Dolar/TL49,83
0.06%
Euro/TL55,59
0.02%
Gram Altın6.465,35
0.34%
BIST 10011.165,44
0.13%
Brent Petrol$110,86
0.70%
Gümüş/Ons$52,63
1.93%
Gedik Yatırım
Gündem

ANALİZ: Avrupa’da yükselen gençlik isyanı Türkiye’yi de etkiler mi? Erdoğan ve Bahçeli’den sokak uyarısı

Avrupa’da büyüyen gençlik protestoları Türkiye’ye yayılır mı? Erdoğan ve Bahçeli’nin uyarıları, ekonomik kriz ve toplumsal muhalefet tartışılıyor.

29 Ekim 2026

ANALİZ: Avrupa’da yükselen gençlik isyanı Türkiye’yi de etkiler mi? Erdoğan ve Bahçeli’den sokak uyarısı

Avrupa’nın birçok ülkesinde hayat pahalılığı, eğitim sorunları, sosyal eşitsizlik ve hükümet politikalarına karşı yükselen gençlik protestoları Türkiye’de de siyasi tartışmaların gündemine girdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MHP lideri Devlet Bahçeli’nin açıklamaları, iktidarın Avrupa’daki toplumsal hareketlerin Türkiye’ye sıçrama ihtimalini yakından izlediğini gösteriyor. Dünya Sosyalist Web Sitesi (WSWS) ise Türkiye’de ekonomik sıkıntıların ve demokratik haklara ilişkin tartışmaların geniş çaplı toplumsal protestolara zemin hazırlayabileceğini savunuyor.

Erdoğan: Türkiye sokaktan teslim alınacak bir ülke değildir

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 26 Ekim tarihli Kabine toplantısının ardından yaptığı açıklamada Avrupa’da yaşanan protestolara gönderme yaparak Türkiye’de benzer girişimlere karşı sert bir mesaj verdi.

Erdoğan, bazı Avrupa ülkelerindeki gelişmelerden cesaret alarak Türkiye’de benzer hareketlerin ortaya çıkmasını bekleyenlere seslendi:

“Türkiye sokakta bulunmuş bir ülke değildir, sokağa teslim edilecek bir ülke de değildir.”

Cumhurbaşkanı'nın açıklaması, Avrupa’da gençlerin öncülük ettiği protestoların Türkiye’de de benzer bir toplumsal hareketi tetikleyip tetiklemeyeceği tartışmalarının yaşandığı bir döneme denk geldi.

Erdoğan aynı konuşmasında basın özgürlüğü gerekçesiyle düzenlenen protestolara da tepki gösterdi.

Muhalif medya kuruluşlarına yönelik uygulamaları protesto edenleri eleştiren Erdoğan, Türkiye’nin demokratik ülkelerde olduğu gibi karanlık ilişkiler üzerinden kendisine karşı operasyon yapılmasına izin vermeyeceğini söyledi.

WSWS, Erdoğan’ın bu açıklamalarını toplumsal muhalefete yönelik bir uyarı olarak değerlendirirken, iktidarın ekonomik ve demokratik talepler karşısında güvenlik politikalarını ön plana çıkardığını ileri sürdü.

Bahçeli'den gençlere Fransa uyarısı

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de 13 Ekim’de yaptığı açıklamada Fransa’da başlayan gösterilerin Avrupa genelinde yayılabileceği uyarısında bulundu.

Bahçeli, Fransa’daki protestoların daha geniş kitleleri harekete geçirme potansiyeli taşıdığını ve gösterilerin Avrupa’da dalgalar halinde yayılabileceğini belirtti.

Gençlere seslenen Bahçeli, Fransa’daki gelişmelerin örnek alınmaması gerektiğini savunarak Batı emperyalizminin etkisine karşı dikkatli olunması çağrısı yaptı.

İktidar ortaklarının açıklamaları, Avrupa’da yaşanan gelişmelerin yalnızca dış politika açısından değil, Türkiye’nin iç siyasi dengeleri bakımından da takip edildiğine işaret ediyor.

Avrupa'da gençlik protestoları işçi hareketleriyle birleşiyor

WSWS’nin değerlendirmesine göre Fransa, Belçika, İtalya, İspanya, Portekiz, Yunanistan, İrlanda, Arnavutluk ve Sırbistan’da lise ve üniversite öğrencilerinin öncülüğünde gelişen protestolar, giderek işçi hareketleriyle birleşiyor.

Protestoların ortak gündeminde hayat pahalılığı, konut fiyatları, eğitim sistemindeki sorunlar, sosyal harcamalardaki kesintiler ve hükümetlerin savunma bütçelerini artırması bulunuyor.

Avrupa’da kasım ayında milyonlarca çalışanı kapsayabilecek grevler ve ulusal eylem günleri planlandığı belirtiliyor.

WSWS, yaşananları yalnızca geçici bir protesto dalgası olarak değil, ekonomik eşitsizliklerin ve savaş politikalarının derinleştirdiği sınıfsal bir çatışmanın işareti olarak yorumluyor.

Kuruluşa göre Avrupa hükümetlerinin askeri harcamaları artırırken eğitim, sağlık, emeklilik ve sosyal yardımlarda tasarrufa yönelmesi, özellikle gençler arasında hoşnutsuzluğu büyütüyor.

Ancak Avrupa ülkelerindeki protestoların kapsamı ve siyasi hedefleri farklılık gösteriyor. Dolayısıyla bütün gösterileri tek bir siyasi hareketin parçası olarak değerlendirmek tartışmalı bir yaklaşım.

Türkiye'de ekonomik koşullar protestoları tetikleyebilir mi?

WSWS analizinin merkezinde, Avrupa’daki toplumsal hoşnutsuzluğun arkasındaki ekonomik koşulların Türkiye’de de mevcut olduğu görüşü bulunuyor.

Yüksek enflasyon, konut ve kira maliyetleri, genç işsizliği, gelir dağılımındaki bozulma ve eğitim harcamaları Türkiye’de geniş kesimlerin karşı karşıya bulunduğu sorunlar arasında.

Analizde Türkiye İstatistik Kurumu verilerine atıfla eylül ayında yıllık enflasyonun yüzde 29,7 olduğu belirtiliyor.

Eğitim fiyatlarındaki artışın özellikle dikkat çekici olduğu, yükseköğretim harcamalarında bir ayda yüzde 26’ya ulaşan fiyat artışları yaşandığı ifade ediliyor.

DİSK Araştırma Merkezi'nin hesaplamalarına göre ise 28 bin 75 liralık net asgari ücretin satın alma gücü yılın ilk dokuz ayında 6 bin 828 lira eridi.

Aynı hesaplamada asgari ücretin açlık sınırının 9 bin 725 lira altında kaldığı ileri sürülüyor.

Bu rakamlar, WSWS’nin analizinde kullanılan verilerdir ve bağımsız olarak doğrulanmış güncel göstergeler olarak değerlendirilmemelidir.

Gençlerin iş ve eğitim dışında kalması önemli bir risk

Türkiye açısından dikkat çekilen bir başka gösterge, ne eğitimde ne de istihdamda bulunan gençlerin sayısı.

WSWS’nin aktardığı verilere göre 2025’in son çeyreğinde 15-34 yaş grubundaki 24,1 milyon kişinin yaklaşık 6,5 milyonu ne eğitimde ne de istihdamda yer alıyordu.

Bu tablo, genç nüfusun önemli bir bölümünün ekonomik bağımsızlık kazanmakta zorlandığını gösteren yapısal sorunlara işaret ediyor.

İşsizlik, düşük ücretler ve yüksek konut maliyetleri, özellikle büyükşehirlerde gençlerin gelecek beklentilerini olumsuz etkileyebiliyor.

Analizde, ekonomik sorunların demokratik haklar ve siyasi temsil tartışmalarıyla birleşmesinin geniş çaplı toplumsal hareketlerin ortaya çıkma ihtimalini artırabileceği savunuluyor.

Bununla birlikte ekonomik memnuniyetsizliğin mutlaka kitlesel protestoya dönüşeceğini söylemek mümkün değil. Siyasi örgütlenme, toplumsal beklentiler ve hükümetlerin vereceği yanıtlar da belirleyici olacak.

2027 bütçesinde savunma harcamaları tartışması

WSWS, Türkiye’nin 2027 bütçe tercihlerini de toplumsal gerilimlerin olası nedenleri arasında gösteriyor.

Analize göre savunma, iç güvenlik ve faiz ödemelerine ayrılan toplam kaynak; eğitim, merkezi yönetim sağlık harcamaları ve sosyal yardımlara ayrılan tutarı aşıyor.

Kuruluş, bu bütçe dağılımını hükümetin güvenlik ve finansman önceliklerini sosyal harcamaların önüne koyduğu şeklinde yorumluyor.

Bununla birlikte söz konusu harcama kalemlerinin kapsamı farklı olduğundan, bütçe karşılaştırmasının ayrıntılı olarak incelenmesi gerekiyor.

WSWS ayrıca Türkiye’nin NATO ile ilişkilerini ve Suudi Arabistan ile Pakistan’ı kapsayan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nı eleştiriyor.

Kuruluşa göre Ankara’nın bölgesel güvenlik politikaları, Türkiye’nin Ortadoğu ve Karadeniz’deki askeri gerilimlere daha fazla dahil olması riskini taşıyor.

İmamoğlu protestoları ve muhalefetin stratejisi

Analizde Türkiye’de geniş katılımlı protestoların en önemli yakın dönem örneklerinden biri olarak Mart 2025’te Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından başlayan gösteriler gösteriliyor.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve CHP’nin cumhurbaşkanı adayı İmamoğlu’nun tutuklanması, başta gençler olmak üzere geniş kesimlerin protestolarına yol açmıştı.

WSWS, bu hareketin zamanla sona ermesinde güvenlik güçlerinin müdahalelerinin yanı sıra muhalefetin protestoları seçim siyaseti çerçevesinde tutma yaklaşımının da etkili olduğunu savunuyor.

Kuruluş, CHP’den ayrılarak Yeni Parti’yi kuran Özgür Özel’in siyasi stratejisini de eleştiriyor.

Analize göre muhalefetin seçimlere odaklanması, toplumsal hareketlerin bağımsız biçimde gelişmesini sınırlıyor.

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın 22 Ekim’de yaptığı açıklama da bu çerçevede değerlendiriliyor.

Özdağ, Avrupa’da gençlerin hayat pahalılığı ve eğitim sorunları nedeniyle polisle karşı karşıya geldiğine dikkat çekerken, Türkiye’de vatandaşların öfkelerini seçim gününe kadar korumalarını istedi.

WSWS ise seçimlere odaklanan bu yaklaşımın toplumsal muhalefetin taleplerini karşılamakta yetersiz kaldığını ileri sürüyor.

DEM Parti ve çözüm sürecine de eleştiri

WSWS’nin değerlendirmesinde yalnızca iktidar değil, DEM Parti ve diğer muhalefet partileri de eleştiriliyor.

Kuruluş, Ankara ile PKK arasında yürütülen müzakere sürecinin Türkiye’de demokratikleşme sağlayacağı yönündeki beklentilere şüpheyle yaklaşıyor.

DEM Parti’nin çözüm sürecine verdiği destek, analizde mevcut siyasi düzenin sınırları içerisinde kalan bir yaklaşım olarak nitelendiriliyor.

Türkiye İşçi Partisi ve Emek Partisi’nin bazı yasal düzenlemelere verdiği destek de aynı çerçevede eleştiriliyor.

Bu değerlendirmeler WSWS’nin sosyalist siyasi perspektifini yansıtıyor. İlgili partilerin kendi politikalarına ilişkin açıklamalarından ayrı tutulması gerekiyor.

Avrupa'daki protestolar Türkiye'ye yayılır mı?

Avrupa’daki gelişmelerin Türkiye üzerindeki etkisini değerlendirirken üç unsur öne çıkıyor:

  • Ekonomik baskılar: Enflasyon, konut maliyetleri ve reel ücretlerdeki aşınma özellikle gençler ve dar gelirli kesimler üzerindeki baskıyı artırıyor.

  • Demokratik haklar: Basın özgürlüğü, yargı süreçleri ve gösteri hakkına ilişkin tartışmalar ekonomik memnuniyetsizlikle birleşebiliyor.

  • Siyasi temsil: İktidar ve muhalefetin toplumsal taleplere vereceği yanıtlar, hoşnutsuzluğun seçim siyasetine mi yoksa sokak protestolarına mı yöneleceğini etkileyebilir.

Erdoğan ve Bahçeli’nin açıklamaları, iktidarın Avrupa’daki gelişmelerin Türkiye’de yaratabileceği siyasi etkilerin farkında olduğunu düşündürüyor.

Ancak Avrupa’daki protestoların Türkiye’ye aynı biçimde yayılacağına ilişkin kesin bir öngörüde bulunmak için yeterli veri bulunmuyor.

WSWS, Türkiye’de işçi sınıfı ve gençliğin bağımsız bir siyasi hareket oluşturması gerektiğini savunurken, çözümü Avrupa ve Ortadoğu ölçeğinde sosyalist bir dönüşümde görüyor.

Bu, kuruluşun ideolojik değerlendirmesi olup Türkiye’deki toplumsal hareketlerin tamamını temsil eden ortak bir siyasi hedef değil.

Sonuç olarak Avrupa’da yükselen gençlik protestoları, Türkiye’de ekonomik koşullar ile demokratik haklar arasındaki ilişkinin yeniden tartışılmasına yol açıyor. İktidarın sokak hareketlerine yönelik sert açıklamaları da bu tartışmanın siyasi önemini artırıyor.

Kaynak: World Socialist Web Site (WSWS) tarafından yayımlanan sosyalist perspektifli analiz temel alınarak hazırlanmıştır. Aktarılan siyasi değerlendirmeler ve tartışmalı iddialar ilgili kaynağa aittir.

ParaAnaliz yayın ilkesi: ParaAnaliz, ulusal öneme sahip konularda farklı görüş ve değerlendirmelere yer vermeyi amaçlar. Yayımlanan görüşler, yayın kurulunun bu görüşleri benimsediği anlamına gelmez.

Güldem Atabay ve Atilla Yeşilada tarafından kaleme alınan GADT Raporlarına abone olmak ister misiniz?

Bize e-mail atın: istanbulanalytics@gmail com

Raporlar ücretlidir, yatırım önerisi içermez.

Piyasalarda yalnız değilsiniz

Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.

Uzman Desteğine Göz Atın
Paylaş

İlgili Haberler