Dünya Ekonomisi
Güldem Atabay: Trump dünya tarihinde kırılma noktası yarattı
Trump resmen global bir Ticaret Savaşı başlattı. Dünya ekonomisine yansımalarını Güldem Atabay değerlendirdi

Özgürlük Günü adının içeriğiyle kontrast oluşturduğu gümrük vergisi paketini Başkan Trump dün gece açıkladı. ABD ekonomisinde derinleşen çifte açık derdine çare olarak Trump seçim sürecinde verdiği sözleri tuttu ve ABD’yi yeniden “korumacılık” politikasına geri döndürdü.
Bu 100 sene geriye dönüş tüm ithal mallara ülke ayrımı yapılmaksızın getirilen %10’luk yeni bir gümrük vergisi ile somutlaştı. Trump’ın hedefinde ayrıca ABD ürünlerine karşı en büyük engelleri uyguladığını söylediği yaklaşık 60 ülkenin her biri için özel olarak belirlenmiş daha yüksek ithalat vergileriyle de var. Amerikalı tüketiciler şu anda satın aldıkları pek çok şeyde büyük bir vergi artışıyla karşı karşıya. Enflasyon etkisinden çok ekonomik durgunluk korusu ön planda.
Trump’ın ülkelere özgü karşılıklı gümrük vergileri beklenenden daha yüksek açıklandı. Çeşitli kaynaklara göre ABD’nin ithalat ağırlıklı ortalama gümrük vergisinin %20-25 arasına yükseldiğini ve manşet %10’un da doğal olarak çok üzerinde olduğunu görüyoruz. Genel olarak bakıldığında, Kanada ve Meksika bu son dalgayı hafif atlatırken, başta Çin ve Vietnam olmak üzere Asya’daki ülkeler ağır darbe aldı. Avrupa Birliği ve Japonya ise ortada bir yerde duruyor. Türkiye ise ortalama altında kalarak bir anlamda korunmuş.
Trump listesinde Belarus ve Rusya’nın yokluğu ise ayrıca dikkat çekici.
- Trump %10’luk bir gümrük vergisi taban çizgisi açıkladı. Yeni oranlar yaklaşık 100 ülkeyi etkileyecek ve bunlardan 60’ı daha yüksek ithalat vergileriyle karşı karşıya kalacak.
- ABD, İngiltere’ye %10, AB’ye ise %20 gümrük vergisi uygulayacak.
- Daha yüksek karşılıklı tarifelerle karşılaşacak ülkeler arasında Çin (%34), Vietnam (%46), Tayland (%36), Kamboçya (%49) ve Japonya (%24) yer alıyor.
- Trump ayrıca tüm yabancı menşeli otomobillere %25 gümrük vergisi getirdi.
- Kanada ve Meksika bugünkü yeni gümrük tarifelerine dahil edilmedi. Beyaz Saray, her iki ülkeyle de önceki kararnamelerde belirlenen çerçeveyi kullanarak anlaşacaklarını söyledi. Trump daha önce bu tarifeleri %25 olarak belirlemiş, ancak bazı muafiyetler ve gecikmeler ilan etmişti.
Trump’a göre gümrük vergileri Amerikalıların “kazıklanmasını” önleyecek, ulusal borcu ödeyecek ve ABD imalatını yeniden canlandıracak. Fitch Ratings’e göre gümrük vergileri sadece ABD ekonomisi için değil, küresel ekonomi için de oyunun kurallarını değiştirecek bir adım. Beraberinde de muhtemelen birçok ülke ekonomik durgunluğa girecek.
Tokyo, Trump’ın gümrük vergilerinin DTÖ kurallarına ve Japonya-ABD anlaşmasına aykırı olabileceğini söyledi bile.
%10 baz gümrük vergisinin üzerine ülkelere göre değişen vergi oranlarının nasıl belirlendiği uzunca tartışılacak. James Surowiecki’den alıntılayalım:
“Açıklandığı gibi aslında tarife oranlarını ve tarife dışı engelleri hesaplamamış görünüyorlar. Bunun yerine, her ülke için o ülkeyle olan ticaret açığımızı alıp ülkenin bize yaptığı ihracata bölmüşler. Yani Endonezya ile 17,9 milyar dolar ticaret açığımız var. Bize ihracatı ise 28 milyar dolar. 17.9$/28$ = %64, ki Trump Endonezya’nın bize uyguladığı gümrük vergisi oranının bu olduğunu iddia ediyor. Bu ne kadar olağanüstü bir saçmalık. Trump’ın danışmanları gümrük vergisi oranını hesaplarken sadece mal ticaretindeki açığı kullandılar. Yani dünya ile hizmet ticaretinde fazla veriyor olsak da, Trump’a göre bu ihracatlar sayılmıyor.”
Dolayısıyla, Trump’ın “Liberation Day” adımlarını rasyonel bir şekilde anlamlandırmaya çalışmak imkânsız. Daha çok ABD ve dünya ekonomisine olası etkilerini tartışıyor olacağız. Hemen ilk akla gelenler arasında, Apple, Amazon ve küresel tedarik zincirlerine bağımlı diğer teknoloji şirketlerinin Trump’ın ticaret politikalarından en çok zarar görecekler arasında oluşu var. Bazı yazılım firmalarının ise fayda sağlaması bekleniyor.
Yatırımcılar ekonomik durgunlukla sonuçlanacak küresel bir ticaret savaşı tehdidinden endişe duymaya başladıkça piyasalar hemen tepki vermeye başladı. İthalat tarifesi açıklamalarının ardından S&P vadeli işlemleri %3, Nasdaq vadeli işlemleri ise %4 düşüş vardı. Hisse senedi vadeli işlemleri Trump göreve geldiğinden bu yana %10 civarında düştü. Başkan zaten uzun vadeli refah için ABD halkından kısa vadede sabır telkin ediyor. Tabi bu sözleri borsalardan çok gümrük vergisi rejimine dönmekle yaşanacak ekonomik yavaşlama ve enflasyon nedeniyle sarf ediyor.
İlk gözlemlere göre ortalama gümrük vergisinin %20-25 aralığına çıkması ABD’de enflasyonu güçlendirerek tahvil piyasasına baskı yapacak. Ancak baskın tepki, tüm bunların ekonomik faaliyetler açısından ne anlama geldiğine dair artan endişe. Durgunluk senaryosu da tahvil faizlerine tam ters yönde baskı yapıyor. 10 yıllık ABD tahvili getirisi için bir taban olarak %4 görünüyor. Bu tabanın %3,5 seviyesine doğru düşmesi de mümkün. Daha düşük olması için daha büyük bir resesyon riskine sahip olmamız gerekir. Henüz tam anlamıyla resesyona girilmemiş olsa da gidişat bu yönde.
Genel piyasa açısından çizilen resim sonuç olarak oldukça olumsuz.
Dolayısıyla önümüzdeki günlerde tahvil piyasasında da hisse senedi tarafına da daha fazla düşüş beklemek gerçekçi. Ancak aslında ekonomiye etkileri açısından henüz bir sis perdesi hâkim. Fiyatlamalar artan durgunluk riskini yansıtırken gümrük tarifelerinin bir kırılma noktası olarak almak gerekli. Tahvil tarafında şimdiye dek hâkim hikâye olan “yapışkan enflasyon / yüksek mali açık” yerini verilerle desteklenen durgunluğa bırakırsa faiz beklentileri kökten değişecektir.
Asya için ise daha sıkıntılı bir durum söz konusu. Çin’e şu anda ortalama %54 gümrük vergisi uygularken Vietnam, Kore, Hindistan, Endonezya ve Tayland çoğunlukla %25 ila %45 arasında değişen özel ekstra gümrük vergileri ile karşı karşıya. Beklenenden daha yüksek ABD gümrük vergileri bu yıl Çin’in büyümesini ve enflasyonunu olumsuz etkileyecek. İlk iki tur ABD gümrük vergisi ilanına sınırlı tepki veren Çin, söz konusu %34’lük keskin bir tarife artışı ardından hem iç teşvik hem de potansiyel misilleme açısından daha güçlü cevap verebilir.
Avrupa’dan karşı hamleler gelmesi kaçınılmaz görünüyor. %20’lik gümrük vergisinin yalnızca doğrudan ve dolaylı ticaret etkileri dikkate alındığında, önümüzdeki iki yıl içinde Avro Bölgesi’nin GSYH büyümesini 0,3 puan düşürebileceği hesaplanıyor. Ancak mesele yalnızca bu doğrudan etkilerle sınırlı değil tabi. Bu tarifelerin, Avrupalı tüketiciler ve işletmeler üzerinde yaratacağı dolaylı güven kaybı sonucu tüketim ve yatırımlarda geri çekilme yaşanması muhtemel. Bu da Avro Bölgesi’ndeki ekonomik büyümeyi çok yavaşlatacak, Türkiye’nin ihracatını da olumsuz etkileyecek. Avrupa Komisyonu’nun Avro ekonomisi için bir destek paketi açıklaması bekleniyor. ECB şimdilik faiz indirimlerine ara verme kararına devam etse de bunu ne kadar devam ettirebileceği tartışmalı.
AB bu nedenlerle karşı gümrük tarifeleri açıklamayı Nisan ortasına kadar erteledi. AB’nin tercih ettiği seçenek, karşılıklı ekonomik zararı önlemek için ‘müzakere edilmiş bir çözüm’. Ancak AB, bir çözüm bulunamaması halinde misilleme yapacağını da açıkça ifade etti. Almanya daha yeni ABD ve AB arasında, her iki taraf için de gümrük vergilerini sıfıra indirecek bir serbest ticaret bölgesi oluşturulması çağrısında bulundu. Ancak sonuç çıkması zor. ABD şirketlerine karşı daha derin ve etkili tedbirler almayı düşünen AB, hizmet sektörünü hedef almayı düşünüyor. Bu, Büyük Teknolojiye yönelik daha sıkı düzenlemelerin uygulanmasını, ABD şirketlerinin iş lisanslarının verilmesinin geciktirilmesini, kamu sözleşmelerine erişimlerinin sınırlandırılmasını, fikri mülkiyet haklarının kısıtlanmasını veya AB’de yatırımların tamamen yasaklanmasını içerebilir.
Atilla Yeşilada ve Güldem Atabay tarafından yazılan özel raporlara abone olmak ister misiniz? Koşulları öğrenmek için bize e-mail atın: