Sosyal Medya

Gündem

Gökçer Tahincioğlu: CHP-Zafer Partisi protokolündeki “kayyım” hükmünde “devlet görevlilerinin atanması” ifadesi tepki çekti

Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ arasında imzalanan protokol, özellikle “kayyım” başlığı nedeniyle…

Gökçer Tahincioğlu: CHP-Zafer Partisi protokolündeki “kayyım” hükmünde “devlet görevlilerinin atanması” ifadesi tepki çekti

Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ arasında imzalanan protokol, özellikle “kayyım” başlığı nedeniyle tartışma konusu oldu. Ancak protokolde yer alan “terörle bağlantısı hukuki kanıtlarla sabit olan” ifadesi, mevcut kayyım uygulamalarından oldukça farklı bir pratiği vaat ediyor. Bu ifadeyle, CHP, altılı masada imzaladığı mutabakat metninden de fazla uzaklaşmadan Özdağ’ın talebini yerine getirmeye çalıştı. Ancak protokolde, böyle bir durumda belediye başkanının yerine belediye meclisinden seçim yapılması yerine devlet görevlilerinin görev yapacağının belirtilmesi tepkiye yol açtı.

Kılıçdaroğlu ile Özdağ arasında imzalanan protokolün en çok tartışılan “kayyım” maddesi, şu şekilde düzenlendi: “Devletin varlığı ve bütünlüğünü hedef alan başta FETÖ, PKK, IŞİD olmak üzere bütün terör örgütleri ile etkin ve kararlı mücadele edilecektir. Terörle mücadele çerçevesinde, terörle bağlantısı hukuki kanıtlarla sabit olan mahalli idare yöneticileri yerine devlet görevlileri ataması uygulamasına yargı kararı çerçevesinde devam edilecektir. Terörle müzakere değil, mücadele edilecektir. Türkiye’nin milli ve üniter devlet yapısını hedef alan hiçbir siyasi ve hukuki düzenlemeye izin verilmeyecektir.”

Anayasa ve Belediye Yasası

İçişleri Bakanlığı’nın verilerine göre, 15 Temmuz darbe girişiminden bu yana, 88 belediye başkanı ve 151 belediye meclis üyesi İçişleri Bakanı’nca görevden uzaklaştırıldı. İçişleri Bakanlığı, anayasanın 127., Belediye Kanunu’nun KHK ile değiştirilen 45 ve 47. maddelerine dayanarak bu atamaları yaptı.

Soylu, bu durumu, 14 Mayıs seçiminden önce, “Cumhurbaşkanımız ‘Rahatsızım, bunları derhal görevden alacaksın’ dedi. İki gün geçti, hepsini görevden aldık” sözleriyle ifade etti. Anayasa’nın 127. maddesine göre mahalli idareler, “merkezden yönetim” ilkesi gereğince İçişleri Bakanlığı’nın denetiminde görev yapıyor.

Yina aynı anayasa maddesinde, “görevleri ile ilgili bir suç sebebi ile hakkında soruşturma veya kovuşturma açılan mahalli idare organları veya bu organların üyelerini, İçişleri Bakanı, geçici bir tedbir olarak, kesin hükme kadar uzaklaştırabilir” hükmü yer alıyor.

Belediye Kanunu’nun 45. maddesinde de “Görevleriyle ilgili bir suç nedeniyle haklarında soruşturma veya kovuşturma açılan belediye organları veya bu organların üyeleri, kesin hükme kadar İçişleri Bakanı tarafından görevden uzaklaştırılabilir” düzenlemesi bulunuyor.

Normal koşullarda böyle bir durumda belediye meclisleri, üyeleri arasından yeni bir başkan seçiyor. Belediye Kanunu’nun 44. maddesine göre ise, seçim yapılamadığı durumlarda, seçim yapılana kadar illerde İçişleri Bakanı tarafından, diğer belediyelerde ise vali tarafından görevlendirme yapılabiliyor. Ancak bu kural, sadece belediye meclislerinin seçim yapamaz durumda olması halinde uygulanıyor.

KHK düzenlemesi

Bu yetki, 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin ardından ilan edilen OHAL sonrası hazırlanan 674 sayılı KHK ile getirildi. 4 Eylül 2016’da çıkarılan 674 sayılı KHK’da İçişleri Bakanlığı’na illerde, valiye ilçelerde “atama” yetkisi verildi. Bu KHK’nın sonradan yasalaşmasıyla OHAL dönemi bittikten sonra da uygulama kalıcı hale geldi.

Terör ve terör suçları denilerek ve somut tanımlamalar yapılmayarak İçişleri Bakanı’na geniş bir yetki alanı açıldı. Bu amaçla Belediye Kanunu’nun 45. maddesine yeni hüküm eklendi. Bu maddede, daha önce hangi durumlarda başkanın görevden uzaklaştırılabileceği ve belediye meclisinden yeni başkan için nasıl seçim yapılacağı düzenleniyordu. KHK’den önce, terörle ilgili ayrı bir başlık söz konusu değildi ve görevden uzaklaştırılanın yerine belediye meclisinin seçim yapacağı belirtiliyordu.

KHK ile eklenen hüküm ise “Ancak, belediye başkanı veya başkan vekili ya da meclis üyesinin terör veya terör örgütlerine yardım ve yataklık suçları sebebiyle görevden uzaklaştırılması veya tutuklanması ya da kamu hizmetinden yasaklanması veya başkanlık sıfatı veya meclis üyeliğinin sona ermesi hallerinde…” diye başlayarak, bu suçlar yönünden uzaklaştırma ve yerine yeni isim atamayı mümkün kıldı. Madde metninde “terör veya terör örgütlerine yardım yataklık sebebiyle…” denilmesi, İçişleri Bakanı’na geniş bir hareket alanı sağlıyor.

Bu sayede, herhangi bir savcılığın hakkında terör örgütlerine yardım, propaganda suçlarından soruşturma başlattığı belediye başkanının İçişleri Bakanı’nca görevden uzaklaştırılmasının önü açılabiliyor. Böylece “atama” yöntemi yasaya girdi.
Düzenlemeyle belediye meclisleri de ancak “çağrı” ile toplanabildiğinden devre dışı kaldı.

“Hukuki kanıt”

Protokolde kullanılan “hukuki kanıtlarla sabit olan mahalli idare yöneticileri yerine devlet görevlileri ataması uygulamasına yargı kararı çerçevesinde devam edilecektir” ifadesi ise OHAL döneminde çıkartılan KHK ile uygulanılan sistemin yerine eski sisteme dönülmesini vaat ediyor. Buna göre belediye başkanları ancak yargı kararı ile suçu sabit olunca görevden uzaklaştırılacak.

Mevcut AKP uygulamasında ise hakkında soruşturma açılan bir başkan için uzaklaştırma kararı verilebiliyor ve yerine hemen kayyım atanabiliyordu.
Protokoldeki ifadenin en çok tepki çeken yönü ise uzaklaştırılan başkan yerine belediye meclisinden seçim yapmak yerine devlet görevlilerinin atanması uygulamasına devam edileceğinin belirtilmesi oldu.

Ancak bu aşamaya gelene kadar “yargı kararının kesinleşmesinin beklenmesi” sistemine dönülmesi, yargının hızı ve uygulamaları düşünüldüğünde belediye başkanlarının görevlerini yapabilmelerine olanak sağlayacak.

T24

BAKMADAN GEÇME

Benzer Haberler