Dolar/TL47,90
0.08%
Euro/TL55,55
0.31%
Gram Altın6.860,77
0.48%
BIST 10014.082,10
0.64%
Brent Petrol$88,62
0.11%
Gümüş/Ons$65,86
1.16%
Gedik Yatırım
Borsa İstanbul

Borsa İstanbul fon krizinin etkilerini atlatamıyor: Faiz kararına güven bunalımı gölgesi

Borsa İstanbul fon krizinin etkilerini atlatamazken gözler TCMB'nin faiz kararında. TEPAV, Caner Özdurak ve Atilla Yeşilada neden faiz indiriminin ertelenmesini istiyor?

21 Ekim 2026

Borsa İstanbul fon krizinin etkilerini atlatamıyor: Faiz kararına güven bunalımı gölgesi

Borsa İstanbul'da dört günlük düşüşün ardından gelen yüzde 3,22'lik yükseliş, fon krizinin yarattığı belirsizlikleri ortadan kaldırmadı. Piyasalar 22 Ekim'de açıklanacak Merkez Bankası faiz kararına odaklanırken, ekonomistler ve TEPAV, finansal istikrar risklerine dikkat çekiyor. Atilla Yeşilada da enflasyon beklentileri ve rezervlerdeki gerileme nedeniyle TCMB'nin faiz indirimini ertelemesi gerektiğini savunuyor.

Borsada tepki yükselişi güven sorununu çözmedi

Borsa İstanbul'da dün yaşanan yüzde 3,22'lik yükselişe rağmen yatırım fonları etrafında gelişen krizin etkileri sürüyor. Endekslerde son haftalarda yaşanan sert satışlar, yatırımcıların risk iştahını ve piyasalara duyduğu güveni olumsuz etkiliyor.

BIST 100 endeksi, mayıs ayında gördüğü 15 bin puanın üzerindeki seviyelerden önemli ölçüde uzaklaşmış durumda. Dolar bazında son 16 ayın en düşük seviyelerinde seyreden borsada yatırımcıların odağı, 22 Ekim Perşembe günü açıklanacak Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) faiz kararına çevrildi.

Piyasa beklentileri, politika faizinin 100 baz puan indirilerek yüzde 37'den yüzde 36'ya çekilmesi yönünde yoğunlaşıyor. Ancak ekonomistler, yalnızca enflasyon verilerinin değil, fon krizinin yarattığı güven kaybının ve finansal kırılganlıkların da dikkate alınması gerektiğini belirtiyor.

TEPAV: Fon krizi olmasaydı 200 baz puan indirim mümkün olabilirdi

Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV), yayımladığı Para Politikası Değerlendirme Notu'nda, fon krizinin para politikası üzerindeki etkilerine dikkat çekti.

TEPAV'a göre fon krizi yaşanmasaydı TCMB'nin politika faizini 200 baz puan indirerek yüzde 35'e çekmesi mümkün olabilirdi. Ancak mevcut belirsizlikler nedeniyle faizin yüzde 37 seviyesinde sabit tutulması daha uygun bir seçenek olarak değerlendiriliyor.

Raporda, enflasyon hedefindeki yukarı yönlü revizyon ve eylül ayı enflasyon verilerinin faiz indirimi için alan oluşturduğu kabul ediliyor.

Buna karşılık kasım ve aralık aylarında baz etkisi nedeniyle yıllık enflasyondaki iyileşmenin durabileceği belirtiliyor. TCMB'nin 2027 yıl sonu için belirlediği yüzde 15'lik enflasyon hedefine ulaşmanın da güç olduğu vurgulanıyor.

TEPAV'ın değerlendirmesi, para politikasında yalnızca mevcut enflasyon verilerine değil, finansal piyasalardaki güven ortamına da önem verilmesi gerektiğine işaret ediyor.

Caner Özdurak: Faiz indirimi sanayinin nakit sıkışıklığını çözemez

Doç. Dr. Caner Özdurak, mevcut ekonomik koşullarda kâğıt üzerinde faiz indirimi için alan bulunsa da Türkiye ekonomisinin yeterli istikrara sahip olmadığını söyledi.

Özdurak, faizlerin sabit tutulması gerektiğini belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:

“Hâlâ kırılganlık varken, hâlâ bir carry trade hikâyesi varken faiz sabit bırakılmalı. İndiği anda hemen kredi çekip yatırım yapacak bir sanayi yok. Sanayinin finansal piyasalarla kesişiminin yarattığı nakit sıkışıklıkları faiz indirimiyle çözülemez.”

Borsa İstanbul'daki sorunların yalnızca faiz politikasıyla giderilemeyeceğini savunan Özdurak, makroekonomik strateji ile köklü şirketlerin ihtiyaçları arasındaki uyumsuzluğa dikkat çekti.

Finansal piyasalarda alternatif yatırım ürünlerinin eksikliğinin de önemli bir sorun olduğunu belirten Özdurak, halka arzların kapsamlı biçimde değerlendirilmesi ve borsa için yeni bir büyüme hikâyesi oluşturulması gerektiğini ifade etti.

Özdurak'a göre yapısal sorunlar çözülmeden faiz indirimine dayanarak piyasalarda kalıcı toparlanma beklemek gerçekçi değil.

Emre Şirin: Öncelikle belirsizlik giderilmeli

Ekonomist Emre Şirin ise 200 baz puanlık faiz indiriminin borsada bir miktar rahatlama sağlayabileceğini, ancak asıl önceliğin ekonomik belirsizliklerin giderilmesi olduğunu belirtti.

Şirin, enflasyon ve döviz kuru politikalarına ilişkin eleştirilerini şu sözlerle dile getirdi:

“Gerçek enflasyon, gerçek dolar kuru açıklansa, bırakın faiz indirmeyi, artırmaları gerekir. Ama hiçbir tarafta doğru adım atmayıp sadece faizi yukarıda tutmak herkese daha fazla zarar veriyor.”

Şirin'in değerlendirmesi, yüksek faizlerin tek başına ekonomik sorunları çözmeye yeterli olmadığı ve para politikasının diğer ekonomi politikalarıyla birlikte ele alınması gerektiği görüşünü öne çıkarıyor.

Atilla Yeşilada: TCMB faiz indirmesin

Ekonomist Atilla Yeşilada ise Merkez Bankası'nın ekim toplantısında faiz indirimine gitmemesi gerektiğini savunuyor.

Yeşilada, Türkiye'de para politikası kararlarında yapılması gerekenlerle fiilen alınması beklenen kararlar arasında sık sık farklılıklar bulunduğunu belirterek şunları söyledi:

“Türk merkez bankacılığında 'olması gereken' ile 'olacak olan' arasında hep farklar bulunur. Bu toplantı da kesinlikle bunlardan biri. Bana göre Merkez Bankası'nın faiz indirimini ertelemesi için en az dört neden var. Ancak büyük olasılıkla bunu yapmayacak.”

Yeşilada'ya göre faiz indirimini ertelemek için öne çıkan nedenlerin başında enflasyon beklentilerinin hâlâ yüksek olması geliyor.

Enflasyon beklentileri hâlâ katı

Yeşilada, eylül ayı enflasyon verilerinin görece olumlu olmasına rağmen beklentilerde yeterli iyileşme görülmediğine dikkat çekti.

“Eylül ayı enflasyon verileri görece olumluydu, velakin enflasyon beklentileri hâlâ taş gibi katı. TCMB'nin faiz indirimine gitmeden önce benzer yönde birkaç veri daha görmeyi beklemesi, şahin bir mesaj verebilir.”

Yeşilada'ya göre Merkez Bankası'nın sabırlı davranması, olumlu enflasyon gerçekleşmelerinin beklentileri iyileştirdiği, beklentilerdeki düzelmenin de fiyatlama davranışlarını değiştirdiği olumlu bir döngünün başlamasına yardımcı olabilir.

Ekonomik faaliyetin görece yavaşlaması da böyle bir sürecin oluşması için uygun koşullar yaratıyor.

Şirketlerin 12 ay sonrasına ilişkin enflasyon beklentilerinin eylül ayında yüzde 32,5 seviyesinde bulunduğunu hatırlatan Yeşilada, bu oranın resmi hedeflerden önemli ölçüde uzak olduğuna dikkat çekti.

TCMB'nin 2027 yıl sonu tüketici enflasyonu hedefi yüzde 15 iken, bütçede aynı yıl için yüzde 21'lik enflasyon öngörülüyor.

Yeşilada, ekim ayına ilişkin sektörel enflasyon beklentisi anketlerinin de para politikası açısından önemli sinyaller vereceğini belirtti.

Fon skandalı henüz sona ermedi

Yeşilada'nın faiz indirimine karşı çıkmasının bir diğer nedeni, yatırım fonları etrafında gelişen krizin henüz tamamen sona ermemiş olması.

Fon skandalının para politikası açısından iki yönlü etkisi bulunabileceğini belirten Yeşilada, finansal bulaşma endişelerinin sürdüğü bir ortamda faiz indiriminin piyasalara bir ölçüde rahatlama sağlayabileceğini kabul ediyor.

Ancak bu olası kısa vadeli yararın, finansal istikrar üzerindeki risklerle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.

Fon piyasasındaki tasfiye süreci ve yatırımcı güvenine ilişkin belirsizlikler devam ederken, faiz indiriminden kaynaklanabilecek yeni döviz talebinin de dikkate alınması gerekiyor.

TCMB rezervlerindeki gerileme uyarı veriyor

Yeşilada'nın dikkat çektiği bir diğer gelişme, Merkez Bankası rezervlerinde yeniden başlayan düşüş.

9 Ekim'de sona eren haftada artış gösteren rezervlerin, takip eden haftanın dört işlem gününde gerilediği görülüyor.

Bu dönemde brüt rezervlerde yaklaşık 2,4 milyar dolar, TCMB'nin net dış varlıklarında ise 4,7 milyar dolarlık düşüş yaşandı.

Bununla birlikte gerilemenin bir bölümünün altın fiyatlarındaki yüzde 1'lik düşüşten kaynaklandığı belirtiliyor.

Yeşilada'ya göre rezervlerdeki bu hareket, faiz indirimi öncesinde daha temkinli davranılması gerektiğine işaret ediyor.

“Finansal istikrar açısından da bir süre daha beklemek ve rezervlerde daha güven verici bir toparlanma görmek mantıklı olacaktır.”

Faiz kararı öncesinde güven ve istikrar tartışması

TCMB'nin 22 Ekim'de açıklayacağı faiz kararı, yalnızca politika faizinin kaç baz puan değişeceği açısından değil, Merkez Bankası'nın finansal istikrar ve enflasyonla mücadele konusundaki yaklaşımı bakımından da önem taşıyor.

Piyasanın ağırlıklı beklentisi 100 baz puanlık indirim yönünde olsa da TEPAV ve bazı ekonomistler, fon krizinin yarattığı belirsizlikler nedeniyle beklemenin daha doğru olacağını savunuyor.

Ekonomistler arasında faiz politikasının nasıl şekillenmesi gerektiği konusunda farklı görüşler bulunsa da ortak tartışma, Türkiye ekonomisindeki güven sorununun yalnızca faiz indirimiyle çözülüp çözülemeyeceği üzerinde yoğunlaşıyor.

Borsa İstanbul'daki sert değer kayıpları, fon piyasasındaki tasfiye süreci, enflasyon beklentilerinin yüksek seyri ve rezervlerdeki gerileme, TCMB'nin kararını daha da kritik hale getiriyor.

Piyasalar şimdi Merkez Bankası'nın faiz kararının yanı sıra karar metninde enflasyon, döviz kuru ve finansal istikrara ilişkin vereceği mesajları bekliyor.

Güldem Atabay ve Atilla Yeşilada tarafından kaleme alınan GADT Raporlarına abone olmak ister misiniz?

Bize e-mail atın: istanbulanalytics@gmail com

Raporlar ücretlidir, yatırım önerisi içermez.

Piyasalarda yalnız değilsiniz

Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.

Uzman Desteğine Göz Atın
Paylaş

İlgili Haberler