Dolar/TL47,90
0.08%
Euro/TL55,55
0.31%
Gram Altın6.860,77
0.48%
BIST 10014.082,10
0.64%
Brent Petrol$88,62
0.11%
Gümüş/Ons$65,86
1.16%
Gedik Yatırım
Piyasa

Borsalarda kara gün: Brent yüzde 5 sıçradı, Dow vadelileri 500 puan düştü

Brent petrol yüzde 5 artarak 105 doları aşarken ABD 10 yıllık faizi yüzde 5,35'e çıktı. Dow vadelileri 500 puandan fazla geriledi.

8 Ekim 2026

Borsalarda kara gün: Brent yüzde 5 sıçradı, Dow vadelileri 500 puan düştü

Küresel piyasalarda satış dalgası sertleşiyor. Trump’ın İran’la anlaşmaya sıcak bakmadığını açıklaması ve ABD’nin geniş çaplı yeni saldırılar hazırladığı haberleri Brent petrolü yüzde 5’in üzerinde yükselterek 105 dolara taşıdı. ABD 10 yıllık tahvil faizi yüzde 5,35’e çıkarken Dow vadeli kontratları 500 puandan fazla düştü. Fed Guvernörü Christopher Waller’ın yeni faiz artırımlarının gerekebileceğini söylemesi satışları hızlandırdı.

Küresel piyasalarda petrol, tahvil faizleri ve enflasyon korkusunun oluşturduğu baskı giderek ağırlaşıyor.

ABD borsalarının perşembe gününe sert satışlarla başlaması bekleniyor. Dow Jones vadeli kontratları 510 puan, yaklaşık yüzde 1 gerilerken S&P 500 vadelileri yüzde 0,6, Nasdaq-100 vadelileri ise yüzde 0,8 düştü.

Satışların merkezinde iki gelişme bulunuyor: Petrol fiyatlarındaki yeni sıçrama ve ABD tahvil faizlerinin 24 yılın zirvelerine yaklaşması.

Brent 105 doları aştı

Petrol piyasasında yükseliş hızlandı.

Brent petrol yüzde 5,1 artışla 105,33 dolara, WTI ise yüzde 5 yükselişle 92,71 dolara çıktı.

Petrol fiyatlarındaki sert hareket, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’la savaşı sona erdirecek bir anlaşmaya artık sıcak bakmadığını açıklamasının ardından geldi.

Aynı zamanda ABD yönetiminin İran’a karşı yeni ve kapsamlı askeri operasyon seçeneklerini değerlendirdiğine ilişkin haberler piyasadaki jeopolitik risk primini yükseltti.

Washington’ın ara seçimlerden önce İran’a yönelik geniş çaplı saldırılara başlayabileceğine ilişkin haberler, Trump’ın seçimler öncesinde çatışmayı daha fazla tırmandırmayacağı yönündeki piyasa beklentilerini sarstı.

ABD 10 yıllık faizi yüzde 5,35’i geçti

Petroldeki yükseliş tahvil piyasasında yeni satışları beraberinde getirdi.

ABD 10 yıllık Hazine tahvilinin getirisi 7 baz puan artarak yüzde 5,354’e yükseldi.

Bu seviyeler en son 2002 yılında görülmüştü.

30 yıllık ABD tahvil faizi de yüzde 5,726 civarında seyrederek yaklaşık 24 yılın zirvelerine yakın kaldı.

Petrol fiyatlarının yükselmesi, enflasyonun Fed’in hedefinin üzerinde daha uzun süre kalabileceği beklentisini güçlendiriyor.

Bunun sonucu olarak yatırımcılar Fed’in yalnızca faizleri uzun süre yüksek tutmasını değil, yeni faiz artırımlarına gitmesini de giderek daha fazla fiyatlıyor.

Waller: Yeni faiz artırımları gerekecek

Fed Guvernörü Christopher Waller’ın açıklamaları tahvil piyasasındaki baskıyı artırdı.

İstanbul’da konuşan Waller, ekonomik verilerin beklendiği şekilde gelmeye devam etmesi halinde enflasyonu Fed’in yüzde 2 hedefine daha hızlı döndürmek için ilave faiz artırımlarına ihtiyaç duyulacağını söyledi.

Waller, faiz artırımlarının arka arkaya toplantılarda yapılmasının zorunlu olmadığını ancak “kabul edilebilir bir süre içerisinde” gerçekleştirilmesi gerektiğini belirtti.

Fed geçen ay politika faizini 25 baz puan artırarak yüzde 3,75-4,00 aralığına çıkarmıştı.

Petrolün yeniden 105 doların üzerine yükselmesi, Fed’in enflasyonla mücadelesini daha da zorlaştırabilir.

Petrol-faiz-borsa sarmalı

Piyasalardaki satışların arkasındaki mekanizma giderek belirginleşiyor.

Petrol fiyatları yükseldikçe enerji kaynaklı enflasyon baskısı artıyor. Bu durum Fed’in daha fazla faiz artıracağı beklentisini güçlendiriyor.

Fed beklentileri ABD tahvil faizlerini yukarı iterken, yüzde 5’in üzerindeki risksiz getiriler hisse senetlerinin cazibesini azaltıyor.

IG Baş Piyasa Analisti Alexandre Baradez, petrolün her yükselişinde bunun daha yüksek tahvil faizlerine ve hisse senetleri üzerinde yeni baskıya dönüştüğünü belirtti.

Baradez, teknoloji ve enerji şirketlerinin ABD piyasasının ana sürükleyicileri olduğunu, dolayısıyla ekonomik yavaşlamaya ilişkin herhangi bir sinyalin piyasa üzerinde önemli etkiler yaratabileceğini söyledi.

Asya'da sert satış

Satış dalgası ABD ile sınırlı değil.

Japonya Nikkei 225 günü yüzde 1,42 kayıpla tamamladı.

Güney Kore Kospi yüzde 2,62 düşerek bölgedeki en sert kayıplardan birini yaşadı.

Avustralya S&P/ASX 200 yüzde 0,77, Çin CSI 300 ise yüzde 1,09 geriledi.

Samsung Electronics’in rekor kâr açıklaması bile riskli varlıklara yönelik satışları durdurmaya yetmedi.

Petrol fiyatlarındaki yükselişin tahvil piyasalarına yeniden satış getirmesi, güçlü şirket bilançolarının olumlu etkisini gölgede bıraktı.

Avrupa da kırmızıya döndü

Avrupa borsalarında da tablo negatif.

Stoxx Europe 600 sabah işlemlerinde yüzde 0,85 geriledi.

İngiltere FTSE 100 yüzde 0,44, Fransa CAC 40 yüzde 0,81, Almanya DAX yüzde 0,77 ve İtalya FTSE MIB yüzde 0,98 düştü.

ABD tahvillerindeki satış Avrupa'ya da yayılırken, normal şartlarda güvenli liman kabul edilen Alman devlet tahvilleri de baskı altında kaldı.

Avrupa bankalarında Fransa korkusu

Avrupa'daki satışların merkezinde ise bankalar bulunuyor.

Stoxx 600 Bankacılık Endeksi yüzde 2,2’ye kadar geriledi ve mart ayından bu yana en sert iki günlük düşüşünü kaydetmeye yöneldi.

Bankacılık hisselerindeki baskının temel nedenlerinden biri Fransa tahvil piyasasında devam eden kriz.

Fransa'daki siyasi kilitlenme, hükümetin hedeflerin çok üzerinde seyreden bütçe açığını kontrol altına alma çabalarını zorlaştırıyor.

Devlet tahvillerindeki sert satış sonucunda Fransız şirket tahvillerinin üçte birinden fazlası artık piyasalarda Fransız devletinden daha güvenliymiş gibi fiyatlanıyor.

Bu olağan dışı durum, yatırımcıların Fransa'nın kamu maliyesine yönelik risk algısının ne kadar yükseldiğini gösteriyor.

Piyasa Paris'ten güçlü bir yanıt bekliyor

JB Drax Honore Asya-Pasifik Baş Stratejisti Sean Keane, piyasaların resmi makamlardan güçlü bir müdahale gelene kadar Fransız tahvillerindeki risk primlerini yukarı taşımaya devam edebileceğini düşünüyor.

Keane’e göre Fransa artık küresel yatırımcıların ekranındaki en önemli risklerden biri haline geldi.

Avrupa'nın çözülmesi zor bir dizi yapısal problemle karşı karşıya olduğu ve bu sorunları çözmek için yeterli kurumsal irade veya ortak hareket kapasitesine sahip olmadığı yönündeki algı da piyasadaki baskıyı artırıyor.

Wall Street’in son umudu bilançolar

Bütün bu olumsuzluklara rağmen yatırımcıların bir bölümü ABD hisse senetleri konusunda iyimserliğini koruyor.

Bunun temel nedeni şirket kârlarının güçlü seyretmesi.

FactSet'e göre S&P 500 şirketlerinin üçüncü çeyrek toplam kârlarının yaklaşık yüzde 30 artması bekleniyor.

Bu gerçekleşirse S&P 500 şirketleri üst üste üçüncü çeyrekte yüzde 25'in üzerinde kâr büyümesi kaydetmiş olacak.

Payne Capital Management Kıdemli Servet Danışmanı Courtney Garcia, kârların güçlü kalması ve beklentilerin karşılanması veya aşılması halinde yüksek faizlere rağmen borsa rallisinin devam edebileceğini düşünüyor.

Ancak tahvil faizlerinin 24 yılın zirvesinde, Brent petrolün ise 105 doların üzerinde olduğu bir ortamda bilanço sezonunun taşıması gereken yük giderek ağırlaşıyor.

Kritik denklem: Brent 105 dolar, ABD faizi yüzde 5,35

Küresel piyasaların karşı karşıya olduğu risk zinciri giderek güçleniyor:

Ortadoğu’da savaş riski → petrol fiyatlarında yükseliş → daha yüksek enflasyon → daha fazla Fed faiz artırımı → daha yüksek tahvil getirileri → hisse senetlerinde satış.

Buna Avrupa'daki Fransa kaynaklı kamu borcu ve tahvil piyasası stresi de ekleniyor.

Şirket kârları şimdilik Wall Street için önemli bir destek oluştursa da petrol ve tahvil piyasalarındaki son hareketler yatırımcıların hata payını hızla daraltıyor.

Perşembe günü ABD'de haftalık işsizlik maaşı başvuruları ve PepsiCo bilançosu izlenecek.

Ancak piyasaların asıl odak noktası değişmiş değil: Brent petrol 105 doların üzerinde kalacak mı ve ABD 10 yıllık tahvil faizi daha ne kadar yükselebilir?

CNBC, Bloomberg

Piyasalarda yalnız değilsiniz

Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.

Uzman Desteğine Göz Atın
Paylaş