ABD-İran savaşı “sonsuz savaşa” dönüşüyor
ABD ve İran kesin zafer elde edemiyor. Hürmüz, İHA ve füze savaşı çatışmayı ateşkeslerle bölünen uzun süreli bir yıpratma savaşına dönüştürüyor.
14 Ağustos 2026

ABD ile İran arasında yaklaşık altı aydır devam eden savaş, taraflardan hiçbirinin kesin zafer elde edemediği uzun süreli bir yıpratma mücadelesine dönüşüyor. Washington askeri üstünlüğüne rağmen Tahran’ı teslim olmaya zorlayamazken, İran Hürmüz Boğazı, ucuz İHA’lar ve balistik füzeler üzerinden ABD ve müttefiklerine giderek daha yüksek ekonomik ve askeri maliyet yüklüyor. En olası senaryo artık kalıcı barıştan ziyade ateşkeslerle kesintiye uğrayan uzun süreli çatışma olarak görülüyor.
Sekiz ayda ikinci savaş
ABD’nin İran'a karşı doğrudan askeri müdahalesinin ilk perdesi Haziran 2025'teki Operation Midnight Hammer olmuştu. 37 saat süren operasyonda İran'ın uranyum zenginleştirme tesislerine 420 bin pound patlayıcı bırakılmış, Başkan Donald Trump operasyon sonrasında İran'ın nükleer kapasitesinin tamamen yok edildiğini ilan etmişti.
Ancak yalnızca sekiz ay sonra ABD yeniden savaşa döndü. İsrail ile birlikte başlatılan Operation Epic Fury, İran'a yönelik çok daha kapsamlı hava saldırılarına dönüştü ve başlangıçta kısa sürmesi beklenen operasyon yaklaşık altı aydır devam eden bir savaşa evrildi.
Bugünkü tablo, iki ayrı savaştan ziyade ABD ile İran arasında yaklaşık yarım yüzyıllık düşmanlığın yeni ve daha şiddetli bir aşaması olarak değerlendiriliyor.
Askeri başarı stratejik zafere dönüşmedi
ABD yönetiminin temel yanılgılarından biri, askeri ve teknolojik üstünlüğün İran'ı kısa sürede teslim olmaya zorlayacağı beklentisiydi.
Trump yönetimi savaşın dört-altı hafta içinde sonuçlanabileceğini düşünüyordu. Ancak Amerikan ve İsrail saldırılarının İran'ın askeri kapasitesine ağır hasar vermesine rağmen taktik başarılar stratejik bir zafere dönüşmedi.
İran ise ABD ile doğrudan askeri güç yarışına girmek yerine uzun süreli yıpratma savaşına uygun asimetrik bir strateji benimsedi.
Bu yaklaşımın kökleri 1980'lerdeki sekiz yıllık İran-Irak savaşına kadar uzanıyor. Tahran o dönemden bu yana daha güçlü rakiplere karşı ucuz ve konvansiyonel olmayan araçlarla yüksek maliyet yaratmaya dayalı bir caydırıcılık stratejisi geliştiriyor.
İran'ın en büyük silahı Hürmüz oldu
Tahran savaş boyunca ucuz İHA'lar ve balistik füzelerle Ortadoğu'daki askeri üsleri, enerji altyapısını ve diğer hedefleri vurdu. Bu saldırılar ABD ve Körfez ülkelerinin pahalı hava savunma sistemleri üzerindeki baskıyı artırdı.
Ancak savaşın seyrini değiştiren en önemli hamle Hürmüz Boğazı'nın kapatılması oldu.
İran böylece yıllardır sahip olduğu ancak kullanmaya çekindiği stratejik kozunu ilk kez devreye soktu. Hürmüz üzerinden küresel enerji piyasalarına maliyet yükleyebilmesi, İran'ın doğrudan ABD ordusunu yenmesine gerek kalmadan savaşın ekonomik maliyetini dünya çapında artırmasını sağladı.
Bu durum petrol fiyatlarından küresel enflasyona ve Körfez ekonomilerinden Batılı merkez bankalarının para politikalarına kadar uzanan sonuçlar yaratıyor.
Savaş bölgeye yayılıyor
Uzun savaşların karakteristik özelliklerinden biri çatışmanın zaman içinde coğrafi olarak genişlemesi.
ABD-İran savaşı da bu yönde ilerliyor.
İran destekli Husiler Kızıldeniz'deki deniz trafiğini yeniden tehdit ederken, Irak'taki İran yanlısı milisler Körfez ülkelerine füze ve İHA saldırıları düzenliyor. ABD ise yaptırımlı İran petrolünü taşıdığını öne sürdüğü gemilere Hint Okyanusu'na kadar uzanan bölgelerde müdahale ediyor.
Böylece savaş yalnızca İran ve ABD arasında değil, Hürmüz-Körfez-Kızıldeniz-Hint Okyanusu hattına yayılan bir yıpratma mücadelesine dönüşüyor.
İki taraf da kazanamıyor
Savaşın temel açmazı tarafların uyguladığı stratejilerin yenilgiyi önleyebilmesi, fakat zafer getirememesi.
ABD İran'ın füze rampalarını, üretim tesislerini ve komuta merkezlerini bombalayabiliyor. Ancak hava saldırılarıyla Tahran'ı istediği anlaşmayı kabul etmeye zorlayamıyor ve İran'ın zaman içinde askeri kapasitesini yeniden oluşturmasını tamamen engelleyemiyor.
İran ise ABD'ye ve müttefiklerine ciddi ekonomik ve askeri maliyetler yükleyebiliyor. Buna karşılık ABD'yi askeri olarak yenmesi veya gelecekte yeniden saldırıya uğramayacağını garanti etmesi mümkün değil.
Sonuç, iki tarafın da kazanamadığı fakat savaşı sürdürebildiği bir denge.
Ateşkes barış anlamına gelmeyebilir
Bu nedenle önümüzdeki dönemin en olası senaryosu sürekli yüksek yoğunluklu savaş değil.
Çatışmalar zaman zaman durabilir, geçici ateşkesler sağlanabilir ve diplomatik müzakereler yeniden başlayabilir. Ancak temel siyasi sorunlar çözülmediği sürece bu molalar yeni çatışma dönemlerine hazırlık fırsatına dönüşebilir.
Ortaya çıkabilecek “yeni normal”, düşük yoğunluklu çatışmalar, kırılgan ateşkesler, dönemsel füze ve hava saldırıları ve Hürmüz Boğazı'nın tekrar tekrar kapanması olabilir.
ABD'nin mühimmat sorunu, İran'ın ekonomik açmazı
Her iki tarafın da savaşın uzamasından kaynaklanan ciddi sorunları bulunuyor.
İran'ın ekonomisi ağır baskı altında ve savaşın yarattığı fiziksel hasarın yeniden inşası gerekiyor. Amerikan saldırıları İran'ın füze ve İHA stoklarını da aşındırıyor.
ABD açısından ise sorun farklı: Washington pahalı ve üretimi zaman alan uzun menzilli mühimmatlarla hava savunma önleyicilerini hızla tüketiyor. Tercih edilen bazı mühimmat stoklarının giderek azalması, uzun süreli savaşın ABD savunma sanayisi üzerindeki baskısını artırıyor. Amerikan kamuoyunda savaş karşıtı eğilimlerin güçlenmesi de Washington açısından ayrı bir siyasi maliyet yaratıyor.
Buna rağmen henüz taraflardan hiçbiri savaşı sürdüremeyecek noktaya gelmiş değil.
Sonuç: Savaşı silahlar değil diplomasi bitirebilir
ABD ile İran bir noktada yeniden ateşkese ihtiyaç duyabilir. Ancak ateşkes ile savaşın sona ermesi aynı şey değil.
Mevcut askeri denge değişmediği sürece Washington İran'ı bombardımanla teslim alamıyor; Tahran da asimetrik saldırılarla ABD'yi bölgeden çıkaramıyor.
Dolayısıyla mevcut savaşın en tehlikeli özelliği kazanılamadığı halde sürdürülebilir olması.
Tarafların askeri güç kullanarak bu döngüyü kıramayacaklarını kabul etmeleri ve karşılıklı siyasi tavizlere dayanan bir diplomatik çözüm geliştirmeleri gerekiyor. Aksi halde ABD-İran ilişkilerinde önümüzdeki yılların gerçeği barış değil, ateşkeslerle bölünen ve her yeni turda daha maliyetli hale gelen bir “sonsuz savaş” olabilir.
Bloomberg

