BIST 10011.057,82
1.45%
Brent Petrol$111,41
2.53%
Gümüş/Ons$53,16
3.36%
Gedik Yatırım
Altın, Petrol ve Emtia

Cıvadan altın üretildiği iddiası: Laboratuvar altını küresel piyasayı değiştirebilir mi?

Marathon Fusion, cıvayı altına dönüştürdüğünü açıkladı. Laboratuvarda altın üretimi fiyatları düşürebilir mi? CERN rekoru, füzyon teknolojisi ve arz senaryoları.

23 Ekim 2026

Cıvadan altın üretildiği iddiası: Laboratuvar altını küresel piyasayı değiştirebilir mi?

ABD merkezli füzyon enerjisi girişimi Marathon Fusion, cıvayı kararlı altına dönüştürmeyi başardığını ve CERN'in üretim rekorunu 10 kat aştığını açıkladı. Henüz bağımsız olarak doğrulanmayan gelişme, yüzyıllardır simyacıların hayalini kurduğu bir dönüşümün ekonomik sonuçlarını gündeme taşıdı. Laboratuvarda üretilen elmasların doğal elmas piyasasında yarattığı fiyat baskısı altın için de tekrarlanabilir mi? Teorik olarak mümkün. Ancak füzyon teknolojisinin maliyeti, ticari üretimin henüz başlamamış olması ve radyoaktivite sorunu, altın piyasasının yakın gelecekte büyük bir arz şokuyla karşılaşmasını zorlaştırıyor.

Simyacıların hayali gerçek mi oluyor?

Yüzyıllardır simyacılar, değersiz metalleri altına dönüştürmenin yollarını aradı. Modern nükleer fizik bu dönüşümün teorik olarak mümkün olduğunu uzun zamandır ortaya koymuş olsa da ekonomik açıdan uygulanabilir bir yöntem geliştirilemedi.

Şimdi San Francisco merkezli küçük bir teknoloji şirketi, bu alanda önemli bir ilerleme kaydettiğini öne sürüyor.

Füzyon enerjisi üzerine çalışan Marathon Fusion, çarşamba günü yaptığı açıklamada, geçen ay cıvayı gerçek ve kararlı altına dönüştürmeyi başardığını duyurdu.

Şirket, bu süreçte Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi'nin (CERN) daha önce gerçekleştirdiği altın üretimi miktarını 10 kat aştığını savundu.

Ancak önemli bir ayrıntı var: Marathon Fusion'ın iddiası henüz bağımsız bilimsel kuruluşlar tarafından doğrulanmadı.

Şirket ayrıca ne kadar altın ürettiğini ve üretimin maliyetini kamuoyuyla paylaşmış değil.

Dolayısıyla açıklama bilimsel açıdan dikkat çekici olsa da ticari altın üretiminin başladığı anlamına gelmiyor.

Marathon Fusion nasıl bir şirket?

Marathon Fusion, 2023 yılında Kyle Schiller ve eski SpaceX mühendisi Adam Rutkowski tarafından kuruldu.

Şirketin temel faaliyet alanı, geleceğin füzyon enerji santrallerinde kullanılacak yakıt sistemlerini geliştirmek.

Füzyon teknolojisi, Güneş'te gerçekleşen enerji üretim sürecini Dünya üzerinde taklit etmeyi amaçlıyor.

Atom çekirdeklerinin birleşmesi sırasında açığa çıkan enerjinin elektrik üretiminde kullanılması hedefleniyor.

Marathon Fusion, ABD Enerji Bakanlığını internet sitesinde iş ortakları arasında gösteriyor.

Şirket ayrıca bakanlığın yüksek riskli enerji araştırmalarını destekleyen ARPA-E programı kapsamında 2023 yılında ödül aldı.

Girişimin destekçileri arasında Bill Gates tarafından kurulan Breakthrough Energy ağı ve De Beers'in sahibi Anglo American da bulunuyor.

Anglo American'ın yatırımcılar arasında yer alması özellikle dikkat çekici.

Çünkü De Beers, laboratuvarda üretilen elmasların doğal elmas piyasasında yarattığı rekabetten olumsuz etkilenen şirketlerin başında geliyor.

Cıva nasıl altına dönüştürülüyor?

Marathon Fusion'ın açıkladığı yöntem, sıradan bir kimyasal işlem değil.

Altın ve cıva farklı elementler olduğu için cıvanın kimyasal reaksiyonlarla altına dönüştürülmesi mümkün değil.

Bunun için atom çekirdeğinin yapısının değiştirilmesi gerekiyor.

Şirketin yöntemi, füzyon reaksiyonları sırasında ortaya çıkan nötronların cıvaya yönlendirilmesine dayanıyor.

Nötronlarla gerçekleşen nükleer tepkimeler sonucunda cıvanın kararsız bir izotopu oluşuyor.

Bu izotop daha sonra radyoaktif bozunma geçirerek altına dönüşebiliyor.

Dolayısıyla söz konusu işlem, nükleer dönüşüm olarak tanımlanıyor.

Marathon Fusion ayrıca füzyon yakıtında kullanılan izotopları birbirinden ayırmaya yarayan plazma santrifüjü teknolojisinde de ilerleme kaydettiğini öne sürüyor.

Şirket, elektrik yüklü gazın yüksek hızda döndürülmesine dayanan bu teknolojiyle 40 yıllık bir Sovyet rekorunu kırdığını savunuyor.

Marathon Fusion, San Francisco'da boyutuna oranla yüksek enerji üretimi hedefleyen bir reaktör üzerinde de çalışıyor.

Ancak bütün bu teknolojik iddiaların ticari ölçekte doğrulanması gerekiyor.

CERN daha önce altın üretmişti

Cıvadan altın üretme fikri yeni değil.

CERN, 2025 yılında yaptığı açıklamada Büyük Hadron Çarpıştırıcısı'nın (LHC) 2015-2018 dönemindeki faaliyetleri sırasında altın çekirdekleri oluşturduğunu duyurdu.

CERN'in hesaplamalarına göre bu süreçte yaklaşık 86 milyar altın çekirdeği meydana geldi.

Ancak toplam miktar yalnızca 29 pikogramdı.

Başka bir ifadeyle, üretilen altının ağırlığı gramın yaklaşık 34 milyarda biri kadardı.

Üstelik bu çekirdekler son derece kısa süre varlıklarını sürdürebildi.

Parçacık hızlandırıcısının ekipmanlarıyla çarpışarak yok olmadan önce saniyenin çok küçük bir bölümünde oluşup kayboldular.

Marathon Fusion'ın iddiası, kararlı altın üretimi açısından bu deneylerden ayrılıyor.

Ancak şirketin CERN'in rekorunu 10 kat aştığı iddiası doğru olsa bile bu miktar, ticari altın piyasası açısından son derece küçük kalıyor.

Bilimsel bir rekor kırmak ile ekonomik olarak anlamlı miktarda altın üretmek arasında büyük fark bulunuyor.

Laboratuvar elmasları doğal elmas piyasasını nasıl değiştirdi?

Marathon Fusion'ın açıklaması, değerli taş sektöründe yaşanan büyük dönüşümü yeniden gündeme getirdi.

Laboratuvarda üretilen elmaslar, kimyasal ve fiziksel özellikleri bakımından doğal elmaslarla aynı yapıya sahip.

Ancak üretim teknolojilerinin gelişmesi ve seri üretimin yaygınlaşması, laboratuvar elmaslarının maliyetlerini hızla düşürdü.

Elmas sektörü analisti Paul Zimnisky'nin verilerine göre, laboratuvarda üretilen elmasların toptan fiyatları 2015 seviyelerine kıyasla yüzde 90-95 geriledi.

Bu gelişme doğal elmas fiyatları üzerinde de baskı yarattı.

Dünyanın en tanınmış doğal elmas üreticilerinden De Beers, 2018 yılında Lightbox markasıyla laboratuvar elması pazarına girdi.

Şirket, ürünlerini karat başına 800 dolardan satışa sundu.

Ancak De Beers, doğal elmas faaliyetlerine yeniden odaklanmak amacıyla 2025 yılında Lightbox markasını kapattı.

Şirketin 2025 yılında temel faaliyetlerinden 511 milyon dolar zarar açıklaması, elmas sektöründeki zorlu koşulları ortaya koydu.

Bloomberg'in konuya yakın kaynaklara dayandırdığı habere göre Anglo American, De Beers'teki yüzde 85 hissesini yaklaşık 1 milyar dolara satmak için görüşmeler yürütüyor.

Alıcı grubun, De Beers'in eski yöneticisi Gareth Penny liderliğinde oluşturulduğu belirtiliyor.

Cartier'nin sahibi Richemont ile Kay ve Zales markalarını bünyesinde bulunduran Signet'in de görüşmelere katılabileceği bildiriliyor.

Bu gelişmeler, laboratuvar üretiminin yerleşik bir değerli taş sektörünün ekonomik yapısını nasıl değiştirebileceğini gösteriyor.

Ancak altın ile elmas piyasaları arasında önemli farklar bulunuyor.

Altın piyasası elmas piyasasından neden farklı?

Altın yalnızca mücevher üretiminde kullanılan değerli bir metal değil.

Aynı zamanda merkez bankalarının rezervlerinde tuttuğu, yatırımcıların güvenli liman olarak değerlendirdiği ve uluslararası finans sisteminde önemli rol oynayan bir varlık.

Dünya Altın Konseyi verilerine göre, 2025 yılında dünya genelinde madenlerden 3.672 ton altın üretildi.

İnsanlık tarihi boyunca çıkarılan toplam altın miktarının ise yaklaşık 222.600 ton olduğu tahmin ediliyor.

Merkez bankalarının rezerv talebi, altın piyasasının en önemli destekleyici unsurlarından biri.

Özellikle Çin ve Polonya gibi ülkelerin merkez bankaları son yıllarda altın alımlarını artırdı.

Dolayısıyla altının fiyatını yalnızca mücevher talebi veya üretim maliyetleri belirlemiyor.

Jeopolitik riskler, reel faizler, doların değeri ve merkez bankalarının rezerv tercihleri de fiyat üzerinde önemli etkiye sahip.

Haberde aktarılan son fiyatlara göre altın perşembe günü ons başına 4.062 dolar seviyesinden işlem gördü.

Bu fiyat, ocak ayında ulaşılan 5.598 dolarlık rekor zirvenin yüzde 27'den fazla altında bulunuyor.

Böyle bir piyasada yeni üretim teknolojisinin etkisi, laboratuvar elmaslarında yaşanan dönüşümden farklı olabilir.

Füzyon santralleri yılda ne kadar altın üretebilir?

Marathon Fusion'ın 2025 yılında yayımladığı çalışmada oldukça iddialı bir üretim potansiyeli ortaya konuldu.

Şirketin hesaplamalarına göre, bir gigavat elektrik üretim kapasitesine sahip füzyon santrali yılda yaklaşık beş ton altın üretebilir.

Bir gigavatlık kapasite, büyük bir nükleer enerji santralinin elektrik üretim ölçeğine karşılık geliyor.

Bu varsayımdan hareketle teorik bir hesap yapılabilir:

  • Bir füzyon santrali: Yılda yaklaşık 5 ton altın

  • On füzyon santrali: Yılda yaklaşık 50 ton altın

  • Yüz füzyon santrali: Yılda yaklaşık 500 ton altın

Yüz santralden elde edilebilecek 500 tonluk üretim, 2025 yılındaki küresel maden üretiminin yaklaşık yüzde 14'üne karşılık geliyor.

Böyle bir ek arzın altın fiyatları üzerinde baskı yaratması mümkün.

Ancak bu hesaplamalar, henüz ticari olarak kanıtlanmamış bir teknolojiye dayanıyor.

Bugün dünyada ticari ölçekte elektrik satarak faaliyet gösteren bir füzyon santrali bulunmuyor.

İlk ticari tesislerin devreye girmesine daha yıllar olduğu değerlendiriliyor.

Bu nedenle Marathon Fusion'ın teorik üretim tahminlerini yakın vadeli altın arzı beklentisi olarak değerlendirmek doğru değil.

Radyoaktivite sorunu: Altın 18 yıl bekletilebilir

Laboratuvarda altın üretiminin önündeki en önemli engellerden biri radyoaktivite.

Marathon Fusion, üretilen altının radyoaktif izotoplar içerebileceğini belirtiyor.

Bu nedenle altının ticari olarak kullanılmadan önce uzun süre depolanması gerekebilir.

Şirketin açıklamasına göre bekleme süresi 18 yıla kadar çıkabilir.

Bu durum, üretimin ekonomik fizibilitesini doğrudan etkiliyor.

Bir şirketin altın üretebilmesi, onu hemen satabileceği anlamına gelmiyor.

Üretim maliyetleri, radyasyon güvenliği, depolama giderleri ve sermayenin uzun süre bağlı kalması gibi unsurlar ticari uygulanabilirliği belirleyecek.

Ayrıca Marathon Fusion'ın altını piyasaya sürmeye yönelik kamuoyuna açıklanmış somut bir ticarileştirme planı da bulunmuyor.

Dolayısıyla mevcut aşamada şirketin ne zaman ve hangi maliyetle ticari üretime geçebileceği bilinmiyor.

Laboratuvar altını doğal altından ayırt edilebilir mi?

Laboratuvar elmasları ile doğal elmaslar arasında kökenlerinin belirlenmesini sağlayan bazı özellikler bulunabiliyor.

Altında ise durum daha farklı.

Marathon Fusion'ın yöntemiyle üretilen altının radyoaktivitesi yeterince azaldıktan sonra, fiziksel ve kimyasal açıdan madenden çıkarılmış altından ayırt edilmesi mümkün olmayacak.

Her iki ürün de aynı elementten oluşacak.

Bu nedenle laboratuvarda üretilen altının, doğal altından farklı bir fiyat kategorisinde işlem görmesini gerektiren fiziksel bir özellik bulunmuyor.

Eğer teknoloji ekonomik olarak uygulanabilir hale gelirse yeni üretim doğrudan küresel altın arzına eklenecek.

Bu da laboratuvar elmaslarından farklı olarak, aynı piyasada işlem gören altının toplam arzını artırabilecek.

ANALİZ: Altın fiyatlarında büyük bir çöküş yaşanabilir mi?

Marathon Fusion'ın açıklaması bilimsel açıdan son derece ilgi çekici.

Ancak altın piyasası açısından bugünden büyük sonuçlar çıkarmak için erken.

Öncelikle şirketin altın üretimine ilişkin iddialarının bağımsız olarak doğrulanması gerekiyor.

İkinci olarak üretimin maliyeti bilinmiyor.

Üçüncü ve belki de en önemli sorun, füzyon teknolojisinin henüz ticari elektrik üretimi aşamasına ulaşmamış olması.

Üstelik üretilecek altının radyoaktivite nedeniyle uzun yıllar depolanması gerekebilir.

Bütün bu engeller, laboratuvar altınının kısa vadede maden üretimine ciddi bir rakip haline gelmesini zorlaştırıyor.

Bununla birlikte teknolojinin uzun vadeli etkileri göz ardı edilmemeli.

Marathon Fusion'ın bir gigavatlık santral başına yılda beş ton altın üretimi tahmini gerçekleşirse, füzyon santrallerinin yaygınlaşması küresel altın arzını önemli ölçüde artırabilir.

Yüz santralin yılda 500 ton altın üretmesi, mevcut yıllık maden arzına kıyasla kayda değer bir miktar.

Ancak altın piyasasında her yıl üretilen miktarın yanı sıra geçmişten biriken devasa altın stoku da fiyat oluşumunda rol oynuyor.

Dünya Altın Konseyi'nin yaklaşık 222.600 tonluk tarihsel üretim tahmini dikkate alındığında, yıllık 500 tonluk ilave arz mevcut altın stokunun yalnızca küçük bir bölümüne karşılık geliyor.

Bu nedenle yeni teknolojinin fiyatlar üzerindeki etkisi, üretimin ne kadar hızlı yaygınlaşacağına, maliyetine ve yatırımcıların gelecekteki arz beklentilerine bağlı olacak.

Laboratuvar elmaslarında yaşanan fiyat çöküşünün altın piyasasında aynı hızla tekrarlanacağını varsaymak doğru değil.

Elmas piyasasında yeni teknoloji mücevher üretim maliyetlerini ve tüketici tercihlerini değiştirdi.

Altın ise merkez bankası rezervlerinden finansal yatırımlara kadar çok daha geniş kullanım alanlarına sahip.

Buna rağmen ekonomik olarak uygulanabilir nükleer dönüşüm teknolojisinin geliştirilmesi, uzun vadede altının kıtlığına ilişkin beklentileri değiştirebilir.

Sonuç: Marathon Fusion'ın iddiası doğrulanırsa bilimsel bir dönüm noktası olabilir. Ancak altın fiyatlarını gerçekten değiştirecek gelişme, birkaç atom veya gram altın üretmek değil, bunu düşük maliyetle, güvenli biçimde ve yılda yüzlerce tonluk ölçekte gerçekleştirebilmek olacak.

Şimdilik altın yatırımcılarının laboratuvar üretiminden kaynaklanan yakın vadeli bir arz patlamasından endişe etmesi için yeterli neden bulunmuyor.

Euronews

Güldem Atabay ve Atilla Yeşilada tarafından kaleme alınan GADT Raporlarına abone olmak ister misiniz?

Bize e-mail atın: istanbulanalytics@gmail com

Raporlar ücretlidir, yatırım önerisi içermez.

Piyasalarda yalnız değilsiniz

Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.

Uzman Desteğine Göz Atın
Paylaş

İlgili Haberler