Dolar/TL47,90
0.08%
Euro/TL55,55
0.31%
Gram Altın6.860,77
0.48%
BIST 10014.082,10
0.64%
Brent Petrol$88,62
0.11%
Gümüş/Ons$65,86
1.16%
Gedik Yatırım
Gündem

Babacan’dan fon krizi çıkışı: Şimşek müdahale etmeye çalıştı ama sistem içinde gücü çok zayıf

Ali Babacan, fon krizinin kötü yönetimden kaynaklandığını savundu. Şimşek’in müdahale etmeye çalıştığını ancak sistem içindeki gücünün zayıf olduğunu söyledi.

26 Eylül 2026

Babacan’dan fon krizi çıkışı: Şimşek müdahale etmeye çalıştı ama sistem içinde gücü çok zayıf

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, fon ve sermaye piyasalarında yaşanan krizin mevzuat eksikliğinden değil, kötü yönetim ve denetim mekanizmalarının zamanında işletilmemesinden kaynaklandığını savundu. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in sorunlara müdahale etmeye çalıştığını belirten Babacan, “Mehmet Bey’in sistem içindeki durumu çok zayıf. Bu işlere müdahale edecek gücü kuvveti yok” dedi.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Fatih Altaylı’nın programında fon soruşturması ve sermaye piyasalarında yaşanan gelişmeleri değerlendirdi.

Uzun yıllar ekonomi yönetiminde görev yapan Babacan, mevcut Sermaye Piyasası Kanunu’nun yaşanan sorunları önlemek açısından yeterli olduğunu savunurken, asıl problemin mevzuatın uygulanması ve düzenleyici kurumların yönetiminde olduğunu söyledi.

Babacan, 2012 sonunda çıkarılan yeni Sermaye Piyasası Kanunu’nun 2013 yılında uygulamaya girdiğini hatırlatarak, o dönemde SPK kadrolarının da yenilendiğini söyledi.

2018 sonrasında ise bağımsız kurumların siyasi etkiden uzak hareket etme kapasitesinin zayıfladığını öne sürdü.

“Mevzuatta sorun yok, sorun kadrolarda”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın gerektiğinde mevzuat değişikliğine gidilebileceği yönündeki açıklamalarını değerlendiren Babacan, yeni bir yasaya ihtiyaç olmadığını savundu.

Babacan’a göre mevcut Sermaye Piyasası Kanunu, piyasadaki usulsüzlükleri önlemek ve gerekli denetimleri yapmak için yeterli araçları sağlıyor.

Temel problemin kuralları uygulayacak kadrolar olduğunu belirten Babacan, sağlam bir mevzuatın yanlış veya yetersiz uygulamayla işlevsiz hale gelebileceğini söyledi.

Yaşananları “tamamen kötü yönetim” olarak nitelendiren Babacan, sermaye piyasalarında güvenin yeniden sağlanabilmesi için kurumsal yapıda değişikliğe ihtiyaç olduğunu savundu.

“SPK yönetimi değişmeli”

Babacan, fon krizinin ardından Sermaye Piyasası Kurulu’nun yönetiminin de değiştirilmesi gerektiğini söyledi.

Kurum yöneticilerinin herhangi bir suç işleyip işlemediğinden bağımsız olarak piyasa güveninin yeniden tesis edilmesi gerektiğini belirten Babacan, bu ölçekte bir sorun yaşandıktan sonra aynı kadrolarla devam edilmesinin doğru olmayacağını savundu.

Babacan, “Kadro değişmeden güveni tekrar sağlamak mümkün değil” dedi.

Babacan: Şimşek’in sistem içindeki durumu çok zayıf

Babacan’ın açıklamalarındaki en dikkat çekici başlıklardan biri Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e ilişkin değerlendirmeleri oldu.

Babacan, Şimşek’in sermaye piyasalarında yaşanan sorunlardan haberdar olmamasının mümkün olmadığını söyledi.

Ancak sorumluluk tartışmasında Şimşek’in Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi içindeki hareket alanıyla ilgili bir ayrım yaptı.

Babacan’a göre Şimşek sorunları gördü ve müdahale etmeye çalıştı ancak bunu gerçekleştirecek siyasi ve idari güce sahip değildi.

Babacan şöyle konuştu:

“Mehmet Bey’in sistem içindeki durumu çok zayıf. Yani bu işlere müdahale edecek gücü kuvveti yok. Öyle bir imkânı yok.”

Babacan, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde temel yetkinin Cumhurbaşkanı’nda toplandığını savunarak, fon krizinin çözümü için de en üst düzeyde siyasi iradeye ihtiyaç olduğunu söyledi.

Kendisinin Şimşek’in yerinde olması halinde nasıl davranacağı sorusuna ise “Ya bunlar olmazdı ya da ben çoktan ayrılmış olurdum” yanıtını verdi.

Fon krizi için özel görev gücü önerisi

Babacan, krizin yönetimi için yalnızca savcılık ve mahkeme süreçlerinin yeterli olmayacağını savundu.

Yargının olası suçları soruşturacağını ancak finansal krizin yönetimi ve tasfiye sürecinin teknik uzmanlık gerektirdiğini belirten Babacan, özel bir “görev gücü” oluşturulmasını önerdi.

Babacan’a göre sermaye piyasaları ve bankacılık konusunda uzman 7-8 kişilik, tam yetkili bir ekip kurulmalı.

Bu ekibin görevi hem mevcut krizi yönetmek hem de sorunlu fonların tasfiye sürecine çözüm üretmek olmalı.

Devlet Denetleme Kurulu’na çağrı

Babacan, özel görev gücünün yanı sıra Devlet Denetleme Kurulu’nun da devreye girmesi gerektiğini söyledi.

DDK’nın geçmiş dönemde yaşananları, olası ihmalleri ve kurumsal sorumlulukları incelemesini öneren Babacan, özel görev gücünün ise eş zamanlı olarak mevcut krizin yönetimine yoğunlaşması gerektiğini savundu.

İki sürecin birbirinden ayrılması gerektiğini belirten Babacan, geçmişe dönük incelemelerin uzun sürebileceğine dikkat çekti.

Yatırımcıların karşı karşıya kaldığı sorunların çözümünün ise bu incelemelerin tamamlanmasını beklememesi gerektiğini söyledi.

“İyi yönetilirse kriz izole edilebilir”

Babacan, fon krizinin büyüklüğüne ilişkin kamuoyunda farklı rakamların bulunduğunu belirterek, 15 ila 25 milyar dolar arasında bir büyüklüğün konuşulduğunu söyledi.

Türkiye’deki toplam fon büyüklüğünün yaklaşık 200 milyar dolar olduğunu ifade eden Babacan, sorunun doğru yönetilmesi halinde finansal sistemin geneline yayılmadan izole edilebileceğini savundu.

Ancak kötü yönetim halinde güven kaybının diğer yatırım fonlarına, Borsa İstanbul’a ve sorunla ilgisi bulunmayan sağlıklı şirketlere de yayılabileceği uyarısında bulundu.

Babacan hisselerin nasıl şişirilebileceğini anlattı

Babacan, düşük işlem hacmine sahip hisselerde manipülatif fiyat hareketlerinin nasıl ortaya çıkabileceğini de anlattı.

Az sayıdaki yatırımcının kendi aralarında giderek daha yüksek fiyatlardan işlem yapması durumunda bir hissenin piyasa fiyatının yapay biçimde yükseltilebileceğini belirten Babacan, mevcut sistemde bu tür hareketlerin öncelikle Borsa İstanbul tarafından tespit edilmesi gerektiğini söyledi.

Şüpheli işlemlerin daha sonra SPK’ya bildirilmesi, gerekli görülmesi halinde de savcılığa suç duyurusunda bulunulması gerektiğini ifade etti.

Babacan’a göre mevcut mekanizma bunun için yeterli ancak sorun, denetim zincirinin zamanında çalıştırılmamasıyla büyüdü.

“Yatırımcıların zararı kamu kaynağıyla ödenmemeli”

Babacan, yaklaşık 455 bin yatırımcının yaşadığı mağduriyetin çözülmesi gerektiğini ancak bunun doğrudan bütçe kaynaklarıyla yapılmasına karşı olduğunu söyledi.

Bankalardaki mevduattan farklı olarak yatırım fonlarında devlet garantisi bulunmadığını hatırlatan Babacan, yatırımcı zararlarının toplumun tamamına yüklenmemesi gerektiğini savundu.

Babacan, sorumluların mal varlıklarının tespit edilmesi ve yatırımcı zararlarının mümkün olduğunca bu kaynaklardan karşılanması gerektiğini belirterek şu ifadeyi kullandı:

“Parayı kim çaldıysa onun ensesinden yakalayıp getirip çatır çatır tahsil etmek lazım.”

Fon krizine TMSF modeli

Babacan, geçmişte sorunlu bankaların varlıklarının tahsil edilmesinde kullanılan Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu modelinin fon krizi için de örnek alınabileceğini söyledi.

TMSF bünyesinde yalnızca bu dosyayla ilgilenecek ayrı bir yapı kurulabileceğini belirten Babacan, alternatif olarak yeni bir düzenlemeyle özel yetkili bir tahsilat mekanizmasının oluşturulabileceğini ifade etti.

Gerekli yasal düzenlemelerin TBMM’de kısa sürede çıkarılabileceğini savunan Babacan, sorumluların Türkiye’de ve yurtdışında bulunan varlıklarının takip edilmesi gerektiğini söyledi.

Bu nedenle yalnızca yargı yetkisine değil, mali ve teknik yetkilere de sahip özel bir yapıya ihtiyaç bulunduğunu ifade etti.

Erdoğan’a “kimsenin gözünün yaşına bakılmamalı” çağrısı

Babacan, soruşturmanın siyasi veya kişisel bağlantılar dikkate alınmadan yürütülmesi gerektiğini de söyledi.

Fonlarla bağlantılı işlemlerden doğrudan veya dolaylı menfaat sağlayan herkesin araştırılması gerektiğini savunan Babacan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a da süreçte “kimsenin gözünün yaşına bakılmaması” çağrısında bulundu.

Babacan’ın yaklaşımına göre kriz yönetiminin iki ayrı ayağı bulunmalı: Bir tarafta geçmişteki işlemleri, ihmalleri ve olası suçları araştıran kapsamlı bir inceleme; diğer tarafta ise yatırımcı mağduriyetini ve piyasalardaki güven kaybını sınırlamaya odaklanan teknik bir kriz yönetimi.

KARAR

Piyasalarda yalnız değilsiniz

Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.

Uzman Desteğine Göz Atın
Paylaş