Dolar/TL47,90
0.08%
Euro/TL55,55
0.31%
Gram Altın6.860,77
0.48%
BIST 10014.082,10
0.64%
Brent Petrol$88,62
0.11%
Gümüş/Ons$65,86
1.16%
Gedik Yatırım
Gündem

Ceyhun Elgin: Türkiye'de doğurganlık krizi emek sınıfının sessiz grevi

Türkiye'de doğurganlık neden düşüyor? Ceyhun Elgin, ekonomik belirsizlik, konut krizi ve bakım yükünün doğurganlık üzerindeki etkilerini değerlendirdi.

6 Ağustos 2026

Ceyhun Elgin: Türkiye'de doğurganlık krizi emek sınıfının sessiz grevi

Türkiye'de doğurganlık oranı tarihî dip seviyelere gerilerken, tartışmalar çoğunlukla nüfusun yaşlanması ve emeklilik sisteminin geleceği üzerine yoğunlaşıyor. Ancak ekonomist Ceyhun Elgin, bu düşüşün yalnızca kültürel değişim veya bireysel tercihlerle açıklanamayacağını savunuyor. Elgin'e göre, düşük doğurganlık aynı zamanda giderek ağırlaşan ekonomik koşullara verilen "sessiz bir sınıf tepkisi" olarak okunabilir.

Doğurganlık hızında tarihi gerileme TÜİK verilerine göre Türkiye'de toplam doğurganlık hızı 2025 yılında 1,42'ye kadar geriledi. Bu oran, nüfusun uzun vadede kendini yenileyebilmesi için gerekli kabul edilen 2,10 seviyesinin dokuz yıldır altında bulunuyor. Doğurganlık oranının 1,50'nin altında olduğu il sayısının son sekiz yılda 4'ten 59'a yükselmesi, eğilimin ülke geneline yayıldığını gösteriyor.

"Sessiz grev" benzetmesi Elgin, insanların bilinçli biçimde "çocuk yapmama grevi" ilan etmediğini vurguluyor. Ancak milyonlarca kişinin konut, gelir, bakım hizmetleri, çalışma koşulları ve geleceğe ilişkin belirsizlikler nedeniyle çocuk sahibi olmayı ertelemesi ya da vazgeçmesi, ortaya çıkan sonuç itibarıyla sistem için bir "sessiz grev" anlamı taşıyabilir.

Çocuk sahibi olmak artık büyük ekonomik risk Yazıda, çocuk sahibi olmanın artık yalnızca bebek bezi veya eğitim masrafı anlamına gelmediği belirtiliyor. Aileler, daha büyük konut ihtiyacından kreş ücretlerine, sağlık giderlerinden ebeveynlerden birinin iş hayatından uzaklaşma riskine kadar uzun vadeli maliyetleri birlikte değerlendiriyor.

Yüksek enflasyon, güvencesiz istihdam ve konut fiyatlarındaki artışın geleceğe ilişkin öngörülebilirliği zayıflattığını belirten Elgin, bunun doğurganlık kararlarını doğrudan etkilediğini ifade ediyor.

Kadınlar üzerindeki bakım yükü büyüyor Elgin'e göre doğurganlık tartışmasının merkezinde kadınların iş gücüne katılımı değil, bakım yükünün adaletsiz paylaşılması yer alıyor.

OECD verilerine göre Türkiye'de kadınlar ücretsiz ev işleri ve bakım faaliyetlerine erkeklerden günde ortalama 4 saat daha fazla zaman ayırıyor. Üç yaşından küçük çocuğu bulunan annelerde istihdam oranı yüzde 27 seviyesinde kalırken, çocuğu olmayan kadınlarda bu oran yüzde 58'e ulaşıyor. "Annelik cezası" olarak adlandırılan istihdam kaybı ise yaklaşık yüzde 29 düzeyinde hesaplanıyor.

Sorun çocuk istememek değil Yazıda dikkat çekilen temel noktalardan biri de doğurganlık krizinin yanlış tanımlandığı görüşü.

Elgin, birçok insanın aslında çocuk sahibi olmak istediğini ancak ekonomik ve sosyal koşullar nedeniyle bunu gerçekleştiremediğini belirtiyor. UNFPA araştırmalarına atıfta bulunan yazar, ekonomik sorunların, konut maliyetlerinin, iş güvencesizliğinin ve bakım yükünün aile kurmanın önündeki en önemli engeller arasında yer aldığını vurguluyor.

Çözüm teşvik değil, güven ortamı Elgin'e göre tek seferlik doğum yardımları veya çocuk başına verilen teşvikler kalıcı çözüm üretmiyor.

Kalıcı bir iyileşme için; erişilebilir konut,güvenceli istihdam,enflasyon karşısında korunmuş gelir,yaygın ve düşük maliyetli kreş hizmetleri,ücretli ebeveyn izni,öngörülebilir çalışma saatleri,güçlü kamu eğitim ve sağlık sistemi gibi yapısal politikaların hayata geçirilmesi gerekiyor. Ayrıca bakım sorumluluğunun yalnızca kadınlara bırakılmaması gerektiği de vurgulanıyor.

Sonuç Ceyhun Elgin'in değerlendirmesine göre Türkiye'deki doğurganlık krizini yalnızca kültürel değişim veya bireysel tercihler üzerinden okumak eksik kalıyor. Yazara göre asıl mesele, çocuk sahibi olmak isteyen milyonlarca insanın bunu ekonomik belirsizlik, yüksek yaşam maliyetleri ve bakım yükü nedeniyle ertelemek ya da tamamen vazgeçmek zorunda kalması. Bu nedenle doğurganlıktaki düşüş, ekonomik sistemin ailelere sunduğu koşulların da önemli bir göstergesi olarak değerlendirilmeli.

Piyasalarda yalnız değilsiniz

Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.

Uzman Desteğine Göz Atın
Paylaş