Borsa
Meltemi Varlık Yönetimi Strateji: Riskler arasında fırsatları bulmak
2025 yılına girerken, Donald Trump’ın seçim zaferiyle piyasalarda büyük beklentiler oluştu. Ancak 19 Şubat’ta S&P 500’ün rekor seviyeye ulaşmasının ardından,…

2025 yılına girerken, Donald Trump’ın seçim zaferiyle piyasalarda büyük beklentiler oluştu. Ancak 19 Şubat’ta S&P 500’ün rekor seviyeye ulaşmasının ardından, endeks %10’un üzerinde düşerek teknik düzeltme sürecine girdi. Seçim sonrası sert şekilde yükselen ABD hisseleri, yatırımcıların yeni yönetimin politikalarını tekrar değerlendirmesiyle yön değiştirdi. İlk etapta piyasa Trump’ın gündeminin olumlu taraflarına odaklanmış, olası olumsuzlukları göz ardı etmişti. Gümrük vergisi tehditlerinin sadece bir pazarlık aracı olarak kullanılacağı yönünde iyimser bir beklenti hakimdi.
Ancak Şubat ortasından itibaren, Meksika ve Kanada ile kısa vadede bir anlaşma olasılığının düşük olduğu ortaya çıktı. Avrupa Birliği de dahil olmak üzere diğer ticaret ortakları da tarife kapsamına alınabilecekti. Mart ayında Meksika ve Kanada’ya yönelik bazı gümrük vergileri yürürlüğe girerken, büyük kısmı 2 Nisan’a ertelendi. Çin’e uygulanan genel tarife ise %20’ye çıkarıldı. Tüm taraflar misilleme önlemleri alacaklarını duyurdu. Ayrıca, Trump yönetimi bakır, kereste ve tomruk gibi bazı emtialar üzerinde de korumacı politikalar planlıyor.
Bu gelişmeler, ABD’nin dış ticaret açığını kapatma konusunda daha sert bir tutum benimsediğini gösteriyor. Alınan önlemler, şirketler için daha yüksek üretim maliyetleri ve daralan kâr marjları, tüketiciler içinse artan fiyatlar anlamına geliyor. Yeni yönetim, piyasadaki geçici sarsıntıları göze alarak hedeflerini hayata geçirme niyetinde olduğunu gösteriyor.
Belirsizlik ortamı, şirketlerin ve tüketicilerin harcama ve yatırım planlarını zorlaştırıyor. Bu durum henüz makroekonomik verilere net şekilde yansımış olmasa da – örneğin ABD GSYİH büyümesi %2.5 civarında ve işsizlik tarihi düşük seviyelerde – beklenti anketlerinde hissediliyor. Son tüketici güveni verileri belirgin biçimde gerilerken, küçük işletmeler beklenti endeksinde de zayıflama görüldü.
Trump yönetiminin diğer politikaları da bazı endişelere yol açıyor. Göç kontrolleri, ucuz iş gücüne erişimi azaltarak ücretlerin artmasına neden olabilir. DOGE’ye ilişkin harcamaların kısılması sonucu on binlerce devlet çalışanı işten çıkarıldı ve bu sayının artabileceği öngörülüyor. Bu durumun kısa vadede hane halkının harcama gücünü olumsuz etkileyebileceği düşünülüyor. Tüm bu gelişmeler, büyüme beklentilerinin aşağı yönlü revize edilmesine neden oluyor.
ABD dışındaki piyasalarda ise fırsatlar doğuyor
Uzun süredir düşük beklentilerle ilerleyen Avrupa, güçlü şirket bilançolarıyla olumlu bir sürpriz yaptı. ABD ile Avrupa arasındaki değerleme farkı azalmış olsa da, hâlâ tarihsel ortalamanın oldukça üzerinde. Almanya Parlamentosu’nun 500 milyar Euro’luk altyapı fonunu onaylaması ve savunma harcamaları için borçlanma kurallarının gevşetilmesi, Avrupa büyümesi açısından umut verici gelişmeler. Alman Ekonomi Araştırma Enstitüsü (IWF), önümüzdeki on yıl için büyüme oranlarında %2’lik artış öngörüyor.
Yatırım Stratejisi
2025’in ilk çeyreği, son 2.5 yılın ABD hisseleri açısından en zayıf dönemi oldu. Ancak biz çeyrek boyunca savunmacı pozisyonumuzu koruduk ve bu sayede pozitif getiri sağlamayı başardık. Avrupa savunma sektörüne yaptığımız yatırımlar ve ABD hisse pozisyonlarımızı opsiyonlarla hedge etmemiz, S&P 500, Nasdaq ve ACWI gibi büyük endekslerin negatif kapattığı çeyrekte fark yarattı.
S&P 500 bugün itibarıyla altı ay önceki seviyesine geri dönmüş durumda ve şişmiş olan değerlemeler normalleşiyor. Kısa vadede dalgalanmalar devam etse de yeni fırsatlar oluşabilir. ABD ekonomisinin iç talep odaklı üretime yönelmesi ve daha makul değerlemelere inmesi, yatırımcılara yeni olanaklar sunabilir. Ayrıca, Trump’ın vergi indirimleri ve regülasyon gevşemeleri gibi yatırım dostu politikalarının 2025’in ikinci yarısında olumlu etkileri bekleniyor.
Bu arada, Avrupa ve Çin piyasalarında toparlanma işaretleri belirginleşiyor
Hatta bazı gelişmekte olan ülkeler de bu ivmeye katılabilir. Portföyümüzü bu değişimlere uyum sağlayacak şekilde sürekli gözden geçiriyor, sektör ve tema rotasyonlarını yakından takip ediyoruz.
Yatırım stratejimize dair daha fazla bilgiye şu bağlantıdan ulaşabilirsiniz:
Her zaman olduğu gibi, yatırım stratejimiz herhangi bir endekse bağlı değildir. Hedefimiz, bir iş döngüsü (yaklaşık 3-5 yıl) boyunca ABD doları cinsinden yıllık %3-5 oranında bir getiri sağlamak ve bunu MSCI-ACWI endeksine kıyasla daha düşük volatiliteyle başarmaktır. Bunu sağlamak için yatırımlarımızı genellikle hisse senetleri, tahviller, kıymetli metaller ve alternatif enstrümanlar arasında çeşitlendiriyoruz. Uygun durumlarda portföyün küçük bir kısmı opsiyonlara da ayrılabilir.